Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
638
 

Korku, Sarı Dantela ve Uzun Bacaklar

Korku, Sarı Dantela ve Uzun Bacaklar
 

Yolun karşısında neler var biliyor musunuz?


Kaldırımdan inerken ayağı sürçtü kadının. Üzerindeki elbise sıyrılıp gidecek gibi, hafifçe savruldu. Uzun bacaklarını saran sarı dantela bir anlık göründü, kapandı. İçinden milyonlar geçiyordu kadının o güne dair. Aylardır hazırlandığı toplantı için son detayları geçiriyordu zihninden, bir yandan arabasının kapısını kilitlerken diğer yandan karşı kaldırımdan gelen ses ile irkildi. Hem kaldırım taşının ince topukları ile ne alıp veremediği olabilirdi ki onun yolunu kessin.
Sesin sahibi eski bir dostuydu. Sanki anımsar gibiydi hüzünlerle çevrelenmiş bu yüzün kıvrımlarını çok eski bir mahalleden. Karşı komşu muydu, yok yok onlar ona yolda selam vermeyecek kadar vefasızlardı. Evet, o mahalleden bir sesti bu. Simsiyah saçları olmalıydı bu sesin, onunkiler kadar uzun olmayan, omuz hizasında saçlardı onlar. Bir hayale bakar gibi baktı kadının yüzüne, merhaba mı demeliydi?

Kadın ağlamaklı gözlerini kaldırıp yüzünde gezdirdi. “Nasılsın” dedi o daha merhaba diyemeden. Evet, kalmamıştı o simsiyah saçlardan eser, gri bile denemezdi o tellerin akmış boyasından geri kalan renge. Ama yine de bir aşinalık vardı gözlerinde, tanımlayamadığı için utanç duyduğu bir dosttu kesin o. Hafızası o güne dair o kadar çok şeyin içinden nasıl gidip bulacaktı şimdi onu? Hele ki karşı koyamadığı bir ses bırak şimdi yapacak çok şeyin var geç kalıyorsun diye onu çekiştirirken.

Kadın yaklaştıkça yaklaştı. Elinde bir şey mi vardı? Evet, kesin ondan bir şey isteyecek ve o da hayır diyecek, sonra gün boyu onu aklından çıkaramayacaktı. Niye onu görmezlikten gelmemişti ki, sahte bir gülücükle merhaba demeye karar verdi. Bir an bile tereddüt etmeden ağladığını göz ardı etti. “Kusura bakmayın” dedi olabildiğince nazik bir sesle kabalığını gizleyerek, “çok acele bir toplantıya yetişmem gerekiyor... size kartımı vereyim iş yerime gelin, orada görüşelim.” Bu güzel karşılamadan daha iyi ne yapabilirdi ki?

Kart eline alelacele tutuşturulduğu için mi yoksa elleri pek iyi tutmadığı için mi kadının bilinmez, kayıverdi çamura. Zaten uzun bacaklarıyla çoktan uzaklaşmıştı oradan sarışın olan. Orası değildi olması gereken yer, aklı bambaşka bir yerdeyken. Sert adımlarla ilerledi, hiç yaşanmamış gibi geride bıraktığı geçmişinin bir anlığına bile bugününe girmesinden duyduğu korku ile hızlandı, hızlandı adımları...

Birkaç dakika sonra Caramel Macchiato’sunu yudumlarken uzun bacaklarını üst üste attı, bakımlı elleri ve çelimsiz parmakları ile sigarasını dudağına götürdü, toplantıda karşısına kimin çıkacağından tamamen habersiz elindeki dosyaya son kez göz attı.

...Korkular gerçekleşebilir miydi?

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 647
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster