Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '10

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
118
 

Köşe yazarları ve biz

Galiba demiyorum artik, cünkü emin olacak derecede inaniyorum.Ister ismi, ister kösesi veya calistigi gazetesi, kücük veya büyük olsun, köse yazarlarinin maaslarinin satir basi olarak ödendigine inaniyorum.

Bir bakiyorsunuz , cok tutulan bir konu olan, derin devletten, bahsederken  yazarimiz konuyu bir anda baska bir yere bagliyor...

Rahmetli olan süt annesinin, üvey kizinin, bosandigi kocasi olan emekli astsubay , ordu evlerinde olan bitenleri ona anlatmismis.

Hayda, demeyin, baglanti güzel, derin devletten bahsederken, artik yasamayan akrabanin tanidiginin hatiralarindan yola cikilarak, modaya uygun bir sekilde askere dokunduruluyor, böylece bir tas ile iki kus  vuruluyor.

Akraba , mevzuu cok moda, bir bakiyorsun, alkolik oldugu iddia veya tasavvur edilen baba, hakkinda risaleler yaziliyor, ya da cok gecimsiz ve eli masali tabir edilen zevce, üzerine destanlar döktürülüyor, yani acikcasi yazar bey, otobiyografisini yaziyor. Olan veya hayal edilen özel hayattan, ekmek parasi cikarma cabalari.

Satir sayisini arttirmanin, diger bir kaynagi ise, adeta pusuda bekleyen diger köse yazarlari,

Birisi hemen cevap yaziyor ,

- Rahmetli olmus süt annenin, üvey kizinin, emekli astsubay olan eski kocasinin hangi birlikte ve hangi orduevinde görevli oldugunu aciklamani bekliyorum, aciklamazsan bu bir dedikodur. Bu köseden sormaya devam edecegim.

Ve , hakikaten yer kaldikca bu soru bir müddet tekrarlaniyor, ya unutuluyor veya  karsi taraf dahiyane bir sekilde soruyu karsi soru haline getiriyor.

- Ben, her zaman basin kurallari icinde, okuyucularima gerekli saygiyi göstererek, hakikaten pesinde kostum, senin zamaninda  yapmis oldugun gibi, calistigin gazetenin Patronu icin ihale görüsmelerinde bulunmadim.

Bu arada, okuyucu kütlesini de bir merak basiyor, uzadikca uzayan ve bir Pehlivan hikayesine, dönen bu yazisma kavgasini  kim kazanacak diye.

Bir de, bu danisikli dögüsün, televizyon  tarafi var, buradada  rayting ugruna , ekranda yapilan ve ciddi olduguna inanilabilinecek kavgalar, atismalar, ertesi gün veya ertesi program da bir sey olmamis gibi, ayni kisiye,

- Sayin hocam , diye hitaplar

Mevzuu , programin uzatilmasi olunca , tahminimce gazetelerde satir olan  birim, televizyonlarda dakikaya dönüsüyor, dakikalar dakikalari kovaliyor ve hele spor programlarinda, 90 dakikalik mac , saatlerce anlatilinca , mac 1001 Gece Masallarina dönüyor.

Baska, türlü nasil aciklanir ki, 90 ( doksan ) dakika süren bir mac icin saatlerce konusulabilinmesi veya saniyeler süren bir pozisyon üstünde, dakikalarca fikir beyan edilmesi.

Not : Yukardaki satirlarin, büyük bir kismi Eylül 2010 de yazildi ve bugün bitirmek istedim, daha fazla beklemeye lüzum yok, yaklasik 4 senedir degismeyen ortam, herhalde böyle gider ve degismez artik.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3396
Kayıt tarihi
: 10.08.10
 
 

Gezmis ve hala gezen , görmüs ve yasamis ve hala gören, bunlari baskalari ile paylasmak istiyen b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster