Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Eylül '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
61
 

Körüz biz!

Körüz biz!
 

www.pusulagazetesi.net


 “Lozan’ın 89. Yıldönümü’nde Türkiye’nin durumu” başlıklı yazıma bir değerli okurum şöyle bir yorum göndermiş:

“Gündemde Sevr var, acele etmeye ne dersiniz?”

Bu biraz da sitem içeren yorum üzerine, 2004 yılından bugüne yazdığım yazılarıma şöyle bir göz gezdirdim. 2005-2009 dönemine ait olanları içinde topladığımız, “Körüz Biz” isimli kitabımın sayfalarını karıştırdım. (Bu kitabı raflarda okuyucu ile buluşturmak için çok uğraştık ancak başarılı olamadık. Çok az sayıda dağıtabildik.) Okuyucumun biraz da sitem içeren bu yorumu sonucunda, kitapta yer alan yazılardan bazı paragrafları kısaltarak burada bir kez daha paylaşmak istedim. (kitabı okumak isteyenler internet üzerinden satın alabilirler.) İşte bugün yaşananların ayak sesleri olan o yazılardan bazıları:

27 Mart 2005-Mersin’de 2 çocuk Türk bayrağını yerlerde çiğnediler. Hemen ardından Diyarbakır’da Kürt kökenli vatandaşlar, 83 kişilik bir grup öncülüğünde Türkiye’nin federal olarak yeniden yapılanması istemiyle AB sürecinde “Kürdüm tarafım, haklarımı istiyorum” kampanyası başlattı.

28 Kasım 2005-FİFA’ nın 2006 yılı için yayınladığı Almanac of World Football 2006 adını taşıyan 2006 yılı resmi yıllığında Türkiye’nin resmi dili Türkçe-Kürtçe olarak yer aldı.

22 Aralık 2005- 4 Temmuz 2003 tarihinde, ABD askerleri tarafından Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçirildi.

19 Temmuz 2006-Bitlis ve Siirt’te 12asker ve köy korucusu şehit oldu. Başbakan Erdoğan; “Bu son uyarıdır. İsrail gibi operasyon yaparız!” dedi. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek ise; “Irak ve ABD’ den fitnenin temizlenmesini istiyoruz. Türkiye’nin uluslar arası hukuktan doğan hakları vardır. Bunları sonuna kadar kullanacaktır” dedi.

27 Temmuz 2006- Bingöl’de 1 şehit, iki er yaralı. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice; Terör konusunda durumun vahametini kavradıklarını, ne gerekirse yapacaklarını” ifade buyurmuşlar. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Gerekeni yaparız”.  Demiş!

09 Nisan 2007- Bitlis, Şırnak, Bingöl’de iki günde 10 şehit verdik. Irak’lı peşmerge “Türkiye Kerkük’e karışırsa, Diyarbakır’a karışırız” tehdidini savuruyor.  T.C. Dışişleri Bakanı hemen telefona sarılıp ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’tan Türkiye hakkındaki sözleri nedeniyle Iraklı Kürt lideri uyarmasını istiyor. Üst düzey bir kaynak ise; “Barzani net bir şekilde Türkiye düşmanı olmaya başladı. Düğmeye basma aşamasına geliyoruz” demiş!

11 Haziran 2007- K.Irak’tan sözlü tehditler gelmeye devam ediyor. Asker K.Irak’a girmek için Meclis kararı bekliyor. (yıl 2012 hâlâ giremedik!) Hükûmet;”asker talep etsin, askerden bir talep gelmedi” diyor. Genel Kurmay Başkanlığı ise Başbakan’a bağlı…5,5 ayda 48 şehit vermişiz.

08 Ekim 2007-İki günde 15 şehit, 15 Mehmetçik! Irak ile bölücü terör örgütü’ne karşı düzenlenecek olası askerî operasyonlara yasal zemin yaratmak için merkezî Irak yönetimi ile imzalanmak istenen anlaşma metni, Barzani’nin uzaktan müdahalesi sonucunda kuşa çevrildi. Türkiye 4. Madde olan ‘sıcak takip’ maddesinden vazgeçmek zorunda kaldı. ABD’ ye âdeta yalvarıyoruz!…

25 Şubat 2008-Türk askeri 3 gündür Irak’ta. Şehit sayısı 15!(Harekât sonucunda bu sayı 27 oldu) ABD izin verdi ve Türk askeri Irak’a girdi. Oysaki bu iktidardan önce askerimiz istediği zaman Irak  sınırından 20 kilometre içeri girebilmekteydi.

10 Mart 2008-“Size bir kedi bile teslim etmeyiz”, Irak’a giremezsiniz, biz de Diyarbakır’ı karıştırırız!” diyen Irak Cumhurbaşkanı Talabani Türkiye’de ağırlanıyor. Cumhurbaşkanı tarafından eli sıkılıyor. İktidarın izlediği bu siyaset karşısında kahroluyoruz…

16 Temmuz 2008- Atatürk'ün ayak izinin acısını hâlâ mabadında duyan ve bir türlü unutamayan Batı'lı dostlarımız (!) onun izlerini silmek için Türkiye'ye inanılmaz baskılar uygulamaktadırlar… "Kemalizm'den vazgeçin sizi içimize alalım" hezeyanlarıyla hareket etmekte ve ne yazık ki içerideki yandaşları da bu hezeyanlara destek vermektedirler…

29 Temmuz 2008-7 Ayda 93 şehit, 313 yaralı. Bu sayılar birer istatistik değil, her birisi bir insan, bir can! 20 yaşlarında fidanlar. Kolay yetişmiyorlar. Ak Parti iktidarının dikkatlerine sunulur!

06 Ekim 2008- Yine Aktütün, yine şehit! 15 Mehmetçik, 15 can! Yitti, gitti!

07 Ocak 2009-Diyarbakır’ın hiç susmayan malûm belediye başkanı yine konuştu:

“Kürt halkının dilini, kültürünü ve kimliğini kabul etmeyenler, 20 yıldır verilen mücadele sonucu bunu kabul ettiler. Şimdi bu toprakların adını da kabullenecekler!”  Beyefendi ayrıca Kürtçe TV ile kandırılamayacaklarını da beyan buyurmuşlar. Haklı; onlar toprak peşinde!

04 Mart 2009-Hilafetin kaldırılışının 85. Yıl dönümü.(3 Mart 2009)  Zincirlikuyu-Kadıköy metrobüs hattının açılış töreninde AKP’ liler Başbakan Erdoğan’a “ Son Osmanlı Padişahı 1. Recep Tayyip Erdoğan!” pankartı açtılar.  Hoş geldiniz seçilmiş Padişah!

26 Mayıs 2009-Taraf Gazetesi yazarları geçtiğimiz günlerde Kandil Dağı’nda örgütle röportaj yaptılar. Öcalan için af isteyen teröristleri ise çok sevmişler. Taraf’lı gazeteciler, dağdaki terörist kampını “medenileştirme merkezi” olarak sunmuşlar ve “ eğitim akademisi!” olarak nitelendirmişler

18 Ağustos 2009-İmralı’daki malûm şahıs “açılım” ile ilgili bazı değerlendirmeler yaptı:

“Federasyonu kabul etmem… Hükûmetin Kürt açılım paketiyle birlikte yeni bir süreç başladı. Mustafa Kemal’in Cumhuriyet’i kurması kadar önemli bir süreç… Türkiye toplumu demokrasiyi, demokrasi kültürünü öğrenecek… Bunun Cumhuriyet’in kurulması kadar derin sonuçları olacaktır…Cumhuriyet şimdi demokratikleşecek… 1920’lerde başlanan işi şimdi tamamlayacağız… Benim çözüm modelim şudur: Devlet olacak, diğer tarafta da demokratik Kürt ulusu olacak…” diyor. Özetlersek:

Toprak istiyor!

21 Ekim 2009-Açılım komedisi: 8’i Kandil’den üniformasıyla, 26’sı Mahmur’dan 34 kişilik “barış” (!) gurubu yani 34 terörist Habur’dan yani  sınırımızdan davul zurnalar eşliğinde, zafer işareti yaparak geçtiler. 45 avukat savunma yapmak için hazır bulundu. Gözaltı olmaması için sınır kapısında seyyar mahkeme kuruldu. T.C Devleti’nden 9 maddelik talepleri varmış. Bu 34 kişinin hepsi yetkili nöbetçi mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

***

Biz sıradan vatandaşlar, bu günleri o günlerden görmüştük…

Ne yazık ki uyarılarımız fayda vermedi.

Ak Parti (AKP) iktidara geldiği yıl terör neredeyse sıfıra inmişti. Yıl 2012. Son 60 günde 149 şehit verdik. Şehit cenazesi gömmekten yorgun düştük. Gözümüzün yaşı kurumuyor. İktidar ne K.Irak’a girebildi, ne uluslar arası hukuktan kaynaklanan haklarını kullanabildi ne de K.Irak’ta bir Kürt bölgesi oluşturulmasına engel olabildi. Bu yetmezmiş gibi bölücü terör örgütü, Suriye’de yaşanan iç savaş ve oluşan yönetim boşluğundan yararlanarak, sınırımıza yakın Suriye topraklarında hâkimiyetini ilan etti, AKP iktidarından “tık” yok! Sadece seyrediyor ve ülkemizde 100 bin civarında Suriyeli mülteci, asker, terörist ne varsa hepsini besliyor. Dış bakanımız ise Birleşmiş Millet’lerden yardım dileniyor…

Bingöl’de silahsız askerlere saldırılıyor, 10 şehit veriyoruz. 70 yaralımız var. Söylemler yıllardır hep aynı:

 “Yapacağız, edeceğiz. Kanları yerde kalmayacak.” v.s, v.s.

***

İktidarın 2023 hedefinin; Cumhuriyet rejiminin değiştirilmesi, Atatürk ilke ve inkılâplarının yok edilmesi üzerine kurulduğunu nasıl anlatalım?

Bu millet tepkisiz kalmaya, televizyon dizileriyle beynini uyuşturmaya devam ederse,

Ocaklarına ateş düşen şehit ailesi, hükûmeti protesto eden kadını, linç ederse,

Şehit aileleri, açılım uğruna başbakanın sofralarında ağırlanmayı kabul ederse,

Veliler, 66 aylık çocuklarının, teolojik bir ideolojinin torna tezgâhında eğitilmesine izin verirse, 6-7 yaşındaki kız çocuklarının başına türban dolanmasına ses çıkartmazsa,

Bir torba kömüre, bir tas çorbaya oyunu ve de geleceğini satarsa,

Muharip Gaziler Derneği, başbakana kalpak hediye ederse ki kendileri zannımca kalpak değil fes severler…

Türk ordusunun şerefli askerleri, komutanları, ülke sevdalısı yazarlar, gazeteciler, bilim adamları, eğitimciler, milletin vekilleri yıllardır içeride yatarken sesini çıkartmazsa,

Analar babalar, benim çocuklarım ne için, hangi küresel oyun uğruna toprağa düşüyor diye sorgulamazsa…

Daha ne söyleyebiliriz?

Bir kez daha uyarıyoruz:

Sözün bittiği yerdeyiz…

Türkiye toprakları ve de Cumhuriyet rejimi büyük tehdit altındadır…

Tülay Hergünlü

20.09.2012

Geyikli-Çanakkale

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olayları çok iyi izlediğiniz; sorumlu bir insan olarak ereken tepkilerde bulunduğunuz belli. Kitabınızı görmedim ama her yazınız, işin ciddiyetini ortaya koyuyor. Ancak, her şeye karşın "sözün bittiği" yerin geldiğine inanmıyorum. Bence çok yönlü olarak yapılması gerekenler var. Bunları akıllı adamların oturup, akıllıca düşünmesi gerekir. Çünkü anladığım kadarıyla bu noktada AKP "katelepsi" durumundadır; şaşkındır ve çözüm üretemez durumdadır... Ona yardımcı olmak gerekir. Yoksa... Bilemiyorum, ama sonucu siz söylüyorsunuz!

Erdal Ceyhan 
 21.09.2012 2:04
Cevap :
Merhaba, Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Sözün bittiği yerdeyiz derken, yapılacak bir şey kalmadı anlamını çıkartmayın. Söz bitti, şimdi eylem zamanıdır... Eylem derken de ortalığa dökülüp, yakıp yıkmak anlamı da çıkmamalıdır. Yasaların izin verdiği ölçüde, demokratik haklarımızı kullanarak, birlik olarak tepkilerimizi sokağa dökmemiz gerekir diye düşünüyorum. AKP' nin şaşkın olduğu cümlenize katılmıyorum. Her şeyi bilerek ve tam planlıyarak uyguluyorlar. Amaçları bellidir...  22.09.2012 12:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 486
Toplam yorum
: 630
Toplam mesaj
: 80
Ort. okunma sayısı
: 1108
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

Ankara doğumluyum. İstanbul'da uzun yıllar özel sektörde çalıştım. Halen, kayıtlı-ruhsatlı malî m..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster