Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
9403
 

Kral ve dört eşi

Kral ve dört eşi
 

"Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten kralın dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini severmiş. Eşinin bir dediğini iki etmez, her şeyin en güzelini, en iyisini ona verirmiş.

Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzel eşinin bir gün kendisini terk edeceğinden korktuğu için onu çok kıskanır, üzerine titrermiş.

Kral ikinci eşini de severmiş. Kendisine karşı iyi ve sabırlı olan eşi kralın ne zaman bir derdi olsa onun yanında bulunur, sorununun çözülmesinde ona yardımcı olurmuş.

Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Onu çok seven, karşılık beklemeden seven, sağlığına ve hükümranlığına en büyük katkıyı sağlayan bu eşi olmasına rağmen kral birinci eşini sevmez, onunla ilgilenmezmiş.

Bir gün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yapayalnız kalmaktan çok korktuğu için eşlerinin hangisinin ölümü kendisiyle paylaşmak isteyebileceğini öğrenmek istemiş.

Kral en çok sevdiği dördüncü eşine ölüm yolculuğunda kendisine eşlik etmek ister mi diye sorduğunda, aldığı yanıt kalbine bıçak gibi saplanmış. Kısık sesle şöyle söylenmiş bu net yanıt “mümkün değil”

“Yaşamım boyunca seni sevdim. Sen benimle birlikte ölmeyi kabul eder misin?” sorusuna üçüncü eşi “hayır, yaşamak çok güzel, sen ölünce, ben yeniden evleneceğim” diye yanıtlamış. Kral bir kez daha yıkılmış.

“Her sorunumda her zaman yanımda olan, bana yardım eden sendin. Bu sorunumda da bana yardımcı olur musun?” talebine karşı ikinci eşinden “bu sorunun için hiçbir şey yapamam, olsa olsa sana mezarına kadar eşlik eder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım” karşılığını almış

Büyük bir düş kırıklığı yaşamakta olan kral birinci eşinin sesiyle irkilmiş. “nereye gidersen git seninle olurum, seni takip ederim.” diyormuş birinci eşi.

Kral bu yanıt karşısında çok sevinmiş ve kendi kendine şöyle demiş: “Keşke bir şansım daha olsaydı”.

Yaşamda hepimiz dört eşliyiz. Dördüncü eşimiz vücudumuz. Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecektir.

Üçüncü eşimiz sahip olduğumuz servetimiz ve statümüzdür… Ölür ölmez başkasına yar olacaktır.

İkinci eşimiz ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey bizi gözleri yaşlı olarak bu dünyadan uğurlamak olacaktır.

Birinci eş ise ruhumuzdur. Bir gün bu dünyadan ayrılsak da ruhumuz ismimizi hep gönüllerde bir yıldız gibi parlatacaktır." (Anonim)

Kıssadan Hisse…

Sahip olduğumuz bütün maddi şeylerin sadece yaşam sahnesinde olması gereken bir dekor olduğunu unutmadan ruhumuzu geliştirmemiz şarttır.

Kendini bulan ve seçen insan “kendi gibi”; bunu başaramayan kitleler ise “herkes gibi” olacaktır.

Ruhunuzu yüceltiniz…

Yaşamdan geriye eseriniz kalsın…

Özgürce düşününüz…

Berk Yüksel

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

'Kendini bulma' konusunda epeyce yol kateden biri olarak, birikimlerinizden istifade etmek isterim. Varsa bu konuyla ilgili yazacaklarınız biran önce paylaşmanızı dilerim.Emeğinize sağlık.

sezar pan 
 21.07.2008 17:05
 

Çok güzel bir yazıydı , Asıl olan ruh güzelliği olduğunu anlayabilmek dileğiyle, sevgiler.

pozitive 
 03.04.2007 19:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 420
Toplam mesaj
: 122
Ort. okunma sayısı
: 32389
Kayıt tarihi
: 09.03.07
 
 

21 Aralık 1973, Ankara doğumludur. Lisans ve yüksek lisansını “İşletme” alanında yapmıştır. Araşt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster