Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '08

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
367
 

Krizi fırsat bilip borcunu halka ödetenler

Krizi fırsat bilip borcunu halka ödetenler
 

Kapitalizmin pramidi


Bu kez, dünya ile birlikte krize sürüklendi Türkiye. Ancak, IMF'den kredi almak zorunda bırakılan tek ülke oldu. Türkiye diğer ülkelerden farklı. İlk önce Başbakan kriz falan olmadığını söyledi. Sonra her ne hikmetse ve tabi ki IMF'den yenen fırça ile kriz kabul edildi. Bütün işadamları IMF'den kredi alınmasını öğütledi. Hükümet ise ilk olarak işsizlik fonunda biriken paralara göz dikti. Göreceksiniz sonunda işsizlik fonunda biriken paralar buharlaşıp uçacak ve işadamlarının cebine girecek. Elbette bu kriz de yoksul Türk halkını vuracak.

Bakınız işçi çıkartmasınlar yalanıyla hükümet bankaları kurtarmak için müdahale edecek. Bu müdahale, bütün olanakların bankalara aktarılması ve bankalardan da kredi adı altında büyük işadamlarına aktarılması olarak gerçekleşecek. Yani, hepimizin ödeyeceği borcu, büyük faizlerle ve büyük kârlarla kazanan işadamlarını kurtarmak amacıyla biz yoksul insanlar ödeyecek.

İşadamı bankalarla içli dışlı olup bankaların çok değişik olanaklarından yararlanıp kredi kullanmış olabilir ya da bankaların özel anlaşmalı faiz gelirlerinden yararlanmış olabilir. Şimdi, bu işadamları bankalara olan borçlarını ödemeyecek. Çünkü, krizi bahane edecekler. Ve ediyorlar. Hükümete verdikleri gözdağı ise "çalışanları çıkarırız" oluyor. Eh hükümet de her zaman büyük işadamlarından yana olduğundan onların her isteğine "olur" diyecektir. Ve göreceksiniz yoksul ve işsiz kalmış işçinin işsizlik fonunda biriken paraları bu işadamlarının kasalarına aktarılacaktır.

Diğer sorun IMF. Bütün dünya krize girdi de neden bir tek Türkiye IMF'den yardım almaya zorlanıyor? Kasamız döviz dolu diyen Başbakan'ın kendisi değil miydi? Biri çıkıp da şu Türkiye'yi kimlerin yönettiğini söylese o kadar çok sevineceğim ki.

Ya bunca zamandır ülkeyi soyup soğana çeviren işadamlarımıza ne demeli? Bakın kriz oldu diye % 70 ucuzlattıkları mallarını nasıl satışa sundular. Bu işadamları sanmayın ki zararına mal satıyorlar. % 70 indirimden sonra bile bu işadamları en az % 20 kâr ediyorlardır. Bundan emin olun. Çünkü Türkiye Dingo'nun ahırı. Kimin neyi getirip, neyi üretip kaça sattığının hesabını soran yok. Bu işadamları Çin'den, Hindistan'dan kanserli eşyaları, oyuncakları, giysileri, bardakları getirip ucuzluk pazarlarında sattılar da hangi yetkili bunların zararlı olduğunu açıkladı? Ancak, Batı'da ya da Amerika'da bu mallar üzerine bir araştırma yapılıp da zararlı oldukları anlaşılınca bizimkiler de göstermelik uygulamalara başladı. Hükümet bile Rusya'ya gönderilen zehirli domatesler için "O zehir Rus halkı standartlarına göredir" deyip, o domatesleri Türk halkına yedirmedi mi?

Başbakan krizin başladığı ilk günlerde "Bunu fırsata çevirebiliriz" diyordu. Batı'da ve ABD'de doğayı zehirleyip insanları ve bitki örtüsünü yok ederek üretim yapan ne kadar fabrika varsa Türkiye'ye o zehir kusan fabrikalarını kurma önerisinde bulundular. İşte "fırsat" dediğimiz şey budur. Bu kriz ortamında nasılsa Türkiye muhtaç olur bu fabrikalara izin verir diye düşünen fabrika ağaları için gerçekten de büyük bir fırsat.

Şimdi ne söyleniyor? "Herkes alışverişe koşsun". İyi de hangi parayla? Beyler, bin defa yazdım, bin defa söyledim, önce bağımsızlığınızı ilân edin. Sonra da bol miktarda para basın. Korkmayın piyasayı paraya boğun. Emisyon hacmini küçülterek halkın alım gücünü azaltıp enflasyonu düşüreceğinize; emisyon hacmini arttırın, halkın alım gücünü arttırın, varsın enflasyon yükselsin. Enflasyonlu yaşamın sanıldığı gibi korkunç olmadığını bizler sahte enflasyon düştü oyunları ile denedik gördük. Bizler, enflasyonlu ekonomide çok daha rahat geçiniyorduk.

Şimdi dünya krizi Türkiye'yi de vurdu. Bu krizin en büyük nedeni psikolojik olarak insanları etkilemesidir. Krizin tam anlamıyla uğramadığı cephelerde bile her an kriz vurabilir nedeniyle harcamalar durdu. Bol günlerde aşırı kâr oranlarıyla halkı soyan, bankalardan aldıkları kredilerle krallar gibi yaşayıp yoksul halkın durumunu anlamayanlar şimdi halktan medet umuyor. Harcarken tek başlarına olan bu işadamları, şimdi borçlarını ödemek için yoksul halkı da borçlarına ortak ediyor. Hükümet de buna çanak tutuyor. Çünkü meclis çatısı altında bulunan hangi milletin vekili yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşıyor? Hepsi büyük işadamı ya da bu işadamlarının ortakları ve danışmanları. Bu kriz günlerinde bunlar mı yoksul halkın yanında olacaklar? Bakınız şimdilik işsizlik fonundaki paralara göz diktiler. Sonra sıra vergilere gelecek, zamlara gelecek ve hep birlikte büyük işadamlarının yardımına koşacağız. IMF'den alınıp bu işadamlarına verilen paraları da hep beraber ödeyeceğiz.

Dünya'nın her ülkesinde kriz var. Fakat, bizler bu krizi gerçekten fırsata çeviren bir toplumuz. Bakın, hükümet ile ortak çalışan büyük işadamları krizi fırsat bilip borçlarını halkın sırtına yükledi bile.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Obama zenci de başı kel mi? Obama'nın kökleri aç Afrika, bizim başbakanın kökleri Kasımpaşa. kasımpayı küçümsemeyin. Sonu Paşalık...

SEMA KILIÇ 
 30.11.2008 13:19
Cevap :
Yaşınız genç anımsamazsınız, fakat belki bir yerlerde okumuşsunuzdur. Demirelli-Ecevitli TBMM yıllarında Demirel köylü-çoban kökten gelmeydi. Ecevit ise kentsoylu idi. Fakat, Demirel köylü olmasına karşın hep burjuvasiyi savundu. Ecevit ise kentsoylu olmasına karşın hep işçi sınıfının yanında yer aldı. Bu düşünsel olarak böyleydi. Ecevit'in çalışma bakanı olduğu dönemlerde eylemsel olarak hep işçi sınıfının yanında yer aldı. İşte o yıllarda Demirel ve Ecevit için "İkisi de geldikleri sınıfa ihanet ediyor" deniyordu. İşte şimdi de durum bu: Kasımpaşa'nın yoksul mahallelerinden çıkıp gelen insanlar geldikleri sınıfa ihanet içindeler. Demek ki hırs insanı makamlara getirip para sahibi yapıyor ama insanoğlu insan yapamıyor. Nasılsa Türk halkının sesi de çıkmıyor. Sesi çıkanlar ise ya anarşist sayılıyor ya da ergenekoncu. Bunların Mustafa Kemal'a düşmanlığı da bu nedenledir. O Mustafa Kemal, bir milleti ayağa kaldırabilmiş bir liderdir. (Sevgiler teşekkürler)  30.11.2008 16:45
 

50 yıldızr hainleri ve düşmanları içerden üretiyoruz. yönetime gelenler, ülkenin sözde iş adamları hain. vatan haini daha nasıl olunur???

SEMA KILIÇ 
 29.11.2008 21:50
Cevap :
Hani Attila İlhan hep derdi ya: "Türkiye'de her zaman bir hainlik kontenjanı vardır" diye, işte yine bu sözün doğrulandığı günlerden geçiyoruz. Bakınız, krizin yaşandığı bütün ülkelerde hep birlikte önlemler uygulanmaya başlandı. Obama bile, daha yönetimi eline almadan lüks makam araçlarından herkesin vazgeçeceğini söyledi. Bütün dünya krizi de ortak, refahı da ortak paylaşıyor. Bir tek Türkiye'de refahı 20 kişilik zengin ailelerle yaşıyor, krizi yoksul halk çekiyor. Bu nedenle de Türk halkının gelecekten hiç bir umudu yok. Nasılsa kişi başına düşen gelir 40 bin dolara da çıksa emekli 600 YTL, çalışan ise asgari ücretten maaş alacak. Büyük zenginlerin, para babalarının işyerlerinde çalışan gencecik insanların sömürülmesine bir bakın, sabahtan akşama kadar ayakta görev yapan bu insanlar asgari ücretlerle sömürülüyor. Çünkü dışarda milyonlarca işsiz var. Bütün bunlar iktidarlarca da ortak yürütülen işçi sömürü pazarıdır.(Yorumuzuna ve katkılarınıza çok teşekkürler. )  30.11.2008 10:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3139
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster