Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
108
 

Korona Geldi. Hepsi Gitti.

Geleneklerine gönülden bağlı bizler için her şey çok önemliydi.

Geleneksel sofralar, doğumlar, düğünler, kınalar, sünnetler, mevlütler aksatmadan azami özenle uygulanır. Kusurların en aza indirilebilmesine gayret edilirdi. Hepimiz elimizden geldiğince çabalar  olası  kusurlardan arınmaya özen gösterirdik, hepsinden daha da önemlisi  cenazelere katılım dı aslında, cenaze evine, camiye, kabristana aksatmadan katılmak adettendi. Devamında taziye ziyaretleri, hatta evlere sığamayan taziye odalarının dolup taşamasından gurur duyulurdu. Herkes gücü oranında misafirlerini ağırlar, yedisi, kırkı, elli iki dualarını yapardı. Zorunluluk değil se bile adettendi.

Uzun yıllar boyunca devam eden gün muhabbetleri, komşu gezmeleri ve kahve sohbetleri yok artık, Kovit 19 adında bir mikrop geldi. Hepsini silip süpürdü. Ha bir de "Mikrop" derdik biz bizi hasta eden minik düşmanlarımıza ne oldu onlara sahi?

Gidilmeyen hasta ziyaretleri için  kimse gücenmiyor artık,  "benim kız/oğlan ellerinizden öper." muhabbetleri kalmadı da gençler  emrivaki görevlerden kurtuldu.  İyi mi oldu? Çok da iyi oldu bence, çünkü biz olayları ve ilişkileri  abarttıkça abartmıştık,  varsıl sofralara özenerek çoluk çocuğunun nafakasını hiç çekinmeden döşeyen anneler, çoluk çocuğunun nafakasını meyhanelere bırakıp evinin yolunu zar zor bulan babalar yarışa girmişlerdi. Tabi ki anne-baba sorumluluğunda karnesinin sağı solundan çok çiçekliler meclisden dışarı. Biri hastalanmaya, doğum yapmaya ve hatta ameliyat olmaya görsün. "Ay falanca geldi filanca gelmedi." " Karısı geldi kocası gelmedi." Muhabbetleri de kalmadı. Elbette kovit 19 yani korona virüsü keşke gelmeseydi. O gelmeden de bizler yanlışlarımızı fark edip, kendiliğimizden, insanlığımızdan, toparlansaydık, bütün bunlara harcadığımız enerjileri okuyamayan çocuklara, hastane köşelerinde şifa bekleyenlere, pozitif bile olsa insani ayrımların yok oluşuna, evlenemeyen gençlerin çeyizlerine, deprem dönüşüm çalışmalarına  harcayabilseydik de o görgüsüzlük damgasını kimselere yapıştırmasaydık.

Evet korona geldi. Hepsi gitti. Bitti mi? sanmıyorum. Daha bir kaç gün önce başlayan mekanlarda oturarak yeme-içme yasakları geldi. Gençler yerlere oturarak ellerindeki yiyecekleri keyifle yiyorlardı. Değerlerimiz, sevdiklerimiz, ailemiz, arkadaşlarımız ve işlerimiz arasında ki öncelik sırasını şaşırdığımızdan, koca bir çığ kütlesi gibi düşüverdi aramıza korona ve her birimizi bir yere savurdu, tozu dumana kattı. Göz gözü görmez oldu. Görmeden duramadığımız, yemeden doyamadığımız her şey hayal oldu da ancak anlayabildik, nasıl kıymetli olduklarını,  sahi biz iyi  anladık mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Had safhada bir görgüsüzlük vardı.Bir de ellere ayıp olmasın mantığı.Benim için pek bir şey değişmedi.Ben zaten böyle yaşıyordum.Ama adetlerimiz dediğimiz pek çok şeyin,artık günümüz dünyasında anlamı yoktu.Bazı adetlerin güncellenmesi lazım.Düğünler resmen bir yıkım.Dünya kadar borca giriyorlar.Cenazeler ise hiç samimi değil.Taziye ziyaretleri ,sanki güne gider gibi.Cenaze evinden,yemek,kahve,çay bekleniyor ve usulen bile olsun,suratlar üzgün değil.herkes kıkır kıkır gülüp,sohbet ediyor.Hasta ziyeretleri,tam bir felaket.O da güne gider gibi oldu.Hastayı,daha çok hasta edecek kadar uzun oturmalar, çaylar,kahveler.Neresi güzel ki bunların?Keşke hepsi toptan değişse.Elinize sağlık canım oğul hasret kardeşim.Gönül dolusu sevgiler...

Fisun Gökduman Kökcü 
 06.12.2020 5:50
Cevap :
Pek çok şey var. "güncelleme" gereken Fisun hanımcığım, bazı şeylerin değerini ya da ederini anlayabilmek için kaybetmek gerekiyormuş, anladık korona virüsü sayesinde, kısmen de olsa, teşekkür ediyorum zahmetine sevgi sağlık dileklerimle  08.12.2020 1:32
 

Korona tüm dünyayı esir aldı...İnşallah bu günler de gelir, geçer...Selamlar...

Abdülkadir Güler 
 05.12.2020 2:08
 

Bir yazıma "Mikrop Öldü" diye başlık attım ben de.

Kerim Korkut 
 02.12.2020 5:51
Cevap :
Yazınızı okudum. Gerçekten Mikrop öldü mü? Milliyet gazetesinde Yalvaç Ural yazardı bir zamanlar "Ölen sözcükler" "Doğan sözcükler" v.s eğer, nalbant öldü. Kaporta, kaportacı doğdu.   04.12.2020 1:37
 

ve sağlık kaygısı olmak üzere birçok gündelik yaşam önceliğimizin değiştiği bir "zor(un)lu normal". Doğal olarak bu durum karşısında ruhumuz ve zihnimiz, açılan Pandoranın kutusunda son kalan - ve "eski normale" sinsice göz kırpan "umut" ile C. Bukowski'nin ünlü bir sözü arasında çaresizce salınmakta: "Dünyaya mutlu olmaya gelmediğini kabul etmeye başladığında mutlu oluyorsun!" Ama biz yine de olabildiğince "normal" kalmaya çalışalım. Freud'un "Normal insan sizce kime denir?" sorusuna verdiği yanıt son derece kısa ve net: "Bir insan çalışabiliyor ve sevebiliyorsa normaldir. "O nedenle öncellikle huzurlu ve ruhumuza uygun bir şekilde çalışmayı ve sevmeyi hiç bırakmayalım.

Ersin Kabaoglu 
 01.12.2020 1:14
Cevap :
"Zor(un)lu normal" hayatta bizler adaptasyon sorunu yaşayacağız, yaşıyoruz şimdiden, online alışverişle tanıştık mesela, görüntülü konuşma(Ben sevmesem de), daha telefon kullanabilmenin hakkını verememişken hemde, doğaya, hayvana, toprağa, suya saygıyı öğrenecek,belki de, herkes kendi normalini oluşturarak devam edecek. Freud ne güzel söylemiş, "Bir insan çalışabiliyor ve sevebiliyorsa normaldir." Çalışabilecek iş bulur, ruhsal ve bedensel sağlığımızı da saklayabilirsek bunca hırsız arasında, elbette hep mutlu değil ama daha değer bilir yaşayabiliriz sanıyorum. Çok teşekkür ediyorum değer katan ve düşündüren zahmetinize, selamlar  03.12.2020 22:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 205
Toplam yorum
: 3105
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 341
Kayıt tarihi
: 13.09.11
 
 

Kendini tarif etmek en zor eylem sanırım, yaşıyorum, okuyorum yazmaya özen gösteriyorum. Ve iyi k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster