Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Nisan '17

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
559
 

Krallıkla yönetilen Avrupa'nın, bizde "Başkanlık" (güçlü yönetim) istememesinde gerçek nedir (1)

Krallıkla yönetilen Avrupa'nın, bizde "Başkanlık" (güçlü yönetim) istememesinde gerçek nedir (1)
 

Bilgi eşek yüküdür. Eğer, ondan kendinize uygun yeni bilgiler üretemiyorsanız.


Avrupa, demokratikleşmemizi, kalkınmamızı istediği için mi Başkanlık’a karşı çıkmaktadır, sömüremeyeceği için mi? Başlamadan soralım; Batı neden bize paramızla yüksek teknoloji satmamakta, Nükleer teknoloji transferine engel olmakta veya istemedikleri bir uygulamamız karşısında neden anında ambargo koymaktadırlar?

Buradaki doğru: bizlerin kendileriyle rekabet edecek noktaya yükselmememiz değil midir?

Başkanlık veya diğer yönetim usulleri, Hukuk anlayışını yakından ilgilendirdiği için konu hukukçuların görüş alanında olmasına rağmen (nedense) siyasetçiler yüz, hukukçular bir görüş beyan etmektedir.

Etmektedir de, “Hukuk” veya “Adalet” kavramlarını ve uygulamalarındaki ağırlığını, yönetim şekillerinde ne anlama geldiğini kavrayamayanların veya kavranılması için basit açıklama yapmayanların samimi olduğu nasıl ve nereden anlaşılacaktır?

Bakınız bu hususta yetkin bir hukukçu (*) ne demektedir?

 “..Anayasa Mahkemesi üyeliği önemli bir pozisyonu ifade ediyor, yani parlamentodaki iktidar çoğunluğunun bu seçimi gerçekleştirmesi isabetli değildir. Mutlaka iktidar ve muhalefet partilerinin üzerinde uzlaşabileceği kişiler seçilmelidir ki, Mahkemenin de sahip olduğu yetkileri tarafsızlık çerçevesinde kullanabileceğinin garantisi temin edilmiş olsun…”

Değerli ilim insanı bir noktaya işaret ederken,“..Mutlaka iktidar ve muhalefet partilerinin üzerinde uzlaşabileceği kişiler seçilmelidir…” derken:

Hem seçilenlerin, hem de seçenlerin ilgili konuda“ehil” olmalarını vurgulamakta;

Ve bu vurgulama açık ifadesi ile, ülke insanının, aydının kalitesiyle ilgili değil midir?

Ancak, bu eksiğimize, yaralı tarafımıza nedense kimse parmak basmamakta, görmek istememektedir.

Bu eksik yanımız ve bunun sonucunda meselelere nasıl yaklaştığımız açıklanmadan, bir ülke için hayati değerde olan hususlar hiçbir zaman doğru olarak anlaşılamayacaktır.

Antik Yunan ve Roma ahlakından beslenen Batı kültüründe : “Kazanmanın ahlakı yoktur”

Antik Yunan ve Roma Demokrasisi: kölelerin ürettiği, asillerin eşit paylaştığı bir sistem üzerine kuruludur. Bugün olduğu gibi.

Siz Avrupa’da demokrasinin olduğunu düşünenlerden misiniz?

O halde soralım: İki Dünya savaşı ile, kaybedilen yüz milyon insan için Avrupa’da kim bir referandum yapmıştır veya halkın görüşü ne zaman, nasıl alınmıştır?

Elbette onlardan beslenen Silah üreticileri, bankerlerin ve (kimi) siyasetçilerin dışında?

Her gün bir avuç fındık (sağlığınıza!) iyi gelir, eğer, yerseniz!

Antik Yunan ve Roma Kültüründen beslenen Avrupa (Batı), bir taraftan,Ortadoğu, Afrika ve Asya’yı (sömürü adına terör ve kaos ile) kan gölüne çevirmekte:

Diğer taraftan bizim son referandumun sonuçları karşısında:  Mezardan çıkmış babasını karşısında görmüş misali tüyleri diken diken olmaktadır?

“Kazanmanın ahlakı mı olur?” Diyenler, bakalım karakaşımız için mi bize yön vermeye çalışmakta, veya kimi uygulamalarımız karşısında neden tüyleri diken diken olmaktadır?

Ve…

Kral-Kraliçe (Parlamenter monarşi ile yönetilen) Avrupa ülkeleri: Büyük Britanya, İspanya, İsveç, Belçika, Danimarka, Hollanda, Norveç…

Yarı Başkanlık’la: Fransa, Rusya, Portekiz, Hırvatistan ve Romanya…

Tam başkanlık'la yönetilenler:: ABD, Brezilya, Endonezya, İran, Meksika, Uruguay..

Devam edecek:

- Şimdi bunların açıklamasına geçelim:

www.canmehmet.com

Resim:web ortamından alınmış ve tarafımızdan düzenlenmiştir.

(*) Prof. Dr. Serap Yazıcı, Anayasa Hukuku uzmanı ve başkanlık sistemi üzerine çalışmalarıyla tanınmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bankacılıkta yabancı payı giderek artıyor Garanti Bankası'nın satışıyla bankacılıkta yabancı payı yüzde 44.5'e çıktı. Bir satışta daha piyasanın çoğu yabancıların eline geçecek.Eleştiri değildir.İnternet ortamından alınmıştır.

mehmet binlik 
 30.04.2017 20:47
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik (Kaynak: Hürriyet Haber) "Yıldız Holding, kökleri 184 yıl öncesine dayanan İngiliz bisküvi devi United Biscuits'i satın aldı. Satın almanın 3 milyar dolar karşılığında gerçekleştiği ifade ediliyor. Böylece Türkiye tarihinin şimdiye kadar ki en büyük yabancı şirket satın alması gerçekleşmiş oldu." Sağlıcakla kalınız.  01.05.2017 16:10
 

Sigorta sektöründe şu anda faaliyet gösteren 37 hayat-dışı, 19 hayat-emeklilik ve 4 hayat şirketi olmak üzere toplam 60 sigorta şirketi bulunmaktadır. 2015 yıl sonu itibariyle Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) %1.6’sına karşılık gelen prim üretimine sahip sigorta sektöründe yabancı sermayenin payı %72 seviyelerine ulaşmıştır. Sektörde en yüksek sermaye yapısına %23 oranı ile Fransa orijinli şirketler sahiptir. Fransa’yı %17 oranı ile Alman şirketleri takip etmektedir. Borsaya açık payın %4 olduğu sektörde yerli sermayenin payı %23 seviyelerine kadar gerilemiştir.İnternet ortamından alınmıştır.Eleştiri değildir.Bilgi amaçlıdır.

mehmet binlik 
 26.04.2017 17:34
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, bilirsiniz, çözümden bahsetmeden sadece sorunlara işaret edenler, sorunun bir parçasıdır. Ne demiştik? "Ülkemiz (yeteri) kadar bilgi üretememekte ve (Kaynak için) tasarruf yapmamaktadır. Bunların sonucu: İhtiyacımız olan sivil-askeri teknolojiyi hangi para ile satın alacak, hangi para ile ihtiyacımız olan yatırımları finanse edeceğiz? Buna (bilinmeyen, mucizevi) bir cevap verirseniz, ülke kalkınmamız daha da hızlanacaktır. Sağlıcakla kalınız.  27.04.2017 14:17
 

http://usiad.net/index.php?option=com_content&view=article&id=955%3Aprof-dr-cihan-dura-yazd-yabanclara-toprak-sat-uezerine-goezlemleri&catid=37%3Abildiren&Itemid=72 güzel bir yazı

mehmet binlik 
 25.04.2017 11:09
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Biliriz ki, (Bilgi-Deneyimle) Düşünen her insan, ülkesinin meseleleri için görüş belirtmeli ve bunlara çözümler üretmelidir. Siyasetçilerin uygulamalarını eleştirmenin yanında. Buraya kadar herhalde hem fikir olmalıyız. Şimdi meseleye bir de karşıdan bakalım: Ülkemiz (yeteri) kadar bilgi üretememekte ve (sıfır) mertebesinde tasarruf yapmaktadır. Bunların sonucu olarak: (Ak Parti dönemi hariç) İhtiyacımız olan sivil-askeri teknolojiyi (üretemediğimize göre) hangi para ile satın alacak, hangi para ile ihtiyacımız olan yatırımları finanse edeceğiz? Elbette toprağımızı satmayalım, dışarıya faiz de ödemeyelim. Ödemeyelim de ihtiyacımız olan kaynağı nereden bulacak ve savunma sanayii başta olmak üzere rekabetçi devletlerimiz kadar nasıl gelişeceğiz? Kulağımıza hoş gelen şeyleri yazmışta, (kaynak için) çözüm nerede? Çözümden bahsetmeden eleştirenlere ne derler bilir misiniz? "Sorunun bir parçası" Sağlıcakla kalınız.  25.04.2017 17:06
 

Et açığını kapatmak için son yıllarda ciddi oranda kasaplık ve besilik hayvan ithalatı yapılmasına rağmen hayvancılık sektöründe sorunlar bir türlü çözülemiyor. Et ve Süt Kurumu piyasaya müdahale etmek için yine devreye giriyor. Et ve Süt Kurumu, Brezilya'dan ithal ettiği kasaplık hayvanları keserek, Pazartesi'den itibaren kasaplara satacak.

mehmet binlik 
 22.04.2017 22:51
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Erdoğan'dan başka kendisine hizmet edecek bir evladı yok mudur? Elbette yüzlerce Er-Doğan vardır. Eksik kalanları da onlara bırakalım. İktidar olduklarından yapacak bir iş bulsunlar, canları sıkılmasın. Sağlıcakla kalınız.  24.04.2017 18:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 913
Toplam yorum
: 2547
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1653
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster