Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '06

 
Kategori
Kent Tarihi
Okunma Sayısı
12679
 

Körler Ülkesi aslında neresi?

Körler Ülkesi aslında neresi?
 

Zeus’un geyrimeşru oğlu Byton çocukluğundan beri karşılaştığı aşağılanmalara dayanamaz hale gelir otuzlu yaşlarında. Kendisini seven ve inanan bir kısım ahaliyi de alıp kendi şehrini kurmaya karar verir. Gayrimeşruluğunu unutacak, halkıyla mutlu yaşayacaktır. Olimpos’tan kalkıp aylarca yol alır halkıyla beraber. Sürekli kuracağı ve herkesin hayran olacağı şehri düşünmektedir, ama bir türlü şehrine layık bir yer bulamamıştır. Günlerden bir gün dinlenmek için konakladığı bir yerde yaşlı bir kahinle tanışır. Ona neden yollara düştüğünü anlatır. Kahin sever Byton’u. “Sana öğüdüm olsun” der, “şehrini tam körler ülkesinin karşısına kur.” Başka bir ipucu vermez ama kahin.

Byton kafası daha karmaşık yeniden halkıyla düşer yollara. Aklında sürekli yaşlı kahinin sözcükleri dolanmaktadır. Uzun zaman sonra üç yanı denizlerle çevrili, karşı kıyıları yemyeşil, güzelliği göz kamaştırıcı bir yarımadaya gelir. Yarımadanın tam karşısında başka bir yerleşim görür. Şaşırır Byton. Bu insanlar neden buraya gelirler de buraya değil, oraya yerleşirler aceba diye kendi kendine düşünür. Sonra birden yaşlı kahinin dedikleri gelir aklına. “Şehrini körler ülkesinin karşısına kur.” Sonra birden anlar, karşıdaki insanlar kör olmalıdır buraya değil oraya şehir kurdukları için. Karşıdaki ülke de körler ülkesi olmalıdır.

Byton şehrini işte o efsane yere, güzelliği başdöndürücü yarımadaya kurar. Şehrin adı Byzantion yani Byton’un Ülkesi olur. Yedi tepeli efsane kent İstanbul’un kuruluş öyküsü budur.

Körler ülkesi mi? Orası da Kalkhedon yani Kadıköy'dür işte. Efsaneye göre Kalhhedonlular derler ki: “Evet orası buradan çok daha güzel. Biz de bu güzelliği rahat rahat seyredebilmek için tam da onun karşısına kurduk şehrimizi.”

B.nin Notu: İşin aslına göre İstanbul Yunanistan’dan kalkıp gelen Megaralılar tarafından milattan önce yedinci yüzyılda kuruldu. Aynı öykü Zeus’un oğlu Byton için değil de Megaralı komutan Byton için de anlatılır. Bu ikinciye göre öğüdü veren kahin de Delphi Tapınağı kahinidir. (Bu tapınak daha sonra yıkılınca üzerine önce Melek Ahmet Paşa Sarayı daha sonra da Sultan Ahmet Camii yapılmıştır.) Şu durumda kahin Byton’a şehri kendi tapınağının çok yakınına yani Sarayburnu’na kurmasını öğütlemiştir. Efsaneye göre Byton kentini kurduktan sonra mükemmel bir şekilde donatmış ve halkıyla birlikte geliştirmiştir.

Tabii aslında başka şeyler var gerçekte varolan. Eski insanların bir şehrin kurulması aşamasında, mekan belirlerken baktıkları pek çok önemli kriter vardı ve bunların pek çoğuna sahipti İstanbul. Doğal bir liman, verimli topraklar, geçiş yollarına hakimiyet vs. Ama çok önemli bir nokta daha var: İstanbul yedi tepelidir ve yedi tepe kutsaldır ezelden beri. İstanbul Ortodoks dünyanın başkenti olmuştur yüzyıllar boyunca. Roma da Katoliklerin. Sahi, siz Roma’nın da yedi tepeli bir kent olduğunu biliyor muydunuz?

Asıl bana ilginç gelense şehre İstanbul adını veren Osmanlı Türklerinin Rumca sözcüklerden bir isim kotarmasıdır: Eis ten polin. “Kente doğru” demektir. Bir şehir için bundan daha güzel bir isim seçilebilir mi sizce?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 7826
Kayıt tarihi
: 25.06.06
 
 

İyi bir okuyucu olduğumu sanıyorum. Kitaplığımın yarısı tarih kitaplarından oluşuyor. Ben de burada ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster