Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '11

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
4229
 

Kreş mi Bakıcı mı?

Kreş mi Bakıcı mı?
 

Bundan otuz yıl önce, bizim çalıştığımız dönemlerde, anneleri; doğum yapacakları zaman, hatta hamile kalır kalmaz bir korku sarardı. Çocuğumu, nereye bırakacağım, kime emanet edeceğim diye, tabii babaları da... :)) Eğer annelerin olduğu şehirde iseniz mesele yok, gözünüz arkada kalmaz. . Şayet başka bir şehirde, üstelik de mahzun bir kasabada yapıyorsanız görevinizi, tanımadığınız insanlara bırakmak zorunda kalırdınız gözbebeğinizi. Artık işinize ne kadar verebilirdiniz kendinizi, onu Allah bilir... Şimdi mamasını yedi mi, uyudu mu, ona bir şey yaparlar mı soruları ile, işinizden kalbiniz çarparak dönersiniz evinize veya çocuğunuzu bıraktığınız yere. Biz ilk kızımızda yaşamıştık bunları. Bize, " Bu kadar zorlanıyorsunuz gönderin Antalya'ya baksınlar" diyenler de oldu.Hiç bırakabilir mi insan, bir haftalığına dedesi götürmüştü kızımı. Balkondan "anne"diye seslenen çocukları duydukça, ağlardım...İkinci kızımızda Antalya'daydık. Yakınlarımız destek oldular, kreş vardı, anaokulu çağında da, zaten çalıştığımız okulda birlikteydik. Şimdi, adım başı kreş var, ulaşım sorunu yok.Ya iş yerine, ya da eve yakın olanı tercih ediliyor, sık kontrol etme olanağı da var...  

Doktorlar ve psikologlar, 0-3 yaş arası dönemin, bir insanın yaşamının rotasını çizen önemli bir zaman dilimi olduğunu önemle vurguluyorlar.Bu yılların, yabancı dil öğrenmek için de, en ideal dönem olduğunu ifade ediyorlar.Karakterin şekillenmesi de büyük ölçüde, bu üç yıl içinde oluyormuş.Bu nedenle, bu dönemi çok önemsemek gerekiyor.Bizim çocukluğumuzda çocuk adeta 2. sınıf vatandaştı. Biraz sesin çıksa, hemen kaşlar çatılır, bir şey isteyip de olmadığı zaman kesinlikle ikinci kez isteğinizi yineleyemezdiniz, yoksa her türlü sert tepkiye maruz kalırdınız. Bir yakınım, salata yenirken bile eline vurulduğunu "çocuklar salata yemez" denildiğini söylemişti.Büyüklerin yanında, yatmak ne mümkün, bacak bacak üstüne atsan(şu yaşımızda bile bakışları ile eleştirirler...)"kahvede misin"şeklinde uyarı alırdık.Kadınlar "doğum" gibi konuları erkeklerin yanında konuşmazlar, kendi aralarında konuşurlardı. Bu tür konular, gündeme geldiğinde, annem kaş, göz işareti ile dışarı çıkmamı isterdi. Günümüzde dengeler ters döndü, artık çocuklar bizleri yönlendirir oldu ve her konuda bizden bilgililer.. . :))))) Bundan 20 yıl kadar önce, bir komşumuzun kızı akşam gezmeye çıkmış, balkondan bakan anne, babasına "çıkmış ordan bakıyorlar öküz gibi" diye söylenmiş.Bunu başka bir komşum anlatmıştı, kanım donmuştu.Akşam sokağa abilerimi bile göndermezdi babam, o günün çoğu babası gibi. Çağların kendine özgü hayat görüşleri, tarzları var; karşılaştırmak hata biliyorum ama gerçekten 20-30 yıl içinde ülkemiz, sırıkla uzun atlama şampiyonu oldu. Biz büyükler olarak bocaladık, iki apayrı dönem arasında, adeta sıkıştık...  

Önümüzdeki yıllar daha da zorlu geçeceğe benziyor çocuk eğitimi açısından. Bu nedenle kreş; çocuğu, ileriki yaşamındaki sosyalleşme, paylaşma, adaptasyon konularında, hayata uyum sağlamasını kolaylaştıracaktır, düşüncesindeyim. Farklı açıdan bakan uzmanların görüşleri ise, çocuğun ev ortamının sıcaklığından, bu dönemde yoksun kalmasının güven duygusunu olumsuz etkileyeceği doğrultusunda.  

Kreşde, çocukların özellikle kulak iltihabı sorunuyla karşılaştıklarını, internetteki araştırmam sırasında öğrendim.Canözümüz Elif''imiz de, bu sorunu yaşayan çocuklardan. Annesi, doktorun, yılda oniki defaya kadar ateşlenmesinin normal olduğunu söylediğini anlattı bize. Ama kreşte çok mutluymuş, arkadaşları ile hatta kızım almaya gittiğinde bazen gelmek istemiyormuş. Önemli olan çocuğun rahat olması, kendini huzursuz hissetmemesi.Bizim gönlümüz razı olmamıştı, ilk önce." Kadın bulsan, çocuk dışarı çıkmak zorunda kalmasa" demiştik ama onun, kreş ortamını sevmesinden dolayı çok mutlu olduk. Haziran'ın 1'inde 2 yaşını dolduracak Elifoş...Annesinin plânları arasında, emzik bırakma ve tuvalet eğitimi var, yaza...İki yaştan sonra işler biraz daha kolaylaşıyor, en azından çocuk; neden, kimden memnun olup olmadığını anlatabiliyor, çişini söylediği için de, hem kendisi hem annesi rahat ediyor...  

Güvenebileceğiniz bir bakıcı bulma şansınız yoksa, donanımı gerektiği gibi sağlanmış bir kreşe, bebeğinizi gönül rahatlığı ile bırakabilirsiniz. Şimdi kreşlerin çoğu , ev konforuna sahip. Bence; üniversitelerden daha fazla denetimi , gözetimi, ilgiyi kreşlere göstermek gerekiyor. Bir binanın temeli onlar... Temel sağlam olmalı ki, ülkenin kolonları çatısı da, sağlam çıksın...Ayakları sağlam basan, verimli, dürüst, çalışkan bireylerin; karakterlerinin, yeteneklerinin istenilen vasıfta olmasının, eğitimin çekirdeği olan, aile ve kreşin kaliteli olması ile yakından ilgili olduğunu düşünüyorum...  

.............(Elif''in resmini, koymak istedim, teknik açıdan mümkün olmadı ya da biz beceremedik....Alttaki yazı ona göre idi, google dan bir resim koymak zorunda kaldık)........................  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Evet arkadaşım. Ben de aynı görüşteyim seninle. Kreş, tek bir bakıcıdan daha faydalı. Her yönden. Çocuk o yaşından itibaren sosyal ortama katılıyor. Özellikle de Türkçemizi öğrenmesi açısından eğitimli insanların yanında olması çok önemli. Farklı şivesi yüzünden çocuğun da aynı bakıcısı gibi konuştuğunu görüyoruz, duyuyoruz çevremizde. Uzmanlar da 3 yaşından sonra kreşi öneriyorlar zaten. Ama ücretler uçuk durumda. Allah çocuğu olanlara kolaylık versin diyorum.

Taibe Güzer 
 23.01.2011 1:40
Cevap :
Selam,arkadaşım...Evet haklısın,bakıcılar genelde eğitim düzeyleri düşük olduğu için çocuğun eğitimini olumsuz etkiliyorlar.Büyük kızıma bakan bir teyze vardı,Eşme'de.Yolda yürürken yolda gördüğü bazı şeyleri alırmış,kızım da aynısını,yapmaya başlamıştı,üç yaşlarındaydı...Başka seçenek olmayınca,katlanmak zorunda kalınıyor. Bu yüzden,parasal olarak zorlansalar da, gençler,kreş açısından şanslılar,şimdi...Sevgiler...  23.01.2011 17:59
 

Sevgili Nur, torunum 4 yaşını doldurdu 3 ay önce. 6 aydır ben bakıyorum:) Özellikle yabancılar güven duygusu yüzünden aile ortamında bakılmasından yanalar. Diğer yandan, çocukların akranlarıyla birarada olmalarının da çok önemli olduğunu savunanlar var. İnanır mısın, sabahın 08'inde ( sanki işe gideceklermiş gibi ) sıcacık yatağından çıkarılan minikleri görünce içim sızlıyor. Hangisi daha doğru karar veremiyorum:) Torunumla çok mutluyum çünkü:) Sevgilerimle...

Tülin Aksoy 
 22.01.2011 23:34
Cevap :
Günaydın Tülinciğim... Sen de, torun da çok şanslısınız... Ah, bizim de böyle bir imkânımız olsa... Artık ev hanımı anneler de, 4-5 yaşlarında çocuklarını anaokuluna vermeyi tercih ediyorlar,okul yaşamına,disiplinine uyum sağlasın diye.Kimi çocuk,1.sınıfa başladığında"annemi isterimmm"diye tutturur ya. Ya da,altını ıslatır...Sanırım,okul öncesi eğitim, bunları engelliyor.Önümüzdeki öğretim yılında,siz de anaokullu olursunuz belki:))) Sevgiler...  23.01.2011 9:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 307
Toplam yorum
: 768
Toplam mesaj
: 88
Ort. okunma sayısı
: 1372
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster