Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
478
 

Korkuyorum, korkuyorsun, korkuyor...

Korkuyorum, korkuyorsun, korkuyor...
 

Salvador Dali'nin bu tablosu bana umut veriyor.


Saat gece yarısını çoktan geçmiş. Evin içinde oradan oraya dolaşıyorum.

Kızım mızıldana mızıldana uyuklamış- nihayet- , etraf çok sessiz. Öyle sessiz ki, duvar saatinin her tikini ve her takını beynimin içine kurşun işliyormuşçasına duyuyorum. ( Daha önce hiç beynime kurşun yemediğim halde böyle bir benzetmeyi neden yaptığımı da bilemiyorum. O da ayrı bir konu. )

Eşim yok. İş için İzmir'de. Bende tedirginlik diz boyu. Kapı sıkı sıkıya kilitlenmiş, ama yatmadan balkon kapısını da sıkı sıkı kilitliyorum.

Hava çok sıcak...

Elimde değil, sağdan soldan kulağıma gelen her bir ses beni tedirgin ediyor. Kendimi korku ve gerilim filmlerindeki karakterlere benzetiyor ve her hışırtıyı, her gölgeyi takip ediyorum. Sanki sağdan soldan zebaniler ya da başka masalsı korkunç yaratıklar fırlayıverecek hissiyatıyla başbaşayım.

Bunun çok hastalıklı bir şey olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hayal gücüm çok hareketli. Uykuya dalarsam Freddy Kruger beni takibe alıverecekmiş gibi geliyor. Hemen kendime hatırlatıyorum. "Saçmalama, yaşına uygun olgunluk göster. "

Söylemesi yapmaktan daha kolay.

Ben küçükken, tek kanallı televizyonumuzda " Uzay 1999 " adlı bir dizi vardı. Aklıma sadece adı Maya olan ve istediği şekle bürünen bir karakter geliyor diziden. ( Bu da konu dışı. ) Uzatmayım bu dizinin bir bölümünde bir uzay vampiri vardı ve vampir lafını yerlere düşürmryecek işler yapıyordu. Ben çok korkarak izlemiştim. İşte o zamandan beri geceleri tedirginimdir.

36 yaşında bir çocuk annesi çalışan bir kadının bunu itiraf etmesi garip gelebilir ama böyle...

Neyseki zaman içinde bu korkularımla baş etmek üzere geliştirdiğim teknikler var.

Aklıma kollarını uzatıp beni kendi cehennemlerine sürükleyebilecek canavarlar düştüğünde, beynimi beni mutlu eden insanlarla geçirdiğim anıları canlandırmaya zorluyorum. Genelde işe yarıyor.

Olmazsa birbirinin peşi sıra onlarca ayetel kürsi duası okuyorum. Böylece yanıma beni kötülüklere karşı koruyacak
bir sürü görünmez güvenilir yandaş çağırmış oluyorum. ( Böyle bir şartlanma içindeyim. Yapılacak bişey yok. )

Olmadı, tekoloji çağındayız. Cep telefonlarım benim silahlarıme. Her an İzmir'de yorgunluktan sızmış halde uyuklayan kocamı arsızca arayıp, " ben korktum " diyebilirim. Adam alışkın. Neden? Gece yarıları " Aşkım, susadım ama mutfağa gidemiyorum, ya da tuvalete gidemiyorum " diyerek onu uyandırmama alışık.

Olmadı, yatak odasındaki televizyonu açar ve saçma sapan bir romantik komedi seyredebilirim.

Demokrasilerde çareler tükenmiyor değil mi?

Son zamanlarda aşama kaydettiğimi söylemem yanlış olmaz. Ayaklarım giderek daha fazla yere basıyor. Ama tüm doğa üstü yaratıklarla ilgili korkular benim peşimi bıraktı demek doğru değil.

Başka korkularımda var...

Anne olduğum ilk andan itibaren kızımla yalnız kaldığımız bir anda öldüğümü düşlüyorum. Çocuk beni bulduğunda nasıl bir travma yaşar diye hayıflanıyorum.

Bir gece yatıp, ertesi sabah uyanamamaktan korkuyorum. Öldüğünüzde nereye gideceğinizi bilmemekten korkuyorum. Tamam toprak olacak vücudumuz da, ya ruhumuz?

Kızımın büyüdüğünde yaşayacağı şeylerden korkuyorum. Başında olsak da olmasak da hayatın ona hazırladığı sürprizler iyi olsun diye dualar ediyorum.

Rahmetli anneannem gibi alzaimer olmaktan, en yakınlarımı tanıyamamaktan korkuyorum.

Ülkemizin içinde bulunduğu şartlardan korkuyorum. Kızımın mahalle baskılarına maruz kalmasını istemiyorum.

Öğrencilerime değerlerimize sahip çıkma bilincini, birbirlerine saygı duyma, uyanık olma, gözlerini açık tutup kolayca oradan oraya sürüklenmeyecek bireyler olma anlayışını aşılayamamaktan korkuyorum.

Korkuyorum da korkuyorum.

Ama mışıl mışıl uyuyan kızımın yanına gidip, yanağına bir öpücük kondurup, sarıldığımda kendimi daha güçlü ve umutlu hissediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

haklısın hocam , korku bilinçaltından olsa gerek nede olsa bizde çocukluğumuzda korkardık şimdide bu yaşta korkmanın bir sıkıntısıolmasa gerek peki demek lazım hayata bazen..

drkahkaha 
 17.07.2008 22:48
Cevap :
Peki o zaman:)))  18.07.2008 12:17
 

Korkmadan bir yaşam düşünebilmek kolay mı? Değil ve katlanıyoruz işte. Hayatımızın her alanını kaplamış korku. Doğa üstü yaratıklar hiç korkutmadıda beni insansı görünen yaratıklardan çok korktum. Her gün cinnet vaziyetlerini okuyoruz ya gazetelerden. Korkuyorum. Mesela birisine yanlışlıkla ters bir laf ederim diye. Belli olmaz. Bıçağını çeker bir yerlerimi darmadağın eder diye. Valla kızımda az önce denizden geldi annesi ile ve kanepenin üzerinde sızmış. Bir öpücük kondurdum yanağına. Öyle güzel uyuyor ki. Bu arada uzun zamandır görünmüyordun bu mahallede.

Yıldız Nihat 
 12.07.2008 17:40
Cevap :
Bunlardan da korkuyorum. Ne korkağım ama:))) Korkmuyormuşum gibi yapıyorum ele güne karşı. Cesaretli davranıyorum kendimce... Bu arada yazmıyordum epeydir doğru. Kendimi dinliyordum. Haberleşmek güzel.:)))  12.07.2008 21:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 120
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 740
Kayıt tarihi
: 19.10.07
 
 

71 İstanbul doğumluyum. Öğretmenim. Şarkıdaki gibi, " bi' kızım var ve evliyim."..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster