Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
33
 

Korona Günlüğü-2

 Korona Günlüğü-2

İnsanlık tarihi boyunca binlerce, yüz binlerce, milyonlarca can kaybının yaşandığı virüs salgınları yaşadı. Kimi lokal, kimi bölgesel, kimi de global. O zamanların bilim dünyasının imkânları ölçüsünde antikor üreten aşılardan spesifik tedavi yapan ilaçlara varana kadar çok büyük mücadeleler verildi.

Ne için?

İnsanda can kaybını durdurmak ve önlemek için.

Bütün bunlar yapılırken ilaç sektöründe faaliyet gösteren global ölçekli firmaların kazançlarının devasa boyuttaki gelirleri tün sanayi kuruluşlarının cirolarını çook gerilerde bırakan rakamları şirketlerin tröst ve kartel olma yolundaki gelişmelerine katkı sundu.

Yakın dönemlerden hatırlanacağı üzere Ebolası, Sarsı, domuz gribi, İspanya gribi, hebatit B’si derken o kadar çok viral yolla bulaşıp enfekte olunan salgınlar yaşadı ki dünya.

Gündemin en üst sıralarını günlerce, aylarca, çok azı da yıl düzeyinde gündemde kaldı.

Bu “korona virisü Çin’de yeni çıktığında, sadece Çin’in “Dünya Ekonomisindeki” uğradığı zararlardan dolayı Emperyal güçlerin biyolojik svaş başlattığı, bir virüs salgını ile konjonktürel dünyanın ekonomk düzenine yapılan global ölçekli bir operasyondan dem vuruldu.

Uluslararası stratejik araştırmalar merkezlerinin “ağa para babalarının” bu operatif denklemi ortaya koyduklarından dem vuruldu. Günümüzde tüm insanlığın tedirgin olması için görsel medya ve sosyal kanalları vasıtası ile geliştirilen iletişim kanallarından ışık hızı ile iletişim yaptığı bir dönemde etileşim ve tepki çok hızlı bir şekilde öngörülemeyen mecralara da kaymakta.

Dün dü!

“Metro Markete” gittim haftalık alışveriş yapmak için.

Daha girişte dezenfektan ünitesi koymuşlar, girerken elleri dezenfekte edip girenler oluyordu. Akabinde hemen market arabaşının tutamaklarına elimi atarken içime “şek” bir düşünce peyda oldu. Kafamı kaldırıp içeriye baktığımda; kimisi maskeli, kimileri ellerinde eldivenlerle alışveriş yapıyorlardı.

Normalden daha fazla bir alışveriş kalabalığı sirküle ediyordu.

Sabun reyonunun boşaldığını, pirinç reyonun boşaldığını, insanların hummalı bir alışveriş içinde olduğunu müşahade ettim.

Market arabasının tutamaklarını tiksinti içinde tutarak kasalardan ödeme yapıp çıktım arabaya malzemeleri koyduktan sonra bile eve gelene kadar arabamın direksiyonunu bile ikişer parmakla tututum.

Tam parka girerken “Aras Kargodan” on beş gün önce Çin’den bir alışveriş sitesinden “krıl klavye sipariş etmiştim. Onu getirmiş olmalı dedim. Ben evde olsaydım gelen kargoyu almadan çöpe atmayı düşünüyordum. Fakat ben evde yokken evden bilinçli bir şekilde teslim alınıp kapının girişine bırakıldı.

Bende elimi sabunlu suyla iyice bir yıkadıktan sonra ellerime eldiven takarak çöpe atmayı göze aldığım bir falçata ile klavye kargosunı keserek açıp ambalaj atığını, klavye kutusunu imha ederek çöp poşetine koydum. Sonra eldivenleri tersten çıkartarak dikkatli bir şekilde çöp ktutsuna attım. Klavyeyi de el değdirmeden bir kâğıda sararak güneşi devamlı gören bir bölgeye dışarıya bıraktım. “Sıcakta virüs enfekte olamıyormuş dediler ya! Ona dayanarak.”

Nihayetinde “nur topu gibi ilk virüs vakası ilan edildi. Alınacak önlemler maddeler halinde de açıklandı. Peki! Evlerin ihtiyaçlarını karşılamak için: Bunların yaşlıları, hastaları, muhtaçları var. Bunların birinci derecede öncelikli ihtiyaçları nasıl ve kim tarafından karşılanacak. Çalışanlar işe gitmek zorunda, toplu taşıma vasıtalarının içleri tıka basa dolu. Düşündüğün zaman bile yarattığı psikolojik baskı insanın nöronlarını dengesiz bir şekilde yoruyor.

Bilim insanlarımız şüphesiz alınacak önlemler ile ilgili bilgilendirici açıklamalar yapıyorlar. Bunlara uygun davranmak virüsün enfekte olup geniş alanlara yayılmasının önüne geçmede katkı koyacaklardır.

Fakat kazın ayağı hiç öyle görünmüyor.

Bu lanet virüs toplam bulaştığı insanların tamamını öldürmüyor. Yaklaşık %3’e yaakın bir kesiminin hayatını kaybetmesine neden oluyormuş. Bunlarda, bağışıklık sistemi zayıflamış, yaşlı ve metabolik sendromu içindeki immüm sistemi bozulmuş olan insanları daha çok etkiliyormuş.

Her kanaldan pompalanan virüs tellallığından nemalanan ticaret erbabının fantazilerini daha yeni duymaya başladık. Kim bilir sonraki günlerde daha neler duyup göreceğiz, görebilirsek!

Bende diyorum ki Allah vermiş bir can bakalım miadımız ne kadarmış bekleyip tedbirler alarak göreceğiz.… 12.03.2020 Adil Bozkurt

Saygıyla...

 

Sibel Yılmaz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Her kanaldan pompalanan virüs tellallığı" Ne kadar doğru bir ifade.

Kerim Korkut 
 08.08.2020 6:41
Cevap :
Ömrünüze bereket değerli yazar Kerim Korkut bey. Selamla, saygıyla.  08.08.2020 18:42
 

Önemli detaylara dikkat çekmişsiniz kaleminize sağlık olsun. Saygı ve selamlarimla sağlıklı günler dilerim.

Sibel Yılmaz 
 27.04.2020 4:36
Cevap :
Okuyan yüreğinize sağlık değerli yazar Sibel hanımefendi, Yaklaşık üç aydır gördüklerimizden beyin kadrajımıza düşüp analiz edebildiğimizce gündemi konuşalım yazarak diye düşündüm. Ömrünüze bereket olsun. Saygımla, selamla.  27.04.2020 10:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 170
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 394
Kayıt tarihi
: 10.11.17
 
 

 ÖNSÖZ: Ben ne uyak bilirim ne bir kafiye/ Yarım asırlık ömrüm geçti nafile/ İçimden geçenler hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster