Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
147
 

Köyümüz, Kökümüzdür!

Köyümüz, Kökümüzdür!
 

İnsanlarımız memleketleri, doğdukları yerlerle kimlik edinir, filan şehirli olmakla övünürken diğer yandan övünç kaynağı, doğdukları şehirlerden hızla uzaklaşıyorlar. Bu sorunun esas sebebi vahşi kapitalizmin “yersiz-yurtsuzlaştırma” projesinin hayat bulmasından başka bir şey değildir.
 
“Yersiz-yurtsuzlaştırma” Türkiye’de mevcut iktidarların 1950’lerden çeşitli şekillerde ve mevcut egemen güçlerin etkisiyle ortaya koyduğu bir projedir.
 
“Yersiz-yurtsuzlaştırma” yapabilmek için hedef bölge ve şehirlerde
• Kamu yatırımlarının sekteye uğratılması
 
• Hedef bölgelerde adaletsiz uygulamaların terör zemini yaratmasına devlet eliyle müsaade ederek, “aslanın kediye boğdurulası”
 
• Sanayi yatırımlarının, özel teşebbüslerin ticari ve sanayi faaliyetlerinin birkaç şehirle sınırlı tutmak suretiyle, diğer şehirlerden söz konusu şehirlere insanları göç etmeye zorlamak.
 
• Memleketinde ısrarla kalan kişilerin üretimlerini değersizleştirmek. Fındık, pamuk, çay, şeker pancarı gibi ürünlerin üretimlerine kota uygulamak, fiyatları sürekli aşağı çekmek suretiyle insanları önce çaresiz bırakıp, sonra da çaresizlere çare olmaya geldim yalanıyla insanları daha kolay yönetilebilir, yönlendirilebilir hale getirmek.
 
“Yersiz-yurtsuzlaştırma” hareketi ile hedeflenenler hangi güzel ambalajlarla, süslü sözlerle sunulursa sunulsun amaçları hiç de masum değildir.
 
• İnsanlar arasında kaynaşma ve birlik-beraberlik duygularını yok etmek.
 
• İnsanları büyükşehirlerin küçük ve çaresiz insanları yapmak suretiyle, normalde bulunduğu sosyal çevresinden soyutlayarak onları yapmak istemeyecekleri işlere zorlamak! Bu işler asgari ücretle, bir işyerinde sigortasız çalışıp, izbe yerlerde karın tokluğuna hayatta kalma mücadelesi de olabilir. Fuhuştan, uyuşturucuya gayri-ahlaki olmakla beraber yeraltı dünyasının işlerini çaresizlere çare olan kötü niyetli kişi ve gruplarca gördürülmesi.
 
• Terör gruplarına ve gayrı-nizami harp unsurlarına eleman devşirmenin kolaylaştırılması.
 
• Aile bağlarının koparılması
 
• En nihayetinde devlette etkin olan, politikaların fiziki uygulayıcıları tarafından insanları her şekilde kullanılır, denetlenebilir, evcilleştirilebilir, avlanabilir, tavlanabilir hale getirmek olarak özetlenebilir.
 
İnsanımızın daha huzurlu olması, doğdukları yerde doyabilmelerini eksiğini çektikleri şeyleri onlara bulundukları şehirde sunmakla mümkün olacaktır.
 
• Taşrada insanlara etkili eğitim fırsatlarının sunulması ve bunun devlet eliyle sunulması.
 
• Taşrada insanlara etkili sağlık hizmetleri fırsatlarının sunulması ve bunun devlet eliyle sunulması.
 
• Taşralı olmanın aşağılanmaktan vazgeçilmesi; taşralı olmak bilindiği gibi modern diye adlandırılan tüm sanat eserlerinde, batı orjinli tüm yapıtlarda dolaylı olarak aşağılanan bir olgudur. (Sanayi devrimini ilk uygulayan, hayata geçiren İngiltere’de başlayan bu uygulama insanları aynı zamanda liman kenti olan şehirlere nakletmek, Şeyh pirden başlayarak devamlılık kazanan, etkisi batıda azalan ancak az gelişmiş ülkelerde hızla artan ve zirveye ulaşan korkunç bir toplumsal yıkımlara neden olan, emperyalist niyetle sahte eser yaratma merkezlerince tasarlandığı dikkatli gözlerin alenen görebileceği bir süreç olmuştur.)
 
• İnsanlara yaşadıkları şehirde üretim yapmalarının önündeki engellerin ortada kaldırılması, bu husus sanıldığından zor bir süreç olmakla birlikte bu konuya dair yapılacaklar:
 
1- Köy veya kasaba kaynaklarının azami bir şekilde verimli kullanılmasının özendirilmesi için birlikler kurulması: Bu konuda mevcut, sulama ve tarım kooperatifleri ve kooperatiflerin yönetimleri ile ilgili yasalar düzenlenebilir. Kooperatiflerin kötü niyetli kişilerin eline geçmesi ihtimaline karşı etkin düzenlemeler yapılması gerekir. Yüz haneli bir köyün yüz traktörünün olması kapitalizmin tam da istediği şey olsa da bu durum köylü için, çevre için, milli kaynakların etkin kullanılması için akıllıca, akılcı bir çözüm değildir.
 
2- Köylülere, etkili hayvancılık eğitimi, planlı tarım eğitimi, teknik destek devletin yetiştirdiği uzman veteriner, planlamacı ve ziraat mühendislerince verilmelidir.
 
3- Köylerde müşterek ahırlar, müşterek biyogaz tesisleri, organik gübre, biyogaz kaynaklı ısıtma sistemleri kurarak çiftçinin üretimlerini çeşitlendirmek.
 
4- Güneş enerjisinden köylünün de faydalanmasını sağlayarak, hidroelektrik tesisleri ile suyun yatağının çevresel felaketlere neden olacak şekilde değiştirilmesinin önlenmesi de sağlanabilir. Bu konuda Almanya örneği gayet mantıklıdır, makuldür ve yerindedir.
 
5- Köylerde, taşrada her ev bir santral, her inek bir biyogaz tesisi, organik gübre üreticisi ve sağlık olarak projelendirilebilir…
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2250
Toplam yorum
: 321
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 158
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster