Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
28690
 

Kronik mutsuzluk...

Kronik mutsuzluk...
 

Kronik mutsuzluk... Sürekli üzgün olma, mutluluğa ulaşamama hali. Belirtileri, yaşama sevincinin azalması, hayata karşı genel bir ilgisizlik, geceleri uyuyamayıp sabahları uyanamama.. Mutsuzluk tıp literatürüne bir hastalık olarak geçebilir mi acaba? Son zamanlarda çevremizde mutsuz insan sayısı giderek artıyor mu yoksa bana mı öyle geliyor? Birbirimizin gözlerinin içine bakmaktan bile kaçınır hale geldik sanki. Bakarsak gözlerimiz ele verecek sanki mutsuzluğumuzu. Mutsuzluğumuzu gizliyoruz bir suç gibi.. Her gün aynı diyaloglar dönüp duruyor etrafımızda ve her gün sahte gülüşler saçıyoruz çevremize.. Bazen o gülüşler ısınıyor hayatın sıcaklığıyla, gerçeğe dönüşüveriyor birden. Bazen ise yüzümüzde donup kalıyor.

Kronik mutsuzluk diye tanımlıyorum sık sık içine düştüğüm bu ruh halini.. Bazen diyorum yalnız mıyım yoksa bir yerlerde benim gibi hisseden birileri var mıdır.. Eskiden, çok eski zamanlarda acaba mutlu olmak daha mı kolaydı? Şimdi de zor değil de acaba biz mi nankörlük edip fark edemiyoruz mutluluğu? Hayatı kovalamıyor aksine ondan kaçıyoruz sanki. Sürekli bir yerlere yetişmemiz gerekiyor, hiç vaktimiz yok bizim. Herkes bizden sürekli bir şeyler bekliyor. Bin parçaya bölünsekte yamamaız gerekenler listesi kısalmayacak ömrümüz oldukça. Dakikalar hatta saniyelerle yarışıyoruz. Belki de herşeye sahibiz şu hayatta, ailemiz, dostlarımız.. Peki o zaman ruhumuzu saran bu duvarlar niye var? Ruhumu kapattım kafese, anahtarını denize attım. Kalbimi mi? Onu hiç sormayın, kimbilir kimde bıraktım! Anılarımız çoğaldıkça mutlu olmak güçleşiyor belki de. Tükenmişlik bir yük gibi omuzlarımıza çöküyor.

Mutluluk kısa anlar ise hiç yalnız bırakmıyor bizi, farkedersek eğer biliyoruz her zaman yanımızda olduğunu.. Peki o zaman bu duygu ne? Kimbilir belki de her zaman birşeylerin eksikliğini hissedeceğiz hayatta. Ama içimizde hiç durmadan çırpınan, tamamlanmak isteyen bir parçamız, ona ne söyleyeceğiz? Belki bir gün mü diyeceğiz ona? Belki bir gün.. Evet insanın bir günü bir gününe uymaz muhakkak. Bir gün yağmur yağar ne güzel bir gün deriz, bir gün güneş açar fark edemeyiz bile... Ama hiç peşimizi bırakmıyorsa.. Günler, haftalar, aylar geçiyorsa ve hala gülümsemek için bir neden bulamıyorsak! Her sabah uyanıyor ve güne başlamak için iyi bir neden bulamıyorsak? Aynaya dakikalarca bakıp kendimizi göremiyorsak? Sürekli kaçıyor ancak neden kaçtığımızı bulamıyorsak? Bu da böyle bir gün işte, hiç bitmeyeceğini sandığım, sonsuz gibi gelen bir gün. Bitip tükenmek bilmeyen ama aslında sıradan bir gün.. Neden sürekli soru soruyorum? Nedir bu durumun adı?..

Kronik mutsuzluk... Sürekli üzgün olma, mutluluğa ulaşamama hali. Belirtileri, yaşama sevincinin azalması, hayata karşı genel bir ilgisizlik, geceleri uyuyamayıp sabahları uyanamama..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında günümüzün sorunu değil mi? Kronik halimiz hep belkide yalnızlığımızdan kaynaklanmıyor mu? Kocaman bir şehirde kalabalığın içerisinde yalnız olmak. Sevmediğin bir işte çalışmak veya zorunda olmak, olmayan sevdaların peşinde koşmak... Mutsuzluğun sebebi belkide içimizde sakladıklarımızda gizlidir...

dday 
 20.12.2006 9:32
Cevap :
Umarım mutlulukta içimizde gizlidir ve bir gün buluruz..Sevgiler  20.12.2006 14:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 2839
Kayıt tarihi
: 12.12.06
 
 

Merhaba. Ben İlknur Özkan. On yıldır çeşitli konularda amatör olarak deneme ve hikaye yazıyorum. Bur..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster