Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
439
 

Koy desinler ki rektör seçimi

Kızı veliaht prense vermişler. Kırk gün kırk gece düğün, sonra gerdek...
İkinci gün kayınbaba gelin odasına girmiş, “Bizde adettir.” demiş ve geline yanaşmış...
Üçüncü gün ortanca prens gelmiş, “Bizde adettir.” Demiş, geline yanaşmış...
Ertesi gün küçük prens, “Bizde adettir.” Deyip yanaşınca gelin;

“Valla ben bu saraya gelin geldim; ister babası, ister dığası... yalnız, sizin şu adet, saraya gelin gelmeden öncesi için ne diyor onu merak ediyorum?” diye sorar.

***

Siyasi partilerin milletvekili aday adaylarını nasıl belirlediklerini bilirsiniz...
Koy “Bizde parti içi demokrasi var!” desinler diye, aday adaylarını evvela önseçime sokarlar, sonra önseçimi yok sayarlar.

Nasıl bir demokrasi anlayışı ise...

Tek seçici olarak genel başkan, ön seçimin birinci sırasındaki aday adayını liste dışına, listeye girememişi de liste başına alıp oturtabilir. Hiçbir aday adayı da mahkemeye gidemez çünkü tek seçici genel başkandır. Canı kimi isterse listeye sokar veya çıkarır.

“Eğer genel başkan, tek sokucu ve çıkarıcı ise önseçim neyin nesi?” Diyebilirsiniz.

Peki o zaman... ildeki delegelerin, finansörlerin, hatırlı ve etkili şahısların dilek ve temennilerini kim alacak? Onları kim memnun edecek? Seçimin yükünü kim çekecek? Genel başkanlar hangi birine yetişsin?

***

Politikacı, rektör seçimlerini de milletvekili seçimlerine benzetti...

Akademik kadro, seçimle rektör adaylarını belirliyor; güzel!
YÖK’ün, en fazla oy alanlardan ilk üçünün adını Cumhurbaşkanına sunması, teamülden olmalı... Cumhurbaşkanı da bu isimlerden birini rektör olarak atayacak.

Fakat YÖK ne yapıyor?
Listede olması istenen şahısları listeye sokuyor; istenmeyenleri listeden çıkartıyor.
“Olur mu öyle şey! Köşk’e sunulacak isimleri YÖK belirliyor.” Diyenler olabilir... Hadi öyle olsun!

Peki!
Rektör adaylarının seçimde aldıkları oyların hiç mi önemi yok?
Oyu veren akademik kadroların, seçtikleri rektör adaylarının haysiyeti nereye kondu?

Madem böyle... Seçime ne gerek var?
İstenileni öner, istenilen atansın...
Olsun bitsin.

***

Koy desinler ki demokratik yaklaşım...
Politikacının demokrasi yutturmaca sı...

Baskilli'nin dediği gibi: "Etki, yutturasın ha!"

Bu demokratik değil, bizce insanı, düpedüz edep dışılığa iten bir yaklaşım.

Saraya gelin olmak... Vah saray gelininin başına!
Hoş, bu gelin’lik değil, başka bir şey de... adını koyamadım.
En iyisi; gelin olmaya heveslenmeden önce, enine boyuna düşünmek.
Değil mi ya?

Bekir Ali

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"eğer genel başkan, tek sokucu ve çıkarıcı ise önseçim neyin nesi?"- Lütfen kıymetini bilelim:), hiç değilse işler tek elden yürütülüyor, sarayda işleri yürüten belli değil. Ne diyelim Hayırlısı Olsun:)

Dingil Kalem 
 24.07.2008 11:25
Cevap :
Hoş geldin Mekân Bilimci! Mekânsal bütünlükten, dolayısıyla toplumdan uzak duvarlar arasında, kuralları bir veya birkaç kişi koyar. Saraylarda da bu böyledir. Tek elden çıkmış kurallar ise toplumun elbette dışında ve topluma rağmen... olacaktır. Sevgiler.  24.07.2008 11:59
 

Merhaba... Bloğunuzla nasıl bir ilgisi olur bilemiyorum ama, ben de bir fıkra anlatayım. Adamın üç kızı varmış. Büyük kızını evlendirmiş. Ertesi gün damat kızı babasının evine getirmiş ve "kızınız bozuk çıktı" demiş. Adam,öyleyse sana ikinci kızımı vereyim demiş.Damat kabul etmiş ama ertesi gün adama gelmiş ve "bu da bozuk çıktı" demiş. Adam, sinirlenmiş ve "al sana en küçük kızımı veriyorum" demiş. Damat ağzı kulaklarında evine gitmiş. Ama ertesi gün adama gelmiş "ya kayınpeder bu da bozuk çıktı" demiş. Adam, "Allah Allah, bunları kim bozuyar ya, analarını aldığımda o da bozuk çıkmıştı". Ne alaka ise, anlattım işte. Belki bütün partiler, aynı demek istemişimdir. Selamlar.

cdenizkent 
 23.07.2008 13:06
Cevap :
Güzel bir fıkraydı. Taşı gediğine koyan türden. Teşekkürler.  24.07.2008 2:08
 

Merhaba... Siyasal partierin varlığı, demeokrasinin bir gereği ama, siyasal partilerin kendilerinin demokrasi ile ilgisi yoktur. Siyasi parti liderinin otoriter kişiliği tartışılmaz, ona karşı gelinmez. Gelenler, bir sonraki seçimde hava alırlar. Böyle olunca da, demokratik bir düşünceyle partiye üye olan kişi, milletvekili oluncaya kadar üstlerine yağ çekmekten vıcık vıcık yağ içinde kalırlar. Milletvekili seçildiklerinde de, demokratik kimliklerinden eser bile kalmaz. Bundan sonraki görevleri, parti liderinin istediği yönde parmak kaldırmaktan ibarettir.Part lideri bir çoban, onlar da sürüdür.Selamlar

cdenizkent 
 23.07.2008 12:55
Cevap :
Kavalı üfleyen kendi sürüsünü oluşturuyor; daha acı olanı, sürü oluşturmada kimse zorluk çekmiyor. Sürüsüne bereket!  24.07.2008 2:12
 

Güzel bir blog, elinize sağlık. İşin kötüsü ne biliyormusunuz? Ben kendimi son derece demokrat bir insan olarak görür ve kabul ederim ama ne yalan söyleyeyim demokrasiyi savunmak hiç içimden gelmiyor. Bana göre demokrasi gerçekleşmesi mümkün olmayan bir olanaksızlık halidir. 300-500 sene sonra gerçekleşebilir mi? Onda bile ciddi şüphelerim var. Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 23.07.2008 6:41
Cevap :
Bende o ümit te kalmadı değerli dostum! Kimler demokrasiyi gerçekleştirecek? Günden güne saflığını ve temizliğini yitiren insanoğlu mu? Bu bir ütopya!  23.07.2008 11:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 881
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster