Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '11

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
31999
 

Korkuları nasıl yeneriz ?

Hayatta hepimizin korkuları vardır ve korkusuz olmak mümkün müdür, henüz benim bilmediğim bir durum. Ancak bildiğim bir şey vardır ki, o da birçok şeyi olduğu gibi korkuları da yönetebileceğimizdir. Problem korkuya sahip olmamız veya birkez yaşamış olmamız değil, ama bu duyguyla kullanılan şeklin hayatımızı engellemesidir. Önemli olan korkuyu yönetebilmektir. 

Öncelikle korku nedir? Korku, ne yeni bir his ne de zamanımıza özgüdür. Gelişmekte olan uygarlaştırıcı şekillerle ilgili olarak her zaman insanlığı korkutan unsurlar olmuştur. Korku kelimesinin kelime kökeni de, felaket anlamına gelen disaster’dan gelir. 

Kaç çeşit korku vardır? Risk korkusu, Bir şeyleri kaybetme korkusu/ yalnızlık, Değişim korkusu, Bilinmeyenin korkusu, Ölüm korkusu, Başarısızlık korkusu, Acıdan korku ve daha neler neler… 

Çok çeşitli korkularımızın 4 temele dayalı olduğunu keşfettik: 

Fiziksel kökenli korkularımız: Hayvanlardan korku, yükseklik, kapalı mekan, açık alana çıkamama korkusu, hastalıktan korku, ölüm korkusu v.b. 

Bu korkular, takıntı haline getirilmediği sürece yararlı olarak değerlendirilmiştir. Aksi halde, hayatı deneyimlemek için sahip olduğumuz bedenimizi çok kolay ve gereksiz bir şekilde yitirebilirdik. Bu korkularımız, bizim hayatta kalma dürtümüzü besler. 

Psikolojik Kökenli korkularımız: Kaybetme, yalnızlık, sevilmeme korkusu, acı, evlenememe korkusu, v.b. 

Fikirsel korkularımız: Nedenini bilmediğimiz şeylerden korku, başarısızlık, insanlar insanlardan korkuyor, değişim korkusu, risk alma korkusu, aç kalma korkusu, v.b. 

Ilahi kökenli korkularımız: Allah Korkusu, Cehennem Korkusu, v.b. 

Ayrıca öğrenilen korkular vardır (yılandan korkmak gibi ama Afrika’daki bir çocuk ise timsah ile nehir kıyısında oynayabilir!) ve geçmiş tecrübelerimizden gelen korkular da (denizden ya da karanlıktan korkmak gibi) bulunmaktadır. Hali hazırda yeni ürettiğimiz korkularımız olduğu gibi (başarısızlık, ayıplanma, güçlenmediğinde tek başına kalmaktan korktuğumuz gibi). 

Bu korkuları yendiğimiz zaman, beraberinde sadece iyilikler ve büyük ruhsal gelişmeler taşıdığını bildiğimiz halde neden korkuyoruz? Korkuyoruz çünkü bu değişiklikleri tek başına yapmalıyız; kendisi ile karşı karşıya iken, diğerlerinin rızası bir anlam ifade etmezken ve yine alkış ve eleştri önemli değilken. 

Korkulara sahip insan ne olur? Genel olarak yaşam akışımızı engeller. Fiziksel olarak, katılaştırır, donuklaştırır (dondum kaldım!), eylemsizliğe sürekler. Ya da tam tersi panik yapar yani dengesizleştirir. Psikolojik olarak, olumsuzlaştırır, negatifleştirir, asabi yapar. Alışkanlık haline de gelebilir. Örneğin saldırıya uğradığımız sokaktan bir daha geçememek, bizi herkesin içerisinde azarlayan patronumuz önünde konuşamamak, çocukken yaramazlık yaptığımızda iğneciden korkutulduğumuz gibi. Diğerleri veya birinin önünde utanç duymamızı sağlar, güvensizlik yaratır, yalan söyletir, zayıflık yaratır. 

Korkuları kabul etmek ve onları yenmek için harekete geçmek arasında uzun bir yol vardır. 

Yenmek, bir fırsattır, bir eylem halidir. Yüzleşmeyi ve mücadele etmeyi kapsar. Kelime, içerisinde “hakimiyet” ve “yönlendirme” kelimelerini de barındırır. Bakış açısını değiştirerek olayı aşma durumudur. 

Çözümler neler olabilir: Çözümü bulabilmek için ilk önce korkuyu tanımlamak gereklidir. Çünkü kökenini bilmediğimiz korkuya doğru panzehir uygulanamayabilir. Bir panzehir her tip korku için uygun olmadığı gibi, herkes için de aynı panzehir benzer durumlarda doğru olmayabilir. Bu açıklamayla yapılan genel ipuçları şu şekilde dile getirilmiştir: 

Korku durumunun aşılabilmesinde en yararlı unsur, onun hakkında bilgi sahibi olmaktır. Bilinç anahtar kelimedir. Korku bir enerji yayar ki bu enerjinin dönüştürülmesi gereklidir. Bilgi ve tecrübe ile beslenmiş “Bilinç” ile korkuya çözüm bulunabilir. Kararlı olmak gereklidir, yani korkularımızla mı hayatımızı devam ettireceğiz, yoksa onların hayatımızı yönlendirmesi ve engellemelerine seyirci mi kalacağız? Hareketsiz kalmaktansa, eylem halinde olmak, belki de zihnin fantezisinden rahatça kurtulmamızı da sağlayabilir. Örneğin, kapı arkasında bir kişinin var olduğunu sanmak yerine kapının arkasına bakmak gibi. Elbette, üzerine gidebilmek için ön koşul cesarettir. Cesaret, bilincin harekete geçireceği bir erdemdir, çünkü içerisinde zeka ve aşk pırıltıları taşır. Zeka taşır, çünkü bizi aptallıklardan korur, doğru ve yanlışı ayırt etmemizi sağlar. Aşk taşır ki bizim ileriye hareketimize neden olur. Kısaca, ölümden korksan bile örneğin ülkesini seven bir asker yine de savaştan kaçmaz, ya da ailesini seven bir adam teröristlere ailesini vermez, veya doğayı seven bir kişi orman yangınını seyretmez, veya işini seven bir kişi işinden kovulacağını bile bile doğruyu yapmaktan çekinmez. Elbette korkularımıza bir kerede ve kısa bir zaman sürecinde hakimiyet kuramayabiliriz, ancak bu konuda göstereceğimiz istikrar bizi zafere yaklaştıracaktır. 

Korkularla mücadele ederken bize yararlı olabilecek bir ipucu sonuca odaklanmamaktır. Her zaman doğru eylem içerisinde bulunmak, yani beklentilerle hareket etmemektir. Örneğin, kariyer isteyen bir gencin patronu önünde konuşma korkusu! Burada önemli nokta eylemin yöntemine odaklanmadır, sonuç bundan sonra gelecektir ve eğer yöntem doğru ise sonuç da ona uygun olacaktır. Belki de en yararlı olanı kendimizi değil, başkalarını düşünmektir. 

Korkmak..
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi birşey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için..
 

W.Shakespeare 

 

Bu yazı, Yeni Yüksektepe Kültür Derneği'ndeki felsefi sohbetler ışığında, Bursa Hakimiyet Insan Kaynakları için hazırlanmıştır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 930
Kayıt tarihi
: 27.05.11
 
 

Çoklu paydaş ortamında çalışma yeteneği, özellikle inovasyon ve kümelenmeyi teşvik etmek için kamu k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster