Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
51
 

Korona Aşı mı Paranoya Aşı mı?

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bu pandemi sürecinin baş kahramanıdır. Fedakarca çalışan tüm sağlık personelinin baş komutanı olarak zorlu bir savaş yürütüyor.

Yoğun mesaisinin sonunda evine gidip istirahat etmek yerine, her akşam televizyonların karşısına çıkıp kimi sorduğu soruyu bilmez; kimi cevabını anlamaz kimi de o küçük aklıyla Bakanı zor durumda bırakmak adına acarlık yapmaya çalışan gazetecilere laf yetişitiriyor.

Hem de hiç nezaketini bozmadan, hiç bıkıp usanmadan aynı sorulara cevap verip duruyor Sayın Koca..Her Ramazan ayında Hocalara sorulan "şu orucu bozar mı, bu orucu bozar mı" sorularının benzerleri Pandemi mevsiminde sürekli Sayın Koca'ya soruluyor.

Hepsi bir yana da, toplumun bir kesiminin duymak için bin takla attığı; hastaneler dolmuş taşmış; ölümler açıklananın yüz katıymış gibi toplum paranoyasını besleyen sorular soranlar yok mu!..Hangi siyasi menfaat ölüm sayısını artırarak oy artırır, anlaşılır gibi değil.

Zaten, Hükumete muhalif bir kesimden, halamın damadının dayasının komşusu falan hastanede doktormuş da orada ölüleri toplu mezarlara gömüyorlarmış, devlet hasta ve ölü sayısını gizliyormuş...gibi akla ziyan bir sürü paranoyak semptomlarını duymak zorunda kalıyoruz...Bu yeni yetme gazeteciler de onlara malzeme yetiştirmek için Bakan'ın nezaketini fırsat gibi görüp aptalca sorular sorup duruyorlar!!

Elbette, gazeteci dediğin soracak araştıracak...Ama bunların ki, bu değil...Bunların ki, Koronadan ne kadar çok insan ölürse Hükumet o kadar yıpranır, konsorsiyumuna malzeme yetiştirme çabası!!

Benim yaşadığım çevrede böyleleri çok var...Psikolojik olarak şuna ayarlanmışlar: Hangi felaket durumu olursa olsun Hükumet gerçek verileri saklıyor, aslında olanlar açıklananlardan bin kat fazla...Yani öldük, bittik, yandık edebiyatı!

Daha önce de başka bir vesileyle yazmıştım; şu bizim memlekete hastalıkların, salgınların aşısından önce Paranoya aşısı getirilmeli...

Eğer böyle bir aşı varsa yada biz doktorlar icat ederse, o zaman şu "halamının damadının dayısının komşusu, tarzı korku hikayelerinden kurtuluruz.

Korona salgını hepimizi sarstı; eşten, dosttan arkadaştan gelen ölüm haberleri elbette psikolojilerimizi etkiliyor...Bunları azaltmak, bu salgından bir an önce kurtulmak için azami ölçüde dikkat etmemiz şart...

Lakin, biri bin yaparak bozuk olan moralleri daha da bozmaya kimin hakkı olabilir?..Hastalığın şakası olmadığı gibi, propagandası da olmaz...

Allah korusun ama eğer uydurduğunuz gibi yaygın olursa, bir gün gelir sizi de bulur...

Bu Hükumet bizden değil diye, devletin rakamlarına inanmayıp ne idüğü belirsiz fitnecilerin sözlerine kanarsan, Koronadan önce paranoya'dan gidersin!!

Cumhurbaşkanı, Bakanı,uzmanı sürekli maskeni tak, mesafeni koru, elini ayağını temiz tut, diye her gün feryat ederken laf dinlemeyen beyinsiz; adı sanı olmayan haber kanallarından aldığı zırvalarla aklınca siyasi faydalar elde etme derdine düşmüş!!

Ne diyelim, Allah bu milleti böyle Korona'lardan da paranoyalardan da korusun...Birileri ille de çok yaygınlaşmasını, çok ölüm olmasını istiyorsa, Covid onlara da uğrasın...

La havle vela kuvvete illa billah...

Canmehmet, Cemile Torun, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne diyelim inşallah kurtuluruz bu beladan..

Kerim Korkut 
 06.10.2020 11:03
 

Değerli Ali Bey, maalesef, toplumumuzun, (çoğunluğu ile) doğruyu yanlıştan ayırt edebilme yeteneği değil de isteği bulunmamaktadır. Bunun en büyük nedeni “Doğru” nun; bir araştırma ve emek istemesidir. Halbuki, ortalıkta dolaşan bir haber (özellikle de çeşitli nedenlerle) işimize geliyorsa hiçbir ön araştırmaya tabi tutulmadan satın alınır ve pazarlanmaya başlanır. Ancak, çoğu kez ilgi çekmek için yapılan bu uygulamalar; toplumların salgın, afet ve benzeri durumlarında yıkıcı zararlara sebep olurken; kişinin kendisi de bundan zarar görür. Çözüm: Özel durumlarda yayılan haberler (mümkün olduğu ölçüde) araştırılmalı; olaylar karşısında sağduyu ile kendi aklımızı kullanmalıyız. "Yeryüzündeki canlıların en kötüsü aklını kullanmayanlardır." (Enfal: 22. ayet) Aklını kullanmayanlar, her zaman bir çöp misali akan suyun üzerinde savrulup gitmemektir. Elinize sağlık, sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 01.10.2020 11:39
Cevap :
Teşekkür ederim Mehmet bey...işin Türkiye'ye özgü garabeti de bu paranoyaya varan önyargının kendine "aydın" diyen kesimlerde yaygın oluşudur! Demek ki bunların aydınlıkları da yalandır! Bunun tarihi perspektifini kıymetli yazılarınızdan okuyoruz...Sizin de ellerinize sağlık. Selamlarimla...  01.10.2020 15:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1637
Toplam yorum
: 4236
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 792
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster