Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '10

 
Kategori
Kimya / Kozmetik
Okunma Sayısı
2651
 

Kozmetik üretiminde ÖTV

Kozmetik üretiminde ÖTV
 

Kozmetik Sanayi ihracatta 7. sırayı alıyor. Krem, renkli, parfüm ve kişisel temizlik ürünleri ana üretim dalları. Renkli kozmetik üretiminde sadece İstanbul'da, en üst sıralarda 22 firma var. Bu firmaların da en az 3 markası var. Bu 3 marka ihracat yapılan ülkelerle, distribütörlük sistemi ile çalışıldığı için, aynı ülkeye satış yapabilmek amacı ile farklı markalara sahip olmak zorunda olunduğu için yapılmaktadır. 2008 rakamları ile kozmetik sektöründe ihracat rakamı 820 milyon dolardır. Bu rakamın ise % 12, 17 sini renkli kozmetik oluşturuyor. Bu da yaklaşık olarak 97 bin dolara karşılık geliyor. Renkli kozmetik üreticilerinin en çok rekabette sıkıntı çektiği konu üretimden satışa % 22 ÖTV uygulamısıdır. Bu da fabrikaların çok cüzi fiyatlarla satışa sunduğu ürünlerde karlılığını azaltmaktadır. Bazı ürünler ise, Avrupa'dan bulk olarak gelir. Bunlar paketlenmemiş ürün olmasına rağmen bitmiş ürün kabul edilerek Gümrükte %22 daha ödetilir, ambalajlamadan sonrada % 22 fatura bedeli üzerinden kayba sebep olur. Çifte ÖTV ile yerli üreticiler kar edemez hale gelir. Yabancı ithal ürünler ise yurt içine, vergiden muaf olarak gelmektedir. Bu da yerli kozmetik üreticisinin piyasada rekabetini tamamen zorlamaktadır. Kozmetik üreticilerinin Euro ile Avrupadan yarı mamul alıp Doğu, Orta Doğu ve Rusya'ya yaptığı ihracatları Dolar üzerinden yapması ve Dolar'ın Euro karşısında değer kaybı kozmetik üreticilerini ciddi olarak finansal sıkıntıya sokmuştur. Bugüne dek Tüm Doğu, Orta Doğu ve Rusya daki pazara hakim olan Türk Kozmetik Üreticileri yavaş yavaş Polonya'ya karşı pazarı kaybetmektedir. Kosgeb ve Kobilere destek ve hibelerden bahsedilirken tüm bu yardımların karşılığında işletmenin ihracat gücü değil gayrimenkul olarak teminat istenmesi ise işletmelerin hiçbir destekten yararlanamamasına sebep olmaktadır. Çünkü tüm işletmeler, geçen kriz ortamında işletmelerini yaşatabilmek için tüm imkanlarını zaten kullanmışlardır. 

Özellikle bahsi geçen pazarlar dışında talepler geldiğinde, Türkiye'de diğer pazarlardan gelen taleplerin firmalarını araştıramadıkları içinde bu ülkelerde kayıp yaşamamak adına tekliflere sıcak bakamamaktadır. Bu firmalar, canla başla firma başına ortalama 300 kişiye istihdam sağlarken şu anda 10-15 kişilik gruplarla üretime devam edebilmek zorunda kalmaktadır. 

Yurt dışı piyasalardan halen talep gelmesine rağmen finansal olarak yatırım yapamayacak olan firmalar, bu tekliflere olumlu cevap verememektedirler. Bu firmaların yerine bazı çevreler bir çok yabancı markaların ithalatını yaparak yurt içindeki pazara hakim olmaktadır. Bu üretici firmalara destek acilen şarttır. En azından ÖTV'nin bir çok alanda kaldırıldığı gibi yerli üreticilerin üzerinden de bu yük kaldırılmalıdır. AR-GE ve işletme olarak firmalara destek arttırılmalıdır. Sektör, ihracatta ciddi yer almakta fakat Kriz döneminde de işletme gideri Dolar Euro kurları yüzünden ciddi anlamda artmıştır. 

Yabancı markalara karşı yerli üreticininde markalaşması ve bu süreçte ihracat rakamlarını arttırması bu şartla mevcuttur. Halen talep vardır ve yerli üretici yavaş yavaş yurtdışına gitme planları yapmaktadır. İşçilik gideri nerede ise Avrupa ile aynı rakamlara ulaşmıştır. Bugün bir işçinin maliyeti 1200 doları bulmuştur. Tüm dünyada en çok rağbet gören gıda dan sonraki ilk sanayi kozmetik, yurt içinde sadece kişisel çabalarla devam etmektedir. Türkiye'deki pazarı gayet iyi bilen firmalar Türkiye'ye yatırımı düşünüp yerli üreticinin önünde ciddi bir rekabet şartı yaratarak yok olmasına sebep olmaktadır. Bu arada da 2005 Kozmetik Kanununun Avrupa uyum yasaları çerçevesinde Sağlık Bakanlığı'nın üretici ve üretim sahası izinlerinin kaldırılması ile kontrolsüzlük hat safhadadır. Tüm mesuliyetin üreticide olması ve yeterli kadro olmadığı için pazar kontrollerinin yapılamaması Çin'den gelen ucuz ve kalitesiz ürünlerle merdiven altı denilen izinsiz üretimlerin çoğalmasına sebep olmuştur. Halbuki yerli üreticelerde aynen Avrupada ki rakipleri gibi aynı hammadde tedarikçilerinden hammadde tedarik etmekte sadece reklam giderlerine para yatırmadıkları için fiyatları çok uygun kalmaktadır. Bu yapılan ithalatların Sanayi Odası'ndaki kapasite raporlarının incelenmesi ile de kontrolü mümkündür. Yine Bugün bir çok kozmetik hammadde tedarikçisi Türkiye'de, özellikle İstanbul'da kendi depolarını açmakta ya da distribütörleri ile bu bölgeye yatırım yapmaktadır. Hatta piyasaya hakim bazı firmaları da satın almıştır. 

Bundan dolayıdır ki yöneticilerin bu sanayiyi desteklemesi artık elzem olmuştur. Bu sanayi deki kalifiye elemanlar ise yavaş yavaş diğer sektörlere kaymak zorunda kalmaktadır. İnsan yetiştirmenin ne denli zor olduğu bir gerçektir. Uzmanlaşmış kişileri kendi uzmanlık alanından uzaklaştırmak ülke içinde kayıptır. Öncelikle ÖTV'nin en acil şekilde kaldırılması gerekmektedir. Bankalar nazarında kriz döneminde kredibiliteleri zarar görmüş firmalara proje bazında yatırım destekleri verilmelidir. Kapasite raporlarında üretimi ciddi azalmış firmaların tespit edilip, araştırılması yapılmalı, yine eski kapasitelerine ulaşmaları sağlanmalıdır. Can çekişen üreticinin yeni müşteriler için faliyetleri çok fazla sınırlanmıştır. Reklam ve marka yatırımları sağlanmalı ve ayrıca Dünya'da kozmetik ithalatçılarına, Devlet yardımı ve Ticari Ateşeliklerle ulaşılmalı ve üretici ile bir araya gelmeleri sağlanmalıdır.  

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 38
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 828
Kayıt tarihi
: 03.03.08
 
 

1968 İstanbul doğumluyum. 1989 YTU Fen-Ed Kimya Bölümü mezunuyum. Kimyagerim. 10 yıllık evliyim ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster