Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '18

 
Kategori
Kentleşme
Okunma Sayısı
37
 

Köy Hasretiyle Yandı Gönlüm

            Ben de annem gibi şehir çocuğuyumdur. Babam,  bize nispetle biraz daha şanslı, dedem nahiye müdürlüğü yapmış olduğu için, köy hayatında yaşamışlığı vardır. Bazen anlattığında köy yaşamını, hayvanları falan büyük bir imrenme duyarım. Köy yüzü göremeden büyüdüm ben, ineği, eşeği, oğlağı, kazı, horozu vs. yani tüm köy hayvanları çok sonradan gördüm. Tam hatırlamıyorum, belki de ilk olarak görüşüm, çocukken gittiğimiz hayvanat bahçesindedir.

            Köy deyince bile içim buruluyor benim. Bir köyümün olmamasından bir eziklik, bir eksiklik duymuşumdur hep. Köy insanlarının arasında ‘şehirli’ diye dışlanacakmışım gibi bir korku sarar benliğimi. Köy insanı saftır ama merhametlidir, paylaşmayı da yardımı da sever, merttir, sözünde durmayı bilir, okumamıştır belki ama çalışmayı sever. Samimi ve dürüst insandır köylüler.

             Olmayan köyüme özlem duyarım ben. Orada bir köy vardır hep, o hiç benim olmamıştır. Benim sözcük dağarcığımda köyüm/üz, köydeyken, köyüm/üzde, köylüm/üz gibi laflar yoktur. Çocuktum, Atatürk’ün “Köylü, milletin efendisidir.” sözünü öğrendiğimde. Hiçbir zaman o, ben olamayacağım diye kahırlandığımı hatırlıyorum. Büyüyünce Türkiye’yi koca bir köy, yurdum insanını da köylüm saydım ki bir gün benim de efendiliğim olabilsin.

            Okuldayken, en özendiğim şeylerden biri de, bayramlarda ve tatillerde köye dedemlere veya anneannemlere gittik deyip, ballandıra ballandıra orada yaşadıklarını anlatmasıdır. Ergen yaşlardan itibaren köylerden sıkılmaya başlıyorlar nedense. Ah benim bir köyüm olsa, hiç sıkılmazdım. Her tatilde koşa koşa oraya giderdim.

            Köy ortamına girmeye bayılıyorum, burnum alışık olmasa da köy kokusuna, her köye rast geldiğimde veya uğradığımda, o yabancı kokuyu hasretle içime çekiyorum. Ama yakıştıramıyorum kendimi köye, üzerime bol gelen bir elbise sanki. Gerek giyimimle, konuşmamla gerek oturuşumla olsun, hep iğreti kalıyorum köyde, benimseyemiyor köy beni.

            Ailecek köy ürünleri –başta köy ekmeği, peyniri- tüketmeyi çok severiz ve köylülere yakın olmaktan hoşnutluk duyarız. Pazarda köylülerden alışveriş etmeyi severiz. Ne zaman güzel bir köy köysem/k, buradan bir yer alıp, ev yaptırsak da yerleşsek derim/z.

            Usta şair Nazım Hikmet’in Vasiyet şiirindeki “Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni” dizesi, kanıma en çok dokunan ifadelerden biridir.

            Köyünüze de, köylünüze de sahip çıkın.

 

Ali Ekber Ataş bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 82
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 48
Kayıt tarihi
: 19.04.18
 
 

1980 Adana doğumluyum. 13 yaşında friedreich ataksisi hastası olduğum ortaya çıktı. İlköğrenimi A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster