Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '17

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
102
 

Köy Enstitüleri en büyük eğitim reformudur.!

Köy Enstitüleri en büyük eğitim reformudur.!
 

Köy Enstitüleri en büyük eğitim reformudur.!


Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmıyor.
 
Köy Enstitüleri'nin kapatılması en yakın örneği. En büyük eğitim reformudur.
Asıl kapatılma sebepleri.
 
O zamanlar Devlette ve Ülke çapında önemli yerler edinen kişilerin, Enstitülerden, Enstitü'deki eğitimden ve oradan yetişenlerden KORKMASIDIR. Bu önemli eğitim hareketi, şehrin kompradorları ve doğunun toprak ağaları tarafından önce engellendi/sonra kapattırıldı.
Köy enstitüleri kapanmasaydı, Türkiye Orta Doğu'nun en güçlü ülkesi olacaktı. Bundan korkan ABD ülkemizdeki işbirlikçilerine kapattırdı. Emperyalizme geçit vermeyen Çanakkale ve diz çöktürülen Kurtuluş Savaşı zaferimiz korku nedenleridir. Dış egemen Emperyalist ülkeler ve içerdeki basiretsiz kişilerin ortak çabalarıyla kapatılmıştır. Seksen öncesinde bütün köylerde okul vardı. Turgut Özal tarafından kaldırıldı. Çünkü yurdumuzun saygın insanlarının aydınlığa açılan kurumlarıydı. Şehre göçü önlemenin tek projesidir. Rantiyecilerin işine gelmeyen bir durumdur.
 
Köy Enstitülerini kapatan Adnan Menderes'tir. Toprak ağaları ve feodal güçler böyle bir uygulamanın kendilerini güçsüzleştireceğini öne sürerek kapatılmasını istemiş ve bunun için tüm Doğu-Güneydoğu oylarını vermişlerdir. Tabii asıl kapatılmasını isteyen Amerikadır. Marshal yardımına karşılık köy enstitülerinin kapanması ve Mısırözü yağı alması karşılığında bir çok maddeyi içeren anlaşmayı Menderes kabul etmiş ve imzalamıştır. Menderes'in Türkiye'yi küçük Amerika yapma söylemleri ve yabancılara toprak kullanım hakkı ilk Menderes zamanın da verilmiştir.
 
Köy Enstitüleri, halk kolay yolu tercih etmesin diye kurulmuştu. Ülkenin kalkınmasını sağladığı gibi işsizliğe de çözüm olacaktı. O zamanki CHP'nin en büyük yanlışlarından biridir kapatılmasına engel olmamak. Bedelini hala ödüyoruz.
 
Bu iş çağdaş üretken, vizyon ve misyon işi. Şimdikiler de bunların hangisi var. Atatürk'ü bunlardan ayıran en temel özellik. Atatürk üreten. Diğerleri tüketen.
 
Sorgulamamak, ağalık düzeniyle yönetilmeye mahkum olmak, yıllardır Türkiye'de yaşanan acınası bir hal. O yıllar da hızlı toparlanan bir Türkiye var. Kimin işine gelir zeki bir toplum. Korku, bilinçli ve akıllı nesillerin yetişmesine engel oldu. Olmaya da devam ediyor. Örneğin, Aşık Veysel'de bir Köy Enstitüsü öğretmeniydi (Usta öğretici olarak 15 üstü Köy Enstitüsü gezmiş ve bazılarında uzun süre kalmış, öğrencilerle çalışmış, eğitim vermiştir. Saz öğretmeni olarak). Ve Aşık Veysel'i tüm Türkiye'ye tanıtan Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü'nde yaptığı saz öğretmenliğidir. Günümüz de hala adının üstüne bir ad çıkmadı. Bu arada Ruhi Su'da Köy Enstitüsü Öğretmeniydi. Bu örnekler ne demek istediğimi anlatmak için yeterlidir. Rahmetli amcam da Köy Enstitüsü'nde okumuştu. Çok güzel yağlıboya, suluboya resim yapar, mandolin çalardı. İyi marangoz ve bahçıvandı. 6 şişle yün çorap örüşüne şahidim. Tüm bunları Köy Enstitüsü'nde öğrendiğini anlatırdı. Köy Enstitüleri aklınıza gelebilecek her konuda bilgisi olan eğitmenler yetiştirmiş, bu ülkeye çok şey kazandırmış ama ömrü kısa olmuştur.
 
81 ile sıradan üniversite yapmak marifet değildir. Marifet medeniyetin ışığın da gerçek bir üniversite olan bu enstitüleri kapatmamaktı.
 
Dünya'da üretimin ve eğitimin bir arada yürüdüğü ender eğitim sistemlerinden birisidir. Keşke tekrar açılsa da eğitim, öğretim dersanelere kalacak kadar yerler de sürünmese.
Böyle devam etseydi, şimdi televizyonlardan, gazetelerden ve dünya basınından ülkemizle ilgili bu haberleri duyuyor olmazdık. Kapatarak kendi kaderimizi kendimiz çizmiş olduk. Bilim ve sanat toplumları kanatlanarak uçarlar. Uçamayanlar tavuk olarak kalırlar. Önlerine atılan bir avuç yemle yetinirken arkalarından alınan yumurtayı görmezler.
Ülkenin batışını hızlandıran bu ilim/bilim yuvalarının kapanmasıdır. Vebali kapatanların başına.
 
Düşünen insan, üreten insandır. Bu da birilerinin tekerine çomak sokacağı için Köy Enstitüleri kapatılmıştır. Yükseliş ilerleme başladığında hemen bir balyoz gelip kafamıza çarpıyor. Oysa bu başarıları ileri götürmek için savaşmak lazım. Demek ki o gücümüz yoktu. Halen de yok.
Köy Enstitüleri bu ülkenin uyanış destanının ve milli mücadelesinin onurudur. Binalar, yerler, şehirler yok edilebilir. Yok sayılabilir. Köy Enstitüleri'nden vatana yayılan aydınlık unutulsun diye. Tarih topyekün yadsınabilir. Ancak Köy Enstitüleri'nin bu ülkenin eğitim hayatına kattığı aydınlık fikirler yok edilemez.
 
1985 yılında Diyarbakır'daki Dicle Köy Enstitüsü'nü, bir yıl sonra da Hasan Oğlan Köy Enstitüsü'nden geriye kalanları gezme şansım olmuştu. Tarım alanları, hayvancılık, arıcılık, marangoz atölyeleri, demircilik, terzilik, resim heykel, müzik ve daha sayamadığım birçok atelyeler. Orada okuyan çocuk hayatta gerekli olan, ihtiyaç duyacağı birçok beceriyi kazanarak mezun olacaktır. Kaldı ki o dönem yazar, ressam, ozan ve sanatçılarımızın çoğu Köy Enstitüsü mezunu değil mi? Bu ülkenin dibine dinamiti Köy Enstitüleri'ni kapatırken koydular. Sonra da öğretmen okullarını kapatarak devam ettiler.
 
Belki eşi benzeri olmayan bir eğitim modeli değildir. Buna rağmen ülkemizdeki şimdiye kadarki ve halen de en iyi eğitim projesidir/Eğitim yerleridir.
 
Her yıl, Köy Enstitüleri'nin kapatıldığı gün, yıldönümlerinde dünyanın her yerinden vatandaşlar aynı saatte beddua okusalar.! Bence bir süre sonra dayanamazlar ve yeniden açmak zorunda kalırlar. Tabii güncellenmiş örnek modellemeyle :)
 
HER İŞ GELİRDİ ELLERİNDEN. ÖNLERİNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM.
 
HÜLYA ÇAKICI
Erdal Ceyhan bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Köy Enstitülerindeki eğitim ÜRETİM içindi. Üreten insan, değer ve alım gücü yaratır. Bu güç ise gelir dağılımını düzenler. Bundan üretmeden para kazanan kalın enseler tabi ki rahatsız oldular. Eğitimin üretim için olmadığı yıllara bakıldığında Köy Enstitülerinim önemi daha iyi anlaşılıyor. Güzel ve anlamlı çalışmanız için tşk..

Fahrettin Çitil 
 22.04.2017 13:03
Cevap :
Yorumunuz için ben teşekkür ederim, saygılar.   22.04.2017 22:03
 

Size katılmamak mümkün değil. Köy Enstitülerini kapatanlar , Türkün köylü gençliğine uygarlık kapısını kapatmıştır. Bundan böyle köylü halkımızın okuması ne güçtür. Adeta imkansız. Bu yazınız çok haklı gerekçelere dayanıyor. Teşekkürler.

Erdal Ceyhan 
 21.04.2017 17:20
Cevap :
Güzel yorumunuz için bende teşekkür ederim, saygılar.   21.04.2017 21:18
 

Köy enstitüleri 1946 yılına kadar Milli Eğitim bakanı olan Hasan Ali Yücel'den sonra bakan olan Reşat Şemsettin Sirer tarafından Köy Öğretmen okullarına dönüştürülmüştür. Sizin yaşınız müsait değil ama Köy Öğretmen okulları kısa yoldan köy öğretmenleri yetiştiren lise muadili okullardır. Yani sizin zannettiğiniz gibi önemli bir eğitim kurumu değildir ve o okul mezunlarına sadece köy okullarında öğretmenlik yapma yetkisi verebiliyordu. Köy öğretmen okullarından da saygı değer köy öğretmenleri mezun olmuştur muhakkak ama zamanla normal liselerinden en ufak bir fazlası olmayan bu okullara ihtiyaç kalmadığı için 1950'li yıllarda kapatılmıştır. Eğitim sistemimiz gerçekten de çoktan çökmüştür ama bunun nedenini Köy enstitülerinin ve sonradan Köy öğretmen okullarının kapatılmasıyla ilişkillendirmek son derece yanlıştır. Günümüzde normal lise öğrencileri bile PISA sınavlarında başarısızlıkta dünya sonuncusu oluyorlarsa bunun sebebini başka yerlerde aramak gerekir. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 21.04.2017 14:29
Cevap :
Haklısınız, yorum için teşekkür ederim, saygılar.   22.04.2017 22:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 509
Toplam yorum
: 186
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 460
Kayıt tarihi
: 19.12.15
 
 

Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi ve Akdeniz Üniversitesi Turizm ve Otelcilik Fakültesi ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster