Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '12

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
1027
 

Kredi kartı aidatı

Kredi kartı aidatı
 

clker.com


Bankacılık mesleğinin saygın ve değerli mensuplarını tenzih ederim, ancak, ülkemizde bankacılığın kimi uygulamaları gerçekten “yüzsüzlük” kertesindedir.

Bayramda bile dur durak bilmeyen “promosyon tekliflerini” kast etmiyorum… Gündemde yine, kredi kartlarından aidat alınması meselesi var! Gerçekte, yargının kararıyla “mesele” olmaktan çoktan çıkması gerekirdi; ne diyordu Yargıtay 13. Dairesi; “10 yıl geriye dönük faiziyle birlikte kredi kartları aidatları iade”… Fakat ne yazık ki, Karar başka, yaşamın pratiği başka gerçekleşmeye devam ediyor…

Bildiğim kadarıyla bankaların çoğu, ekstrelerde bir yerde, hala kredi kartından yıllık 40 ile 80 TL arasında aidat almakta… Yargıtay’ın Kararından haberdar olan müşteriyse, telefon operatörleri veya yazılı başvurularından pek sonuç alamıyor…Bu durumda, geriye Tüketici Hakem Heyetleri’ne başvurunun izleğinde yasal yolları ikmal etmek kalıyor.

Yargıtay düzeyinde bir Karar söz konusu olduğu için de, yargı yolu bir kez açıldı mı, bu, bankalar için bir risk oluşturuyor. Gerçekten, bu nedenle kimi bankaların tüketicinin bu talebinin yasal süreçte “dallanıp budaklanmasını” önlemek adına, “talebi” kısmen karşılamak gibi pozisyon aldıkları da duyuluyor. Fakat daha çok işin “unutturulması”, müşterinin aidat iptalini, hele ki geriye dönük olarak iadeleri istemekten caydırılması, seçenekleri revaçta.

Çoğu banka müşterisi zor ve zahmetli bir süreç olan hukuki yola yönelmekten imtina edebiliyor ya da “güçlü karşısında hak aramanın sonuçsuzluğuna” dair toplumsal bellek devreye girip; “koca bankayla başa mı çıkılır?” kabulünde, konu, sönümleniyor… Fakat bu konudaki hoşnutsuzluk sona ermiş olmuyor ve kimi tüketici dernekleri, zaman zaman konuyu gündeme taşımaya devam ediyor. Demek ki, sorun var, ama henüz çözümlenmiş değil...

Soruna karşılık gelense çok büyük bir rakam. Bazı bankacı dostlar, “bu kadar hizmet veriyoruz bunun statik anlamda da bir bedeli olmalı” deseler de, bankanın müşterisinin kredi kartı dolaşımından ötürü yarattığı bir büyüklük söz konusu. Gerçekten, mevduata faiz payı verilmesinin mantığında geçerli olan aritmetik hacim, kredi kartı müşterisi için de geçerli olmak gerekir. Fakat bu bir yana, bankalar, cari hesaplardan bile işletim ücreti uygulayacak kadar bir doymaz iştaha yönelmiş durumdalar.

Odaklanalım konumuza: Ülkemizde, kredi kartı olgusu her bir taraf için görece yeni ve ama travma yaratan bazı sonuçlar da doğuran bir uygulama(dır)… Son zamanlarda hesap akışlarına koşut kart kapasite tahsisi ve asgari ödemlerin daha sarih hale getirilmesi gibi bazı olumlu düzenlemeler de görülmüş; uygulamanın; bankalar için sürdürülebilirliği tüketici için taşınabilirliği artırılmaya çalışılmıştır.

Evet, Türkiye Bankacılık sistemi son derecede güçlü ve iyi ki de öyle. Ancak müşterilerinin de “güçlü” olmaları gerekmez mi? Bu en başta makul kredi faizi koşullarıyla ve yukarıda değindiğim gibi hukuk ilkelerini, hukuksal içtihadı, müşteri lehine yorumlamakla mümkün olur; bu doğrultuda, Yargıtay 13. Dairesi’nin “kredi kartları aidatlarının iadesi” hükmünün “iyi niyetle” icrası gerekir.

Fakat, milyonlarca kişinin belki de katrilyonları bulan alacağından söz etmek, bankaları üstesinden gelmekte zorlanacakları bir girdaba itmek anlamına da gelebilir. Güçlendirilen sistem bu yolla ağır bir yara alabilir. Bir Yunanistan’ın, bir İspanya’nın “aşil topuğunu” bankacılık sisteminin oluşturduğu ve ülkemizin de bu konuda acı deneyimler yaşadığı anımsanarak, hem dilimizde hem düşüncemizde yerleşmiş olan,  “yok mu bunun bir orta yolu?” önermesi pratik çözümler için kullanılabilir.

Bu nedenle belki de TBMM’nin bu işe el atması ve bir yasal düzenlemeyle sisteme katkı yapması düşünülebilir. Öte yandan, kredi kartı aidatları sorunu/olgusunu “hiçbir şey yokmuş” gibi adeta ortada bırakmak, sistemin tüm unsurları için ileride daha büyük haksızlıklara kapıyı açık tutmak anlamına gelecektir.

Unutulmasın ki, bankacılar da, bireyler olarak sistemin müşterileridir. Ortada genel yararı ilgilendiren ve çözüm bekleyen bir durum vardır. Aritmetik dört işlemse; vatandaş açısından, masraf (eksi), haciz (bölme) işlemlerini biliyoruz da, gerçekçi faiz (çarpma) ve kazanımlarından doğan alacaklarını tevdi etme (toplama) işlemlerine de, aynı derecede özenmeye devam etmemiz, gerekmez mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

adamlar bunu alenen yaptığına göre gizlemekte sakınca görmeden alenen yazıyorum... Yapı Kredi Bankası. kullanmadığım karta 50 lira kart parası geldi ve müşteri hizmetlerini aradım. bu parayı vermek istemediğimi ve kartımın iptalini istedim. teldeki zat puanlardan düşerek bunu halledebileceğini ve kart parasını bu şekilde halledebileceğini söyledi. saf saf inandım. 1 sene sonra 110 lira kart parası geldi. 50 si daha önce ödemediğim kart parası ( faizli olarak) ve yeni senenin kart ücreti... gittim bankaya ve kartı kapattırdım. tefeciden hiçbir farkları yok... sevgiler.

Esma KAHRAMAN 
 02.11.2012 12:20
 

Kart parası komedisi. Banka denen kuruluşa bakalım. Yaptığı iş netttir. Yasal kuralları olan tefecilik yapmaktadırlar. Yasal kuralları koyan devletttir. Yargı kararının uygulamaya koyması gerekende, denetim mekanizması da devlet olmak zorundadır. Sen tefecilik yap kuralllar budur diyen devlet yıllardır bu kart parasını bilir. Bir yasa ile önüne geçebilir. Yapıtormu hayır. Çünkü tefecilik kurallarını başta o belirlemiş. Onun için çok fazla ümitli olmak biraz hayal. Çünkü bankalar yeterince güçlü ve yönetimleri etkiliyorlar. Gerçek bu. Saygılar...

hssensoz 
 01.11.2012 19:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 479
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster