Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '17

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
770
 

Kristal çocuklar…

Kristal çocuklar…
 

Bir önceki yazımızda İndigo çocuklardan bahsetmiştik. Bu yazıda ise onların bir devamı niteliğinde olan kristal çocuklardan söz edeceğiz. Bu satırları yazmamızdaki tek amaç insanların olmakta olan değişikliklere ilgilerini çekmektir.

Yaşadığımız şu dönem zamanın hızlıca geçtiği bir dönemdir. Muhakkak ki zaman hep aynı akar ama bizim onun içine sığdırdığımız fiziksel, ruhsal, işitsel ve görsel olaylar çoğaldıkça zaman yetmez olur. Biz kendimiz mevcut zamana haddinden fazla şeyi sığdırmaya çalışırken zamanın hızlı aktığını düşünürüz.

Bilim geliştikçe bir çok yeni şeylerle karşılaşıyoruz. Geçen yazımızda bahsettiğimiz İndigo çocuklar gibi. Gen teknolojimiz bu kadar gelişmeseydi, hala o çocuklara hasta gözü ile bakmaya devam edecektik.

 Ancak görülüyor ki onlar kendilerinden sonra gelecek “KRİSTAL” çocuklar için sadece bir yol açıcıdırlar. Bu çocukların karakterlerine baktığımızda dünyanın geleceğinde onların sözü geçeceğine memnuniyetle inanmamak mümkün değil. Kim bu kristal çocuklar? Biz ufak bir bilgi aktaralım gerisini araştırmak ve şaşırarak mutlu olmak size kalmış.

Kristal çocukların özellikleri şunlardır;

1-Çoğunlukla 1995'te ve o yıldan sonra doğmuşlardır.

2- Yoğun, uzun ve dikkatli bakan iri gözleri vardır.

3- Mıknatıs gibi çeken manyetik kişiliklere sahiptirler.

4- Son derece sevecendirler.

5-Çoklukla geç konuşmaya başlarlar.

6-Müzik yönelimlidirler ve konuşmaya başlamadan önce, şarkı söylemeye başlayabilirler.

7-İletişim kurmak için telepatiyi ve kendi yarattıkları işaret dilini kullanırlar.

8- Onlara yanlışlıkla, otizm ya da Asperger sendromu tanısı koyulabilir.

9- Sakin, tatlı ve şefkatlidirler.

10-Başkalarını bağışlayıcıdırlar.

11-Son derece duyarlı ve empatiktirler.

12-Doğaya ve hayvanlara çok bağlılık duyarlar.

13- Şifacılık yetenekleri sergilerler.

14- Kristaller ve kayalar ile çok ilgilenirler.

15- Sık sık meleklerden, rehber ruhlardan ve geçmiş yaşam anılarından söz ederler

16- Son derece sanatçı ve yaratıcıdırlar.

17- Vejetaryen yemeklerini ve meyve sularını etli yiyeceklere ve yemeklere yeğlerler.

18-Şaşırtıcı bir denge duygusuna sahip, korkusuz araştırıcılar ve tırmanıcılar olabilirler. 1995 yılı birçok insanın kemirici bir huzursuzluk duyduğu bir yıldı. O yıl birçok birey çok derin ruhsal deneyimler geçirdi. Kristal çocukların o tarihte gelmeye başlamaları tesadüf değildir. Onlar, yetişkinlerin en sonunda çocukların daha yüksek titreşimleri ve daha saf yaşam biçimleri için hazır olduklarını biliyorlardı. İlk gelen kristaller, 1995'in yüksek düzeyli bebeklerin kitlesel gelişi için uygun olacağı sinyalini vermiş olanlardı. Doğan kristallerin sayısı artmayı sürdürmektedir ve her yılın yeni doğan kristal çocukları; giderek artan derinlikte, ruhsal yetenekleri gözler önüne sermektedirler ve daha da sereceklerdir. Kristal çocukların bu yetenekleri çoğu zaman bilimsel olarak açıklanamadığından maalesef bu çocuklara Otistik tanısı konmaktadır. Oysaki, Otizmin tanısal kriterleri çok açıktır; otistik kişi öteki insanlardan kopuk bir halde, kendi dünyasında yaşar. Otistik kişi, başkalarıyla iletişim kurmaya ilgi duymadığı için konuşmaz. Kristal çocuklar ise bunun tam tersidir; onlar geçmiş tüm kuşaklar arasında insanlara en bağlı, konuşkan, ilgili ve sokulgan olanlarıdır. Onlar ayrıca felsefidirler ve ruhsal olarak yeteneklidirler, görülmemiş bir sevecenlik ve duyarlılık düzeyi sergilerler. Eğer biz bu çocuklara hastalık damgasını vurarak ve ilaçlarla uyuşturarak bize boyun eğmeye zorlarsak, semavi âlem tarafından gönderilen bir armağanı zayıf düşürmüş oluruz ve daha kök salmadan bir uygarlığı yıkmış oluruz. Allah'tan bize kristal çocukları gönderen aynı semavi âlem, bu çocukları savunanlara ve destekleyenlere yardım etmektedirler.

Kristal çocuklarla ilgili her şey, daha onların döllenmelerinden itibaren olağanüstü şekilde gelişmeye başlar. Doğdukları andan itibaren gözlerinde çok güçlü ve bilen bir bakış vardır ve her zaman her durumda sakin ve güvenli davranırlar. Bu anlamlı ve yoğun gözler, Kristal çocukların yaşamda geç konuşmaya başlamalarının nedenlerinden biridir, çünkü onlar sadece gözleriyle birçok şeyi ifade edebilirler. Gözleri, yetişkinler üzerinde sahip oldukları hipnotize edici gücün bir parçasıdır. Kristal çocuklar insanların dış görünüşlerinin ötesini görür... Onlar içsel, ruhsal ışığı görürler ve her şeyi içlerine alırken gözleri huşuyla açılır. Onların gözleri derin ruhsal anlayışlarını yansıtıyor. Bunlar meleklerin gözleri gibi sevecen, sabırlı ve şefkatli gözlerdir. Kristallerden yayılan sevgi karşı konulmazdır. Normal olarak çocuklardan kaçınan insanlar bile kristal çocukların sıcak kişiliklerine, karşı konulmaz bir çekim hissederler. Sadece kristal çocukların değil, onların anne ve babalarının da ruhsal olarak son derece duyarlı oldukları görülür. Çünkü bu çocukların ruhları, aşikâr bir biçimde, onları ruhen besleyici bir ortamda yetiştirebilecek ana-babaları seçiyorlar. Kuşkusuz, ruhsal farkındalıktan yoksun ana-babalardan doğan çocuklar da var. Böyle durumlarda onların yakın aile çevrelerinden, büyükanne, dede, teyze, amca gibi, bu çocukların ruhsal bilgilerini ve yeteneklerini koruyup geliştirmelerine yardımcı olan son derece gelişkin insanların yardımlarıyla büyürler.

Kristal çocuklar doğuştan psişiktirler: Bebekken, melekleri ve hami varlıkları net bir biçimde görebilirler, insanların zihinlerini derin bir biçimde okuyabilirler ve bizlerin vizyonlarını görerek, bize güvenip güvenmeme konusunda kararlarını verirler. Telepati, kristal çocukların dünyayı yalandan, aldatmacadan kurtarmalarını sağlayacak bir yetenekleridir. Bu çocuklar büyüdüklerinde bir politikacının ya da satıcının onları aldatıp aldatmadığını kesin olarak bileceklerdir ve bu dünyanın insanlarını dürüstçe yaşamaya zorlayacaklar. Bazen kristal çocuklar transa girer ve bu sırada anne babalarını duymaz görünürler. Bu hal onlarda özellikle dışarıda, doğada olduklarında meydana gelir. Bu transa girme halinden dolayı da bu çocuklara otizm tanısı koyulabilmektedir. Bu yanlış bir tanıdır, çünkü bu anlarda, bu çocuklar dünyadan, sürekli değil, sadece geçici olarak, kısa bir süre için kopmaktadırlar.

Kristal çocuklar gezegenin ortak enerjisinden çok fazla etkilenirler. İnsan kitleleri korktuklarında ya da dünyayı değiştirecek bir olay meydana gelirken, onların moralleri bozulabilir ya da aşırı heyecanlanabilirler. Çünkü onlar başkalarının duygularını, kendi duygularıymış gibi hissediyorlar, onların burada bulunuş nedenlerinden biri de huzur ve barış koruyucuları olmalarıdır. Birisi huzur içinde olmadığında, bunu hissederler. Kristal çocuklar sadece duygusal olarak değil, aynı zamanda fiziksel olarak da duyarlıdırlar. Yüksek sesli gürültüye, kalabalığa, ısı derecesine, dağınıklığa ve düzensizliğe, karışık ortamlara, yapay ve kimyasal maddelere karşı son derece duyarlıdırlar. Kristal çocuklar doğuştan şifacıdırlar. Kalplerinde o kadar çok sevgi taşırlar ki, sadece mevcudiyetleri bile şifa verici bir etki yapar. Çok küçük kristal çocuklar bile enerjiyi derin şifalar verecek şekilde elleriyle, düşünceleriyle hatta kristallerle yönlendirmeyi içgüdüsel olarak bilirler. Kristal çocuklar şifacılık yeteneklerine olağanüstü bir iman besliyor ve hiç kuşkusuz, onların çok etkili şifacılar olmalarının bir nedeni de budur.

Bu çocuklar sadece fiziksel bedenleri değil, insanların kalplerini de şifalandırıyorlar ve insanlara şunları sağlıyorlar: Duygusal şifa, teselli, şefkat ve öğüt vermek. İşte bu sevgileri sunmak kristal çocukların ortak misyonudur. Onlar bize sevgiyi alıp, kabul etmeyi öğretiyorlar. Kayaların, çiçeklerin arasında ve su kenarında oynamayı tercih ederler. Hayvanlar üzerinde hipnotik bir etki yaparlar. Hayvanlar bu çocukların masumiyetini hisseder, bu yüzden birbirleriyle sevgi-dalga boyunda iletişim kurup birbirlerini anlarlar. Hayvanlarla dost olmaya ek olarak, doğaya yönelik çok derin empatileri vardır. Hayvanların, böceklerin ve bitkilerin duygularını ve duyumlarını hissederler ve onlarla iletişim kurarlar.

Bu çocuklar ileride bize doğanın gizemini ve her şeyin canlı olduğunu öğretecek ve onları fark etmemizi sağlayacaklardır. Bizler; bu olağanüstü ve özel çocukların yetişkin koruyucuları olarak onlara dünyasal yaşamı öğretmeliyiz. Bu onların, psişik olarak açık kalmalarına yardım eder, onlara düşük enerjileri temizlemeyi öğretmeli ve onları bilgiyle güçlendirmeyi amaç edinmeliyiz. Bizler bu çocuklara, bu güzel çiçek tomurcuklarına iyi bakıp, onların açılıp, serpilmelerine yardımcı olmalıyız. Çünkü onlar bu dünyada çok özel nedenlerle bulunuyor. (kaynak: İndigo platform)

 İzmir.21.02.2017

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli İzmirli ; Her zaman olduğu gibi yine önemli ve yazılması gerekli bilgilerinizi okuduk.Saygılar sunuyorum.Hep sağlıkla, daima mutlulukla yaşamanızı diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 23.02.2017 17:44
Cevap :
Merhaba sayın Burakgazi, Hayat o kadar hızlı akıyor, bilgiler o kadar hızlı güncelleniyor ki, yetişmek olanaksız. Ufak da olsa hatırlatmalar yapıyorum. Belki insanlar merak eder araştırır diye. Saygı ve selamlar...  24.02.2017 14:09
 

Akıl almaz denilip dünya bilim platformunun üstlerinden gelen bu kabil bilgileri büyük bir cesaretle göz önüne seriyorsunuz sizi tebrik ederim.Dinde bağnazlar olduğu gibi bilimde de bağnazlar vardır ,sözün kıssası takıntılardan kurtulamamış bilim adamları da vardır ve izleyenlerin bir kısmı da bu takıntılığın rüzgarı ile var olanı öyle değerlendirirler ,oysa newton fiziği bazı temel şeyleri açıklasa da kuantum fiziği şuanda bilinmez denen bir çok şeye çanak açıyor ,yeterki bilincimizin sonsuz ölçekte genişleyebildiğini artık anlamaya başlayalım zira onda sonsuzluk var..

türkay gür 
 23.02.2017 16:49
Cevap :
Merhaba Türkay bey, Çok haklısınız. Hatta artık bağnazlıktan kurtulup, bilincin evrensel yolculuğunu konuşmak lazım. Bakalım ne zaman olacak. Saygı ve selamlar...  24.02.2017 14:14
 

Desenize, KRİSTAL bir nesil geldi. 25, hatta 18 yaşında da milletvekili olabiliyorlar, yaşadık. Bu arada, Milliyet.Blog’a gönderdiğim yazılar günlerce bekletiliyor, o kadar bekledikten sonra da bazıları reddediliyor. Bu durum elbette canımı sıkıyor fakat editörleri mazur görüyorum. Canımın sıkılmaması ve editörleri de zor durumda bırakmamak için, artık, sadece yayınlanacağından emin olduğum “fasulyenin faydaları” gibi yazıları göndermek düşüncesindeyim ki bu da pek nadir olur. Yazılarım haftanın 5 günü Sandıklı Sesi’nde (sandiklisesi.net) yayımlanıyor. Arada uğrarsanız çok sevinirim. Selâmlar…

İsmail Hakkı CENGİZ 
 23.02.2017 13:45
Cevap :
Merhaba İsmail Hakkı bey, Çooook haklısınız. Bende o yüzden üç yıl yazmadım. Şimdide daha çok bilim ve bilince dayalı yazmaya çalışıyorum. Gazetenizi tabii ziyaret edeceğim. Saygı ve selamlar...  24.02.2017 14:17
 

verdiğin bilgileri torunlarımda arayacağım hemşerim teşekkürler... Allah'ın tüm sevgileri üzerinize olur inşallah...

Halil Güven (Sökeli) 
 22.02.2017 23:45
Cevap :
Merhaba hemşerim. Allah herkese hayırlı evlat ve toronlar nasip etsin. Saygı ve selamlar...  23.02.2017 11:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1616
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster