Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Temmuz '11

 
Kategori
Yurtiçi Tatil
Okunma Sayısı
25078
 

Kötü bir tatil anısı: Kerpe

Kötü bir tatil anısı: Kerpe
 

Üç bayan aniden yakın bir yere tatile gitmeye karar verdik. Üç günlük bir tatil düşündüğümüz için uzak yerleri düşünmedik. İnternetten Kerpe, Kefken dolaylarına baktık ve Kerpe’ye karar verdik.  

Aslında yıllar önce gitmiştim ve beğenmemiştim. Ama Kerpe’ye bir şans daha vermek istedim. Belki değişmiştir ümidiyle gitmeye karar verdik.  

İnternetten kendimize pansiyon ve otel bakmaya başladık ve Doğa Pansiyon’a karar verdik.  

Kader ağlarını örmeye başlamıştı. Yanlış bir seçim yapmıştık.  

Salı günü üç bayan toplandık gittik. Kerpe’ye ve sonra da Doğa Pansiyon’a ulaştık.  

Üç kişilik odanın geceliği 90 TL. Aslında gelmeden önce daha ücret konusunda ufak bir anlaşmazlık yaşadık. Ben aradığımda benimle konuşan adam 90 TL dedi. Daha sonra arkadaşımın eşi ayrıntılı bilgi almak için aradığında 100 TL demişler. Ama neyse 90 dediler bir kere ve geri dönemediler.  

Pansiyona salı günü girişimizi yaptık. Cumartesi sabah çıkmayı düşünüyorduk fakat bir gece bile zor kaldık.  

Girişimizi yapıp odamıza çıkardılar. Kapıyı açıp odaya girdik ve bizi ilk karşılayan şey kocaman, kurbağa büyüklüğünde bir çekirge oldu. Çift kişilik yatağın yastığının altına girmiş, kafayı çıkartmış, bize bakıyordu. Hayatımda o kadar büyük bir çekirge görmemiştim. Korktuk tabii ki. Görevli çağıralım dedik ama görevli yok. Koca pansiyonda çalışan eleman yok. Anne ve oğlu birlikte işletiyorlar. Eleman almamışlar. Pansiyonun sahibi adam kendisi geldi, çekirgeyi çıkarttı. “ilk defa burada çekirge görüyorum” dedi. Ben de “camlarda tel yok ya ondan girmiş.” dedim. Yazlık yer ve camlarda hiçbir şey yok. Çekirge de girer, sinek de…  

Yataklar çok eski ve çok rahatsız. Sanırım eskiciden toplayıp getirmiş, pansiyona koymuş. Pansiyonun yeni açıldığını söylediler ama nevresimler neredeyse elli yıllık.  

Hadi bunlar da çok önemli değil dedik kendi kendimize. O sırada tek düşündüğümüz şey bir an önce denize girmekti. Hemen üstümüzü değiştirip, denize gittik.  

Deniz, internette yazdığı gibi gerçekten pansiyona yakın. Yalnız, çok pis ve kalabalık. İnsanlar denizi hor kullanıyorlar. Hafta içi gitmiş olmamıza rağmen çok kalabalık. Denizde kolunu kaldırsan birine çarpıyorsun. Ayrıca, denize donla giriyorlar. Mayo veya bikini giyme adetleri pek yok. Erkekler donla veya pantolonla –hatta bir tanesi pantolonun kemerini bile çıkartmamış- kadınlar da elbiselerle filan giriyorlar denize. Sigarası ile denize girip izmariti denize atan mı ararsın, bira şişesiyle girip, şişeyi denize atan mı ararsın hepsi var. Bir kadın çocuğunun bezini çıkarttı ve poposunu denizde yıkadı. Bütün bunları gördükten sonra bu denize nasıl gireceksiniz? İnsanlar deniz adabından yoksunlar. Her yere cips poşetleri, çekirdek kabuğu vs. atılmış. Sanki denize ve çevreye bir düşmanlıkları var gibi ellerinden geldiğince hor kullanmışlar.  

Bu kadar pis bir ortamda şezlong kirası da 20 TL.  

Akşam oldu ve pansiyonumuza geri döndük. Bir şeyler yiyip çay içmek istedik. Marketten yiyecek bir şeyler aldık. Su kaynatıp poşet çay yaparız dedik. Dedik ama…  

Pansiyonda dört oda bir mutfağı kullanıyor. Hadi bunu sorun etmedik. Zaten bilerek gittik. Mutfakla çok işimiz olmayacağı için. Alt tarafı su kaynatıp çay içecektik.  

Telefonda konuştuğumuzda mutfakta neler var, kap kacak getirmemize gerek var mı diye sormuştuk. O da bize gerek olmadığını söylemişti. Fakat bu külliyen yalan çıktı.  

Mutfak tamtakır. Dört odaya bir tane çaydanlık konmuş, bir tane tencere var ama elinize alıp da kullanamazsınız bile. Bıçak bile yok. Ocak yok. Tezgahın üstünde bir küçük (piknik) tüp duruyordu. Onu kullanalım dedik. Ateş yok, yakamıyoruz. Oda komşumuzdan ateş istedik. Tüpü yaktık ama meğer bitikmiş bu tüp. Bu durumu üst kattaki, pansiyon sahibinin annesine söyleyelim dedik. Çok garip bir cevap aldık. Tüpü biz getirecekmişiz. Onlar tüp vermiyorlarmış. Gidip tüp almalıymışız. O esnada ben telefon edip pansiyonun sahibini çağırdım. Telefondan arkadaşım ile annesi arasında konuşmaları duydu. Duymasını da istedim, çekinecek bir şeyimiz yok. Biz kavga etmiyoruz, bilgi edinmeye ve anlamaya çalışıyoruz. Ama beyefendi bana, “orada konuşulanları duyuyorum. Bak gelirsem oraya...” diye tehdit savurdu. “Buyurun beyefendi gelin. Ne yapacaksınız?” dedim. Sonra da geldi.  

Biz durumu söyledik. Bilmiyorduk. Asıl sorun bu. Bize telefonda nelerin eksik olduğunu söylemedi. Biz ona göre hazırlıklı gelirdik. Ya da burayı tercih etmezdik, gelmezdik. Başka bir yere giderdik. Bu beyefendi bize “Ben size tüp vaad etmedim” dedi. Bize mutfakta her şey olduğunu söylemişti. Tüp ve ocak bir mutfağın en doğal araç gerecidir. Bu hizmeti de vermeyecekse ben neden buraya geleyim ki…  

Pansiyon sahibi eleştiri kabul etmeyen, agresif bir insan. Bir dayak yemediğimiz kaldı. Özür dileyip, bunları size daha önce söylemem gerekirdi demeliydi ama daha da baskın çıkmak için uğraştı.  

“Ben sizi memnun edemeyeceğim. Paranızı geri vereyim” dedi. Çok sevindik. Üç gecelik parayı iade etti. O parayı bile tehditle verdi. “Ben aslında size parayı iade etmeyebilirim” dedi.  

Ama daha fazla kalmamızı istemediği her halinden belliydi. Diğer müşterileri de etkilememizden korktu. Hemen cebinden bir tomar para çıkarttı. Ve içinden bizim üç gecelik paramızı çıkartıp verdi. Bir de “ben 17 yıllık fizik öğretmeniyim.” dedi. İnsanlar sahibi öğretmen olan kurumlardan kalite bekliyor. Ama burada kalite olmadığı gibi bir de üstelik kaba saba muamele görüyorsunuz.  

Akşamın bir vakti olmuştu. Biz de bir çay bahçesine gidip orada çayımızı içtik. Biraz geç vakitte odamıza geldik. Odada televizyon vardı fakat çalışmıyordu. Ama adama bu televizyonu nasıl çalıştırabileceğimizi soramazdık tabii ki. Yattık fakat çok zor uyuduk. Sabah erkenden kalkıp, giyinip çıktık. Anahtarı bırakacak birini bulmakta da zorluk çektik. Bana kalsa danışmanın kapısına bırakıp giderdim. Ama arkadaşlar kibarlık bizde kalsın diye ısrar ettiler ve üst kata çıkıp annesine teslim ettim anahtarı.  

Kerpe benim için bir gece bile zor dayandığım bir yer oldu. Ucuz bir yer olduğunu söyleyemem. Hem insanları kazıklamaya çalışıyorlar hem de karşılığında hizmet vermiyorlar. Hatırı sayılır bir hizmet görsem verdiğim paraya acımam. 7-8 yıl önce geldiğimde de memnun kalmamıştım. Hiçbir şey değişmemiş. İlerleme yok. İlerlemeye niyetleri de yok.  

Kısacası buralar henüz profesyonellikten uzak yerler. Turiste nasıl muamele göstereceklerini, ne hizmet vermeleri gerektiğini, nasıl memnun edeceklerini bilmiyorlar. Kısa yoldan, hiç masraf yapmadan, çok para kazanma peşindeler. Eğer bu yakın yerlerde (Kerpe, Kefken, Kovanağzı vs.) tatil yapmak istiyorsanız bütün bunları göze almalısınız. Buraya dökeceğiniz kucak dolusu parayla cennet gibi Ege kıyılarında, profesyonel işletmelerde konaklayarak harika bir tatil yapabilirsiniz.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Başınızdan geçenleri dürüstçe anlatmışşınız fakat 2014 itibari ile Kerpe'de çok şey değişti reklam olsun diye yazmiyorum ama bu tarz problemlerle karşılaşmamak için http://kerpepansiyonlari.com ziyaret edebilirsiniz

Kerpe Pansiyonlari 
 10.01.2014 15:03
 

Şule hanım, sizin ki tatil değil işkence olmuş... İşletmecilik ayrı bir zanaat... Herkesin yapacağı bir iş değil. Ama bizim ülkemizde önüne gelen herkes her işi yapıyor maalesef. Geçmiş olsun dileklerimle... Sevgiler.

Mavi tuna: 
 30.07.2011 13:58
Cevap :
Teşekkür ederim... Başımıza daha kötü şeyler gelmeden kurtulduk ordan. Herkes bu işlere soyunmamalı. Bu işin devlet tarafından belirlenen çok önemli kriterleri olmalı ve devlet tarafından sürekli denetlenmeli. Kalite, insanların keyfine ve insafına bırakılmamalı. Hizmet vermeden para kazanmak olmaz. Burada hiçbir hizmet yok. Ama parayı peşin almayı biliyorlar.  30.07.2011 23:28
 

yazdıkların kabus gibi..rüyadan uyan gerçek degil bunlar şule arkadaşım...

Aydın ADAM 
 29.07.2011 23:24
Cevap :
:))) Maalesef yaşadıklarımız kabus gibi bir gerçekti. Evime kendimi nasıl attığımı bilemedim. Evim evim canım evim. Kıymetini bildim valla... Bir daha da iyice araştırmadan bir yere gitmem... Ben yaşadım, başka kimse yaşamasın...  30.07.2011 23:31
 

Onlar acemi turizmciler!!

Ahmet Balcı 
 28.07.2011 23:28
Cevap :
Valla öyle... Gerçekten körpeye gitmişiz. Acemi bunlar. Turizm nedir bilmiyorlar.  28.07.2011 23:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 198
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1805
Kayıt tarihi
: 13.04.09
 
 

1977 Sakarya doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Tarih bölümünden 2000 yılında mezun oldum. Özel bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster