Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '09

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
797
 

Köşe yazarının blog yazarına bakışı ve "yasal uyarı"...

Gazetelerde günlük yazarlığı rağbet görmeye başladı. Okuyucu aynı zamanda yazar; adı ister blogcu olsun, ister günce yazarı, isterse günlük yazarı olsun...

Köşe yazarlığı önemlidir. Aklı başında okuyucu köşesini de yazarını da iyi tanır. Devamlı okuduklarımız zamanla bizlerle fikir akrabası olurlar. Günlük hayatın boş bulduğumuz anlarında konuştuklarımız olur. Ertesi gün gazeteye bakarız ki kendi aramızda konuştuklarımız köşe konusu olmuş, seviniriz; "Bizim düşündüklerimizi, konuştuklarımızı yazmış" deriz.

Köşe yazarlarının bağımsız olanı vardır; bağımlı olanı vardır. Bağımsız olanı, bağımlı olanı, çoğu okur bilmez. Bunu bilmesi için okuyucunun da bağımsız olması lazım. Daha doğrusu özgür düşünceli olması, hoşgörülü olması; eşitliğe ve adalete; bir o kadar da ekonomide dimdik olmayı başarması lazım.

Eskiden sütün yazarı dediğimiz eli kalem tutan şimdiki köşe yazarlarının türedi olanı da var. GDO'lu olanı, hormonlu olanı, köşeyi bir biçimde çabuk döneni, bazen kendi çemberi içinde dolanıp duranı, bir köşeden başka köşeye konuşlananı da var. Transfer olanlar da çok... Transfer olup okuyucusunu peşinden götürmeyi başaranlar da, başaramayanlar da oluyor.

Kalem çok mübarek bir araçtır. Eli kalem tutanlar bilgili, cesur, belleği güçlü, akıllı-uslu, adaletli olmaları kadar mübarek insanlar da olmalılar. Tıpkı ellerinde tuttukları kalemleri gibi... Ah almamalılar... İftira atmamalılar... Kötü bir planın maşası olmamalılar...

Köşe yazarlığı yıllar yılı yapılan bir okumanın, uzun süren yazı adamlığı mücadelesinin, akademik ve edebi başarıların bir mükafatıdır. Bu tür başarılarla elde edilen köşe yazarlığından herkese yarar gelir. Emeksiz elde edilen köşe yazarlığının sonu olmaz. Edebiyatı edep dairesinde götüren bir edebiyatçı hep yaşar; sevilir, sayılır ve baştacı edilir. Edepten uzak olanlar silinirler.

Köşe yazarlarının çoğu birbirinin yazısını okumaz. Okusalar elbette daha iyi olur. Bazen de birbirleriyle didişirler. İşleri yazı olduğu için de, birbirlerine karşı yazdıkları cümleler birer sivri iğne olur. Okuduğum gazetelerde, daha önce okuduğum bir yazının aynı gazetede, başka bir gün diğer bir yazar tarafından yazılmış olduğunu görmüşümdür. Çoğu kendini beğenir ve meslektaşının yazısını okumaz. Kendisini yazı dünyasının merkezinde görür.

Bize bakışları ise "hevesli" çerçevesi içindedir. Köşe yazarlarına göre bizler birer yazı heveslisiyiz.

Evet bizler hevesliyiz. Yazmaya hevesliyiz, okumaya hevesliyiz. Birbirimizin yazılarını okumaya, mesaj yazmaya, düşüncelerimizi birbirimize ulaştırmaya hevesliyiz. Bizlere böyle bakanların da yazılarını okuyan heveslileriz. Okuma hevesi olmadan yazı adamlığı olmaz. İnsanı sevmeden de yazı adamlığı olmaz. Yazının kaynağı insandır.

Çok sayıda gazete ve gazetelerin çok sayıda sütun yazarını okumak insana sayısız yarar sağlar. Şahsen okuduklarımı ve beğendiğim yazıları buraya almayı da çok istiyorum. Ancak son zamanlarda bir "yasal uyarı" engeli oluştu. Yazıların sonunda "Yazının tamamı kaynak gösterilse dahi izin alınmadan alıntı yapılamaz, yayımlanamaz." ibareleri yer almaya başladı. Beğendiğimiz yazıları daha çok okura ulaştırmanın kime zararı var, anlamış değilim.

Burada açık bir dilekçe yazayım:

Ey köşe yazarları, beğendiğim yazılarınıza burada yer vermeme izin vermenizi diliyorum...

Bu da nasıl dilekçeyse!.. "Ey köşe yazarları..." hitabıyla dilekçe mi olur?!..

Bu dilekçem böyle, beğenen beğenir; beğenmeyen beğenmez efendim...

Okumak iyidir; adamı iyi adam eder.. Yazmak iyidir, pişirir adamı... Yazalım unvan önemli değil, sevgili yazarlar...

Sevgilerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazmak, okumanın paylaşımıdır diye düşünüyorum. Paylaşmaktan daha güzel bir şey olabilir mi? Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 30.11.2009 20:42
Cevap :
Sevgili izmir97; evet, değerlendirmeniz yerindedir okumanın; sevmenin, yaşanmışlığın, acı-tatlı-dertli-sevinçli hayatların birikim ve deneyimlerinin paylaşımıdır yazmak... Bu duygularla burada yazmaktayız,yazacağız bir aksilik olmazsa... Selam, sevgi ve hürmetlerimle... Esen kalınız...  01.12.2009 18:28
 

Bu bloğunuzu "ilk okuyan" olarak bir selam göndermek istedim. Bunun dışında "Okumak iyidir; adamı iyi adam eder" tespitinize maalesef katılamayacağım, zira etrafıma bakıyorum herkes okumuş insanlar ve hala da gerek kitaplar, gerekse de gazete, dergi vs. okuyorlar ama içlerinde her ne hikmetse doğru dürüst adam yok. Sizce bu bir çelişki değil midir? Okuyan insan sayısı her geçen gün artıyor ama insanlık çamura batıyor. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 24.11.2009 6:36
Cevap :
Sevgili Matilla; selamınız alınmış ve baştacı edilmiştir; bir kahve misalince de hatırı ömre bedel edilmiştir.Her okuyan "adam" olamıyor. Okuyup adam olanı benimsemişiz ya, hepsini bir deryada göreyim dedim. Dediğiniz doğru, bu konuda sevdiğim bir yazarın (Hasan Demir) da yazısı var; daha önce okuduğum, ancak sayfaya giremedim. Sanırım iletişim sorunu oldu. Daha sonra unutmayayım da size mesaj yazayım. Selam ve sevgilerimle... Esen kalınız...  24.11.2009 16:51
 

Olsun güzeldi, bizde de yazan, MB'de yazan köşe yazarları var. Tiyo vereyim istedim size. sağlıcakla kalın.

Ezgi Umut 
 23.11.2009 21:28
Cevap :
Sevgili Ezgi Umut;doğrudur gazetelerde ve burada yazanlar vardır, ama ben sizler kadar dikkatli değilim. Sizden öğrenmiş oldum. Ezgilerimizi yazıp umutla yaşamaya devam ederken, kalemlerimizi insanlık ve sevgi için elimizde tutmayı sürdürelim... Selam ve sevgilerimle... Esen kalınız...  24.11.2009 16:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 317
Toplam yorum
: 578
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2048
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster