Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '14

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
6305
 

Köy Enstitüleri: Bir Meçhul Öğretmen

Köy Enstitüleri: Bir Meçhul Öğretmen
 

Belgesel filmin kapağı.


Ülkemizin en önemli eğitim projelerinden olan ve uygulandığı kısa süre içinde "2. Anadolu Devrimine" yolaçan Köy Enstitüleri üzerine çok şeyler yazıldı, çizildi. Bunlardan birisi de Tarık Akan'ın çektiği belgesel film "Köy Enstitüleri / Bir Meçhul Öğretmenin Anıları'dır."*

Sinema filmleri ile tanıdığımız büyük sanatçı Tarık Akan, enstitülerin Anadolu köylüsü üzerinde yarattığı etkileri, enstitüden mezun olmuş karı-koca iki öğretmenin yaşadıklarından izleyiciye aktarmış. 27 dakikalık belgesel filmde Akan, halen sağolan -Allah uzun ömürler versin- 65 yıllık eğitim emektarı bu iki öğretmeni ilk görev yıllarına geri götürüp anılarını kayda geçirmiş. Enstitülerle ilgili bir şey ararken internette bu filmin çekildiğini görmüş ve filme konu öğretmenleri tanıdığım için bir kitap-dvd mağazasına gidip hemen almıştım dvd yi. İzlerken gözlerim yaşarmıştı.

Arifiye Köy Enstitüsünden (Adapazarı) mezun olan Bilecikli Mehmet Bayındır ve eşi Ayşe Bayındır'ın 1950'li yıllarda Demokrat Parti iktidarınca köyden köye sürgün gönderilmelerini, politik baskı altında ve yetersiz fiziki koşullarda köy çocuklarını aydınlatma ideallerini belgeselde seyrediyoruz. Hatta belgeselin bir yerinde Mehmet Hoca, dersliğine giren ve kendisini sürgünle tehdit eden milletvekilini sınıfından nasıl münasip bir dille kapı dışarı ettiğini de görüyoruz. Tabi sonuç sürgün!

Osmanlı'nın kuruluş toprağı Bilecik'te doğmuş ve büyümüş bu iki eğitim çınarı Arifiye Köy Enstitüsünden mezun olduktan sonra yine memleketlerinde köy köy dolaşıp baskı ve yokluk içinde köy çocuklarına eğitim vermeye çalışmışlar. Filmin bir yerinde 60 sene sonra eğitim verdiği köye giden Mehmet Hoca'yı bugün 65-70 yaşında olan öğrencileri karşılayıp, elini öpüyorlar. İnsanın tüyleri diken diken oluyor. İşte insana yapılan yatırım denen şey bu olsa gerek.

Bilecikli futbol hakemlerinden emekli memur Gürsel Bayındır'ın anne ve babası olan bu iki eğitim çınarını ben de üniversite yıllarımda tanımış ve Mehmet Amcayla konuşma fırsatım olmuştu. Ayaküstü sohbette Mehmet Amca; "Enstitülerin kapatılmasını hala içime sindiremiyorum, Menderes yaptı bunları" demişti bana iyi hatırlıyorum. Elindeki bastonu yere vura vura o gür sesiyle sinirlenmiş ve epey bir hayıflanmıştı. Gerçekten yokluk içinde (derslik yok, araç-gereç yok, öğrenci çok ama tarladan okula gelen yok, şehir hayatı yok, gazete yok, kitap yok, defter yok, kalem bile yok!) sadece ideal uğruna yıllarını eğitime vermişti Mehmet Amca ve Ayşe Teyze. Tabi onlar gibi tüm enstitülüler de öyle!!!

Evet, enstitüler kısa süre içinde kapatıldı. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bu büyük Anadolu atılımı projesi hem içerideki hem dışarıdaki düşmanlarımız tarafından ülke politikalarına kurban edilidi. Bugün doktora derecesinde eğitim almış insanımızın bile hayal edemeyeceği bir eğitim sistemi geliştirmişti bu atılım. Gelinen noktada ise eğitim kurumlarımızın halini görüyoruz. Burada fazla ayrıntıya girmeden sadece bu belgesel filmin izlenmesi gerektiği kanaatindeyim. İmkanı olanlar -özellikle maalesef nasıl bir eğitim  aldıklarının farkında olmayan gençler- bir şekilde seyrederseler dediklerimi daha iyi anlayacaklardır.

Mehmet Öğretmen, Ayşe Öğretmen ve diğer tüm enstitülü eğitim çınarlarına Allah uzun ömür versin diyorum ve Tarık Akan'nın da yüreğine sağlık diliyorum.

Enstitülerle ilgili ayrı bir yazı yazacağım için burada kesiyorum.

*Köy Enstitüleri / Bir Meçhul Öğretmen (2011), Yön: Tarık Akan

Belgeselin tüm geliri Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfına bağışlanacak.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Köy Enstitüleri ile verdiğiniz değerli bilgilere teşekkür ederim.İnşallah genç öğretmen arkadaşlarım da okur ve bilgilenirler

Ctmaksaray1973 
 29.04.2015 8:17
Cevap :
Umarım Efendim. Mutlaka bu cevherin kıymetini bilen Cumhuriyet çocukları olacaktır. İlginize teşekkür eder, saygılar sunarım.   30.04.2015 0:51
 

3.Kısmen olumlu uygulamalara bakarak sistemin tümünü göklere çıkarmak ne kadar yanlışsa olumsuzluklara bakarak tümünü mahkum etmek de o kadar yanlış. Enstitü uygulaması, siyasi saiklerle zorlama bir takım uygulamalar vatandaşa rağmen uygulanmaya çalışılmış ancak sonuç vermemiştir. Belki uygulamalardan ders alarak yeni yollar ve yöntemler denenebilirdi ama bu da tarihi geçmişimize uyan bir durum olmadığı için yapılamadı.

Ali Hikmet Demir 
 24.02.2015 20:27
 

2.Köy enstitüleri 1946-1950 arasında demagojiye kurban edilmişti diyen enstitülüler de var. 1946 seçimleri sonrası kazananlar da kaybedenler de enstitülere saldırmışlardır. Peker hükümeti enstitüleri daha milli hale getireceğini hükümet programına alıyordu. Enstitülerin 1954 yılında kapatılmasına kadar özellikle CHP döneminde yapılanların çok iyi okunması gerekiyor. Önemli bir enstitü savunucusu Mehmet BAŞARAN, Mehmet CİMİ, Köy Enstitüleri ile ilgili mevzuat düzenlemelerine ilişkin meclis komisyon görüşmeleri, İ. Hakkı Tonguç’un enstitülerle ilgili olarak enstitü müdürlerine yazdığı mektuplar iyi incelenirse sistem çok daha gerçekçi bir şekilde değerlendirilebilir.

Ali Hikmet Demir 
 24.02.2015 20:26
Cevap :
Hocam, ilgi alakanıza teşekkürler. Tabi ki farklı bakışlar da önemli. Uzun soluklu yorumunuz aslında bir blog değerinde. Keşeke bu birikiminizi bir blog haline getirseniz, farklı kişiler de yararlanabilse. Saygılarımla, esen kalın.  25.02.2015 15:23
 

1.Arkadaşlar duygusal değerlendirmelerden çok gerçekçi değerlendirmelerle konuya yaklaşılsa çok daha yararlı olur. Hasan Ali Yücel bakanlıktan ayrılınca enstitü aleyhine ilk çıkışları kendi partisinden(CHP) gördü. Uygulamalar Yücel’in döneminin tersineydi. Çalışma arkadaşları görevden alındı. Sorunlar siyasi zemine taşındı. Yapılmak istenen Toprak Reformu iktidarın içinden gelen tepkiler Hasan Ali YÜCEL’i hedef seçmiş, parti içi çekişmeler enstitülerin amacından saptırılmasına, kamuoyunda olumsuz bir hava yaratılmasına neden oldu. Hasan Ali YÜCEL ayrıldıktan sonra Reşat Şemsettin SİRER bakan olunca Peker hükümetinde enstitülerin daha ulusal hale getirileceği vaadiyle sistem büyük oranda değiştirilmişti. Yani aslında enstitüleri açan CHP daha iktidardayken enstitü anlayışı büyük oranda amacından sapmıştı. DP döneminde kapatılan aslında ilk çıkışından büyük oranda değişime uğramış olan bazı enstitü savunucularına göre yozlaşmış bir sistemdi. Köy enstitülerinin özgün dönemi 6 yıl sürdü.

Ali Hikmet Demir 
 24.02.2015 20:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 49
Toplam yorum
: 167
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 7773
Kayıt tarihi
: 14.05.14
 
 

Kamu yönetimi ve sosyoloji öğrenimi... Tarih bölümüyle devam eden öğrencilik... Siyasetbilim, top..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster