Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1987
 

Krizi ve ileriye görebilmek -1-

Krizi ve ileriye görebilmek -1-
 

Geçenlerde internette ekonomik krizle ilgili bir yazıya rastladım. Gerçekten geleceği görebilmek herhalde böyle birşey olmalı. Bahsettiğim yazı ekonomik krizin geleceğini önceden tahmin eden ve bir takım uyarılarda bulunan VERSO Araştırma Şirketinin sahibi, aynı zamanda da strateji uzmanı olan Erhan Göksel. 2009 krizinin daha ‘Temmuz-Ağustos 2008’de’ gelebileceğini söylemişti. Göksel, Amerika'dan başlayan, dünyayı saran ve sarsan global ekonomik krizin nedenlerini, boyutunu ve Türkiye için oluşabilecek muhtemel etkilerini anlatmıştı. Strateji uzmanı Erhan Göksel’in kriz gelmeden önce krize ilişkin yaptığı ve bugün haklı çıktığını gösteren, fakat en önemlisi ileriyi görmenin nasıl birşey olduğu konusunda adeta ders veren konuşmasından bazı satırbaşları:

Amerika açısından kriz, 2001yılında Nasdaq’ın çöküşüyle başlamıştı. Bu akabinde, yani 2003 ve 2004’te büyük bir ekonomik patlama oldu. ABD, dünyanın en büyük ekonomisi. Dünyada üretilen herşeyin % 29’u bu ülkede üretiliyor, % 40’ını da tüketiyor. 300 milyonluk bir nüfusa sahip. Buda dünya nüfusunun % 5'i. Ama her 10 malın 4’ünü tüketiyor. Bu da süre gelen bir kötü gidiş demek aslında. 1998 yılından sonra ABD ekonomik alanda %1-2 büyüdü. Fakat gözden kaçan bir durum var. Bu dev ekonomi son 10 yıldır sürekli küçülüyor. ABD parasının, yani doların gücünü belirleyne üretimdir. Küçülen bir ekonomide hizmet sektörü yılda ortalama %4 büyürse doğal olarakta ekonomi büyüyormuş gibi bir durum oluşur.

Sanayi üretiminin küçülmeye başladığı 1998’den itibaren Hong Kong ve Kore’de kriz çıktı. Arkasından 1999 yılında ABD dolarına karşı pozisyon alan çok uluslu sermayenin de etkisiyle Rusya krize girdi. Hatta Rusya o hale geldi ki moratoryum ilan etmek zorunda kaldı. <ı>(Savaş, siyasal, ekonomik veya toplumsal bunalım ve kriz dönemlerinde, borçluya karşı başvurulacak hukuki yolların tümünün veya bir bölümünün kullanılmasının geciktirilmesi, bir başka değişle borçların nasıl ve ne sürede tasfiye edileceğinin yasa ile belirlenmesi işlemine MORATORYUM denilir.)

2001’de Türkiye’deki kriz de bu şekilde ortaya çıktı. Çünkü aşırı bir şişme vardı. 2000 yılında Brezilya’ya 2001’de Arjantin ve Türkiye’ye yansıdı. Ama esas fitili 2001’de Amerika'nın ikinci büyük borsası Nasdaq çöküşü ateşledi. <ı>(Nasdaq Elektronik sanayii ve teknoloji şirketlerinin olduğu en büyük sanayi endeksidir.)

2000’li yıllarda dibe vuran küresel ekonomiyi iki şey toparladı. İlki, teknolojideki gelişmelerin paranın çevrilebilirliliğini artırması. Alışveriş merkezlerinde digital ödemeye olan ilgi ve kredi kartlarının yaygınlaşması, internetin gelişimi, bankamatiklerin artması bunların en büyük göstergesi. Özellikle 3. dünya ülkelerinde gelişmekte olan piyasalar işin kılıfı oldu. Aslında bu ülkeler kolay sömürülen ve yüksek kar alınan yerler demektir. İkinci sebebi, Körfez Savaşı ile başlayan petrol krizinin beraberinde getirdiği dünyanın enerji ihtiyacındaki patlama.

Bu kez para artınca dünya kapitalizmi büyüdü, ama para Marx’ın anlattığı gibi sermaye büyük tekellerin elinde dönmeye başladı. Yani paradan para kazananlar ve bunların kârları büyüdü. Sade vatandaş da para bitti. Petrol fiyatları yükselince denge paronayasıda sarsıldı.

Bu yazının ikinci bölümüde son derece ilginç detaylarla sürüyor. Onu da bir sonrakine sakladım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 91
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 3090
Kayıt tarihi
: 16.02.09
 
 

Yıllardır yazmadım... Şimdi yine devam.. Haftanın belirli günleri... Çünkü eskisi kadar vaktim yo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster