Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kuşkayası (Turgut Erbek)

http://blog.milliyet.com.tr/kuskayasi

01 Mayıs '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
627
 

Köyleri yok saymak

Köyleri yok saymak
 

Eskiden, “Ne yazdığın değil, nasıl yazdığın önemlidir, ” derlerdi. Günümüzde ise bu tam tersine dönmüş durumda. Kitapçı vitrinlerine ve çok satanlar bölümlerine bir bakarsanız ne söylemek istediğini anlayacağınızdan eminim. Birisiyle yaşadığı ve sadece ikisi arasında kalması gerekenleri yazarak, bir eser yarattım sevdasıyla çıkarılmış birçok kitap var. Tabii ki bunlarda olacak, ama genellikle pirim yapan ve çok satanlar bunları olunca işin boyutu değişiyor. Günümüzde hala 1800’lü yıllarda yazılmış klasikler okunuyorsa, bu bizim eksikliğimizi, hala onların ayarında bir eser üretemediğimizi gösteriyor. Bazılarının edebiyata katkıda bulunmak ve yarınlara kalacak bir eser üretmek gibi bir düşünceleri yok. Amaç iyi bir reklâmla çok satmak ve biran önce köşeyi dönmek... Hal böyle olunca da ortalıkta cinsellik, aldatma ve de fantastik yapıtlar cirit atıyorlar.

Yüz binlerce YTL harcanarak, haftada bir seri üretime geçen TV dizilerine bir bakın. Hiçbir odada kütüphane görebiliyor musunuz? Hiçbir aktörün, aktrisin, çocuğun elinde kitap gördünüz mü? Bilinçli olarak gerçeklikten uzak diziler çekerek insanları uyutmaya, gençlerin beyinlerini uyuşturmaya, şaşalı bir yaşama özendirmeye çalışıyorlar. Birçok dizide kahramanların konuştuğu dile Türkçe demeye bir şahit ister. Hal böyle olunca da dilini konuşamayan, okumayan, sorgulamayan, marka giymeye özendirilen, üretmeden tüketen bir gençlik yetişiyor. Köy Enstitülerinin kapatan ve 80 sonrası kitap yaktıran zihniyet hala iş başında. Beyinlerini yıkayıp, kitaplardan uzak tuttukları gençleri istedikleri yöne çekmeye, istedikleri amaç uğruna kullanmaya hazır hale getiriyorlar.

Çocuk kitaplarında bile gerçekçi romanların ve öykülerin yerini, uzay çağında çalı süpürgesiyle uçan insanlar, büyücülük okulları gibi mantık dışı olaylar, cinler, periler, yarı insan yarı hayvan yaratıkların maceralarını anlatan kitaplar almış. H. Potter’a özenerek uçmaya çalışan kaç çocuğun hayatını kaybettiğini biliyor musunuz? Fantastik öykü ve romanlara itirazım yok. Çocuğun hayal dünyasını geliştirmesi açısından bazı yapıtların yararlı olduğuna da inanıyorum. Bu türde yazılmış güzel kitapları (onların da çok sattıklarını görmedim) saymaya kalksam sayfa yetmez. Ama, bunun yanında gerçekten güzel bir dille yazılmış, ayağı yere basan yapıtlara da yer vermek, hak ettikleri ilgiyi göstermek gerekmiyor mu?

Çocuklarımızın körpecik beyinlerini yıkayan, gerçek dünyadan uzaklaştıran kitapların günlerce reklâmını yapıp, insanların ilgisini dorukta tutmayı başarıyorlar. Öyle bir reklâm bombardımanı tutuyorlar ki inanamazsınız. Reklâmlar öylesine etkili oluyor ki okuyucuya, o kitabı almadıkları zaman kendilerinde bir eksikliğin olacağını düşündürüyorlar adeta. Bir bakıyorsunuz kitap daha piyasaya çıkmadan yüz binlerce sipariş almış oluyor.

Milyonlarca çocuk işçisi olan, çocuk nüfusunun büyük bölümü köylerde yaşayan bir ülkede, onlara hitap edecek, yaşamlarından kesitler sunacak kitaplar nerede? Ben bu işe soyunurken belli bir amacım vardı. Çağdaşlarımdan farklı olmayı kafama koymuştum. Onların yazmadıklarını yazacaktım. Amacım binlerce smokin giymiş insanların arasında beyaz takım elbiseli olmaktı. Köyü yazan bu diye parmakla gösterilmekti. Hep bu uğurda çalıştım. Bazıları eserlerimin ismini, bazılarının ise içeriklerini çalarak tersyüz edip piyasaya sürdüler.

Bugünkü yazıma son vermeden, sizlere ülkeye sadece yaşadığı kentten bakan ve köyleri yok saymaya çalışan bir zihniyetle yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum.

Bazı yayınevleri köy mekânlı çocuk romanları ve öyküleri özel okullarda satamadıkları gerekçeyle dosyalarımı geri çevirdiler. İsmi bende saklı başka bir yayınevi ise, aynı nedenle dosyalarımı iki yıl bekletti. Daha sonra, ‘Hocam kentte geçen öyküler ve romanlar yazın, onlar daha çok satıyorlar, ” dediklerinde, ‘Siz bana ne yazacağımı söyleyemezsiniz. Önünüze gelen dosyayı basıp basmamakta serbestsiniz, ’ diyerek dosyaları alıp orayı terk ettim. Bir gün mutlaka kitaplarımı basacak bir yayınevi bulacağıma inanıyorum…

Resim: www.kuzeyanadolugazetesi.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Murtaza Bey, yorumunuza yanıt yazmadan yayımla tuşuna bastığım için yeniden yazmak zorunda kaldım. Öncelikle güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Benim bu yorum üzerine yazacak birşeyim yok. Gerekenleri zaten siz yazmışsınız. İlginize çok teşekkür ederim. Sevgi ve saygılarımla.

Kuşkayası (Turgut Erbek) 
 08.05.2007 17:54
 

Toplumda etkin olan değer,günümüzde maalesef tüketim değerleridir.Böyle oluncada tüketim değerlerinin kuralları gereği, koruma,kollama,kayırma gibi ayrıcalıklar sonunda bireyler hiçde hak etmedikleri maddi ve manevi varlıklara sahip olabilmektedirler.Bu durum hayatın her alanına yayılarak kendini hissetirir. Siyasette,sanatta, kültürde, sporda,iş hayatında vs. Emperyal güçlerin yeni dünya düzeni dedikleri sömürüye dayalı ve dayatmacı politikaları sonucu ulus-üniter devletler büyük bir kuşatma altındadır.Kültür cephesinde müthiş bir savaş yaşıyoruz(anlayanlar bilir).Üretim değerlerinin en yoğun yaşadığı kesim olan köylerimizi öyle bir çıkmaza soktular ki ekonomik olarak eli kolu bağlı olan köylümüz ne üretecek ki hem ekonomik alanda hemde kültürel alanda, üretemediği içinde ulasal katkı sunamaz oldu.Köyü yok sayan zihniyet, onun temsilcileri olan aydınların ürettiklerinide görmezden gelirler. Buna da üzülmemek gerekir. Üretim değerlerinin hakim kılındığı bir Türkiye dileğiyle saygılar.

Murtaza Çiçek 
 08.05.2007 16:44
 

Köy kökenli olmak nedense günümüzde benimsenmiyor, doğum yerlerini bile saklayarak, şehirde doğduğunu söyleyn insanlar tanımaktayım. Köylüden bu kaçış neden? Dediğiniz gibi televizyonlarda bile işlenen köy dizileri, ağalaık, aşk ve saçma töreler üstüne kurulu.Köyü ve yurdun efendisi olarak seçilen köylüyü tanıtan, sorunlarına eğilen hiç bir dizi yok.. Sizin kitaplarınızı raflarda görmek umuduyla... Esen kalınız

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 03.05.2007 9:13
Cevap :
Yorumunuz ve iyi delekleriniz için teşekkür ederim Serap Hanım. Ben bu işe başlarken amacım doğdan batıya ayna tutmak ve oralardaki çocukların öykülerini aktarmaktı. Oraları unutturmaya çalışanların çabaları boşunadır. Ne kadar katılırsınız ve ya katılırlar bilmiyorum ama, Yazar ve düşünür Sabahettin Eyüboğlu bir yazısında, "Bütün çağlarda yazarın soylusu ezilenden, soysuzu ezenden yana olmuştur." demiş. Yıllarca Köy Enstitülü yazarları ve onarın eşsiz kitaplarını yok sayan zihniyet hala iş başında. Hiçkimse bana ne yazmam gerektiğini söyleyemez ve yolumdan dördüremez. Selamlar, sayılar...  03.05.2007 12:14
 

Bir gün mutlaka değerini bilecek ve yayınlayacak bir yayınevi olacağına yürekten inanıyorum..Umarım her şey gönlünüzce olur..Saygılar..

Neslihan 
 01.05.2007 13:41
Cevap :
İyi dilekleriniz için teşekkür ederim Neslihan Hanım. Birgün bizim gibi unutturmak istedikleri insanların öykülerini yazanların kitaplarını da basanlar çıkacak elbet... Selamlar, sevgiler...  01.05.2007 14:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 327
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1454
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Edebiyata ortaokul yıllarında şiirle merhaba dedim. O yıllarda şiirlerim ve yazılarım yöresel gezete..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster