Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '09

 
Kategori
Gezi Rehberleri
Okunma Sayısı
2781
 

Köyceğiz ve yaşam dekorları olan mekanlarımız

Köyceğiz ve yaşam dekorları olan mekanlarımız
 

Ay bir tepsi gibi asılınca gökyüzüne yakamozlarla yanar suyun teni. Gölün üzerinde pırıltılı mücevherler yüzer ve sizin içinizden şiirler geçer. Dağların arasında sakinliği ile büyüler insanı. Deniz gibi ufka doğru açılırken hiç bilmezsiniz gizli bir yerde denizle buluştuğunu. Köyceğiz gölünün en güzel tarafı budur, O sessizce denize akar. Deniz de ona. İçten içe sazlıklardan yol bularak kıvrıla kıvrıla uzanırken denize, kıskandırır bütün gölleri. Gölün kenarında eski Köyceğiz evleri bu sessizliği bozmadan öylece izler gölü. Yıllardır aynı sayıda küçük çay bahçeleri , küçük tekneleri ile bir deniz kasabasını andırır. Gökova ile Fethiye arasında denizi görmeye alışık insanlar için burada bir göl ile karşılaşmak güzel bir sürprizdir. Gölün hemen kıyısındaki küçük meydandan yukarı doğru hafif bir yokuşla tırmanırken evlerin arasındaki portakal bahçeleri burcu burcu kokar. Güne erken başlamak Köyceğizi yalnız yakalamak demektir, işte o zaman size kendi güzelliğini bir kat daha fazla gösterir. Henüz bina yığını olmamış doğa ile insanın barıştığı mekandır Köyceğiz.

Çarşıdan göl kenarına doğru geldiğinizde caminin yanında sürekli akan buz gibi sudan kana kana içtikten sonra, çay ağzına kadar uzun bir yürüyüş yaparsanız; Köyceğiz sizi bir daha bırakmaz. Doğa orada sadece dinlenir, insanlar onun bu huzurunu bozmamak için sessiz yürüyüşlerle ona eşlik eder. Gölün sağındaki karşı yamaçlarda tırmakta olan yol ise sizi yine denize, Ekincik koyuna ulaştırır. Sanki göl denizin ilk habercisidir. Ona doğru gittikçe sizi denizle mutlaka buluşturur. Etrafındaki sazlıklardan sonra koyu bir yeşilde gözleriniz kaybolur ve dikleşen yamaçları gölü sarıp sarmalar. İşte sözcüklerime dökülen Köyceğiz benim coğrafyalarımdan bir tanesidir.

İnsanların yaşamları da kurgulanmış öykülerdeki gibidir. Yer, zaman, kişi ve olaylar zinciri yaşam öykümüzün unsurlarını oluşturur. Öykümüz bir zaman diliminde ortaya çıkar ve yaşadığımız zamanın zihniyeti bizim düşüncelerimize, duyguları yaşayış biçimimize, hangi mesleğe yöneleceğimize kısacası yaşamımıza yansır. Yaşadığımız çağa, yaşadığımız yıllarda gelişen bütün olaylara bağlı olarak kişiliğimiz belirlenir. Bu unsurlar arasında bulunan mekan-yer- bizim için oldukça önemlidir. Üstelik bir de yaşamımızdaki en önemli unsur olan mekanlarımız ile bütünleşmişsek, ona kendi ruhumuzdan bir şeyler vermişsek, o sadece bir mekan değildir bizim için. Ona bakışımız başka gözlerden farklıdır, havasını yudumlayarak yaşadığımız her günde bize kattıkları ile kurgularız yaşamımızı. Bazen bir yerde doğmak oralı olmamıza yetmez, zaman içinde bizi her anlamda içine alan farklı coğrafyalarda kendimizi buluveririz. Orası artık bizim yaşam mekanımızdır.

Benim ise gençlik yıllarımı geçirdiğim yer olan Köyceğiz hala sığınmak istediğim sessizliği ile beni kendine çeker. İnsan yaşamı boyunca şekillenirken yaşadığı coğrafyaya benzemeye başlar. Ben de biraz doğduğum Akdeniz köyüne, sonra da çocukluğumun gençtiği yayla kasabalarına ve uzun yıllar yaşadığım hala gidip geldiğim Köyceğiz’e benziyorum. O coğraflarda da hep benden bir parça saklı hala. Bizimle birlikte ellenir ayaklanır, büyür mekanlarımız. İlk önce yollarını, dağını, taşını bildiğimiz bu yerler zamanla bize ruhunu açar ya da biz onda keşfetmeye başlarız gizli kalmış olanları. İnsanın özlediği şeyler arasında ilk sıraları alır öykümüzün mekanları.

Roman ve öykülerdeki mekanlar açık ve kapalı mekanlar olmak üzere ikiye ayrılır. Açık mekanlar olayın geçtiği köy, kasaba, şehir, ülke, kıta şeklinde genişler gider. Özellikle bazı yazarlar da mekanlarının izleri eserlerine çokça yansır ki Halikarnas balıkçısı için Bodrum, Sait Faik için Burgaz Ada, Yahya kemal için İstanbul yaşamlarındaki vazgeçilmez mekanlardır.

Yaşam öykümüzdeki bizi etkiyen olaylar genellikle mekan değiştirmeyle ilişkidir. Her mekan yeni bir dönemin başlangıcıdır. O mekanlarla yaşadığımız olaylar arasında sıkı bağ kurulurken oraya bakış açımızda buna bağlı olarak değişir. Bir kişi için yaşamın en kötü mekanı olan bir yer, bir diğeri için en güzel mekana dönüşür. Başka insanlarla paylaştığımız açık mekanlarımız her insan için aynı şeyi ifade etmez. Tıpkı romanlardaki mekanlar gibi her yaşam farklı kurgular mekanını. Gerçekte var olan mekanlar ve nesnel olan mekanlar, her insanın yaşamında farklı bir imgeye bürünebilir. Kişilerin algıları, yaşama ve insana bakış açıları ile içinde yaşanılan mekanlar artık kendi yaşanmışlıklarımızla bir anlam kazanmaya başlar.

İnsanlar bilinçli veya bilinçsiz olarak yaşamları için bir dekor görevi üstlenen mekanlarına bağlanırlar. Her zaman olduğu gibi içinde yaşarken görmediği güzellikleri uzaklaştıkları anda keşfetmeye başlar birçoğu. İnsan yaşamının bir öykü olduğunu düşünürsek; içinde yaşarken onu betimlemeye çalışmak ve ince ayrıtılarıyla onu keşfetmek en güzelidir.

Yolunuz bir gün Köyceğiz’e düşerse ve yaşam öykünüzdeki mekanların içine karışırsa sizde onu tanımaya çalışın. Belki bu betimlemeye ilave edeceğiniz bir çok sözcüğünüz olacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 2382
Kayıt tarihi
: 14.10.08
 
 

1970 Kaş doğumluyum. Trakya üniversitesi edebiyat fakültesinden 1992'de mezun oldum. Halen edebiy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster