Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Nisan '20

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
4
 

Köy Odalarının Durumu

Yoldasın, yorgunsun, açsın, açsın, açıktasın, geceye kaldın. Bir köye vardın. Kimseyi tanımıyorsun. Tanımana da gerek yok zaten.

Çok yönlü bir amaç doğrultusunda oluşturulmuş köy odalarının birine varıp her an açık duran kapıyı kendi evinmiş gibi girebilirsi. Haberi olan oda sahibi çok geçmeden yemeğiyle gelecektir zaten.

Odalarından önce gelin köyü tanıyalım değerli dinleyiciler. Köy Farsça’dan dilimize geçmiş. Anlamı yerleşkedir. Bir zamanlar Anadolu’daki tüm yerleşkeler için kullanılan köy adı, daha sonraları kırsaldaki küçük yerleşkeler için kullanılmaya başlandı. Yetmişli seksenli yıllara kadar nüfusun yüzde sekseni köylerdeydi. Atatürk’ümüz  “Köylü milletin efendisi,” diyerek o dönem köyde yaşayan nüfusun yüzde seksenini onura etmiş, özgüven vermiştir.

Köy odaları: Köy yerinde yapılmış, köye gelen yabancı konukların kalabilecekleri mütevazı yapılardır. Mimari yapısı sadedir. Kırsal alana uygun malzemelerle yapılır. Barok mimariyle yapılmış köy odaları halen Anadolu’da mevcuttur.

Anadolu’da misafir Hızır’dır. Misafiri Tanrının gönderdiğine inanılır, bu yüzden geri çevrilmez. Kapıyı vurana “kim o?” diye seslendiğinde, “ tanrı misafiri” diye cevaplaması bundandır.

Genelde köy odalarını köyün varsılları yaptırır. Bazı köylerde her sülalenin bir köy odası olabiliyor. Bazen köyün ortak malı olarak da yapılabilir. Köy odasının anahtarı sorumlusunda ya da sahibinde durur. Gelen konuğun yemeğini, ocağını köy odasının sahibi karşılar. Değilse komşuları veya muhtar karşılar.

Köy odaları yardımlaşmanın, dayanışmanın, vermenin mayalandığı yerdir.   Taşranın, kırsal alanların töresini, geleneklerini yaşatan ve gösteren, kültürden beslenen kamuya açık yerlerdir.

Köy odasına misafir gelmese de kahve olmayan köylerde köy odası buluşma, sosyalleşme, eğlenme yerleridir. Birlik, beraberliğin, dayanışmanın pekiştirildiği yerlerdir.

Bayramlarda, düğünlerde özel günlerde köy odalarında buluşulur.

Bazı araştırmacılar eril mekânlar olduğunu, kadın konukların evlere alındığını belirtse de kendi köyümde bu böyle olmazdı. Gelen aile kendi eşi ve çocuklarıyla köy odlarında kalırdı.

Eskiden Kervan saraylar, hanlar büyük ticari yollarda bulunurdu ve ücretliydi. Köy odaları ise en ıssız yerlerde, kuş uçmaz kervan geçmez yerlerde vardırlar ve her daim kapısı misafirine açık bekler. Sobası tutuşmayı bekleyen çırasıyla, yakılacak feneri kibritiyle bekler. Yorganıyla yastığıyla bekler ve ücretsizdir.

Daha eskiye gidersek Dede Korkut ile başlayan daha yakın zamanda Anadolu halk ozanlarının günlerce bitmeyen arkası yarı masallarının, halk hikâyelerinin anlatıldığı mekânlardır.

Köy odalarında geleneksel oyunlar oynanır. Saz çalınır, türkü söylenir. Bilmeceler, maniler, fıkralar, masallar anlatılır. Eş dostla burada görüşülür. Köyün sorunları köy odalarında tartışılır, çözüme kavuşturulur. Ülke sorunları da köy odalarında konuşulur tartışılır. Hatta Osmanlının kuruluşu da köy odalarında başladığı söylenir.

Ahilik geleneğinden de beslenen köy odaları geleneğinde vermek, paylaşmak, bilgilenmek birlikte hareket etmek gibi anlayışa dayanır.

Ben de çocukluğumda Gölhisar’a bağlı Hisarardı köyünde köy odasındaki misafirliğimi anlatmak istiyorum.

1975 yılıydı, çocukluğumda babamla Dirmil’den aldığımız develeri Çavdır hayvan pazarında satmak için yaya yola çıktık, pazara vardık. Dirmil’in son iki devesiydi bu satacağımız develer. Geç saatlere kadar bekledik fakat develeri satamadık ve geri döndük. Karanlıkta orman yolunda develerin yol alması zordu. Geç saatlerde Hisarardı köyünde bir odaya varıp develeri ıhtırdık. Oda sahibi yaşlı bir teyze elinde bir tabak yemek, biraz ekmekle,  çıkıp geldi. Oda sahibi develerimize de bir kucak ot verdi. Odanın elektriği olmadığı için çıra yakıp odayı aydınlatmıştık. Oda sahibi kadın babamla geç saatlere kadar muhabbet etti. Sabah olunca da yolumuza revan olduk.

Dirmil yöresinden insanlar taşıtın olmadığı günlerde köyden Burdur’a mahkemelere yaya gittiklerini, birinci günde Tefenni Bey köy’e varıp orada köy odasında kaldıklarını, ikinci gün Eğneş ovasını geçemeyip bir gece de Eğneş’in köy odalarında kaldıktan sonra, üçüncü gün 135 km’lik yolu bitirip Burdur’a indiklerini söylerlerdi.

Kendi köyüm Altınyayla Çörten köyünde bulunan üç köy odasından biri köy muhtarlık binası ve köy kahvesi olarak kullanılıyor. Biri yıkılıp yerine bu gün hizmette olan cami yapıldı. Hacılar sülalesine ait diğer köy odası yatağıyla ocağıyla halen açık ve misafirini beklemektedir.  Yakınımızdaki Gölhisar Yusufça kasabasının köy odası da halen açık.

Bu gün için köy odalarının kimisi yıkılmış, kimisi kullanılamayacak durumda, ihmal edilmiş. Burdur’un birçok yerine gittim. Gidemediğim köylerin muhtarlarına bizzat telefon ederek köy odalarının durumunu sordum. Genelde kapatıldığını, yıkıldığını söylediler Köy odalarının yerine yataksız yemeksiz toplanma yerleri, düğün dernek için etkinlik salonları yapılmış.

Günümüzde iletişim ve ulaşım çok kolay, çok hızlı. Eğlence araçları çok fazla ve bireyselleşti. Bu da köy odalarını kullanım dışı bıraktı. Bu nedenle sayıları çok azaldı ama yok değiller. Özenle korunup bakılan köy odaları misafirlerini köylerimizde beklemektedir. TRT Antalya Radyosu konuşma metnim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 651
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster