Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

AYFER AYTAÇ GAZETECİ YAZAR

http://blog.milliyet.com.tr/ayferaytac

07 Kasım '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
86
 

Kriz Berberi de Vurdu

Kriz Berberi de Vurdu
 

Vatandaş artık tıraşına da para ayıramaz oldu.


MÜŞTERİ SADECE ENSE ALDIRIYOR
 
Yürü de ense tıraşını görelim, diye argo bir söz vardır. Daha çok kendisine kafa tutanlara karşı, toy kabadayıların kullandığı bir cümledir. Misal: “Benimle uğraşma bak, bende seninle uğraşırım.” Diyene toy kabadayı kabaca: “Sen bana ne yapabilirsin ülen, yürü de ense tıraşını görelim” der. Yani kendisine kafa tutanın gücünü ense tıraşından öğrenmek isteğidir bu.
 
Bir kişinin ense tıraşı kısa kesimse, bu kesim o kişinin ensesinin ince olduğunu, yani kendisini koruyacak bir arkalığının bulunmadığını ele verir. Ensesi kalın olanın görüntüsü "Kuvveti, gücü var. Boşuna kafa tutmuyor, arkalığı sağlam" anlamı taşır.
 
İçinde bulunduğumuz ekonomik krizde de insanların erkek olanları, bu günlerde berberlerine gittiklerinde “Bana bir ense tıraşı yapıver, üst kısımlar kalsın. Sadece ensedeki uzantıları al” diyorlar. 
Bu sözü ekonomik krize kafa tutmak amacıyla söylemiyorlar. Aksine krizden korktukları için, enselerinin zayıflığını belirtircesine, berberlerine para vermemek için sarf ediyorlar. Zira bazı berberler ense tıraşından para almıyorlar.
 
Bir kısım berberde, çok cüzi el emeği beklentisinde bulunuyorlar. O da müşterinin cebinde siftah parası olacak kadar bir miktar para varsa verilmiş, alınmış oluyor. 
 
Burada kabadayı konumunda bulunan, ekonomik kriz olmuş oluyor. Ama müşteri ona kafa tutan değil de, karşısında madden ezilen kişi olarak bulunuyor. Yani günümüzde her şey gibi kabadayılık ve kabadayıya kafa tutma şeklide ekonomiye bağlı olarak değişti, denilebilir.
 
Bazı erkek berberleri her hafta ya da 15 günde bir saç, sakal tıraşı olan müşterilerinin, artık üç ayda bir berber dükkânına uğradıklarını, üç ay sonra gittiklerinde de “Usta, enseme dökülen uzamış saçları kesiver” dediklerini söylüyorlar. 
Bu kısa süreli kesime kimi müşterisinin para vermeden gittiğini, kiminden de zaten bir ense tıraşı için kendisinin para isteyemediğini belirterek, hiç para kazanamaz hale geldiklerini vurguluyorlar. 
 
Berberler ve Kuaförler Odasının belirlediği tarifeye göre saç tıraşı karşılığında istenilen ücret 20 lira. Saç, sakal kesiminin listedeki tarifeye göre fiyatı 25 lira. Ancak üç ayda bir saç kesimine gelmeye başlamış olan müşteri, bu tarife üzerinden saç kestirmek istemiyor. Berber koltuğuna oturmadan önce tarifeye bakıyor, sonra pazarlık ediyor. “Arkadaş 10 liraya kesersen, koltuğa otururum. Kesmem diyorsan, sadece ense tıraşı et, 3-5 lira para veririm,” diye pazarlık ediyorlarmış. Pazarlığa girişmek istemeyen berberde ense tıraşını haybeye kesip müşteriden emeğinin karşılığını dua olarak alıyormuş.
 
SUYU DÖV DÖV YİNE SU
 
“Ne günlere kaldık? Vatandaş artık tıraşına da para ayıramaz oldu” diyen berberler, genç nesil sayesinde ayakta durduklarını belirtiyorlar. 
Bütün günlerini, iş yerlerinde havanda su dövmekle ve suyu döv döv yine su olarak bitirmekle geçiren berber esnafı “Allah’tan genç erkekler bakımlı olabilmek ve kız arkadaşlarına hoş görünebilmek adına berbere uğramadan edemiyorlar. Onların modern saç kesimleri, saçlarına fön çektirmeleri ve yüzlerine bakım maskesi yaptırmaları sayesinde günü kurtarabiliyoruz, evimize ekmek götürebiliyoruz” diyerek hallerine şükredip, delikanlılara dua ediyorlar.
 
Berber dükkânlarında da veresiye devri başlamış. Emekli beyler tıraşlarına özen göstermezlerken, henüz çalışma hayatının içinde olan ve zorunlu tıraş olma ihtiyacı hisseden beylerde, 20 liralık saç kesimini bile veresiye defterine yazdırarak, aybaşında maaşını aldığında borcunu ödeme yapıyormuş. 
 
Bu arada yaşlı olup da zamparalık uğruna saçına özen gösterenlerde bulunmuyor değiller. Bu tür beyler gerektiğinde evinin mutfak harcamasından ayırıp, hafta da bir erkek kuaförüne gelerek, yüzüne çamur maskesi, salatalık maskesi uygulatıyorlarmış.
 
Genç görünme isteği sadece hanımlara özgü bir kavram olmaktan çıkmış. Artık erkeklerde kadınlar kadar bakımlı olmak ve genç görünmek istiyorlar. Kaşlarını aldıran, kulak ve burun kıllarını aldıranlar, yüzlerine sıcak havlu masajı uygulatan erkeklerin sayıları hiç te az değilmiş. 
 
Eskiden de varmış, bu istenmeyen kılların aldırılması. Eski zamanlarda kıl aldırma yakma şeklinde oluyormuş; sonra makineler devreye girmiş, bir süre bu şekil çalışılmış. 
Zamanımızda erkekler vücutlarında fazlalık gördükleri yerlerdeki kılları, tıpkı hanımlarda olduğu gibi ağda kullanarak aldırır olmuşlar. 
 
Şimdi hiçbir erkek bu satırları okuduktan sonra “Yalan bu iş beni bozar” demesin. Bu işlemlerin tarifleri erkek kuaför salonlarında, daha girişte göze çarpıyor, yapılacak işleme göre fiyatlar belirlenmiş, başköşede asılı duruyor. Üstelik sadece saç- sakal kesimi yapılan yerlere berber dükkânı deniliyordu. Bakım ve güzelleştirme de işin içine girince bu mesleğe kuaförlük eklendi. Ve pek çok yerde berber bildiğimiz niceleri, tabelasını kuaför olarak çoktan yeniletti. 
 
Ayfer AYTAÇ - ayferaytac.com
ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 279
Toplam yorum
: 74
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 152
Kayıt tarihi
: 08.12.14
 
 

Gazeteci-yazar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster