Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '20

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
87
 

KORONAVİRÜS'Ü DOĞRU OKUMAK

“Salgınlar ve hastalıklar tesadüfen yaşanmazlar; yeni yönleri keşfetmemiz, başka bir yaşam yolunu deneyimlememiz için göstergeler olarak bizlere hizmet ederler.”   Carl Gustav Jung
 
Kaç gündür küçücük bir virüs resmen tüm insanlığı terbiye etmekte…  Peki, bu koronavirüs bize neler anlatmaya ya da öğretmeye çalışmakta?  Bu konuda küçük bir derleme yapmaya ihtiyaç duydum, umarım bu virüsün bize vermek istediği mesajları doğru okuyarak bakış açımızı ve yaşam stilimizi değiştirebiliriz. Zira bizden beklenen bir değişime direnmemizin, toplumsal ve bireysel anlamda belli bedelleri olacak gibi görünmekte!
 
1- İnsan olarak ne kadar çok geliştiğimizi düşünürsek düşünelim bir virüs tüm kurduğumuz sistemi çökertmek konusunda yeterli olabilir. Diğer bir deyişle bizler, sandığımız kadar güçlü ve doğaya hükmeden canlılar değiliz, doğa karşısında halen oldukça aciziz.
 
2- Küçücük bir virüs karşısında ait olduğumuz ırkın, dinin, soyun, ülkenin, kıtanın ya da sosyal statünün bir önemi yok. Hepimiz, adına dünya denilen bu devasa gemide birlikte yol almaktayız. Ayıran kendini ayırır.
 
3- Hiçbirimiz toplumdaki diğer insanlardan bağımsız değiliz. Başkalarının sağlığı ve varlığı, bizim sağlığımız ve varlığımız için önem teşkil etmekte. Sergilediğimiz iyilik de kötülük de her birimizi etkilemekte.
 
4- Sağlık ve huzur bir yana; para, şan, şöhret, eğitim, sosyal statü bir yana. Eğer sağlığımız ve huzurumuz yoksa bunların hiçbir önemi yok. Sağlık ve huzur her zaman için en çok şükretmemiz konular arasında olmalı.
 
5- Kelebek etkisi diye bir olgu gerçekten var ve sergiledigimiz kimi tutumlar, dünyanın geri kalanını  etkileyecek sonuçlara yol açabilmekte. Asya'da kanat çırpan bir kelebeğin Pasifik'te bir fırtınaya yol açması gibi, Çin’deki bir kişi doğanın işleyişine uygun hareket etmediğinde tüm dünyada "fırtınalar" koparabiliyor.
 
6- Tüm toplumu etkileyen kriz durumlarında içimizdeki karakter noksanları kişilerin bir takım ilkel davranış modellerini açığa çıkarabildiği ve insanın son derece tehlikeli bir varlığa dönüşebildiği gerçeği. Bazılarımız -ne kadar “medeni” olursak olalım- bu tarz durumlada bencil bir stokçuya, acımasız bir fırsatçıya, saldırgan bir yağmacıya dönüşebiliyoruz.
 
7- Yaşadığımız dünya gezegeni aslında büyük bir organizma. Biz bu organizmayı yıkmaya çalışan bir virüs gibi davrandığımız sürece dünyanın da bağışıklık sistemi devreye girmekte. Bizim birkaç bin yıllık gelişmişliğimiz, dünyamızın milyarlarca yıllık tecrübesi yanında neredeyse bir hiç.
 
8- İnsan olarak doğa ve diğer insanlar karşısında takındığımız kibrimizi ve üstünlük taslayan tutumumuzu bir kenara bırakıp, hepimizin birbirimize bağlı olduğumuzu kabul ederek yaşarsak bizim ve bütünün hayrına olacak.
 
9- Bundan böyle yaşam tarzımızda ve beslenme alışkanlıklarımızda çarpıcı bir değişikliğe gitmemiz gerekiyor. İşlenmiş ve yapay gıdalardan uzak durup bağışıklık sistemimizi geliştirecek doğal besinlere yeniden yönelmeliyiz. Sigara, alkol vb. gibi kötü alışkanlıkları terk edip, fiziksel olarak daha aktif bir yaşam stiline geçiş yapmalıyız.
 
10- İnsanlık olarak enerjimizi ve zamanımızı birbirimizden üstün olduğumuzu kanıtlamaya çalışarak harcamak yerine birlikte hareket etmenin yollarını bulmak için harcamalıyız.
 
11- Para yoktan var olan ya da kendiliğinden artan bir nesne/digital veri değil ve bir yerde çoğalıyorsa bir başka yerde eksilmekte... Patronlar ya da işverenler, gücü elde etmek/tutmak için daha çok para kazanma hırsına, başkalarını acımasızca sömürmeye ve kanaatsizce davranmaya artık bir son vermeli. Tüm dünyada yeni, özgeci ve adil bir ekonomik düzen hayata geçirilmeli.
 
12- Konu toplum sağlığı olduğunda sağlık çalışanları çok kilit bir görev üstlenmekte ve sırf  bu yüzden her türlü destegi ve saygıyı haketmekteler.
 
13- İnsan olarak hiçbir şeye ya da hiç kimseye bağımlı olmayan bir yaşam sürdürebilecek bir ruhsal olgunluğa erişsek iyi ederiz. Hayatın bize neler getireceğini bilmiyoruz, yeri geldiğinde tek başına kalabilecek ve yalnızlıkla baş edebilecek güçte bir ruhsal yapıya sahip olmamız, akıl sağlığımızı korumak açısından önem arz etmekte.
 
14- Varlığımızı tehdit eden bu tarz kriz durumlarında gerçeği inkar etmenin, duruma isyan etmenin ya da gereksiz paniğe kapılmanın ötesinde; doğru kaynaklara ulaşarak ve bu konudaki uzmanların görüşlerini dikkate alarak sağduyulu hareket etmek son derece hayati bir önem taşımakta.
 
15- Doğa karşısında bilmediklerimiz, bildiklerimizin çok ötesinde ve bu hususta bizi aydınlatacak ve güvende kılacak yegâne araç BİLİM; dogmalar ve hurafeler bu konuda herhangi bir çözüm üretememekte. Bu yüzden bilime çok daha fazla yatırım yapmalıyız.
 
16- Son olarak, cehalet ve aymazlık biz insanlık için öldürücülügü olan bir virüsten çok daha tehlikeli olabilmekte. Mustafa Kemal Atatürk'ün de dedigi gibi: "Dünyadaki en büyük savaş, cehalete karşı yapılan savaştır."
 
Hiçbir zaman kaos olmadan kozmos oluşmamıştır. Bu süreci -yapacağımız doğru okumalar ve eylemlerle- mümkün olan en kısa sürede ve en az hasarla atlatabilmemiz dileklerimle...
 
"Üzülme, öfkelenme yalnızca anlamaya çalış!" Baruch Spinoza
 
Ümit AKÇAKAYA
 
Uzm. Psikolojik Danışman & Yazar
 
Adil Bozkurt, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 88
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 3374
Kayıt tarihi
: 06.12.11
 
 

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ,“Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık” bölümünden mezun oldum. Yüksek lisans..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster