Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Aralık '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
13307
 

Kral çıplak: "Issız Adam", Irmak'ın en kötü filmi

Kral çıplak: "Issız Adam", Irmak'ın en kötü filmi
 

“Babam ve Oğlum”, “Ulak” gibi filmleri yapan Irmak’a sadece gişe endişesiyle soft porno tadında bir film yapmayı yakıştıramıyorum. Birine bağlanmaktansa kalabalık içinde yalnız kalmayı isteyen Alper’in duygusallıktan öte hayatını seyirciye aktarmanın yolu erotizmin bu kadar yoğun verilmesi mi olmalı? Film Alper’in internet aracılığıyla bir evli çift ile anlaşmasını vererek başlıyor. Alper, çiftin evine gidiyor ve kadın ile yatak odasına girince kapı kapanıyor ve kapının aynalı camında üç kişinin silüetinin görünmesi ile sahne sonlanıyor. Alper’in günübirlik ilişkilerini ustaca anlatan bu sahneden sonra ise bir porno rezaleti başlıyor. 1970-1980’li yıllarda sinemalara gidenler bilir, sinemalarda parça filmler oynardı. Kendimi adeta o sinema salonlarında hissettim, rahatsız oldum. Salona baktığımda ise gelen çiftlerde bir rahatsızlık hissetmeyince yirminci yüzyılda uzaylı kaldığımı düşünmeye başladım. Irmak bence bu filmden sonra özeleştiri yapmalı. Sonraki filmlerinde karşı cinslerin ilişkilerini verirken cinsellik öğesini mi duygusallık kısmını mı ön plana çıkarmalı? Filmin ikinci yarısında ise Çağan doğruyu buluyor ve cinsellik yerine en iyi yaptığı iş üzerine yoğunlaşmaya başlıyor. İnsan ilişkilerini, duygularını beyazperdeye aktarmaya başlayınca bildiğimiz Çağan Irmak filmi tadını almaya başlıyoruz.

Üzerine kaynar kahve dökülen Alper’in duyduğu acıyla bağırmaması, sadece Ada’nın dükkânından çıkıp gitmesi gibi bir mantık hatasını Cemal gibi usta bir aktörün ve Irmak gibi usta bir yönetmenin gözünden kaçırması hoşuma gitmedi. Ayrıca Güzel sanatlar okumuş Ada’nın evinde siyaset ve araştırma kitaplarını gördük (Ada ve Alper’in yatak sahnelerinden birinde), ama Ada’nın siyasete dair ilgisini gösteren bir ayrıntı filmde verilmedi. Aslında Ada’nın hayatına, geçmişine ait o kadar az şey söylendi ki… Mesela Ada’nın daha önce başka erkekler tarafından “ben sana layık değilim, kafam çok karışık” cümleleri ile terk edilip edilmediğini anlayamadık. Daha sonra Alper, ayrılmak istediğinde Ada “neden hiç şaşırmadım” kelimesini söyleyince seyirci Ada’nın daha önce başka erkekler tarafından terk edildiğini izlenimini edindi.

Film bence genel kanının aksine erkeği değil, kadını küçültmüş. Alper, Ada’yı tanıyıncaya kadar yaptığı yemeklerden başka bir şeye âşık olmamış, duygusallıktan bihaber biri… Ada, ona aşkı tanıtıyor. Alper sevdiği iki şey (Ada ve özgürlük) arasında seçim yapmak zorunda kalınca özgürlüğü seçiyor. Ada bir süre buna isyan etse de sonra “Kar yağarken uyku sana tatlı geliyor, ama ölmek üzere olduğunun farkında değilsin” biçiminde felsefe tahlili yaptıktan sonra çekip gidiyor. Alper bu sözün ne anlama geldiğini dişini fırçalarken Ada’nın tokasını bulunca anlıyor ve kaybettiklerinin arkasından ağlıyor. Ada’nın dükkânının önünde belki gelir diye saatlerce bekliyor, ama o gelmiyor. Alper, Ada’yı unutmuyor; yine günübirlik ilişkilerine dönse de unutmuyor. Lokanta’da garsonun çocuğu olacağını haber aldığında sevinç ile hüznü bir arada yaşayışını Cemal çok güzel canlandırmış. Ada ise önce Alper’in doğduğu Tarsus’a giderek aşkını unutmadığını gösterse bile sonradan evlenerek çocuk yapıyor. Yani âşık olduğu adamı unutmayı başarıyor. Böylece gerçek aşkı sadece erkeklerin yaşadığını, kadınların ise kendilerine âşık olan erkekleri seçtiğini gösteriyor. Duygusuz olan aslında erkek değil, kadın… Kadın ayrılıktan sonra bir süre abartılı bir şekilde üzülse de sonradan aşkını rahatlıkla gömebiliyor, erkek ise onunla beraber yaşamak zorunda kalıyor. Böyle bir film için kadını yücelttiği yorumları nasıl yapılıyor, anlamış değilim.

Cemal, Alper karakterinin hakkını gerçekten veriyor; Melis ise biraz sönük kalıyor. Cemal ayrılmak istediğini söylediğinde Melis’in performansını oldukça yapmacık bulduğumu söylemeliyim. Filmin en güzel sahnesi Ada ve Alper’in yıllar sonra sinema önünde karşılaştıkları sahneydi. Cemal buradaki rolüyle devleşti. İçinde sakladıklarını değil söylemesi gerekenleri söyleyen birini gerçekten çok iyi oynadı. Bu sahne “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminin final sahnesi gibi bir kült olabilir. Birbirlerine sarıldıktan sonra Alper’in çekip gitmesine karşın Ada gitmiyor, Alper’in arkasından bakıyor. Böylece evli ve çocuklu olmasına rağmen, Alper ile beraber gidebilecek kadın imajı çiziliyor. Kadınları küçük düşüren bir sahne daha…

Sonuç olarak Irmak’ın izlediğim en kötü filmi bile belli sahnelerle beyinlere kazınıyor ve usta bir yönetmenin eseri olduğunu belli ediyor. Şu anda vizyonda bulunan diğer duygusal filmler ile karşılaştırdığımızda “Issız Adam”, tüm bu olumsuzluklara rağmen öne çıkıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba,Aslında sinemaya giden bir insan değilim.Issız adam çok fazla konuşulduğu için izlemek istedim.haliyle bu kadar ses getiren filmi bende merak etmiştim.açıkcası abartıldığı kadar muhşem bulmadım ama ilk sahneler (porno içerini andıran) dışında yinede beğendim.her zamanki hikayelerden pekte farklı bişi bulmadım açıkcası..ama gerçekten alper rolüyle cemel çok samimi bir oyun sergilemişti çoğu yerde melis yapmacık ve sönük kalıyordu...bilmiyorum ama daha farklı bir hikaye olabilirdi.çağan ırmağın ıssız adam filmide bu kadar soru işareti bırakması açıkcası benimde hoşuma gitmedi..(diğer arkadaşlar yorumlarında belirtmişler)bu boşluklardan aslında şunuda çıkara biliriz ıssız adam 2 çekilebilirmi çünkü ben adanın ewlenmiş olmasına inanmadım ayrılıkları gibi adanın da ewlenmesi alel acele oldu gibi..her neyse yine de beklediğimiz kadar olmasa bile güzel film di(bazı sahneler dışında)ırmak ı tebrik ediyorum.cemali(alper) ayrıca tebrik ediyorum dediğim gibi çokk samimiydi.ayrıca müzikler

betül gül 
 29.12.2008 10:49
Cevap :
Müzikleri yazmayı ben de unutmuştum. Irmak, tam yerine oturan müzikleri seçmiş. Müzikler hem güzel, hem de filmin gidişatı ile uyumlular. Yorumlarınızın çoğunda hemfikiriz. Yorumunuz için çok teşekkür eder, 2009'un mutluluklar getirmesini dilerim.  29.12.2008 14:47
 

Ama korkarım gelmeyecek. Son anda nette bir sorun oldu. Yine de bekleyeyim, gelmediğinden emin olunca tekrar yazarım da aynı şeyleri nasıl yazarım işte onu bilmiyorum! Önce word sayfasında yazıp sonra kopyalamaya alışamadım bi türlü. Neyse..

derinmavi.. 
 28.12.2008 17:04
Cevap :
Word'a kopyalamaya -en azından bu seferlik- gerek yok. Yorumunuz geldi. Çok teşekkürler ve yeni yıllar.  28.12.2008 17:40
 

Ada daha önce terkedildiği ilişkiler yaşamıştı. Bu konuda hiç tereddüt etmedim çünkü Ada'nın Alper'le olan konuşmalarında, onu geri püskürtmelerinde sürekli geçmişte benzer şeyleri yaşadığını ifade eden söylemleri vardı. Tıpkı ilk birlikte olduklarının sabahında, Alper'in aynı fincanda kahve içmeye çalışmasının gerçek anlamını bilmesi, tıpkı Alper'in söylediklerinin doğruluğunu kanıtlarcasına kahveyi Alper'in üzerine dökmesi gibi. ve kızarkadaşıyla olan sohbetleri ki o sohbetlerde Ada'nın ne kadar duygusal; yüreği güzel bir kadın olduğunu anladım ben:) Ama Alper, Ada'nın duygularına öyle bir hitap etti ki!.. Peşinden "salak salak" koşmaları, geceyarısı çiçek götürmesi... sarılıp uyuması... Ada "Bu kez doğru insan" diye düşündü ve bu inançla Alper'in hayatında yerini aldı; ona göre davranmaya başladı ama inandığı anda yanıldı! Tıpkı daha önce yaşadığı gibi. Ayrılık sahnesindeki davranışları, konuşması öyleydi...(:devamı var.:)

derinmavi.. 
 28.12.2008 17:00
Cevap :
Irmak Ada hakkında öyle açık kapılar bıraktı ki her izleyici kendine göre doldurabilir. Ada'nın daha önce benzer şeyler yaşadığı hemen hemen kesin gibi, ama onun dışında Ada kimdir sorusunun cevabı yoktu. Onun yerine Alper'in ahlaka aykırı ilişkileri gösteriliyordu. yorumunuz için çok teşekkürler.  28.12.2008 17:40
 

Issız Adam filmine böyle bir eleştiri yazıldığı için gerçekten teşekkür ederim.ellerinize emeğinize sağlık.Belli konuları bende kendi adıma yazmak isterim.1)Sizin soft porno dediğiniz sahneler ya hiç olmamalıydı ya da doğru düzgün erotik sevişme sahneleri olmalıydı.2)Filmde bir aylık bir ilişki söz konusu, ilk buluşmada cinsellik söz konusu aslında filmin sonunda ağlayan kızlar bence neyin ne olduğunu anlamamışlar.Bu ülkede bazı şeylerin tabu olduğu ortada.3)Ben sizin tersinize Cemal yerine çünkü saçı film boyunca hiç değişmedi, Melis'i daha iyi buldum.

canyucellive 
 28.12.2008 16:02
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Cemal hakkındaki düşüncelerinize katılamayacağım. Ben oyuncunun özellikle mimik hareketlerine dikkat ederim. Cemal'in mimikleri abartısız ve çok doğal geldi, ama düşünce farklılığı normal. yeni yılınız kutlu olsun.  28.12.2008 16:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 6765
Kayıt tarihi
: 30.03.07
 
 

1975 İstanbul doğumluyum. 5 sene lisanslı futbol oynadım. Sakatlığım nedeni ile futbolu erken bırakm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster