Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
978
 

Korkmaya gerek yok, başınıza bir şey gelmez…

Korkmaya gerek yok, başınıza bir şey gelmez…
 

BDP Milletvekili Sebahat Tuncel, Erdoğan hakkında ve Şeyma Güzel'le ilgili olarak daha önceden Emniyet tarafından çekilmiş ancak son günlerde basına servis edilen görüntülerle ilgili olarak kendi görüntüsünü yayımlayan medya kuruluşları hakkında suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.

Bulun… Yargıya başvurmak, herkesin hakkı, sen de kullan bir sakıncası yok.

Tuncel devam ediyor: "Önce konuşabileceğimiz insan barıştan yana tavrını koymuş olması gerekiyor. Bugün kendisinin kadınlardan taş kalpliler diye söz etmesi kendi düzeyini gösteriyor. Bu ülkede ağlayan kadınlar varsa bu başbakanın savaş politikaların sonucudur. Sistem her zaman önce kadınları vurun demiştir. Başbakan da yine önce kadınları vuruyor. Biz saldırılarla ilgili olarak geri adım atmayacağız. Benimle ilgili yürütülen linç kampanyasının emrini başbakan vermiştir. Bu sürecin baş mimarı Erdoğan'dır. Bu süreçten sonra başımıza bir şey gelirse sorumlusu Başbakan'dır."

Eyvallah… Başına bir şey gelirse, kayıt altına alınmıştır, geldiğinde araştırılır. Ama korkma… Hele o polisi tokatladığında başına bir şey gelmemişse...

Bir de BDP'nin avukatlarından Meral Danış Beştaş’ın beyanı var Başbakan hakkında… Her gün konuşmaları ile hem nefret suçu işlediğine, hakaret ettiğine hem de BDP'li kadınları hedef gösterdiğini ifade eden Beştaş, "İstenmeyen olaylar olduğunda, vekillerin başına bir şey geldiğinde kendisi azmettirici olacaktır. Kendisini bu savaş dilinden vazgeçmeye çağırıyorum" diyor…

Nasıl ki “Yollar yürümekle aşınmıyor”sa, konuşmayla da bir yere varılmıyor. Hele böyle kendi söylediklerini unutup, başkalarının söylediklerinin altında buzağı arayanlar…

Hemen her konuşmalarında “Özgür ifade” perdesi arkasına sığınarak savaş çığlıkları atıp, devleti tehdit ederken bir şey olmuyor değil mi?

Evet… Başbakan aynen dediğiniz gibi sert ve tehdit eder gibi konuşuyor da, sizler de ondan aşağı kalır haliniz yok yani… Siz ne zaman “Savaş dilinden” vazgeçerseniz, ne zaman terör örgütü ile bağlarınızı keserseniz, ne zaman devleti ikide bir tehdit etmekten vazgeçerseniz, siz de rahat edersiniz, biz de rahat ederiz.

Şunu bir kez daha net biçimde ifade edelim…

BDP ve onun başka çeşitten yandaş kuruluşları, PKK silah bıraksın denilince “Savaş” tanımlamasına bulunup, öncelikle devletin silah bırakmasını isteyecek kadar akıldan ve izandan yoksunlar.

“Savaş” iki devlet arasındaki silahlı mücadeledir, siz devlet misiniz?

Değilsiniz, o halde terör örgütüsünüz ve sonuna kadar da mücadele edilecektir.

Terör örgütü mensuplarının başına ne geliyorsa, sizin başınıza da bir gün o gelebilir, günü geldiğinde bu kaçınılmazdır. Ama siz, terör çığırtkanlığını bırakır, TBMM çatısı altında adam gibi “Siyaset” yaparsanız, başınıza hiçbir şey gelmez.

Kadın olarak hiç kimse sizi öldürmez, başınıza da bir şey gelmez, kadınları kocaları öldürüyor. Sizin “Kocanız” da PKK olduğuna göre, oradan korkun.

Sen Sebahat Tuncel…

PKK örgüt üyesi kişiyi, devletin sana tahsis ettiği “Makam aracı” ile saklamaya çalıştın mı, çalışmadın mı? O kişin arandığını biliyor muydun, bilmiyor muydun?

Evet, mahkeme karar verene dek herkes “Masum” sayılır, o da o kavram içindedir. Ancak senin onu makam araçlarında saklaman, yanında durman da, senin o örgütle bağın olduğunu gösteriyor. Seni o günden bu yana niye almamışplar, hayret…

BDP’liler…

Ülkede huzur istiyor musunuz?

İstiyorsanız, yapacağınız ilk iş, terörden ve terör örgütlerinden uzak durmaktır. Böylesine iç içe olduğunuz sürece, sizin de aynı çuval içinde olduğunuzu görmemek için kör ve aptal olmak gerek.

Bu millet ne kör ne de aptal…

Önce kendinize dönüp bakın…

17 KASIM 2011
İBRAHİM PEKBAY
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bugün barış ve demokrasiden bahseden bu zavallılar, demir parmaklıklar yerine hala özgürce meclise girebiliyorlarsa, demokrasinin en büyük örneğini özgürce yaşıyorlar demektir. Bu küstah tavrın yerine ellerine geçen bu fırsatı değerlendirmeli ve bunun için bu millete şükran duymalılar. Ancak asıl hak ettikleri yerde olmamalarına bir vatandaş olarak hala bir anlam veremiyorum. Oysa ki imralıdakine bu kadar hayran bu insanlar için, onun yanında kesin boş yer vardır...

Bir Dost 
 17.11.2011 17:31
Cevap :
Yorumunuz ile katkınız için teşekkür ederim. Saygılarımla...  17.11.2011 23:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 875
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster