Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
534
 

Kravatlı özür

Kravatlı özür
 

Anadolu köylerinden Abidin adında biri, İzmir’e çalışmaya gider. Belediye temizlik işlerinde geçici bir süre çalıştığı sırada caddeyi süpürürken, ellerinde alışveriş fileleri ve gazeteleri ile akşam üstü evlerine dönenlere ve caddeden gelip geçenlere imrenir.

Gazete ile yürümek, alışveriş filesi ile dolaşmak, otobüs kuyruğuna girmek, Abidin için uygar olmanın bir göstergesidir.Uygar olmaya özenir. Can atar onlar gibi olmak, onlar gibi görünmek için. Bayılır, dudakları boyalı, gözleri sürmeli, sarı saçlı hanımlara. Bayılması, onları uygar gördüğü içindir.
Elinde süpürgesi , düşünür. “Ah, onlar gibi bir olabilse!”. Bazen de özür dilerler birbirlerinden gelip geçenler. Bir iki kez de Abidin niyetlenir geçen bayanlara karşı , “Ortalığı tozuttuğum için özür dilerim” diyecek olur, fakat bir türlü beceremez.

Abidin’in okuma yazması yoktur. Ama bir gün, O da bir gazete alır eline ve okur gibi tutarken, oradan geçen genç biri, Abidin’in gazeteyi ters tutmasından anlar okumuş yazmışlığı olmadığını.

“Amca ne yapıyorsun” diye sorar,

“Mütalaa ediyorum be yavrum”

“Ama ters tutuyorsun” deyince Abidin’in gücüne gider ve işten çıkarak köyüne döner. Uygar olmayı şehirde beceremez bir türlü. Ama köyde uygar olacaktır.

Abidin, köyüne dönünce, bir elinde baston, gözünde gözlük, boynunda kravat, kırlarda, tarlalarda dolaşarak uygarlık provası yapar kendi dünyasında. Nasıl olsa uygar olmanın yolu, kravat, gözlük ve bastondadır.

Abidin, yine bir gün kırlarda, uygarlık sembolü saydığı kravat, gözlük ve bastonla dolaştığı sırada, İzmir hayali kurarken tarlaların içinden eşeği ile bir dilenci görünür.

Dilenci, her yıl o çevreden yardım gören biri olduğu için çevre köylülerin hepsi onu tanır, esprili ve şakacı bir yönü olduğu için sevilen biridir .

Abidin, dilenciyi tanımaz. O, içinde kalan ve uygar olmanın bir gereği saydığı, özür dilemeyi gerçekleştirecektir dilenciye karşı.

Abidin, gözünde güneş gözlüğü, elinde baston, boynunda kravat olduğu halde dilencinin önüne durur, gayet kibar bir tavırla, “özür dilerim eşeğini şu bizim tarlada otlatabilir misin?” diye sorar.
Dilenci, gereksiz özürden bir şey anlamaz ama eşeğini de tarlaya sürer, bir güzel eşeğinin karnını doyurur.

Dilenci köye girince, Abidin’in köylülerine, “Boynunda kravat, elinde baston, gözlüklü biri, eşeğimi hem tarlasında otlattı, hem de benden özür diledi” diye biraz da katarak abartmalı bir şekilde anlatır.

O günden sonra köylüler birbirlerine, “kravatlı özür olmazsa kabul etmem” diye birbirlerine takılırlar. Hüseyin Seyfi.

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Olan tarlaya olmuştur bu arada. Çok hoş bir hikayeydi. Elinize sağlık...

vakayinüvis 
 22.12.2008 14:38
 

Bana eşek denmesi artık ağırıma gitmiyor. Öyle bir diyara vardım ki, benden daha eşşşeklere Abidin deniyordu. Teşekkürler Değerli Hocam.

Kaliteli Yaşam 
 22.12.2008 10:26
 

Sevdim ben bu özür işini.:) Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 21.12.2008 18:56
Cevap :
Ah! " şu leb demeden leblebiyi anlayanlar" siz yokmusunuz siz! Sevgiler...  21.12.2008 21:45
 

Güzel mi güzel mizahi bir yazı tabii anlayana... Bizde de özür dileyen aydımı aydın çok ne yazıkki bırakın İzmir'i bu ülkede sokak süpürecek kadar seviyede olmayanlarla dolu.. Kendini aydın sanan Abidin'lerle dolu. Saygılarımla.

Ermert Revsen 
 21.12.2008 17:17
Cevap :
Sağolun.selamlar...  21.12.2008 21:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 502
Toplam yorum
: 466
Toplam mesaj
: 149
Ort. okunma sayısı
: 1436
Kayıt tarihi
: 12.08.07
 
 

Öğretmen Okulunu ve İktisat Fakültesi Kamu yönetimi bölümünü bitirdim, eğitimciyim, İyi derecede ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster