Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ekim '08

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
543
 

Krizin "Türk Kültür" ve sanat hayatına etkileri

Krizin Türk Kültür ve Sanat Hayatına Etkileri

Ekonomik kriz dönemlerinde firmaların, müşterilerin ve devletin alacağı tedbirler ve pozisyonlar vardır. Firmalar yatırımlarını durdurabilir, giderlerini kısabilir, ürünlerinin fiyatlarını aşağı çekebilir, devlet ise finans sektörüyle ilgili yeni düzenlemeler yapabilir, kimi sektörlere sübvansiyonlar, güvenceler verebilir, şahıslar ise ihtiyaçlarını öteleyebilir veya her şeyin daha azıyla yetinip krizin geçmesini bekleyebilir. Zaten ekonomik krizlerin geçici olduğuna inanılır ve bu dönemden ne kadar az zararla çıkılırsa o kadar karlı olunacağı varsayılır. Nihayetinde 2 ya da üçer yıllık periyotlarla baş ağrıtan ekonomik krizler öyle ya da böyle atlatılmıştır. Son kriz de aslında son kriz değil, yeni kriz gelinceye kadarki geçici son krizdir. En azından orta yaş grubu Türk insanı bunu böyle bilir, buna göre davranır.

Ama ekonomik krizler Türkiyedeki kültür ve sanat hayatını neredeyse hiç etkilemez. O sektörden para kazanıp başka sektörlerde yatırım yapan, kazancını başka yatırım araçlarıyla değerlendirmeyi düşünen şahıs ya da şirketler hariç.

Ekonomik krizler Türkiye'nin kültür ve sanat hayatını neden etkilemez? Çünkü bu sektörde zaten hiçbir zaman yeterli sayıda yatırımcı, yeterli finansman ve pazar olmamıştır. Yapılan her iş (müzik, sinema, kitap, tiyatro, gösteri, sergi... ve bunların reklam ve pazarlama çalışmaları) daima asgari ekonomik ve fiziki şartlarda yapılmak zorundadır. Dünya pazarında yarışmak gibi bir amaçları hiç olmamıştır. Olunca da sadece ekonomik göstergeler aradaki uçurumu hemen işaret etmiş, ayaklar yorgana göre uzatılmaya devam etmiştir. Bunlara rağmen bireysel başarılar elde eden sanatçı dostlarımızı elbette kutluyoruz, ancak bu başarılar sektörel başarılar haline dönüşmediği sürece çok anlamlı olmayacaktır.

Çalışanlar açısından ise durum yine değişmiyor. Bütün yapılan işler zaten para yok tavrıyla başladığından yapılan pazarlıklar daima işi yapanın, yapımcının şartları belirlemesiyle sonuçlanır. Bu kuralı satışı garanti olan bir elin parmakları sayısında star olarak adlandırdığımız kişiler dışında kimse bozamaz. Zaten ucuz fiyatla ve büyük çoğunluğu sigortasız olarak çalışmak zorunda olan sektör çalışanlarının ezilmişliği sadece bununla kalmaz, bir de düşük rakamlara anlaştıkları ücretlerini alıp alamayacakları, ya da kaç hafta, kaç ay sonra alabilecekleri sorununa dönüşür. Ücretleri ödememenin ise bin türlü mazereti vardır ve hukuk bile buna çare bulamaz. Kriz yokken de, kriz varken de bu makus talih değişmez.

Telif hakları ise bir masaldan öteye geçmemektedir bu ülkede. Müzik sektörü her nasılsa bir istisna oluşturabilmiştir, ama hala tam anlamıyla sorunu çözmüş de değildir. Diğer sektörlerde ise telif gelirinden şimdilik bahsetmek neredyse imkansızdır. Basılı eser sahipleri için bir uygulama var ama, daha önce korsan kasetçiliği bizzat müzik şirketlerinin yaptığına dair söylentiler gibi korsan kitap yayıncılığının ardında da yayınevlerinin olduğuna dair şehir efsaneleri yaygın bir şekilde devam etmektedir. Korsan yayıncılıkla ilgili bazı büyük şirketlerin kendi ürünleri için yaptıkları mücadeleyi saymazsak, devletin bu alanda yaptığı çalışmalar göstermelik ve devamı gelmeyen başarısız girişimler olmuştur. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuz vardır, uygulayan taraf bulunmamaktadır.

Kültür sanat ürünlerinin alıcıları açısından da kriz dönemlerinde durum fevkaladelik göstermez. Zaten dünyanın en az okuyan, en az tiyatroya konsere, sergiye giden recep ivedik olmazsa sinemaya gitmeye üşenen, bunun yerine kültür sanat ürünlerini bedava yayınlayan evindeki televizyondan tüketmeyi tercih eden bir halkımız var. Yani kültür ve sanat ürünlerini ekonomik gidişat bakımından dünyanın ve ülkemizin daha rahat olduğu dönemler de bile satın almayan Türk halkını elbette ekonomik kriz rahatsız etmez: kriz öncesi kültür ve sanat ürünlerine harcanan para yaklaşık sıfır, kriz döneminde yaklaşık sıfır, krizden sonra yaklaşık sıfır.

Devletin kültür sanat olaylarına bakışında ve yaklaşımında da bir değişiklik yaratmaz ekonomik krizler. Devlet bütçeden en düşük payı ayırma ve tüm açılış, seromoni ve gösterimlerde protokoldeki yerini alma dışında ülkenin kültür sanat hayatında etkisiz eleman gibidir. Ali niye yardım aldı da Levent'e verilmedi dışında gündeme bile gelmez. Bağlı kuruluşları sıradan işler yaparak kendilerine ayrılan bütçeyi yıl içinde bitirmek dışında hiçbir olaya imza atmaz. Fakat bu alanda devletin istihdamını saymaya kalksak yoruluruz. Kendilerine saydırmaya kalksak sayamazlar bile!

İşte bu kadar. Bu açıdan baktığımızda, ekonomik kriz bize vız gelir. Kimsenin kılını kıpırdatması gerekmiyor. Pozisyonunuzu koruyun yeter!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 518
Kayıt tarihi
: 19.09.08
 
 

TV - Sinema sektöründe 22 yıldır çalışmaktayım. Başka sektörlerde de deneyimim oldu. Uzun zamandır y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster