Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
46
 

Koy Elini Vicdanına

Vicdanı düşündüm bugün uzun uzun..
 
 
Bir yavru Ayı'yı yaralayıp, üzerine köpeklerini salarak öldürten bir canide neden hiç olmadığını?. Vicdanın eğitim ile mi geldiğini yoksa içimizde zaten hep olduğu ya da olmadığını?. Bu günlerde neden onu besleyemediğimizi.
Ünlü bir söz vardır, bilirsin güzel okuyucu. Vicdan tanrıdır, tanrı vicdandır diye.. Çok severim. Kendi hayatlarımızın tanrısı olma rolünü verir bizlere. Alacağımız kararların ve atacağımız adımların yönünü.
 
Hepimizde var ama az ama çok, belki kullanmayı bilmiyoruz bazen. Belki de doz aşımı kullanıyoruz olmadık yerde. Ama dümendeki kaptan hep o.
 
Yerimiz ve yönümüz.
 
Vicdan hipofiz bezinin manevi türevi gibi sanki, soyut biçimi. Öyle işlevsel, öyle temel. Hipofiz bezi  nasıl ki işlevini doğru yerine getiremediğinde vücut biçimini kaybediyorsa Uzuvlar büyüyor, küçülüyor ve değişiyorsa... Vicdan işlevini yitirmişse ruhu koruyamıyorsun; biçimi kayboluyor, içi boşalıyor, posa oluyor bir nevi. Geriye et yığını kalıyor.
 
Düşünüyorum bu sabahtan beri, günün tüm telaşı içinde...
O yavru ayıyı düşünüyorum, bunların ona neden reva görüldüğünü.
 
Düşünmek ve üzülmek de vicdanın bir işlevi... Vicdanımız herkez ve her canlı için birer koruyucu şemsiye. Onları tanımasak, bir şey paylaşmamış olsak, sevsek ya da sevmesek de.. 
 
Geçmişte bugün ölen Ali İsmail Korkmaz'ı düşünüyorum sonra, 19 yaşında bir anne kuzusunu. Oradaki vicdanı..Hep birlikte onu döven koca koca adamların vicdansızlığını. Baba oluşlarının akıllarına gelmeyişini. Bir çocuğun ne zorluklarla büyütülduğünü nasıl unuttuklarını. Vicdanın tüm bu duygu ve düşünceler üzerindeki rolünü ve gücünü. 
Böylece vicdanın sınır ve sınırsızlığını da düşünüyorum...
 
 
Bir de doğru vicdanı ögrenmiştim bir eğitimde, sık sık aklıma düşüyor. Aslında öğrenemedim, duydum. Öğrenebilmiş olsam iyi uyguluyor olurdum. O da ilginçti. Lazımdı, lazım hâla..
Vicdanı doğru kullanmak, hataları vicdan kisvesi altında aklamamak.. Bu suretle asıl korunması gereken değerleri korumak. Sapla samanı birbirinden ayırmak.
 
Ne derin konular değil mi?. Her bir başlık altında aslında kendi okyanusu olan kafa yorulası konular... Anladım ki vicdan kendi vicdanımı aşan devasal bir girdap.
 
Ama vicdansızlık nedir derseniz?. Bilmiyorum neden, onun cevabı daha basit.
 
Mesela açın internet sitelerini, ölen kişilerin arkasından yapılan yorumları okuyun. Kaybettiğimiz kişinin kim olduğu bile fark etmiyor. Ruhunu ve ailesini incitecek binbeşyüz aptal ve cahilce yorum geliyor.
 
Boğularak öldü diye, yüzdüğü için bir ölünün arkasından konuşmak vicdansızlıktır bence. Öleni de incitir, yakınlarını da.
Keza bir patlamada ölen kişinin cesedinin üstü gazete ile örtülüyken, ne işi vardı orada diye laf yiyen sivil kayıpları, laf eden densizleri de gördü bu gözler.
Oysa o gazetenin altında yatan da bir ruh, o da bir annenin evladı.
Vicdanı anlatmak zor da vicdansızlık görmek istiyorsanız.... Maalesef o konu hiç birimize uzak değil.
 
Keşke toplumca biraz vicdana çalışsak ne şahane olurdu...
Gençleri, çocukları, hayvanları, ağaçları, ormanları, tüm doğayı koruyabilseydik.
 
Savunmasız bir hayvanı, henüz yavru iken yaralayıp, ölüsü ile fotoğraf çektirmek ise vicdan konusuna giremeyecek kadar uzak bir yerlerde kaybolup gitmiş bir insanlık ayıbıdır.
 
Ona inat, onlara inat, olanlara rağmen; bizler ne değişir ki demeden, düşünmeden her gün aynı azim ve inançla elimizi vicdanımıza koyacağız. Şemsiyelerimiz tüm canlılar için açık olacak ??
 
Bir gün o kadar çok kişi olacağız ki..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 34
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1266
Kayıt tarihi
: 18.03.12
 
 

Edebiyatı, okumayı ve yazmayı çok seviyorum... Günlük hayata ve kavramlara dair söyleyecek sözüm ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster