Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '09

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
3587
 

Koyun kuzu ve Hint horozu

Koyun kuzu ve Hint horozu
 

Rüzgarlı Mimas bugün adının hakkını son nefesine kadar verdi. Kuşkusuz evimiz sağlam ama dört yanı bahçe, önümüz deniz. Doğanın öfkesinden tırsmamak mümkün değil. Dışarıda Zamfir Pan Flüt konseri veriyor. Rüzgar mütevazı evlerin çöp tenekelerini, sokakların değişik çöplerini önüne katmış kah havadan kah yerden aşırarak, bahçemden de apartıp daha aşağılara götürürken, hırçın ıslık seslerine bateri tıngırtıları karıştırıyor. Elektrik telleri de ahenkli bir bale gösterisindeler. Allah vere kopmasalar.

İnanılır gibi değil, köpek koroları sustu bu gece. Söyleyenlerin yalancısıyım, güya belediye barınağının kapısı açık kalmışta köpekler sürüler halinde ilçe merkezine ve köylere dağılmış. Dağılmakla kalmamış, aç hayvanlar, ağıllara dalıp koyunları parçalamışlar. Bir kısır döngü. Koyun sahipleri feryat ederken, hayvan severlerin gözleri belediyenin üzerinde…

Benim gözüm de köpeklerin üzerinde. Yazın bahçeme girip kar beyaz kızımı kaçırıverdiler. Arabaya atlayıp çevredeki bütün metruk evleri ve arsaları aradık. Hiçbir iz bulamadık. Onunla beraber bahçede gezinen üç horozun sağlam kalması tesellimiz oldu. Aylar sonra horozların ikisini verip komşumuzdan yerli ırk bir tavuk aldım. Artık ergen olmuş horozum da bu değiş tokuşa pek sevindi. Geldiğinin ertesi günü tavuktan yumurta beklerken havamızı aldık.

Horoz kümesine katılan tavuğun ilk yumurtasını yermiş!!!

Sonraki günlerde Çeşme’den ikinci tavuğumuzu aldık. Adını ‘’Çeşme’li’’ koyduk. Yerli ırk olana da benekli tüylerinden esinlenerek ‘’Çilli’’ dedik. Horoz Çeşmeli’den memnun da Çilli gaga darbeleriyle Çeşmeliyi perişan etti. Zaman zaman müdahale etmek zorunda kaldık. Tünekte dahi horoz, tavukların birini sağına diğerini soluna almazsa kıyamet kopuyor.

Göze çöp sığmıyor!!!

Bilge ile beraber, yemek artıklarını verirken gözlemledik. Horoz değişik sesler çıkararak tavukları ziyafete çağırdı ve gagasına aldığı yiyecek parçasını ilk gelenin önüne koydu. Kafasını aşağı yukarı oynatarak yemesini işaret etti. Tavuklar ziyafetin yarısındalarken kendisi de yemeğe başladı. Ana kız şaşkınlıktan açılmış ağzımızla bu manzarayı seyrettik.

Aile reisliği kavramı bu olmalı!!!

Lafa, rüzgarın flüt konserinden girdim tavuklara geldim. Dışarıdaki kıyamet devam ediyor. Deniz ayaklanmış, rüzgara karışıp tuzunu camlarımıza yapıştırıyor. Hava açık, tam karşımdaki Foça’nın ışıl ışıl kıyılarına elimi uzatsam değeceğim.Orada olup bir de Siren Kayalıklarını dinlemek lazım.

Bahçenin güney tarafındaki ışıkları yakıp, biraz da pencereden limon ağacımla, kırmızı hanımelini seyretmek istedim. Hanımeli sarıldığı kalın ipi koparıp yere serilmiş. Nergislerin yaprakları tamamen toprağa yatmışlar. Limon ağacım ise bu çılgın lodos fırtınasına rağmen çiçeklerini koyvermemiş. ''Rüzgar gören yerde limon olmaz'' diyenlere inat, bu yıl ilk kez üç tane meyve verdi, üzeri de mis gibi kokan çiçeklerle dolu. Sahibi gibi inatçı. Tüm olumsuz koşullara karşın büyüdü ve meyve verdi.

Tahmin ettiğiniz gibi Karaburun’dayım. Yıldız’ın ''gitmeee'' demesine, Emel’in ''orası yazlık yer, üşütecek hasta olacaksın, ne işin var oralarda'' fırçasına, Ufuk’un ve messenger’imi açmadığımı fark edip merakla telefon eden bir sürü arkadaşıma rağmen buradayım mutluyum, huzurluyum.

Dün Manastır köyündeki bir koyun ağılına gittik. Koyunlar yemlerini bitirmek üzereydiler. Vahşi doğanın geceye hazırlandığı bu telaşlı saatlerde ağıldaki kuzuların incecik sesleriyle melemeleri dışında ses yoktu. Yem yemeleri bitince, çoban kuzuların bölmesine yakın olan alanın kapısını açtı. Koyunlar inanılmaz bir hızla, birbirlerini çiğnemeden şaşılası bir düzen içinde alanı doldurup kalın gür sesleriyle bağırmaya başladılar. Bir bölmede kuzular bir bölmede anne koyunlar, sabırsız melemeleriyle havayı çınlatırlarken, çobanlar gereken hazırlıkları bitirip kuzuların kapısını açtılar. Ortalık bir anda toz duman oldu. Kuzular çılgın gibi oradan oraya koşturarak analarını ararken analar oldukları yerde sabit kalıp yavrularını beklediler. Anasını bulan kuzular iki ön ayaklarının üzerine çöküp, telaşla memelere saldırdılar. Kuzuların tos vura vura analarını emmelerini seyretmenin hoşluğu bir yana analarla kuzuların kavuşmalarından sonra ortalığı saran sessizlik ilginçti. Fakat ilginç olan başka bir durum daha vardı. Çoban koyunların gireceği bölümün kapısını açtığında bir grup koyun kenarda toplaşıp içeri girmemişlerdi. Çobandan onların ''kısır koyunlar'' ya da bu yıl ''yavrulamamış'' koyunlar olduklarını öğrendim. Peki nasıl olur da yavrusu olmayanlar, emzirme bölümüne girmemesi gerektiğini kavrayabilir soruma çoban yanıt veremedi ama koyunların, süt sağımı sırasında da sıraya girip, sağımı yapan kişinin önüne izdiham yaratmadan teker teker gelme gibi bir özelliklerinin yanı sıra koyunların, gözlerini bağlasanız dahi yabancı birine sütünü sağdırmama gibi başka bir özelliklerinin daha olduğunu ekledi.

Koyunlar;

Sıraya giriyor, kaynak yapmıyor, hak yemiyor.

Kandırmıyor, kandırılamıyor.


narçiçeği

Ümit Culduz , Yıldız... bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine imrendirdiniz beni. En sonunda ben de Karaburunlu olacağım sanırım. Ama en çok yazınıza imrendim. Selamlar, sevgiler:)

Ümit Culduz  
 09.02.2009 3:50
Cevap :
Kimileri uygar dünyada belgeseli beyaz camdan izlerken, ben vahşi doğada bire bir gözlemliyorum. İnanılmaz keyif alıyorum. Bence herkes imrensin. Sevgili Ali Gülcü'nün son bloğunda bahsettiği gibi doğaya geri dönelim. Teşekkürler, sevgilerimle...  09.02.2009 19:16
 

Pastoral bir masalın içinden geçtim sanki... Mükemmel bir anlatım... Çok özlendin ama bu arada. Olmuyo valla sensiz. Çok özlemiştim. Yine de değmiş. Bu kadar güzel bir yazı için değmiş... Kocamaaan sevgiler...:))

Yıldız... 
 08.02.2009 23:40
Cevap :
Yıldızcığım, ben de özledim inan. Yaza internet alacağım. Olmuyor böyle. Nereden başlayacağımı şaşırdım vallahi. Teşekkürler, sevgilerimle...  08.02.2009 23:47
 

öykülerle Karaburun'dan rüzgarlar estirerek geldin. Birden oraları canlandı hayalimde biliyor musun? yani hiç görmediğim yerler, Siren Kayalıkları, Rüzgarın uğultusu ve sonsuzluk. Düş Kırgınları çok beğendiğim ve keyifle okuduğum bi romandı. Şimdi satırların onu anımsattı. Bir de ders aldım artık kuzuların Sessizliği demeyeceğim. Olsa olsa protstodur sessizlikleri. Sonra o cbeyaz kızı bulamadınız mı hiç selam ve sevgiler.

Ezgi Umut 
 08.02.2009 23:31
Cevap :
Emelciğim, biraz bunalım takılır, açıkçası beni de sıkar. Kuzu der geçeriz değil mi? Doğadan alacağımız çok ders var. Teşekkürler, sevgilerimle...  09.02.2009 0:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 1164
Toplam mesaj
: 290
Ort. okunma sayısı
: 1602
Kayıt tarihi
: 17.06.07
 
 

Emekliyim ama, yaşamdan değil; işimden. Eşim ve iki kızımla birlikte İzmir’de yaşıyoruz. Yazmak, oku..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster