Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '09

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
1294
 

Korsan'a elbette hayır da...

Korsan'a elbette hayır da...
 

Yine yazdan kalma bir hava vardı dün İstanbul'da. Günlerdir -yakında çıkacağım- Hindistan seyahatime hazırlanıyorum. Türkiye'nin dört katı büyüklüğündeki, 1.3 milyar nüfuslu bu ülkede eyaletler arası dört iç uçuşum ve yüzlerce kilometreyi ifade eden kara yolculuklarım da olacak ki böylesi parkurlar iş seyahatinden ziyade macera seyahatine dönüşmektedir. Üç sene önce bir toplantı için Hindistan Chennai'den Sri Lanka Colombo'ya uçmuştum ve Tamil gerillalarıyla hükümet güçlerinin çatışmasının ortasında kalmış, bindiğim taksiye de iki kurşun isabet etmişti. Neyse, yüreğim rahat, "Acı da olsa, yaşam her şartta devam etmeli.." adlı blog'umu yazdım zaten. Baktınız ki benden ses çıkmıyor, anlayın ki ya teröre kurban gitmişim ya da dhoti giymiş oralarda kalmışım:)

Neyse, gelelim sadete. Bugün başka bir konuyu işlemek istiyorum.

Bazen akşam yürüyüşlerimin yönünü Kadıköy'e çeviriyorum. Git-gel 8 km, araç trafiği yoğun bir parkur oluyor; ama ucunda sevdiğim hedeflerim olduğu için keyifle yürüyorum. Önce Bahariye'nin sonundaki Kafkas Pasajı'nı ziyaret ediyorum. İçinde bir de sinema barındıran bu eski pasaj sahaflarıyla da ünlüdür; ama ne yazık ki sayıları her geçen gün azalıyor. 70-80 yıllık kitaplara dokunmak, o tarih kokan sayfaları çevirmek hele bir de içinde o günlerden kalma, bazen de Osmanlıca notlar bulmak o hep de yaşamak istediğim yıllara götürüyor beni. Tanrı bana kitap solumadığım bir gün nasip etmesin.

Kafkas'tan sonra da Sakız Gülü sokağını izleyerek, Rexx'deki filmlere de göz ucuyla bakarak Akmar Pasajı'na yönelirim. Orada nispeten daha yeni kitaplar ve daha çok çeşit vardır. Kadıköy çarşıya yaklaştıkça insan kalabalığı da artar. Bolca da bar-kafe vardır etrafta. Gençler tıka basa doldurur. Nargile keyiflerini de daracık sokaklarda sürdürürler. Benim anlamaz bakışlarımı da hiç kafalarına takmazlar. Bir başka köşede de genç kızlarımız eminim ki "gayri safi milli hasılamız nasıl artırılabilir?" konusunda fal baktırmaktadırlar !!

O daracık; ama çok da kalabalık Kadıköy sokaklarında bazen yerde korsan kitaplar görürsünüz. Korsanlardan biri satışla ilgilenirken birkaç arkadaşı da civarda zabıtaya karşı erketeye yatar. Başları kalabalık, satışlar yüksektir. Şimdilerde bol bol AŞK, MASUMİYET MÜZESİ ve CUMHURİYET satılıyor o tezgahlarda. Bu alışverişi uzaktan izlerim bazen. Satanın ve alanın yüzlerini okumaya çalışırım. Alanlar genellikle gençtir ya da emekli, satan ise yirmilerinde piyasa bitirimlerinden. Belli ki alanlar düşük gelirli, satanlar ise eğitimsiz ve de düzgün bir iş bulamayan maşalardır.

Bazen diğer blog'larımda da konu oluyor. Evimde sayıları her gün artan 5.000'e yakın kitabım var. İçlerinde bir tane bile korsan kitap yoktur. Kitap yazmanın maddi-manevi nelere mal olduğunu bilen bir yazar ve kitapsever olarak, emeğe böylesine hakaret edilmesine, haksız kolay kazanca şiddetle karşıyım; ama son zamanlarda bu konuyu da çok yoğun olarak düşünmeye başladım. İş hayatımdan da biliyorum ki bizim şirketin ürünleri de kopyalanıyor. Peki, kopya-korsan ürün neden ortaya çıkar? Hiçbir önlem almadan, "Korsan yayın almayın." demek yeterli midir? Korsan ürünün iki nedeni vardır.

- Orijinali çok satmaktadır.

- Orijinali çok pahalıdır.

Ülkemizdeki korsan kitaplara bakarsanız, genellikle neden, o kitabın çok satmasıdır. Çünkü bazen 10 liralık kitapların da korsanı basılmaktadır. Ama hem çok satan, hem de çok pahalı olan kitapların korsan basımını, "halka hizmet" olarak yorumlamaktadır cingöz korsanlar!

Halka hizmet !

Korsan tezgahından kitap alan bir üniversite talebesi ve 65-70 yaşlarında bir bey amcayla konuştum. Her ikisi de okuma aşığıydı ve korsan kitaba karşı olmalarına rağmen, orijinal satış fiyatlarındaki inanılmaz farktan dolayı korsan yayını tercih ediyorlardı. Bense farklı bir yöntem izliyorum. Bir kere, acele etmiyorum, reklamlarla gaza gelmiyorum. Can dostum Kitapçı Adnan'a söylüyorum ve okunmuş orijinallerinin ona düşmesini bekliyorum. Böylece orijinal bandrollü kitabı hem yarı fiyatına almış oluyorum hem de arkadaşımdan alışveriş yapmış oluyorum. Mesela, Orhan Pamuk'un "Masumiyet Müzesi"ne hâlâ sahip değilim, bekliyorum. Ona 24 lira verecek kadar zengin değilim ve ne okumak için bir acelem var ne de o kitapla ilgili entelektüel sohbetlere girme telaşım! Bana göre her kitabın basım tarihi benim aldığım tarihten 1 ay öncesidir.

"Geell vatandaş!! En son çıkan kitaplar bizde..."

Sesi duyuluyor; ama kendi ortalarda yok! Etrafı kalabalık, kolların-bacakların arasından görüldüğü kadarıyla da mini minnacık bir adam !

"Cumhuriyet kaça birader?"

"7.5 lira abi."

Kitabı elime aldım. Kapak baskısı şahane. "Cumhuriyet" yazısının kabartması da orijinalinden farksız. Sayfa kesimi hatasız.. Belli ki korsanlar da kendilerini geliştiriyor! Bir tek içindeki resimlerde gri-tonlama hataları var. Eksik sayfalar, yok olan satırlar var mı bilmem. Arkada yazan orijinal fiyatı 20 TL. 440 sayfa için 20 TL. Allah aşkına, ülkemizde kaç kişi bir kitaba 20 TL verebilir?

Korsan "Cumhuriyet" 7.5 TL. Orijinali 20 TL

Korsan "Masumiyet Müzesi" 10 TL. Orijinali 24 TL

"Birader, az önce şurada zabıtayı gördüm, haberin olsun!"

"Ulaann Mesuutt. Zabıta mı geliyo laann? Abi, abla bi müsade."

Korkuttum keratayı:) Ne zaman toparlandı da toz oldu!

Benim de kitaplarım ve bağlı olduğum bir yayınevim var. 440 sayfalık bir kitabın maliyeti taş çatlasa 4-5 liradır. Evet, işte bu kadar ucuz! Peki satış fiyatı nasıl 20 TL oluyor? Reklamlar, yüksek telif ve kâr. Beni hiç TV'de gördünüz mü ya da boy boy gazetelerde? Ya Elif Şafak'ı? Kitaplar o yüksek satış rakamlarına işte bu reklam bombaları ve yüksek telif ücretleriyle ulaşıyorlar. Zaten okuma engelli ülkemde bir de böyle yüksek fiyatlarla satışa çıkınca kitaplar, gelsin korsan baskılar!! "Sakın korsan yayın almayın." beyanatları, uyarıları gırla da peki, yazar ve yayınevi olarak sizler ne yapıyorsunuz? Ben 208 sayfalık ilk kitabımı 3 yılda, değişik dünya coğrafyalarında bizzat yaşayarak yazdım. Maddi-manevi maliyeti çok yüksek oldu. 480 sayfalık ikinci kitabımı ise sadece 11 ayda ve konunun geçtiği ülkeye de 3 kez gidip 45 gün kalarak, psikolojimi bozarak, iş ve sosyal hayatımı riske ederek, cebimden de binlerce lira seyahat-konaklama masrafı yaparak yazdım ve bana maddi geri dönüşü yine sıfır. Çünkü ben öyle olmasını istiyorum. Edebi coşkulara, paylaşımlara maddiyatın karışmasına ve hatta ön plana çıkmasına dayanamıyorum. Yazdığım kitaplar benim evladım. Para ne alâka ? Birer ticari işletme olan yayınevlerinin yüksek satış fiyatlarına müdaheleyi de sadece yazarlar yapabilirler. Okurun hakkını koruyacak olan yazarlardır çünkü.

Vesselam, ülkemizde kitap pahalı. Orhan Pamuk'un son kitabı "Masumiyet Müzesi" yurt dışında da satılıyor. İngilizce ismi, "The Museum of Innocence." Barnes&Noble'da fiyatı US$ 16.92 yani 25 TL. "Ee, burada da 24 TL" demeyin. Amerika'da mühendis maaşı US$ 4.000'dan başlıyor. En basit ofis memuru da US$ 2.000 alıyor. Yani, bizim Masumiyet Müze'miz bir amerikalı memurun maaşının yüzde biri bile değil; ama bizim asgari ücretli bir vatandaşımızın maaşının yüzde beşi!! Görüyor musunuz garipliği? Sizce, "korsan yayın almayın." demekle kitapseverler orijinal kitap almaya yönlendirilebilir mi? Bence mümkün değil. Çoğunluk korsan yayın almaya devam edecek, benim gibi emeğe saygılı kitapseverler de orijinal kitapları ancak ikinci ele düştükten sonra alabileceklerdir.

Peki, 4-5 liraya mal olan ve bence herkesin de okuması gereken "Cumhuriyet" daha ucuza, mesela 10 liraya satılamaz mıydı?

"Cumhuriyet" için internet Kitabevlerini de gezdim. Orada manzara tamamen farklı; ama 73 milyonluk ülkemde kaç kişi internetten kitap satın alabilir ki?

http://www.ilknokta.com/ 14.00 TL

http://www.hepsiburada.com/ 13.75 TL

http://www.dr.com.tr/ 14.99 TL

Bu fiyatlara 3-5 lira da kargo ücreti eklemeniz gerekiyor ve yine korsan kopyadan epey pahalı; ama sokaktaki kitabevlerinden ucuz.

Turgut Özakman rahmetli babam yaşında, doktor ünvanlı, üstün devlet görevlerinde bulunmuş, yurdunu seven, Atatürk ilke ve inkılaplarının savunucusu, cumhuriyet tarihinin en çok satan kitabını (Şu Çılgın Türkler) yazan bir hukukçu. Bu arada, "Şu Çılgın Türkler"in 1.5 milyon sattığını biliyorum. Rekor gibi görünen bu rakam aslında Türkiye nüfusunun sadece 2% si. Oysa Fransa nüfusunun 98% i ayda en az 1 dergi okuyor. Neyse, Turgut Hoca'mın ellerinden saygıyla öpüyorum. "Şu Çılgın Türkler" ve "Diriliş" kitapları kütüphanemde mevcut ve zevkle, zaman zaman da gözyaşlarıma mani olamayarak okudum; ama yeni kitabı "Cumhuriyet"in okunmuş orijinal baskısı ne zaman elime geçer bilmiyorum. Çünkü ona da şimdi 20 lira veremem, vermemeliyim.

Aslında her Türk evladının tarihini çok iyi bilmesi, hele ki 29 Ekim 1923'te adım attığımız aydınlık, çağdaş ve uygar yaşamı tüm hücrelerinde hissetmesi gerekmektedir ve bilmem kaç yılda bir de bu tip kitaplarla soylu tarihimizin hatırlatılması, öğretilmesi çok üzücüdür. Ama gelin görün ki ticari kazanç uğruna salt gündemi yakalayan kitaplar da basılabilmektedir. Bu sözüm kesinlikle "Cumhuriyet" için değil; ama bir zamanlar da ortalığı kasıp kavuran "şu-bu fırtına" serisi vardı. Yazarlarını hatırlayan var mı?

Kitaplarım için imzaladığım sözleşmeler olmasına rağmen, ben kitaplarından 1 kuruş telif ücreti almayan, aksine, kitaplarım daha çok insana ulaşsın diye o kadar işimin arasında Adana, Bursa ve İzmir Kitap Fuarlarına da imza günleri için kendi imkanlarıyla giden bir yazarım. Belki Turgut Hoca'm da bu muhteşem kitaplarından telif ücreti almamaktadır, böylesine yüksek fiyatlar reklam maliyetlerinden ve yayınevi karından kaynaklanmaktadır. Ama bu soylu tarihimizi anlatan kitapları tanrı bana yazmayı nasip etmiş olsaydı, ismi Ata Kemal olan bir Atatürk çocuğu olarak 1 kuruş telif ücreti almayacağım gibi satış fiyatları da asla 10 liradan fazla olmazdı. Orijinal fiyatı ucuz olduğu için de her gelir düzeyince alınabilir, korsan yayınlara da büyük darbe vurulmuş olurdu.

Turgut Özakman'ın diğer eserlerine de sahip bir seveni olarak, yeni kitabı "Cumhuriyet" e bol şans diliyor ve cumhuriyetimize olan zorlu yolculuğumuzu bir de ondan okuyabilmek için 10 liraya satın alabileceğim okunmuş orijinalini sabırsızlıkla beklediğimi belirtmek istiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"Bir kitabın basım tarihi benim satın aldığımdan 1 ay öncesidir" demişsiniz. Bu cümlenizden yola çıkarak diyorum ki; Bu yazınızı ben şimdi okudum, öyleyse yazılma tarihi 1 gün öncesidir. Geç okuduğum için böyle bir teselli buldum işte :)) Korsan kitap konulu bu yazınızı önerilerime alıp uzunca bir süre kaldırmamaya karar verdim. Elinize ve emeğinize sağlık. Sevgi ve saygılarımla.

Nilgün Akad 
 03.12.2009 20:04
Cevap :
Böylesine doğru yaklaşıma ne denilebilir ? Beğenmenize ve aynı fikirde oluışumuza çok sevindim. Teşekkürler, sevgiler..  03.12.2009 21:04
 

Eğer size özel bir durum değilse, sizin kitapçı arkadaşınızın adresini alabilir miyim?

Melek Koç 
 19.11.2009 16:46
Cevap :
MB'dan birçok arkadaşım O'nu ziyaret ediyor zaten ve müşterilerinin artmasından memnuniyet duyacaktır. Göztepe Turkcell + Vodafone'un bulunduğu apartmanın arkasında. Tel : 0216-3027350 İyi günler..  19.11.2009 17:00
 

Bazı yayınevleri ve yazar işbirliği ile her kesimden okuyucuların gelir düzeyine hitap eden kitaplar görüyorum standlarda. Aslında Genel bir uygulamaya dönüşse kendiliğinden sona erecektir. Bunun yanı sıra kime sorsanız korsana karşıdır ama görülen odur ki korsan da ciddi boyutlarda bir sektör haline gelmiştir. Arz ve talep meselesi. Mühim bir konuya değinmişsiniz Ata Kemal bey, Kaleminize sağlık...Selamlar

Naile ASLAN 
 16.11.2009 16:02
Cevap :
Teşekkür ederim Naile Hn, sevgiler..  16.11.2009 16:34
 

yazınızı okudum ve sanırım size katılmıyorum...ülkemizde kitap çok pahalı ve eğer amaç okuyan bir toplum olmak ise nerden alındığının önemi yoktur ve asıl olan okumaktır..Açıkcası ben kimin ne kadar kazandığınla değil ne okuyabildiğimle ilgiliyim öyle uçuk rakakamlar yapılmasa zaten korsan beslenemez..Bunun yanında Elif şafak. Orhan Pamuk ve turgut Özakman gibi yazarlara olan yaklaşımınızı kınıyorum.Birkere bu yazarların basılmış iki kitabı değil onlarca eserleri var ve kendilerini kanıtlamış edebiyat dünyasında yerlerini yılların emeğiyle almış kişilerdir.Günümüzde her yazı yazan her eli kalem tutan kendini onlarala kıyaslarsa biraz haksızlık olur sanırım ! Siz eserlerinizi kendi ekonoik gücünüzle yazıyor ve konu olan yerlerde kalıyorsanız bunun maliyetide size aitse bu ya bir seyahat alışkanlığının verdiği tercih yada basımevinizin dandikliğindendir.Eserlerinizin ikisinide okumuş biri olarak üstadlarla boy ölçüşürken şapkanızı çıkarmanız gerektiği kanatindeyim. sevgiyle kalın...

rukiye görmüs 
 16.11.2009 9:12
Cevap :
Merhaba Rukiye Hn. Yanlış anlayabileceğimi düşünerek yorumunuzu birkaç kez okudum. Benim yazımı okuduğunuza emin misiniz ? Sanki başka bir blog'u benim sayfamda yorumlamış gibisiniz ! Bu blog'umun ana fikri; emeğe saygısızlık olarak değerlendirdiğim korsan basımı yermek ama sadece, okurlara "korsan yayın almayın" diyerek mücadeleye çalışan yayınevi ve yazarların da fedakarlıklarda bulunarak kitap fiyatlarını düşürmeleri gerektiğini örneklerle anlatmaktı. Turgut Özakman, Orhan Pamuk ve Elif Şafak'la ilgili olarak hangi yaklaşımım ya da satırlarım sizi beni KINAMAYA itti, anlayabilmiş değilim ! Bu derece ağır bir kelimeye layık görülecek hiçbir yazımı hatırlamıyorum ben. Kırılmayın ama, yorumunuz benim ne son blog'umla, ne de bir başka blog'umla ilgili değil. Acaba bir başka blog'la mı karıştırdınız :) Neyse, tamamı hakaretler içeren yorumunuzu aslında yayınlamamam gerektiği halde yayınlıyorum. Bence siz lütfen şiirlerimle ağlamaya devam edin. Teşekkürler, sevgiler..  16.11.2009 15:00
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8320
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1146
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster