Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
723
 

Kötü gün dostu Ali

Kötü gün dostu Ali
 

Kötü gün dostu Ali Erdoğan


Son 3-5 yıldır işlerim kötü gitti. İstediğim başarıları elde edemedim. Çoğu kez parasız, dostsuz kaldım. Ama yine de rahatım. Başımı yastığıma koydum mu rahat uyuyorum. İleriye dönük planlarım var, ama gerçekleşemeyeceğini de hesaba katarak gerçekleşmesi için mücadele veriyorum.

Sadece, yalnızlık kolay olmuyor. Bir tek arkadaşım var yalnızlığımı paylaşıp, "YALNIZLIK" olmaktan çıkaran. İsmi ALİ ERDOĞAN. 25 yaşlarında. Mustafa abisine 9 yıldır saygılı ve sadık. 9 yıl önce kartvizit siparişlerinde serbest pazarlamacı olmak için gelmişti yanıma. O gün bugündür hep yanımda. Benim yanımda çalışmıyor Ali, şu anda bir şirkette güvenlik elemanı. Gece vardiyasında.

Haftada 1-2 gün mutlaka gelir bana. Beraber akşam yemeği yeriz. Bulaşıklara yardımcı olur, ben yemek hazırlarken o da o anda darmadağın olan masayı düzeltir. Yemekten sonra bazen "Elveda Rumeli" dizisini seyrederiz beraber. Ben ağlarım çoğu kez Ali bana bakar. Ali'nin bir huyu var, ağlayamaz. Şaka değil, Ali ağlayamıyor. Hani Kemal Sunal'ın bir filmi vardı ya "GÜLEN ADAM", ona benziyor.

Ali birkaç yıldır evli. Yoksa daha sık gelirdi yanıma. Benim projelerimi dinler, yaptıklarımı inceler. BLOG YAZARLARI ANTOLOJİSİ projemi de defalarca dinledi ve başarılı olacağına inandığını söyledi.

Çok konuşmaz Ali. Hatta yaptığım yemeğin lezzetini bile ben söyledikten sonra tasdik eder. "Güzel olmuş!" der. "Yahu Ali bir kere de ben methetmeden sen methet şu yemeği" dediğimde de güler.

Bir gün sordum ve ciddi cevap verdi. Ben ölünce bile ağlayamayacak Ali. Def çalıp oynamayacak tabii, üzülecek ama ağlamayacak. Ali ağlayamıyor... Düşünüyorum da Ali'yi bir gün şu ağlatan gündüz tv programlarına çıkarsalar. En acıklı senaryolarda ağlamasını isteseler ne olacak?

Hele "Lerzan Bacı Güler Acı Acı" programına çıksa, bacımın işi zor.

"- Hadi şu ekrana bakarak ağla!" diyecek Lerzan Bacı, bizim Ali gülecek acı acı.

Lerzan Bacı "bi dakkaaaa... bi şe sölüceeem..." diye çekiştirecek Ali'yi kolundan, "Yanıma gel! Sen niye ağlamıyor da gülüyorsun? Burası gülme programı mı?" diye sinirlenecek.

"Bi dakkaaa... Bi şeee sölüceeem... Bi saniye... Bu Ali bey niye ağlamıyor? Bilen var mı? Verin arkadakine! Mikrofonu, mikrofonu..." diye hırçınlaşacak.

Ali ağlayamıyor gerçekten ama en ciddi konularda bile gülüyor. Vallahi şaka değil. Ali'nin yüzünden tebessüm hiç eksik olmaz. Bir gün Aliye şöyle dedim;

"- Sen cenaze levazımatçısı dükkânı açsan batarsın?'' Ali sebebini sormadı, sadece güldü. Devam ettim,

"- Ağlayarak veya hüzünlü bir şekilde bir müşteri gelecek içeri. Diyelim ki beklenmedik bir şekilde eşini kaybetmiş. Güzel bir tabut istiyor senden. Sen tabii her zamanki güler yüzünle, sempatik bir şekilde karşılyorsun müşteriyi. İyi günler diliyorsun."

"- Ne iyi günü kardeşim, 3 çocuğumun anası eşim öldü." diye sinirlenen adama aldırış bile etmiyorsun.

"- Size şu tabutu versek, eşiniz güle güle kullansın!" filân demeye başlıyorsun. Adam iyice sinirlenip çıkıyor dükkândan. Sen sevimli ve güler yüzlüsün ya. Hiç kızmıyorsun müşterinin tabutu almadan gitmesine.

"- Güle güle efendim! Kısa zamanda yine bekleriz!" gibi lâflar ediyorsun. Bu durum yayılır kısa zamanda ve dükkânına kimse uğramaz.

Ali gülüyor.

Kürt kökenli bir vatandaşımız Ali, küçük yaştan beri İzmir'de büyümüş. Benim için bir sırdaş, bir güzel dost, bir güzel insan. Her şeyden önce bana güvenen, hedefime ulaşacağıma inanan bir arkadaş.

İyi günlerimde pek yanımda olamadı. O zamanlar tanışmıyorduk. Ama Türkiye'deki biraz iyi günlerimde yanımdaydı, o zaman da pek samimi değildik. Daha ziyade kötü günlerimde hep yanımda olmasıyla kazandı kalbimi.

Belki de yanımda olan tek kişiydi. Yeğenim Fatoş, aile içinde bana en çok yakınlık gösteren, benimle en çok ilgilenen kişi. Ama Ali, ondan da daha çok yanımdaydı benim. Yeğenim, doğup büyüdüğü evleri, karşımdaki ev olmasına rağmen bu mahalleye gelmeye çekiniyor. Geldiğinde de 10-15 dakikadan fazla duramıyor.

Ama Ali bu mahalleden korkmuyor. Sık sık ziyaretime geliyor, geldiğinde de saatlerce zaman ayırıyor bana. Yardımcı oluyor her konuda.

Ali lise mezunu, çalışmaktan pek özel yaşama zamanı yok. Ama yine de kaşla göz arasında zaman buluyor ve haberleri takip ediyor, kitap, gazete okuyor, memleket meselelerine de vakıf. Kürt asıllı teröristleri, PKK'yı eleştirdiğimde hiç kızmaz, hatta bana hak verir. Zaten Ali Doğulu aksanıyla konuşmaz. Türkçesi düzgündür ama nedense birçok vatandaşımız gibi Ali de kelimeleri ağzından çıkarmadan önce onları ıslatır, çoğu kez. Ondan sonra dışarı çıkanları da anlamak biraz güç olur. Ben de "Ali'ciğim ne güzel anlattın ya, bir de anlaşılabilseydi söylediklerin..." dediğimde tekrar açıklar. Ama ikinci konuşmasını ilkinde yapmış olsa anlaşılacağını bilir ve önce anlaşılamayacak şekilde konuşur sonra da anlaşılır şekilde. Gizemli bir arkadaşımdır Ali.

Allah nasip ederse Ali ile olan dostluğumuzu içeren bir kitap yayınlamak istiyorum.

Allah herkese Ali gibi, kötü günlerde de insanın yanında olan dostlar nasip etsin!

Hepinizin yeni Yılını kutlar, sağlık, başarı ve mutluluk dilerim.

Mustafa Mumcu, 29 Aralık 2007 Saat: 21:35

YENİ YILINIZI KUTLAR, SAĞLIK, BAŞARI ve MUTLULUK DİLERİM.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Herkesin böyle bir dostu olsa keşke

Pınar Yeşiltay SEVİM 
 03.01.2008 0:23
Cevap :
Sevgili Pınar Hanım, bazılarımızın da böyle güzel dostları var ama farkında değiller. İyi dostlara iyi davranmasını da bilmek lâzım. Birkaç kere Ali geldiğinde ben dışarıda, müşteri ziyaretinde veya bir yerlerde idim. Baktım Ali bekliyor ve hiç şikâyetçi değil. Hatta gidip gidip gelerek 2 saat beklediği de olmuş. Bunu öğrenince hemen bir anahtar verdim Ali'ye. Ben olmadığım zaman açar kapıyı girer. Har zaman cep telefonu taşımıyorum da yanımda. Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.  03.01.2008 0:43
 

Sevgili Emef'in yorumuna verdiğim cevapta, "Kars 100. Yıl Üniversitesi" yazmışım. Özür dileyerek düzeltiyorum. "Kars KAFKAS ÜNİVERSİTESİ" olacaktı. 100. Yıl Üniversitesi Van'da. Rektörünü tevkif edip birkaç ay içeride bıraktıktan sonra salmışlardı ya...

Mustafa Mumcu 
 02.01.2008 2:25
 

aslında senin en çok da bu huyunu seviyorum desem yeridir. Sen bir dünya vatandaşısın, insanları kişisel çıkarların için sınıflandırmazsın. Renklerine, etnik kökenlerine göre de değil. İnsan olmasına adam olmasına göre sınıflandırırsın. *Sabrın sonu ile Üstad'ım, sabrın sonu ile...

İsimsiz Yazar 
 01.01.2008 8:47
Cevap :
Sevgili kardeşim BAVER, Şu sitede BENİ EN İYİ SEN ANLIYORSUN AMA YANLIŞ ANLAMIYORSUN, DOĞRU ANLIYORSUN. Evet ben ülkesini, bu topraklara ve devletine ihanet etme duyguları taşımayan her vatandaşı ile birlikte delicesine seven bir Türk'üm. Osmanlı yıkıldıktan sonra yeni kurulan devletin adı başka bir şey olsaydı o zaman Türk değil başka bir şey olacaktım. Ne var bunda? Aleviymiş, sünniymiş, zartmış, zurtmuş, ateistmiş, şintoistmiş... Herkes kendi kafasına göre takılsın ama arkasından beni de sürüklemeye çalışmasın. Çok sevip saydığım Nurcu bir gençle konuştum, ve 5 vakit namaz kılıyor. Bana da telkinlerde bulunuyor; ben de namaz kılacakmışım, doğru yolu bulacakmışım vs. Töbe töbe. Sevdiğim bir genç. Bana yol gösteriyor. İyi de dinde zorlama yok. Benim namaz kılmam veya kılmamam beni ilgilendirir. Hesabımı da Allah'a vereceğim. Şunu belirteyim ki ırkçı diye suçladığım Almanya'da bile Türkiye'mizdeki kadar ırkçılık yok. Yabancı kökenlilere tahammül edemiyor çoğumuz. Saygılar.  01.01.2008 19:42
 

yorum yada mesajları yayınladıktan sonra cevap icin yorumlarım yada mesajlarıma dönüp, yayındakileri tıklayın, aradıgınız mesaj-yorum karşısında C var tıklayın acılan pencereye cevap yazın o zaman ek mesaj yazmanıza gerek kalmıyor. Yazdım kusura bakmayın,ukalalık olarak lütfen almayın, 2 kez sizin böyle yazdığınızı okudum, yardımcı olmak istedim.Bunu yayınlamazsanız sevinirim:)) Esenlikler

Emef 
 01.01.2008 3:44
Cevap :
Sevgili Emef, bana kızmayacağınızı düşünerek yorumunuzu yayına alıyorum. SEBEBİ: Siz bana bir şey öğretiyorsunuz. Aynı hatayı yapan başka arkadaşlarımız da vardır, bu öğretinizden istifade etsinler. Ben istifade ettim ve hatayı düzelttim. Bana bir harf öğretenin kulu kölesi olamam, zira peygamber vasıflarım yok. Ama bana bir şey öğreten insanlar benden genç olsalar da onlara minnettar olurum, saygı duyarım ve TEŞEKKÜR EDERİM. Bir şey öğretmekle, nasihat etmek farklı şeylerdir. Siz nazik bir insan olduğunuz için benim alınabileceğimi düşünmüş olabilirsiniz. Asla alınmam ve alınmamalı. Benim nice genç arkadaşlarım var kendilerinden çok şeyler öğrendiğim. Mesela kendi web sitemin dizaynı ile ilgili birçok önemli ip uçlarını 22 yaşında, Kars 100. Yıl Üniversitesi'nde okuyan bir Adanalı gençten öğrendim. Ben de onun sitesine reklam vererek, ona bazı grafikler yaparak karşılık verdim. Tekrar teşekkür ederim yardımınız için. Saygı ve sevgilerimle.  01.01.2008 20:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3101
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster