Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
669
 

Kozanoğlu, "Ört ki, Ölem' i anlatıyor.

Kozanoğlu, "Ört ki, Ölem' i anlatıyor.
 

Aynı zamanda blog yazarımız olan Zeynel Kozanoğlu, İzmir Gazeteciler Cemiyetinin en eski üyesidir.


İzmir Basınından dostum ve yıllardır yurtdışında yaşayan, İzmir’in en eski Gazeteciler Cemiyeti üyesi, gazeteci yazar Zeynel Kozanoğlu, yaygın “Haberhürriyeti” isimli sitede, kitabımdan bahsetmiş. Dost kalemin sevgi dolu satırları, aşağıda. Hakiki dostlar, basın dünyasında, birbirlerinin gözlerini, kargalar gibi oymaz. Sırası ve zamanı gelince, arkadaşını onore eder. Bu jest’i için, kendisine teşekkür ediyorum. O şimdi, Milliyet Blog üyesi, Beyhan Kozanoğlu Biçkin isimli blogcumuzun da babası aynı zamanda. Şöyle başlamış ve devam etmiş:

“Onu anlatmaya nereden başlasam, diye düşünüyorum. Basınla tanışık olanlar arkadaşımızı ille tanırlar da, okur kitlesinin hafızasına güvenemiyorum. Hele günümüzde, “gazeteci” denilince sadece birkaç kişiye eğilen, “Yazar” denilince de taş çatlasa beş on kişinin adını söyleyebilen bir toplum olduk, çıktık..
Yetmiş milyonun üzerinde nüfusu olan ve bir ucundan diğer ucuna iki bin kilometre yol olan bir ülkenin yazarı da, her alanda sanatçısı da yüzlerle söylenir olmalı. Kişi adınızı daha önce işitmemişse, sizin siz olduğunuza pek itibar etmiyor.
Muzaffer Cellek işte bu cenderenin içinde bir yazarımız. Yetmişi aşkın yaşına karşın, yazıyor, fotoğraf çekiyor.. Koşulacak hallerde koşuyor. Ve öylesine güzel tespitleri var ki, onu okurken zevk alıyorsunuz, ufkunuz genişliyor, rahatlıyorsunuz.
Muzaffer Cellek’in kitabı elimde.. “ÖRT Kİ ÖLEM” bir an için “Kitabın adı bu olmasaydı mı?” diye düşünecek oldum. Ama ne yararı var. Kitabın adı bu. Ve kime ne zararı var? Kitaptan kimi paragraflar seçtim, birlikte göz atalım mı?
Gürültüden yakınıyor:
“Günlerden Pazardır. Komşu açmış arabasının kaportasını. Bağırıyor öbürüne.. “Gaza bas, gaza!” Ortalık toz duman.. Vın vın vın! Pencereden söylenirsiniz adama: “Koçum!... Avrupa’da olsan tatil gününde sana burada araba tamir ettirmezler.” Alacağınız cevap bellidir: “Hadi lan!”
Gökova’dan söz ediyor:
“Bu tatil sizin için bir “terapi” olsun. Aşıksanız, sevdiğinizden yeni ayrılmışsanız, dünyaya küs iseniz, yapayalnızsanız, hüsrana uğramışsanız, kendinizle barışık değilseniz,sünger gibi bu dünyanın kirini pasını üzerinize çekmişseniz gelin Gökova’ya.. Ne duruyorsunuz? O Gökova ki, sizi alıp mavi girdaplarında bir gergef gibi dokuyacaktır. Hiç şüpheniz olmasın.. Üç gün kalın burada, yeter.”
Köpeği ile yaşamını bütünlemiş birinden söz ediyor:
“Kendisini doğaya vermiş. Köpeği ile her gün on kilometre yürüyor. Köpeği ile karate çalışması yapıyor. Bu köpek cins, karate biliyor.
Deniz kenarına getirmişler arabayı. Tentelerin altında kumsalda üstsüz kadınlar. Püfür püfür esen rüzgar. Üüüüühh! Yan gel Osman.. arabanın şoför mahallinde Karabaş’ın yatağı. Ümit Bey kendisi de arabanın içinde yatıyor. Her sabah Rodrigo’nun Gitar Konçertosu ile uyanıp güne başlamak güzel. Karabaş’ın konçerto ile arası iyi değil.
Yattığı yerden arabanın kapısını açıp ihtiyaç için çalılıkların dibine gittiği zaman oradan dinliyor konçertoyu. Ümit Bey bildiğimiz Ümit Bey değil şimdi. Bambaşka bir ümit Bey. Öyle çerden çöpten, çuldan bir adam değil. Müthiş çevreci. Köpeğine de öğretmiş. Yerde bir çöp görse Karabaş getirip sahibinin önüne koyuyor.”
İstanbul’un bir semtinden söz ediyor:
“Bir milli kıyafet kanunumuz var. Fatih ve çevresinde eskiye özlem yaşatılıyor, kılık ve kıyafetlerle. Başta sarık, kıçta şalvar, ayakta yemeni, elde tespih. Sırtta cüppe. Ne oluyoruz, ne oluyoruz? Hala bu eskiye özlem niye? Bu güruhu kontrol edecek, kıyafet kanununu onlara hatırlatacak bir babayiğit yok mu?”
….
Muzaffer Cellek kendisini şu sözlerle anlattı:
“ Aydın doğumluyum. Babamın memuriyeti münasebetiyle çok yer dolaştık, Evli, 4 çocuk babasıyım. 1946-1951 yılları arasında, Bartın’da görev yaptı babam. Çocukluğum, Bartın’ın güzelliği, içimde yer etmiştir. Hala daha değnekten atımı ararım.
Çocukluğumu, daima cebimde taşır’ım”.
….
Muzaffer Cellek’in “Deneme” lerinden oluşturduğu kitabı 312 sayfa. Kara mizah türünden bir eser.
Her konuda aklına ne takıldıysa onu yazmış. İyi ki de yazmış. Okurken haz aldım, bilgilendim. Zaman zaman geçmiş yıllara gittim geldim, zaman zaman duygusal tablolarla karşılaştım ve “Bunu ben niye daha önce düşünmedim,” dedim. Ört ki Ölem, Etki

Yayınevi’nden çıkmış.
Sevgili dost Adem Kargı’nın kitap üzerinde emeği görünür halde.
Muzaffer Cellek eserini eşine ithaf etmiş. “Sevgili Eşim Nergis’e..” diyor.
Nergis Hanım’ı böyle bir eşi olduğu için kutluyorum. Sevgili Muzaffer Cellek’i de bu değerli eseri ortaya koyduğu için kutluyorum ve daha nice nicelerine…”

Yayınevi sahibi Adem Kargı, anlaşılan aşağıdaki yazıyı, Blog'a yorum diye yazmış amma, bu yazı bana Word sayfası ile ulaştı. Sevgili Kozanoğluna seslenip, teşekkürle karşılık vermek isterken, benim için de çiziktirmiş oldu. Siz bu satırları, yorum kutusundan değil de, buradan okuyorsunuz. Biz de aynen buraya aldık. ELÇİYE ZEVAL OLMAZ.

Sevgili Zeynel Kozanoğlu abime,

İzmir’in yetiştirdiği değerli insan. Velüt gazeteci- yazar, üstad; yayınlarımız arasından çıkan “

Ört ki Ölem” isimli kitabın yayınlanmasında, beni geçen emeğimden dolayı kutlamışsınız. Yaptığım işi beğenmişsiniz! Anlaşılan ustam. Sağ ol. Mutlu oldum, çok teşekkür ederim

***

Yayınevimizin çok satan yazarı Muzaffer Cellek ustama; hani “şarap durdukça yıllanır” derler ya sizinki de o hesap. Gittikçe ünleniyor, yıldızınız parlıyor ne güzel abi bu durum beni iki türlü sevindiriyor; birincisi, memleket meselelerine olan duyarlılığınız. Yılmadan, yorulmadan, inatla yazmanız. İkincisi, kitap peşinde koşmanız, kendi okuyucunuzu yaratma bulma gayreti içinde olmanız. Bir yazar için olması gereken. Ne güzel !

Haa yeri gelmişken, abi kitabın ikinci basımı geldi!. Sen nerdesin hâlâ yayınevine gelmedin, usta neyi bekliyorsun… Yoksa kitabın korsanını mı çıkardın?..

Şaka bi yana sevgili abim başarılarının devamını ister, sağlıkla kalmanı dilerim.

Adem Kargı

Etki Yayınevi

12/07/2011

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gökova'dan söz etmişler yazıda. Hani şu benim yanıbaşımdaki eşiz cennet GÖKOVA. Yeryüzündeki cennetin adı. Geceleri kurbağaların gevezelik ettiği ırmakları ile her gün yeni bir melodiyi mırıldanan koyları ile, yüksek dağları ile çevrili, turkuaz renkli suları ile oynaşan ördekleri ile, azmak kıyılarında süzen bitkileri muhteşem körfez GÖKOVA. Gökova'ya aşık ol... Nabide Kılınç. Yerkesik.

Nabide Kılınç 
 22.07.2011 15:27
Cevap :
Benden iyi analiz edereek Gökova'nın resmini çizmişsiniz. Zevklerimiz aynıymış. Tabiatı sevenlerin ortak noktaları da budur. Sayfama hoş geldiniz. Teşekkür ederim sımsıcak duygularınıza. Saygı ve sevgi ile.  22.07.2011 17:45
 

Mayası vefa ile yoğrulmuş. Yeğen'i Kadir'i okuttum, onu nasıl evdeki hoca olarak etkilediğini biliyorum. MB'da sayfasını görünce haberleştik, çiçeğimin çok iyi bir konumda olduğunu öğrendim. İzmir'e geldiğinde farklı yerlerde olduğumuzdan bana ayırdığı kitaplarını almam kısmet olmadı. Kitabınız hakkında yazdıkları çok gerçekçi, erbabının kaleminden döküldüğünü kanıtlıyor. Kitabınız yüz yüze tanışmamıza da yol açtı.Elime aldığımda, sizi Etki'ye yönlendirdiğim için sevindim.Adem Bey ile aynı vesileyle tanıştım ve kitabevimi seçtim... Başkalarına da önerdim. Bu arada şahsınız hakkında yanıldığımı itiraf edeyim! Şakacı, her şeyi mizaha alan biri olarak düşünüyordum. Tanışınca zamanı durdurmuş, diksiyonu mükemmel, konuşması ciddi bir centilmen olduğunuzu gördüm. Bazıları ektiklerinin hasadını geç yapar. Bundan sonra adınızı ve eserlerinizi sık sık yazılı ve görsel medyada göreceğimize inanıyorum. Esenlik yüklü başarılar diler, saygılarımı iletirim...

Ayten Dirier 
 16.07.2011 20:28
Cevap :
Evet. Farklı bir gazeteci Zeynel Bey. Kendiliğinden kitabımı irdelemeğe almış. Hoşuma gitti söyleşisi. Gazeteciler Cemiyeti Lokalinde sözleşerek buluştuk.buluştuk. Maksadım, onunla röportaj yapmaktı. Hatta yaptım da. Resimlerini de çektim. Gelin görün ki, o benden önce davranıp, kitabımla röportaj yapmış. Şimdi benim yaptığım röportaj, bana kaldı. Onu, hemen yayına vermiyorum. Bir o bir ben olmasın diye. Fikir benimdi, o, elini çabujk tuttu. Demek, siz de kendisini tanıyorsunuz. Zeynel Bey, tarihi romanlar yazar. Ordan her halde. Duruma memnun oldum. İlginiz için teşekkür ederim. Şahsıma gelince. Yazılarımın dili, dediğiniz gibi mizahidir. Dostlar arasında da öyledir. Hiç umulmadık yerde, meclislerde, mekanlarda aniden neşelenip orayı altüst ederim. Bu huylarım daima ağır basar. Ama duruşujm farklıdır. Teşekkür ederim duygularınıza. Ama, daha beni tanımıyorsunuz. İyi dilekleriniz için teşekkürler tekrar. Saygı ile aziz dost.  18.07.2011 0:25
 

bir üstad, şeker gibi muhabbeti olan bir yazar, yazarlıktan öte müşfik bir baba, centilmen bir eş,anlatabilmek zor tanımak gerek. Ben tanıdığım için çok şanslıyım. Hem çok seviyorum, hem de saygım sonsuz.Tabii bunları gönlü olsun diye yazmadım, gerçek ve hissettiğim duygu ve de düşüncelerim. Siz sayın Cellek her daim bizim yolumuzda ışık olacaksınız ve olmaya devam ediniz. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum siz ve değerli eşiniz ile cici kızıma.

Ay Şen 
 12.07.2011 13:12
Cevap :
Beni mahçuplar ettin. Samimiyetine inanıyor v e güveniyorum. Dostluk olsun diye söylemezsin, bilirim. Canın çektiğinde söylersin söyleyeceklerini. O da içtenliğini gösterir. Ben de eşinize selamlar ederim. Saygı v e sevgi ile sunulur.  12.07.2011 15:49
 

Sanat eserleri, emek verip kendilerini vücuda getiren eser sahipleriyle birlikte anılırlar. Eserleri de, eser sahipleri de artık ölümsüzdürler. İlk aklıma gelen, (Mona Lisa tablosu, Leonardo da Vinci) ile (Düşünen Adam heykeli, Rodin) ile, (Aida operası, Verdi) ile, (Altıncı Pastoral senfoni, Beethoven) ile, (Çalıkuşu romanı Reşat Nuri Güntekin) ile birlikte anılırlar adeta özdeşleşmişlerdir. "Ört Ki Ölem" isimli basılı eseriyle de, sayın yazarımız Muzaffer Cellek ölümsüzleşmektedir. Bir kez daha kutlarım sayın yazarım, saygılarla...

Yurdagül Alkan 
 12.07.2011 0:00
Cevap :
Pek çok tyeşekkürler sev gili ve duygulu dost. Varol. Bir insanın kitabı olması güzel duygu. Karadenize çağrlı olduğumda elle tutulur şekilde gördüm bunu. Sanat ve sanat aşkına olan aşırı alakanızdan haberim var. Geçmiş yazılarınıza bir bakıvermek kafidir. Tertemiz söyleşiniz için teşekkürler ederim. Varolun.  12.07.2011 15:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 901
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster