Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
11
 

Korku havuzunda yüzmek

Ülkemizde terör olaylarının geldiği son noktaya baktığımızda, giderek bu insanlık dışı eylemlere toplumun alıştığını, kanıksadığını görüyoruz.

Eskiden bu tür terör olaylarının ardından toplumsal bir refleks oluşur, kitlesel tepkiler örgütlenir ve bir anlamda yılgınlığa düşmeyeceğimiz mesajı verilmeye çalışılırdı.

Oysa bugün geldiğimiz noktada, teröre kaşı direnç gösterme yerine, terör olaylarının çıkabileceği yerlerden uzak durmaya ve hatta mümkünse, mecbur kalmadıkça sokağa çıkmamaya, kalabalık yerlerde bulunmamaya çalışıyoruz.

Bir anlamda, tam da terörü besleyenlerin, terörden beslenenlerin ekmeğine yağ sürmüş oluyoruz.

Çünkü, terörün yönü, adresi yoktur.

Nerede, kimi hedef alacağını önceden kestirmek mümkün değildir.

Terörüne tek hedefi vardır.

Toplumda karamsarlık, umutsuzluk, kaos yaratmak.

Halkı korkularına yenik düşürmek.

Tıpkı şu an içinde bulunduğumuz durum gibi.

Mavi sularda yüzmek yerine korku havuzunda yüzüyoruz.

Korkularının esiri olmuş bir toplumu yönetmek çok daha kolay olacaktır.

Böyle bir topluma sahip ülkenin tüm maddi değerlerine sahip çıkmak, ele geçirmek, manevi ve moral değerlerini yok etmek hiç de zor olmayacaktır.

Siyaset kurumunu itibarsızlaştırmış, siyasileri liderlerin kucağına atmış,

En temel anayasal kurumlara karşı yurttaşların güvenini sarsmış,

Ve bireyleri devletine biat etmek zorunda olan birer kul haline getirmişseniz,

İnsanlar o korku havuzlarından çıkamaz ve gün gelir korkularının esiri haline gelirler.

En tehlikelisi de bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olanların yazdıkları senaryolara inanmaya hazır, komplo teorilerinin peşinde koşan, felaket tellallığına soyunanların yarattıkları panik hali.

Şimdilerde tam da bu panik halindeyiz ve ne yazık ki, toplumu en çok da paranoyalarını halka dayatmaya çalışan art niyetli kişi ve gruplar yönetiyor.

 

Peki bu sancılı durumdan nasıl çıkarız?

Ülke ve toplum nasıl normalleşir?

Yeniden bir barış ve huzur iklimini oluşturmanın koşullarını nasıl yaratırız?

Tüm bu soruların tek ve bilinen bir cevabı yok ne yazık!

Barışın sağlanabilmesinin yolu savaştan vazgeçmektir kuşkusuz.

Ancak toplumda öylesine kavram kargaşası var, kafalar öylesine karışık ki, her fırsatta toplumda kin ve nefret tohumları saçanlar, kendilerini barış savaşçısı gibi göstermeye çalışıyorlar.

Öyle olduğu içindir ki, toplumu zehirleyen bu müthiş algı operasyonları yüzünden; yıllardır kendi halkına zulmeden diktatörler, halk kahramanı; iktidarı babasından miras gibi devralanlar, demokrasi havarisi ilan edilebiliyorlar.

Uluslar arası ilişkilerde karşılıklı çıkar ilişkilerinin belirleyici olduğunu görmek istemeyenler, kendilerine “kadim dost” ya da “ebedi düşman” arama telaşı içine giriyorlar.

Zamanın ruhunu yakalamak yerine, var olan önyargılarının, vazgeçilmez doğmalarının esiri olanlar; “hiçbir koşulda ve her şeye rağmen değişmemiş olmanın kibiriyle”  kendi yalnızlaşmalarına gerekçe yaratmaya çalışıyorlar.

 Kendi olmak yerine, öteki üzerinden düşünen, tartışan, fikir beyan eden, daha doğrusu kendisi gibi yaşamak yerine ötekine göre yaşamayı tercih edenler, sisteme muhalif olmak yerine, ötekine düşman olmak kolaycılığına yöneliyorlar.

Toplumun içine düştüğü bu ruh halinden çıkabilmesinin, geleceğe olan umut ve inancını sürdürebilmesinin tek yolu, önce bu korku havuzundan çıkmak olmalıdır.

Barış denizinin derin sularına atıp kendimizi, yüzümüzü güneşe dönüp, gelecek, güzel günlerin hayalinı kurmak varken; asırlardır umudumuza düşman, ekmeğimize, alın terimize, emeğimize düşman kan emicilerinin oyununa gelip, korkularımıza yenik düşmek niye?

Niye bu düşmanlık?

Yüreğimize saplanan bu kin, nefret neden?

Gelin hep birlikte karşı duralım savaş kışkırtıcılarına, darbe heveslilerine, terör yanlılarına.

Barış türküleri söyleyelim hep birlikte.

Ancak o zaman yeneriz korkularımızı ve bizi korkutanları.

AYHAN ONGUN(Gazeteci-Yazar) 07.06.2016/BODRUM

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 155
Kayıt tarihi
: 13.01.10
 
 

Barış içinde, birlikte yaşayabilmek adına insan ve emek odaklı paylaşımlardan yanayım.   Öğretmen..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster