Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '15

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
139
 

Köy Enstitüleri tartışmalarına dair-4/ 17 Nisan ve Köy Enstitüleri

Köy Enstitüleri tartışmalarına dair-4/ 17 Nisan ve Köy Enstitüleri
 

Köy enstitüsü uygulamasının yapıldığı yıllarda yaşanan tartışmalara ilişkin çıkan yazılara bakıldığında uygulamanın lehinde ve aleyhinde olanların uygulamanın başından itibaren var olduğu görülür. Uygulamanın başladığı yıllarda özellikle yasal düzenlemelerin yapıldığı dönemde dile getirilen itirazlar, endişeler kapanıncaya kadar aynı şekilde devam etmiştir. 

Uygulamanın başlangıcında dile getirilen itirazlar dönemin getirdiği şartlar içinde tek parti rejiminin verdiği güçle görmezden gelinmiş, özellikle Hasan Ali YÜCEL’in yasaya yönelik ortaya koyduğu sahiplenici tavrın da etkisi ile itirazcıların sesi hemen hiç dikkate alınmamıştır. Buna rağmen karşı çıkanlar açık bir karşı çıkış yerine oylamalara katılmayarak bir bakıma pasif bir direnişe girmişlerdir. Uygulamanın hayata geçmesi sonrası kanunlaştırma sürecinde dile getirilen itirazların haklılığı adım adım ortaya çıkmış, teoride mükemmel sonuçlar alınacak gibi görülen düşünceler, öngörüler uygulamada büyük sorunlarla karşılaşmış, sonuçta uygulamayı başlatanlar geri adım atmak zorunda kalmışlardır. Her ne kadar günümüzde enstitülerle ilgili tartışmalar yapılırken enstitü karşıtları olarak görülen kişiler gerici, rejim düşmanı olarak yaftalanmaya çalışılsa da köy enstitülerinin kapandığı dönemden çok önce enstitülerin yozlaştırıldığı suçlaması ile karşı karşıya olanlar CHP yönetiminin ileri gelenleridir. Onların deyimiyle CHP’nin aşırı sağ kanadıydı. Bu gerçekler bilinmezden gelindiği için hala enstitülere kıyanlar denilince tarihten habersiz olanların çoğunun zihninde bu günün dindar, sağcı diye nitelenebilecek kişilerin görüntüleri toplanmaktadır. 

Enstitü uygulamasında öğretmenler arasında ortaya çıkan enstitülüler ve diğerleri ayrımı büyük sorunlara yol açarken enstitülüleri önce otuz yıl olarak planlanan ancak sonra yirmi yıla indirilen zorunlu hizmet süresi de büyük bir haksızlık olarak ortaya çıkmıştır. Okulu destekleyici unsurların köye ulaştırılamamış olması yıllarca öğretmenleri köyde yalnız bırakırken adeta öğretmenlerden karın tokluğuna, tek başına kahramanlık yapmaları beklenmiştir. Bu gün bile köylere gönderilecek eleman bulmanın güçlüğüne karşılık 1940’lı yıllarda üstelik de yirmi yıl boyunca insanları köye mahkum etmek hangi adalet duygusu ile örtüşür anlamak zor. Öte yandan öğretmene eğitim öğretim faaliyetleri ile ilgili işler yetmezmiş gibi tarla, bağ, bahçe, toplumun yetiştirilmesi gibi adeta Süpermen güçlerine sahipmiş gibi bakılarak altından kalkılması güç görevler yüklenmesi, ucuz yoldan toplum kalkınmasını sağlama, okul binalarını yapma, okulları finanse etme gibi sorumluluktan kaçan yöneticilerle bu uygulama zaten uzun süre devam edemezdi. Nitekim devam edemedi. 

Köy enstitüleri ile ilgili yapılan tartışmalar arasında okullara yüklenen siyasal işlevler de ayrı bir başlık altında ele alınması gerekiyor. Bu gün de enstitülere yönelik yapılacak bir eleştiri veya tartışmanın sonucu Cumhuriyetin kuruluşuna, inkılapların haklılığı veya haksızlığına dolayısıyla da anayasada ifade edilen Atatürk Milliyetçiliğine dolayısıyla rejime dair tartışmalara girmeye kadar uzanacağından yasaklanmış bir alanda gezerek tartışma yapabilmenin zorluğu hatta imkansızlığı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle köy enstitülerine yönelik tam ve sağlıklı bir tartışma yapabilmek yasal bir takım düzenlemeler nedeniyle mümkün görünmemektedir. Ancak enstitülerde özellikle sol zihniyette bir insan tipi yetiştirme amacına dair bir şeyler söylemek çok da yasaklı bir alan içinde yer almayacağından mümkün olabilir. Enstitülerin kurulduğu ve işletildiği yıllarda bu okulların sol bir anlayışa sahip olduğunu açık bir şekilde dile getiren yazarlar, düşünürler olmuştur. Bu nedenle enstitülerin sol bir anlayışla kurulduğu, yetiştirmek istenen insan tipinin sol zihniyete sahip olacağının açık olduğu kolayca söylenebilir. Toplum olarak sağ sol tartışmalarının olumsuz izlerini görmüş olan insanlarımızın bu gün de enstitülere dair olumlu bir bakışa sahip olmasını beklemek doğru ve gerçekçi bir yaklaşım olmayacaktır.

Her ne kadar 17 Nisanlar Köy Enstitüleri için bir başlangıç olarak görülse de aslında sistemin kurulmasını sağlayan yasal düzenlemenin temeli 19 Haziran 1942’de kabul edilen 4274 sayılı Köy Okulları Ve Enstitüleri Teşkilat Kanunudur. Bu kanunun incelenmesi sistemin işleyişini veya neden işleyemediğini anlamada yardımcı olacaktır. Bu kanunda 18-50 yaş arası köyde yaşayan kadın-erkek tüm vatandaşların en az yirmi gün bedenen okul inşaatında çalışma zorunluluğunun getirilmesi, öğretmenin dağ başında da olsa tek başına devletin tüm görev ve sorumluluklarını yerine getirecek yegane kişi olarak görülmesi, vatandaşın elindeki tarlayı zorla da olsa almayı, gerekirse hapis cezasıyla da olsa okul yapımını sağlamayı düzenlerken şehirli vatandaşa hiçbir yükümlülük getirilmemiş olması toplumsal barış adına, hak, adalet adına yaşanan zulümleri tanımak adına, geçmişle bugünü kıyaslayarak acaba aynı muamele bana yapılsa nasıl karşılardım sorusunun cevabını iyi düşünmek gerekiyor.

Bunun yanında bugünün canlı tartışmalarından birisi olan paralel yapı anlayışının benzerinin daha 1942’lerde kurulan köy enstitüsü sistemi ile nasıl hayata geçirildiğini de iyi görmek gerekiyor. Devletin valisi, kaymakamı ve diğer yönetim makamlarındaki kişilere rağmen doğrudan Ankara’da Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL ile veya İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı TONGUÇ ile yazışarak veya bağlantı kurarak Cumhurbaşkanına kadar ulaşma şansını kazanmış enstitülülerin veya enstitü yöneticilerin yönetim sisteminde oluşturdukları paralel yapının da hoş karşılanmayacağı açıktı. Nitekim hoş karşılanmadı. Köy enstitüsü olgusunu körü körüne tartışmak yerine o günleri gerçek anlamıyla tanıma çabası çok daha yararlı olacaktır. Elbette gerçeğe ilgi duyanlar için….

17 Nisan gelirken enstitülere dair özellikle enstitü taraftarlarınca yine değişik etkinlikler yapılacaktır. Bu yazı da bu tartışmalara farklı bir tat katması amacıyla yazılmıştır.

Ali Hikmet demir

 ahdemir35@gmail.com

 

 

 

Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1124
Kayıt tarihi
: 26.09.08
 
 

Öğretmen olarak başladığım meslek hayatıma yönetim ve denetim konusunda aldığım yeni eğitimler so..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster