Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Aralık '12

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
425
 

Köylü girişimcinin tercihleri

Köylü girişimcinin tercihleri
 

En pratik ticaret


Taşrada aileden kalma tarlalarını satıp İstanbul'a gelen sekiz erkek çocuklu bir köylü yaptığı piyasa araştırması sonunda çocuklarını ikişerli ekipler haline getirip; olan parasına ilave borçlanarak ilk ikisine taksi plakası alır, sonra üç semt pazarında tezgah ele geçirir ve bu tezgaha mal taşıyan kamyonetle günün arta kalan zamanında üçüncü ekibe lokantaların sebze ihtiyacını karşılama işi oluşturur ve son ekibe de bir oto-yıkama işi oluşturduktan sonra her akşam ekiplerinin kazançlarını kontrol etme, oluşan sermayeyi yeni yatırımlara (arsalara) dönüştürme faaliyetiyle parasal gücü gittikçe artar ve dikkat çekmeye başlayınca, fark eden Mali Müşavir iletişime girer, ahbaplığı ilerletir ve bir sorar; sen bu parasal gücü nasıl edindin?

Sekiz erkek çocuğundan dört ekip oluşturan köylü der ki; metropolde köylülüğümü (devletin kontrolu olmadan iktisadi faaliyetimi) nasıl devam etiririm diye araştırdım ve devletin kontrol etmediği işleri buldum, işleri doğurgalığına göre sıraya koydum, oluşan sermayeminde fark edilmemesi için arsaya yatırmaya başladım, Mali Müşavir anlattığın faaliyetler kayıt dışıdır deyince, köylü bende onun için yapıyorum, kayıtlı iş yapıpta habire vergi ve cezamı yiyeyim diye sormaz mI?

Küçük parayla tefeciliğe başlayan köylü faizle sermayesini artırır ama tüketimini artırmaz, sermaye artıkça artar ve nihayet ölüm günü büyük oğunu vasiyet için çağırır der ki; bak ben az parayla bu sermayeyi aylık % 8 den aşağıya faizle vermeyerek yaptım, eğer ölümümden sonra siz aylık % 8 den aşağıya verirseniz, (faizden oluşan) mirası helal etmemekle tehdit eder ve ölür. Oğlu kendi kendine sorar oluşan sermaye arttıkça ne olacak?...

Köyden İstanbul'a göçen amca çocukları ortak bakkal açar ve bakkal iki yılda bir tarla alınacak kadar para kazanınca uyanıklar bakkalı ele geçirmek için tarlayı aptal amca çocuğuna kakalarlar ama tarlanın bulunduğu Samandıra imara açılınca dört blok yapılan tarlanın sahibine 24 daireli blok düşer ama bitmeyen heyecanıyla her karşılaştığına bu blok benimdir der, biri nasıl elde ettin diye sorunca hikayeyi anlatır  ve ikinci soru gelir; uyanık kuzenler ne yapıyor, adam cevap verir; onlar marketlerle rekabete yenildi, şimdi bir market zincirinde SSK lı çalışıyorlar.

Yine uyanık bir taşralı İst göçer piyasa araştırmasına başlar, gezinirken su almak ister 50 krş olduğunu öğrenince hayret eder ama mecbur alır, su içmeyle idrar basıncı oluşunca WC ye gider ki; daha girişte 1 TL olduğunu öğrenince, maliyetli iş 50 krş, maliyetsiz 1 TL diye düşünürken en karlı işin WC işi olduğunu fark ederek ufaktan bir kiralık WC işletmesi bularak işe başlar. Böylece maliyetsiz, kayıtsız ama zorunlu ihtiyaç olan karlı bir (WC) işi kurmuş olur.

Okuduklarınızı özetlersek; köylünün kurnazı, Mali Müşavire iş üretmez ve devlet bile bunun farkında olamaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her şey final cümlesinde özetleniyor.

Kerim Korkut 
 11.02.2014 21:49
Cevap :
İlginize teşekkür ediyorum, eleştiri ve önerilerinizi de bekliyorum...  12.02.2014 9:21
 

Bir de ne kadar kurnazdılar,bilmez miyim.Herşeyi ya aykınlarındaki birilerinden ya ağadan ya da devletten beklerler.Kendi yağları ile kavrulmayı,ağlamayı sızlanmayı,sıkı pazarlığı da severler.Ortaklığı sevmezler.Bir ipte iki cambaz oynar mı?'Sen git ben geliyorum' derler, bir de bakarsınız ki peşinde hiç kimse yok!Yazdıklarınıza bütünü ile katılıyorum Kadri Bey.Arsa,iş,tezgahtarlık gibi işleri severler anlattığınız gibi.Ne yazık ki çoğu ya arsa pazarlamacısının ya parti tezgahtarlarının ya da müteahhİTlerin oyununa düşerek pek de ilerleyemez.Yine de ayakta kalmayı becerizrler. Hacıyatmaz gibidir köylümüz. Çaresizdirler.Emek sömrürüne kurban giderler.Sözlerinin eri olsalar da bir kaç kazıktan sonra onlar da 'sözün namus olduğu'yalanına kapılarak kişiliklerini yitirirler.Az okumuşu uysaldır;gerektiğinde dikleşir.Hak aramak nedir bilmezler.Kimi hak yiyenleri de kodumu oturturlar ossaat!İyi sır saklarlar;yeri geldiğinde taşı gediğine koyarlar.Çıkarları için partici de olurlar.Teşekkürler.

Ömer Faruk MENCİK YILMAZ 
 15.12.2012 1:24
Cevap :
Detaylı katkınıza çok teşekkürler. Selamlar...  18.12.2012 14:12
 

Köylü her koyun kendi bacağından asılır kuralı gereği yaşamını en rasyonel bir şekilde nasıl sürdüreceğini düşünür ve yeterince akıllıysa para kazanır. İktisatçı ise bütün diğer sosyal bilimciler gibi ne için var olduğunu bilmez ve saçma sapan teoriler, varsayımlar doğrultusunda sırtını devlete veya bir şirkete dayayarak yaşamını sürdürür. Türkiye'de kaç tane İktisat Fakültesi var bilmiyorum. Ama şunu gayet net bir şekilde biliyorum ki bütün üniversitelerin profesör, doçent, yardımcı doçent ve öğretim görevlisi iktisatçılarını toplayın hepsi birden bir köylünün sahip olduğu akla ve bilince sahip değillerdir. Sevgi ve selamlarımla

Matilla 
 14.12.2012 11:41
Cevap :
Enteresan yorumunuza, katkınıza teşekkür ediyorum. Bende Siyaset-İktisat-İşletme eğitimi aldım ve yeterince yöneticilik yaptığımı düşünerek, küçük işletme kurdum ama henüz piyasa mantığına büründüm diyemem. Selamlar...  18.12.2012 14:22
 
 
Toplam blog
: 612
Toplam yorum
: 2068
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1159
Kayıt tarihi
: 03.12.07
 
 

Her kesimi anlama ve kabullenme bilincimle; her kişinin asgari yaşam şartlarına sahip olabildiği,..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster