Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
433
 

Kriz ABD eliyle küreselleştirilmektedir/Strateji

Kriz ABD eliyle küreselleştirilmektedir/Strateji
 

Dünya kategorisi için 3 Temmuz 2008 tarihinde “Aç insan için düzen açlığın giderilmesidir” başlıklı bir metin yazmıştım. (http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=118191)

Yazıyı henüz üyeliğimin ilk ayı olan Mart ayında tasarlamama rağmen yayına girmesi Temmuz’u bulmuştu. Belki de daha başlangıç aşamasında felaket tellalı olarak anılmamak istediğim için ertelemişimdir.

Bugün baktığımda fazla ilgi görmediğini anlıyorum. Sadece 412 kişi tarafından okunmuş, hiç yorumlanmamış.

Yazıyı tekrar okudum.

Dünyada hissedemediğimiz bir kriz yaşandığından bahsetmişim. Ülkelerin kriz karşısında farklı önlemler aldığını, alınan önlemlerin ortak yanının ise krizin kitlelere duyurulması ya da duyurulmaması için uygun yöntemin aranması olduğunu ifade etmişim. Yazıda devamla, kimi ülkelerin, halkın günlük yaşamlarına “yeni durumun farkına varmadan” devam etmesinin en uygun yöntem olarak saptadığını, böylece rutini, yeni durum olarak halkın önüne koyduklarını belirterek, böylelikle krizin ABD eliyle küreselleştirileceğini kaydetmişim.

İyi de etmişim.

Yazıda, ülkelerin hangi yöntemi seçerlerse seçsinler, psikolojik harekâtın alınan önlemlerin yerine getirilmesinde etkin bir mekanizma olacağını belirtmişim. Hali hazırda var olan ABD mali sisteminin, kendi ve müttefiklerinin askeri sistemleriyle birlikte tüm dünyada yeni düzenler inşa ederken aynı zamanda dünyanın kalan birikimlerini de emmekte olduklarını ayrıca ifade etmişim. Bu durumda bahse konu krizin ABD eliyle küreselleştirileceği iddiasında bulunmuşum.

Aynı yazıda, bazı ülkelerin ellerinden yapacak bir şey gelmediği için bilerek ya da bilmeden, bazı ülkelerin ise ellerinden geldiği kadar krizin derinleşmesine katkıda bulunduklarından bahsetmişim. Sorunun ülkelerin sorunu olmaktan çıktığını, kişilerin oluşturduğu çok uluslu şirketlerin (ÇÜŞ) menfaatlerinin korunması haline dönüştürüldüğünü, durumun böyle devam etmesi halinde tehdit değerlendirmelerinin değişeceğini eklemişim.

ÇÜŞ’ler için dinin tehdit unsuru olmadığını, zira farklı inançların olduğu bölgelerde faaliyet gösterebildiklerini, farklı ülkelerde yer aldıklarına göre sorunun ırksal da olmadığını, ayrıca dünyanın kültürler savaşına doğru yöneldiğine ilişkin görüşlerin de savsata olduğunu, çünkü ÇÜŞ’lerin aynı zamanda çok kültürlü olduklarını da yazmışım.

Bu yüzden tehdit değerlendirmesinin değişebileceğini, değişen bu unsurun ise aç insanlar (burada her türlü açlıktan bahsediliyor) olacağını söylemişim.

Güvenlik projelerinin bu yeni tehdide göre şekilleneceğini, ülkelerinde kendi koşulları içinde belirli bir bütünlük içinde yaşayan kitlelerin hızlı bir şekilde sistem dışına çıkarılarak, akıl almaz bir dağınıklığın (kargaşa-anarşi) ardından kontrol edilebilecek bir dünyanın yeniden inşa edileceğini iddia etmişim.

Dolayısıyla, aç insan için düzenin, açlığın giderilmesi olduğu düşüncesinden başlayarak, bu yeni yasanın yeni alanları kapsayacak yeni devletlerin oluşmasına neden olabileceğini, buraları yöneteceklerin ise açlığı giderenler olarak nitelenebileceğini, tek bir düşünce sisteminin tek bir hâkim sınıf oluşturacağını ifade etmişim. Irkların nasıl şekilleneceğine, nüfuslarına ve türlerine bu hâkim sınıfın karar vereceğine ilişkin görüşlerimi aktarmışım.

Ben bu düşüncelerimi uzun vadede gerçekleşebilecek girişimler olarak aktarmıştım. O zamanlar sanal olarak yaratılmak istenen (aslında olmayan) krizin gerçeğe dönüştürülmekte olduğu düşünülebilir. Kısaca, kontrol elden kaçmıştır. (Var olduğu söylenen sözde biyolojik silahlar nedeniyle Irak’ın işgali, bu işgalde gelinen durum itibariyle kantarın topuzunun kaçması, 11 Eylül saldırıları ve Afganistan’ın işgali, her iki işgalin de günümüzde başarısızlığının belgelenmesi V.s.).

Ya da söz konusu yazımda belirttiğim süreçlerin adı geçen devlet ve ona bağlı örgütler tarafından (ABD seçimlerinde kazanma ihtimali çok yüksek ama ülke derinlerince istenmeyen bir adayın öne çıkması, Gürcistan’ın Osetya’ya saldırısı üzerine Rusya’nın müdahalesi, ABD’nin uluslararası antlaşmaları zorlar manevraları, Ortadoğu’daki diğer gelişmeler ve yukarıda bahsedilen etkenler) öne alınması gibi çılgın bir projenin başlatıldığı iddiasında bulunulabilir.

Öte yandan, Türkiye odaklı yeni ama süregelen projelerin Washington mutfağından geçerek yürürlüğe girdiğini/gireceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Sadece yürütülmesi Ortadoğu kültüründen olsa gerek, biraz Kurtlar Vadisi tipinde olacaktır.

Eğer finansal krizi soracak olursanız, o iyidir, arayacak olursanız, bu satırların bir yerlerinde çürük dişlerini göstererek mutlaka size sırıtacaktır. Bu yenidünya düzenidir.

Not: Bu metin bilimsel bir yazı olmayıp, sadece yazarının düşünceleriyle sınırlıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir kez daha yazmak ihtiyacı hissettim: Bana göre globalizmin tanımı şudur: Zenginlerin (G8 vs) dünyanın nimetlerini yerken tek başına yemeleri, kahrını çekerken her keze paylaştırmalarıdır... Yazınızın başlığıyla uyuştuğu kanısındayım. Sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 10.10.2008 14:15
Cevap :
aynen öyle sevgilerimle:)  10.10.2008 14:58
 

Öngörüleriniz ve bakış açılarınızın boş olmadığı zannındayım... Mantık terimine aykırı bir şey yok... Sevgi ve saygımla...

yeşilsoğan 
 10.10.2008 12:35
Cevap :
Çok teşekkür ediyorum... ukalalık boyutuna taşımamaya çalışıyorum ama... görüşmek üzere saygılarımla  10.10.2008 13:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 340
Toplam yorum
: 669
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1564
Kayıt tarihi
: 10.03.08
 
 

Basınla ilgili bir kuruluşda çalışmaktayım. Uzun yıllar basınla ilgili konularda danışmanlık yapt..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster