Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mayıs '11

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
3522
 

Kryon (1.Kitap) / Bitiş Zamanı

Kryon (1.Kitap) / Bitiş Zamanı
 

Kryon'un bir kaç sene önce "Yuvaya Dönüş" adlı kitabını okumuş ve çok etkilenmiştim.

Sonra bir kaç farklı kanal kitabı daha okudum.

Bir kaç ay önce sevgili arkadaşım Tülay sayesinde Kryon serilerini tekrar okumaya başladım. Kendisine bana Kryon'u tekrar hatırlattığı ve okumamı sağladığı için yürekten teşekkür ediyorum.

Kryon 1989 yılında dünyanın manyetik alanını yeniden düzenlemek için dünyaya gelen ilahi bir varlık.

Kitaplardaki bilgileri, kendisine medyumluk yapan, Amerika'da yaşayan Lee Carroll vasıtasıyla insanlara aktarıyor.

Şu an 3. kitabı okuyorum. (Seri toplam 10 kitaptan oluşuyor.)

Her kitapta oldukça ilginç bilgileri Kryon insanlara aktarıyor ve her kitapta heyecanım biraz daha artıyor.

Şimdi size ilk kitap olan “Bitiş Zamanı”ndan alıntılar yaparak, kitabı tanıtmaya çalışacağım.

Ben Kimim?

Merhaba! Ben manyetik hizmetten Kryon. Her birinizi yürekten seviyorum. Şimdi sizinle medyum kanalıyla mümkün olduğu kadar açık ve net bir şekilde konuşacağım. Ben dili sizin bildiğiniz şekliyle kullanamam, bu yüzden gerçek sözler medyumun zihni tarafından çevrilerek aktarılmaktadır. Aslında iletişimim herhangi bir dilden bağımsızdır. Ben size “düşünce paketleri” ya da “fikir grupları” gönderiyorum, bunlar medyumun zihni tarafından anlayabileceğiniz sözcüklere çevriliyor.

Bu yazıcı medyumu birkaç nedenden ötürü seçtim. Birincisi, o bunu yapmayı daha enkarne olmadan önce kabul etmiş ve bir kontrat imzalamıştı, ama her insan gibi eğer isterse bunu yapmamayı da seçebilirdi. Ama o sezgisel olarak biliyordu ki, eğer medyumluğu reddetseydi onu önümüzdeki elli yıl boyunca uyutmazdım! Onu seçmemin ikinci sebebi, kendisinin bugüne kadar metafizik sistemle ilgili bir eğitim almamış olmasıdır. Bu durum, düşünce paketlerimin inebileceği tarafsız bir bölge yaratıyor!

Benim adım aslında Kryon değil. Erkek ya da dişi herhangi bir cinsiyete de sahip değilim. Ne tür bir varlık olduğumu anlatmayı çok isterdim, ama siz bunu anlayamayacak kadar bazı beşeri kısıtlama aşılarına sahipsiniz! Bu noktayı daha sonra size anlatacağım. Benim gerçek adım, beni kuşatan ve tüm diğer varlıklar tarafından tanınabilen bir “düşünce grubu” ya da “enerji paketi” dir, sesten çok fazlasını içermektedir. Onu hissedebilmenizi gerçekten isterdim, ama şu anda bunu yapamazsınız.

Ben manyetik hizmettenim, yani bir hizmet varlığıyım. Asla bir insan ya da Kryon’dan başka bir şey olmadım. Tüm amacım, evrenin her yanında sizin gibi varlıkların bulunduğu “okullara” (dünyalara) özel ve belirli bir amaçla hizmet etmektir. Çeşitli düzeylerde birçok okul vardır, bunların bazıları sizinkinden düşük bazıları da yüksektir.

Hepimiz birbirimize bağlıyız, kutsal metinlerinizin Tanrı dediği büyük “BEN” iz. Size “Ben Kryon’um” diye mesaj yolladığımda, bu benim bütüne ait olduğumu ve imzamın Kryon olduğunu ifade eder. Hepimiz tanrıyız, siz de Tanrının bir parçasısınız ve perdenin sizin tarafınızda perdenin bu tarafında olduğunuz kadar yüceliğe sahipsiniz. (Sayfa: 13-16)


Siz Kimsiniz?

Daha önce de söylediğim gibi perdenin bu yanını anlamanıza asla izin vermeyecek aşılara sahipsiniz. Anlamaya başlamanızın bir tek yolu var, bunu ancak biyolojinizi ruhsallığınızla dengeleyerek başarabilirsiniz. Bakın, ruhsal yanınız saf ve etkilenmemiş haldedir, kısıtlanmamış, bozulmamıştır. Ruhsal yanınızın sağlayacağı denge, biyolojik yapınızın anlayış alanındaki sınırı kaldırır. Birçoğunuz bu dengeye “aydınlanma” diyorsunuz.

Her insan bilinçli düşüncenin birçok sınırlamasıyla aşılanmıştır. Örneğin, hepinize her şeyin bir başlangıcı ve sonu olduğu inancı aşılanmıştır. Eğer size bir şeyin daima var olduğunu söylesem bunu anlamakta zorlanırsınız. Siz sürekli yaratılışın anlamını aramaya yönlendirildiniz. Zamanı doğrusal (lineer), ileriye ve geriye doğru, sadece iki boyutlu olarak algılarsınız. O hiç duraklamadığı için asla “şimdi” de olamazsınız, sadece son birkaç nesildir zamanın rölatif olduğunu fark ettiniz, ama hala onun üçüncü boyutu hakkında hiçbir kavrama sahip değilsiniz. Eğer size bildiğiniz şekliyle zamanın var olmadığını söylesem bana kahkahalarla gülersiniz. Sürekli ve “güvenilir” zaman bir dünya kavramıdır. Benim bulunduğum tarafta ise çok farklı türde bir zaman vardır ve her şey şimdi’de bulunur.

Onun üçüncü boyutu dikeydir, bir geçmiş ve gelecek yoktur, sadece “şimdi” vardır.

Sizde eksik olan şey spritüel olanla kurulacak dengedir. Bu dengeyi kurduğunuzda biliminizin harikulade biçimde ileri atılım yaptığını göreceksiniz. Siz halen gerçek bilime sahip değilsiniz, sadece iki boyutlu bilime, beşeri bilime sahipsiniz, evrensel bilime değil. Eksik olan spritüel boyut yüzyıllardır bilim adamlarınız tarafından gayrı bilimsel olarak nitelendirilmiş ve ondan uzak durulmuştur. Bu ironik bir durumdur, çünkü gerçek güç ve anlayış spritüel olandadır! Onsuz uzay yolculuğunu asla başaramayacaksınız, onsuz yerçekimini asla değiştiremeyeceksiniz, dahası maddeyi asla dönüşüme uğratamayacaksınız. Düşünün, atomik atık maddeyi bir çocuğun oynayabileceği kum yığınına dönüştürmeyi, onu nötrleştirmeyi istemez miydiniz?

Aslında gezegeninizin manyetik alanlarını düzenleyerek büyük doğal güçleri kullanma imkânına sahipsiniz, ihtiyacınız olan tüm enerji oradadır. Dünyanın çevresinde ızgara şeklinde yer alan manyetik enerji ağını kullanarak yapabileceğiniz pasif uçuşun sırrından şimdilik söz etmiyorum, dengeli üç boyutlu bilim olmadan bu konuyu anlayamazsınız. Bu halleriyle insanlar dev bir mıknatısın üzerindeki minik moleküller gibidir, eğer istenirse her şeyi müthiş bir güçle hareket ettirebilecek bir mıknatıstır bu. Sizler bir jeneratörün üzerinde oturan ve elektrik için dua eden karıncalara benziyorsunuz!

Sürekli ortaya çıkan “üç kuvveti” konusu hiç dikkatinizi çekti mi? Burada bir sihir yoktur. Üç sayısının titreşimi güç ve enerji meydana getirir. Aydınlanma yolunda ilerleyebilmeniz için üç dengesine (fiziksel, zihinsel, spritüel dengeye) sahip olmanız gerekir. Üç ayrıca kullanıldığında bire dönüşür. Batıdaki dininiz üç tanrı bölümünün bir Allah olarak birleşmesine dayanır (Baba, Oğul, Kutsal Ruh). Bu bilginin gerçek anlamı biraz değişime uğramıştır, ama o hala üç kuvvetinin birleşerek Bir’i oluşturması açısından doğrudur. (Sayfa: 17-21)

Ben Neden Buradayım?

Size tam olarak neden burada bulunduğumu söyleyebilmem için önce işlerin işleyiş biçimini açıklamalıyım. Sözünü ettiğim şey sizde kısa bir süre önce uyanan ruhsallık duygusudur. Hayatın sadece bedeninizi beslemek ve ölümden korumaktan (ki bu da başka bir aşıdır) daha fazla bir şey olduğunu artık anlıyorsunuz. Tedrici bir bilinç değişimi yaşıyorsunuz, bunu hak ederek kazandınız. İnsanlar daima Tanrıyı aramışlardır, bu sadece burada dersteyken iletişim kopukluğunu yansıtan bir sıla hastalığıdır, yuva özlemi çekmektir.

O hücresel bir arzudur ve küresel düzeyde yaşanan bir arzudur. İşler değişmeye başlıyor, işte ben bu yüzden buradayım. Eski dünya, aradaki dünya ve yeni dünya. Bu üç dünya, yeryüzünde “ders gören” varlıkların başlangıçtan beri üç temel bilinç düzeyini temsil eder. Biz şimdi dördüncü düzeye geliyoruz. Bu düzey muazzam bir potansiyele sahiptir ve son düzey olacaktır. O sorumluluk ya da aydınlanma çağıdır, yani sorumluluğu üzerinize alacağınız zamandır.

Hepinizin dünyada var oluşunuzun tek bir nedeni var, siz bütünün titreşimini yükseltmek için derstesiniz. Bu genel nedendir ve bu neden bu zamanda size tam olarak açıklanamaz! Dersteyken gösterdiğiniz çabalar enkarnasyonlarınız boyunca enerji yaratır, bu da dünyanın bilincini yükseltir. Bu enerji bütün için değerlidir, olumsuzluğu (negatifliği) dönüşüme uğratır. Olumsuzluk “aydınlanmadan yoksunluk” tur. Eğer kontrolsüz ve serbest bırakılırsa, (evrenin her yanında derste olan sizler olmadıkça) giderek daha çok ortaya çıkar. Bu yüzden sizler çok büyük ve karmaşık bir şeyi değiştirmede etkili bir araçsınız. Lütfen şunu kabul edin, siz dünyadayken bu konuda daha fazla bilgi verilemez, çünkü bu gezegensel değil evrensel bir bilgidir.

Dünya katında enkarne olduğunuz her seferden sonra kısa bir süre dinlenip bütünle buluşur ve birlikte bir sonraki yaşamınızı ya da dersinizi planlarsınız. Bu planınızı çoğunlukla son yaşamınız sırasında olup bitenler direkt olarak belirler. Siz buna karma dersiniz, böylece bir sonraki yaşamınıza başladığınızda ne öğreneceğiniz konusunda bir kontrat ya da plan oluşturursunuz. Oldukça sık bir biçimde sadece kısa bir süre için enkarne olur, çocuk yaşta ölür ya da bir hastalık veya kaza yüzünden genç yaşta dünyadan ayrılırsınız. Bu size acımasız bir durum gibi gelebilir ya da bunu kabullenmek mantıksız görünebilir, ama uygundur ve bütün için doğrudur! Tekrar enkarne olma zamanınız, bazısı hala dünyada bulunan bazısı da bulunmayan ders grubunuz tarafından belirlenir. Bazen siz nerdeyse tamamen bir başkasının yaşamı için enkarne olursunuz ve bu enkarnasyon çabuk sona erer. Bu size bir tür kader gibi gelebilir, ama öyle değildir, bu çok yanlış anlaşılmış bir şeydir.

Tüm enkarnasyonlar bir amaç yüklemesine (karmaya) ve devre sırasında sunulan çeşitli eylem “kapılarına” sahip temiz maziler gibidir. Karma doyuma uğratılabilir (ödenebilir) de, uğratılmayabilir de. Eğer doyuma uğratılmamışsa bir başka enkarnasyon yoluyla bir başka fırsat yaratılacaktır. Bir insan kontratının (yaşam planı) sunduğu eylem kapılarını açabilir de, açmayabilir de. Bu o insana ve gelişiminin o sırada hangi noktada olduğuna bağlı bir şeydir. Tüm bunlar yaşamınızın çevresindeki varlıklarla karşılıklı bir ilişkiye sahiptir. Siz bir gezegensel grup olarak birçok doğru kapıdan geçtiniz, bunu perdenin sizin tarafınızda ortaklaşa yaptınız, bu da bütünün yükselmesiyle sonuçlandı. Bu konuda sizi kutluyoruz. Bunun evrende her zaman rastlanan bir durum olmadığına tanıklık edebilirim. Başaramama konusunda birkaç olumsuzluğa sahiptiniz, ama bu işten yüzünüzün akıyla çıktınız.

Benim işime gelince. Manyetik alanlar biyolojiniz için çok önemlidir, ayrıca manyetik alanlar spiritüel bilincinizi etkiler. Gezegeninizin manyetik alanı biyolojik sağlığınız için gereklidir ve spiritüel planınıza uygun şekilde ince ayarlanmıştır. Gezegeninizin manyetik alanı sağlığınız ve dersleriniz için dikkatle düzenlenmişti.

Çevrenize bakın, başka hangi gezegenlerin manyetik alanları var? Bu doğal olarak oluşan bir güç değildir, maksatlı ve dikkatli bir şekilde sonradan yerleştirilmiştir. Bu olguyu fark edecek kadar gezegeninizden uzağa gidemediniz. Bunu yaptığınızda çevrenizde fiziksel ve zihinsel sağlığınızı sürdürecek doğru bir manyetik alanı taşımanız gerekir, bu insanlar için çok önemlidir. Eğer manyetik alana sahip bir başka gezegen bulursanız, bu o gezegende biyolojik yaşamın olduğunun ya da gelecekte olacağının veya geçmişte olduğunun başlıca işaretidir.

Yaşam formunun asli biyolojisi ne olursa olsun spiritüel bir öneme sahip olabilmesi için kutuplaşması gerekir. Şunu da belirtelim ki, manyetik alan gezegenin dönüş ekseninden ne kadar uzakta hizalanmışsa yaşam formu o kadar çok aydınlanmış demektir. Bu sadece sürecin bir parçasıdır ve aranması gereken bir işarettir.

Yıllar önce zihinlerinizin temel düşünce işlemlerinin elektriksel olduğunu anladınız. Böylece sinirlerden kaslara kadar tüm biyolojinizin elektro-kimyasal bir işleve sahip olduğunu da anladınız. Bedeninizdeki her organ manyetik olarak dengelenmiştir, yani kutuplaşmıştır ve dışarıdaki alanlara karşı duyarlıdır. Beyin, tiroid, kalp, böbrek ve böbreküstü bezi rahatsızlıkları manyetik rahatsızlığın belirtileridir. Psişikler sizin kişisel manyetik alanınızı okumaktadırlar. Manyetizma, yani mıknatıs gücü insan bilincinin ve biyolojisinin tüm yaşamı boyunca oturduğu “koltuk” tur. O matematikseldir ve tasarlanmıştır. Dünyada şu anda savaştığınız bağışıklık hastalığı manyetik olarak kontrol edilebilir.

Onun manyetik özelliklerini değiştirmek için biraz olsun zaman harcayın ve ne olduğuna bakın. Onu yeniden kutuplaştırın ve gücünü test edin, çok şaşırabilirsiniz. Denge yaratmak için yapay yöntemler kullanmayın, büyük statik mıknatıslardan uzak durun. Uyuduğunuz yerde manyetik aygıtları yatağınızdan en az üç metre uzağa çekin, asla elektrikli battaniye kullanmayın, su yatağında ısıtıcı aygıt kullanmayın ve tüm motorlu aygıtları yanı başınızdan uzaklaştırın. Onlarla aranızda koruyucu bir kalkan oluşturun.

Ben manyetik hizmetten Kryon’um. Gezegeninizin ızgara şeklindeki manyetik sistemini yarattım. Bu manyetik ağın yaratılması dünya zamanıyla çok, ama çok uzun bir zaman aldı. Evrimleşen gezegeninizin fiziksel titreşimlerine uyabilmesi için dengelendi ve yeniden dengelendi. Başlangıçta ben buradayken şimdi negatif ve pozitif yerküre kutupluluğu olarak algıladığınız şey birçok kez değiştirildi. Biliminiz bunu kanıtlayabilir, dünyanın gelişimi sırasında toprak katmanlarının gösterdiği kuzey ve güney kutupluluğunun birçok “taklasına” bakın (Dünya takla atmadı sadece kutuplar değişti). Tüm bunlar siz burada var olmadan evvel vuku buldu.

Medyum o zamanlar bana yardım etti, o da manyetik hizmettendi. Bu eski bağlantı, şimdi onu medyum olarak kullanmamın nedenlerinden biridir.

Ben o zamandan beri büyük küresel ayarlamalar için iki kez daha geldim. Bu benim üçüncü ayarlamam, dördüncü ve son ziyaretimdir. Burada bulunduğum son iki seferde evriminize uyum sağlaması için manyetik ağda küresel bir ayarlama yapmam gerekiyordu. Her iki seferinde de insanlık bu amaçla yok edildi ve üremeyi sürdürebilmek için çok az insan sağ kaldı. Bu size insafsızca gelebilir, ama doğru ve gerekli bir uygulamaydı, mükemmel bir uyum ve sevgiyle gerçekleştirildi. Hepiniz bunu önceden kabul etmiştiniz, o bir kutlamaydı, dünyanın evrimindeki dönüm noktalarını temsil ediyordu. Üçüncü ayarlamanın sizi de yok edeceğini söylemek için burada bulunmuyorum, ama biraz anlayışa erişemeyen birçoğunuz kendinizi zaten yok edeceksiniz! Üçüncü ayarlama çoktan başlamıştır. Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü takip edenleriniz neden söz ettiğimi anlayacaklardır. (Sayfa: 22-28)

Bitiş Zamanı Hakkında

Psişik vizyonlarınız dünya ekseninin kayacağını söylüyordu , oysa böyle bir şey söz konusu değil. Dünya ekseninin çok hafif kayışı bile insanlığın tamamen yok olmasıyla sonuçlanır. Bu durumda okyanuslar kıtaların üzerine dökülürler, yer kabuğu şiddetle eğilip bükülür, hava durumunuz çarpıcı bir biçimde değişir, uyanan yanardağlar her yerde infilak ederler ve insanlık yok olur. Bunu nereden mi biliyorum? Çünkü ilk seferinde bu süreci seyrettim! Kuşkusuz gelecekte seller, depremler, yanardağ patlamaları olacaktır. Bunların bir kısmı benim yeni çalışmama bir tepki olarak meydana gelecektir, ama insan nüfusunu ortadan kaldırmayacaktır.

Hücresel düzeyde sahip olduğunuz ayırt etme ve sevgi gücünü kullanın.Yüksek bilinçli “tanrı benliğiniz” bir yanıt bulmanıza yardımcı olacaktır. İnsanlığın tüm dünya tarihi boyunca bu yüksek bilinçli aydınlanma çağının sonuna dev dalgalar ya da depremler tarafından yok edilmek üzere getirildiğini mi sanıyorsunuz? Bu “harika” bir mezuniyet olurdu öyle değil mi?

Hayır, kehanet edilen bu şey bir eksen kayması değil, manyetik bir kaymadır ve gireceğiniz yeni çağ için dünyanın enerji ağı sisteminin yeniden ayarlanmasıyla ilgilidir. Aslında size dengeli aydınlanma için manyetik doğru bir örtü sağlanacaktır. Manyetik kuzeyiniz (pusulanın gösterdiği kuzey yönü) artık kuzey kutbuyla aynı hizada olmayacaktır. O zaten hiçbir zaman aynı hizada olmamıştı, ama kayma şimdi daha belirgin olacak. Peki bu neden önemli? Önemi şu ki, hazır olmayanlar artık onunla başa çıkamayacaklardır. Bazıları kalacak, kalamayanlar ise yeniden enkarne olacak, ama bu kez doğru bir uyumla ortaya çıkacaklardır. Bunun toplumunuza ne getireceği mesajımın olumsuz yanıdır.

Benim işimi başarmam 10 ila 12 yıl alacaktır. Şimdiden başlayarak 2002 yılına kadar tedrici bir değişim olacaktır. 1999 yılı civarında neden söz ettiğimi tam olarak anlayacaksınız!

Hükümetler güç realitesindeki adamlar tarafından yönetilmektedir, hepsi aydınlanmış varlıklar değildir. Bilinç değişimiyle başa çıkamamaları onları dengesizliğe sürükleyebilir ve sonuç kaos olabilir!

Dikkatinizi çekerim “olabilir” dedim. İşte siz bu noktada bir değişim yaratmak için gerçek bir fırsata sahip olacaksınız. Önünüzdeki yıllarda dünyanın enerji ağı ayarlandıkça size daha fazla aydınlanma sunulacak. Daha önce söylediğim gibi kısıtlayıcı aşılarınız benim enerji ağıma uyumlanmıştır, yani enerji ağındaki değişim sizi belli kısıtlamalardan kurtaracaktır.

Bu ayarlamadan sonra, yaptığınız şeyleri daha önce asla başaramadığınız şekilde kontrol edebileceksiniz. İlk kez sevgi enerjisi yoluyla kullanabileceğiniz gücü kavrayabilecek ve onu gezegensel şifa için kullanabileceksiniz. Ayrıca bu enerjiyi olumsuzu olumluya dönüştürebilecek şekilde odaklayabileceksiniz. Bu, daha önce burada kalma şansı olmayan birçok insanın dengeye kavuşmasıyla sonuçlanacaktır.

Medyum, kutsal kitapta kıyamet zamanında ortaya çıkacağı bildirilen deccali simgeleyen 666 sayısının anlamı hakkında bana zihinsel bir soru yöneltiyor şu anda, ayrıca canavarın damgasının ne anlama geldiğini öğrenmek istiyor. Aslında bu çok daha önemli bir şeydir, hücresel biyolojik kodunuzun (DNA) manyetik dengesidir! Bu yüzden dengeli insanlar nötrdür, dengeli olmayanlarsa değişim için “damgalanmışlardır” (ama insanlar bunu her an değiştirebilirler). Canavar denen şey her birinizin içindeki aydınlanmamış benliktir.

Ona, gelecekteki yeniden ayarlama döneminde dengesiz liderlerin potansiyel eylemleri yüzünden canavar denmiş ve barışı yok eden canavar olarak nitelendirilmişti. Bu yüzden dengesiz kişi potansiyel canavarın damgasını taşımaktadır.

İncil’deki canavardan ve onun damgasından söz eden Yuhanna’nın Vahyi bölümüne gelince, benim de size bir ifşaatım var: Bu kadim medyumik mesaj kasten karışık ve muğlak tutulmuştur. Çünkü evrendeki hiçbir varlık yaklaşan sınavınızın gerçek sonucunu önceden tahmin edemezdi. Sizin için birkaç olası son var, Yuhanna’nın Vahyi dünyanın son zamanlarının tüm olası senaryolarını bir arada sunmaktadır. Vahyi yorumlamanın zor olmasına hiç şaşmamalı! Buna “kozmik bir şaka” gözüyle de bakabilirsiniz. 666’nın önemi kılık değiştirmiş 9 olmasıdır. 9 sayısı bu üç 6’nın her birinde gizlenmekte ve zamanınızın enerjisini temsil etmektedir. O bir denge, güç ve sevgi titreşimiyle ilgilidir, ayrıca tamamlanışı ifade eder. 9 titreşimi dengeye kavuşup burada kalacakların titreşimidir. 666 korkulacak bir sayı değildir.

Ben işime başlamak üzere 1989 yılında buraya geldim. Daha hiçbir değişiklik yapmadan değişmeye başladınız. Bu, zamanlamanın mükemmel olduğunun ve doğru yolda olduğunuzun göstergesidir. Ben ilk hareketleri gerçekleştirdiğimde siz küresel olarak olumlu tepki verdiniz, yeni bilincin büyük bir bölümünü sergilediniz. Bu yüzden sizi kutladığımızı bilmelisiniz. Küresel düzeyde bir aydınlanmanın, hoşgörü, huzur, barış arzusundan ve bunların önünü kesen her şeyin ortadan kaldırılmasından daha büyük bir işareti yoktur. Benim geliş yılımdaki 9 kuvveti dikkatinizi çekti mi? 666 gizli anlamıyla bunu önceden haber verdi.

Ayrıca, görünüşte dengesiz bir varlık tarafından çıkarılan küçük bir küresel savaşa (Körfez savaşı) da tanık oldunuz. Bu savaş, tüm ulusların ilk kez hemen katılmaları ve bir çözüm bulmak için iletişim kurmaları anlamında küreseldi. Çatışmaya neden olan varlık, aydınlanmamış (dengesiz) bir insanın yeni ayarlamaya gösterdiği mantıksız tepkinin tam bir örneğidir. O varlık (Saddam Hüseyin) manyetik ağda yapılan değişikliklere karşı çok hassastı ve herkesin açıkça gözlediği bir tepki verdi. İşte sözünü ettiğim düzeltmeniz gereken tehlike budur. Bu savaşın nasıl birçok insanın ölümüne yol açtığına dikkatinizi çekerim. İşte bu gerçekten de iş başındaki canavardır, barışı bilerek yok eden deccal enerjisidir! (Sayfa: 29-35)

Canlı Celselerdeki Sorular ve Cevaplar :

Soru- Hopi Kızılderililerinin kara haritasından haberiniz var mı, varsa bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Cevap- Hopi haritası en yüksek kaynaktan aktarılmıştır ve tamamen doğru olma potansiyeline sahiptir. Ancak şunu da bilmelisiniz ki, Hopi haritasındaki bilgi hiç de yeni değildir. Bu bilgi dört yüzyılı aşkın bir süre önce de verilmiştir. Ancak onu yazan en ünlü kişi 16. yüzyılda yaşamış bir Avrupalıydı (Nostradamus). Onun haritasıyla Hopi haritası birbirine çok benzer, elbet onun haritasında evlerinizin birkaç yıl sonra sular altında kalacağının gösterilmesi hariç! Hopi haritası ise evlerinizi suya gömülmeyen pek az bölgeden birinin üzerinde göstermektedir. Peki hangisi doğrudur? Size bu farklı yorumları şunu tekrar etmek için veriyorum. Evrende tek bir varlık bile yaklaşan sınavınızın gerçek sonucunu önceden tahmin edemez! Bu Hopi kehaneti, medyumun yaşadığı dönemdeki bilinç ve aydınlanma düzeyine dayanarak gezegenin olası sonunu temsil edecek biçimde ve doğru olarak gelmiştir. Neden dört yüzyıl önce kentinizin önümüzdeki yıllarda sulara gömüleceğinin kehanet edildiğini, oysa Hopi kehanetinde kentin güvenlikte olacağının söylendiğini sanıyorsunuz? Ne değişmiştir? Yanıt, kentinizin kaderini değiştirmiş olmanızdır! Söylemek istediğim şeye bundan daha büyük bir örnek olamaz. Gezegen üzerindeki gayretleriniz bu kehanetleri değiştirebilir. Sevgi kaynağı sizin vasıtanızla bunu yapabilir. Geleceğin önceden oluşturulmadığını şimdi anlayabiliyor musunuz?

Soru : İnsanın Dünya ile bir ortaklığı var mıdır?

Cevap : Dünya ve dersteki insan birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Gezegenle ortak olduğunuzu anlamadıkça dengeye kavuşamazsınız. Bu spiritüel bir bağlantıdır, zamanın başlangıcından beri bu bağlantıya sahipsiniz. Batı kültürünüz kendini dünyadan ayırmayı seçmiş ve bunun insanları müthiş bir güçten, aydınlanmadan yoksun bıraktığını fark etmemiştir. Dünyaya canlı bir ortak gibi muamele etmeli ve onun sağlığına saygı göstermelisiniz. O henüz tanımadığınız sınırsız güç ve kaynakla hazır bekler. Ayrıca dünyanın iç kısımlarında, gezegendeki yaşamı dengelemeye yardımcı olmak üzere bekleyen bir varlıklar ordusu vardır! Yeni aşılarınıza, ne kadar dingin hale geldiğinize ve aydınlanma düzeyinize bakmaksızın dünyanın gerilimine, stresine kesinlikle tepki göstereceksiniz. İşte bu yüzden fizik gezegenin titreşim düzeyini yükseltmek için çalışmalısınız. Gezegeniniz ortağınızdır ve sizinle canlıdır. Birçoğunuz jeolojik faaliyete karşılık veriyorsunuz, bu ister volkanik, ister sismik, ister akuatik (suya ait), ister manyetik, isterse jeotermal bir faaliyet olsun. Eğer dünyanın gerilimini hissediyorsanız bu ortaklığa gerçekten uyumlanmışsınız demektir. Bu normaldir ve sizin için değişecek bir şey değildir, onu değiştirmenin yolu gezegeni değiştirmektir. Şimdi benim neden fizik gezegenin manyetiklerini değiştirerek sizi de değiştirebildiğimi anlıyor musunuz? Bu en saf şekliyle bilimdir, fizikselle spiritüel olanın evliliğidir!


Soru : Dünyada dengenin sağlanabilmesi için çok sayıda insanın ölmesi gerekecek mi?

Cevap : Dünyada dengenin sağlanabilmesi için çok sayıda insanın ölmesi gerekecek mi? Yanıt evettir, ancak bu sayı buradaki insan nüfusunun sadece yüzde birini içermektedir. Bu size daha önce söylediğim gibi küresel bir yok oluş değildir. Peki kimler gidecek? Şu anda sahip olduğundan daha fazla aydınlanma umudu kesinlikle olmayanlar gidecek. Bu da karmaşık bir konudur, karmik gruplarla ve yıldız karmasıyla ilgilidir, ama şimdiden başlamıştır. Hükümetlerin kitleler için kararlar vermeleri konusunda size bilgi verirken bu şeylerden söz ediyordum. Körfez savaşı birkaç gün içinde nasıl on binlerce insanın gezegeni terk ettiğinin açık bir örneğiydi. Bazı ırklar arası savaşlar da aynı şeye neden olacaktır, bir başka örnek de açlıktan ölenlerdir. Aslında diğer insanların eylemsizliği yüzünden tüm bir karmik grup açlıktan ölerek gezegeni terk edecektir. Birçokları da yeni hastalık yüzünden ölecektir, özellikle Afrika’da. Diğer yol ise olağandışı doğal olaylar sonucunda ölmektir. Olağandışı derken, önceden tahmin edilemeyen ya da beklenmeyen olayları kastediyorum. Bununla birlikte her eski kehanete inanmamanızı tavsiye ederim. Birçok “kıyamet” kehanetinin bildirilen zamanda hiçbir şey olmadan geçip gittiğini göreceksiniz.

Soru : Çivit rengi (auralı) çocuklar yapmak üzere geldikleri şeylerin hiç olmazsa büyük bölümünü başarmak için vaktinde burada olabilecekler mi?

Cevap : Bu zamanda gelen koyu mavi auralı varlıklar, sizin deyiminizle çivit rengi çocuklar henüz çocuk yaştadırlar. Sorunuz, bu grubun özel bir amaca sahip olduğunu düşündüğünüzü gösteriyor, durum öyle değildir. Şöyle açıklayayım. Bu bireyler sizin sahip olmadığınız donanıma sahip yeni canlardır sadece. Şöyle ki onlar, 1- Daha yüksek bir titreşime, 2- Genel olarak tüm insanları etkileyen belli astrolojik nitelikleri hükümsüz kılan bir damgaya, 3- Şu anda dünya yaşam biçiminin bir parçası olan kirlilikle başa çıkmalarını sağlayacak özel bir biyolojik donanıma sahipler. Bu bireyler yeni bir soy olarak ve değişmiş bir damgayı miras alarak gelmişlerdir. Bu zamanda gezegeni terk edenler, eğer uygunsa hemen bu yeni niteliklerle geri dönebilecek ve bu yeni güç çağında gezegene yardım edeceklerdir. Bu bireylerin diğer insanlardan ille de daha aydınlanmış olacakları ya da belli görevleri başarmak için bir araya gelip bir grup oluşturacakları garanti edilmemiştir. Ancak onlar büyüyüp olgunlaştıkça içlerinden bazıları normalde insanların zor ulaştıkları tam aydınlanma haline kestirme yoldan ulaşabilecek ve çok erken bir yaşta gezegenin titreşiminin yükseltilmesi işinde sizlere yardım edebileceklerdir. Şimdi söylediğim şeyde iki aşikar sır saklıdır ve onlardan biri sorunuzu direkt olarak yanıtlamaktadır. 1- Bu zamanda birçok kişinin gezegeni terk etmek zorunda kalmasının nedeni, birçoğunun daha sonra çivit rengi (auralı) çocuklar olarak geri dönecek olmasıdır, amaç bunu yapabilmelerini sağlamaktır. Bunun gezegenin geçişi için ne kadar önemli olduğunu görebiliyor musunuz? 2- Eğer onlar daha şimdiden yeni donanımlarıyla gelmeye başlamışlarsa, o zaman gelecek hakkındaki bir sırrı şimdiden biliyorsunuz demektir! Doğal olarak bir insanın olgunlaşması için ne kadar zamanın gerektiğini bilirsiniz. Bunu hesaplayın. Peki siz bir yirmi yıl ya da daha fazla süre boyunca çalışabilir gibi görünüyor musunuz? Yanıt evettir. İfşa edilen bu sır, size beklediğinizden daha farklı olabilecek planlanmış bir zaman çerçevesi vermektedir. Bu, bizim bu celsenin yapıldığı andaki genel bilinç ve aydınlanma düzeyine dayanarak yaptığımız tahmindir. Evet daha zaman vardır, ne kadar zaman olduğunu bilmek istiyor musunuz? O zaman bir sonraki yanıtı okuyun.

Soru : Boylam dairelerinin ayarlanmasının ne kadar zaman alacağını tahmin ediyorsunuz?

Cevap: Harfi harfine yanıtlarsak enlem dairelerinin ayarlanmasının aldığı zaman kadar (!) Anladığım kadarıyla siz enerji ağı ayarlamalarının ne kadar zaman alacağını bilmek istiyorsunuz. Daha önce de belirttiğim gibi 31/12/2002 tarihinde buradan ayrılacağım. O tarihte tüm ayarlamalar bitmiş olacaktır. Bir önceki sorunun yanıtı gibi bu yanıt da size görevinizi başarmak için sahip olduğunuz zaman hakkında daha rahat bir duygu verecektir. Ben buradan ayrıldıktan sonra sona ermiş ayarlamalarım içinde çalışmak için en az 10 ila 15 yılınız olacak. Siz bunu hak ederek kazandınız.

Bunu Okuyun

Medyum bu bilgiyi çok iyi açıklamamı rica ediyor, çünkü birçoğunuzun bunların önemini henüz anlamadığı aşikar!

1- Bin yılınız artık sona ermektedir.

2- Birçok kez bunun aynı zamanda dünya üzerindeki yaşamın sonu olacağı kehanet edilmiştir, çünkü bir bitiş planlanmıştı ve okul bir başka okula hazırlık için nötr bir yere dönüştürülecekti. Yeni okul için hazırlık bin yıl sürecekti ve ben bundan sonra yeni bir ayarlama yapmak üzere geri dönecektim.

3- Bu plan şimdi değişmiştir! Siz sona erdirilmeyeceksiniz. 2001 yılında dünyayı terk etmenizi gerektirecek korkunç savaşlar ve gezegensel bir karmaşa yaşamak zorunda kalmayacaksınız. Burada kalıp yeni bin yıllık devrenin birinci yüzyılına kadar kendi kaderinizi tayin etme hakkını kazandınız. Altmış yılı aşkın bir süredir (ki bu sizin son fırsatınızdı) bilinciniz vasıtasıyla gezegenin titreşimini yükselterek bunu kendiniz başardınız.

4- Bu yazılarda şimdiye kadar tarif edildiği gibi birçokları gidip yeni güçlerle geri dönecekler. Ayrıca, bu kendi kaderini tayin etme ve yeni güç çağına geçiş değişikliklerle dolu olacaktır, hiçbiriniz için hiçbir şey aynı kalmayacaktır. Ama daha önce de dediğim gibi sizin bu değişiklikleri kolaylaştırmanız gerekiyor. İnanın bana, eğer bu zaman zarfında huzura sahip olamazsanız burada kalamazsınız. Bu zamana kadar evrenle çalışmaya harcadığınız yıllar sizi bilgeleştirmiş olmalıdır. Sevgili varlıklar bunlar sizin zamanlarınızdır, onları kullanın.


Soru : Bireylerin kişisel olarak günlük yaşamlarında odaklanacakları esas nokta nedir?

Cevap: Günbegün üzerinde odaklanacağınız esas nokta, aydınlanmanıza eşlik edecek huzur ve dengeyi yeniden kazanmaktır. Bunu sağlamak için size ilk öğüdüm olumsuz vorteksler (girdaplar) yaratmaya son vermenizdir. Günlük yaşamınız diğer insanlara uygunsuz tepkilerle doludur. Düşünceleriniz bunların neden olduğu duygular tarafından işgal edilmişken bu çalışmayı nasıl yapabilirsiniz? Bu noktaya kadar size verdiğim tüm öğretiler, yeni aşıları kabul ederek doğuştan sahip olduğunuz damganızı değiştirmekle ilgilidir. Benim enerji ağı ayarlamalarım sizdeki değişimi güçlendirmeye ve daha fazla güç vermeye yöneliktir. Artık yıllar boyunca zihninizde basılmasına izin verdiğiniz “düğmelere” tepki göstermeme üzerinde yoğunlaşmalısınız. Bir başka insan kötü davranıp size acı mı verdi, bir şeyler görünüşte yanlış mı gitti, bir insan sizi düş kırıklığına mı uğrattı? Günbegün bu tür şeyleri artık kontrol altına alın, isterseniz onları tümüyle hükümsüz kılabilirsiniz. Bunu yaptığınızda kendinizi farklı hissedeceksiniz. Önceleri size endişe ve sıkıntı veren durumlara gösterdiğiniz tepkileri kontrol etmeyi öğrendiğinizde güç kazanırsınız. En sonunda, görünüşte kontrolünüzde olmayan olayların aslında fazlasıyla kontrolünüzde olduklarını da anlarsınız. Bazı insanlar bu girdaplarla yaşamaya o kadar alışmışlardır ki onlarsız yaşamak endişe ve huzursuzluk yaratır. Oysa huzur doğal bir haldir.


Soru : İnsanlık adına dünyada bir fark yaratmak için ne yapabilirim?

Cevap : Yapacağınız en önemli şey gezegenin üst katmanlarındaki kimyasal maddelerin yok edilmesini ya da azaltılmasını sağlamaktır. Bunun ne kadar önemli olduğunun henüz farkında değilsiniz. Eğer atmosferi kontrol altına alamazsanız hava durumunuz değişecektir. Hava durumu değiştiğinde besin yetiştirilen bölgeler de değişime uğrayacak ve hiç ummadığınız yerlerde birçok insan açlık çekecektir. İkincisi, yapay olarak üretilen ve gaza dönüşen parçacık (nükleer) yakıtlardan kurtulmalısınız, bunlar dünya üzerindeki en tehlikeli maddelerdir. Ayaklarınızın altında sınırsız bir ısı kaynağı var, onu güce dönüştürmeyi öğrenin. Kıyılarınıza sürekli vuran dev dalgaların sağlayabileceği inanılmaz enerjiyi keşfedin. Öte yandan barış, gezegenin titreşiminin yükseltilmesinde bir katalizördür. İnsan enerjisi ve kaynakları savaş ve savaş planlamak için harcanmazsa daha az düşünce enerjisi sarf edilir. Ayrıca bir araya gelerek dünyanız ve insan ırkı için olumlu spiritüel düşünce enerjisi oluşturabilirsiniz. Bu işlemde bir hayli yeni ve gizli güç vardır. 12 kişilik bir grup eğer uyumlanmışsa, eğer dengeliyse, rehberleriyle temas içindeyse, bir stadyum dolusu iyi niyetli ama aydınlanmamış kişinin gücünü yaratabilir. (Sayfa: 104-121)

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Platon ve Plotinos ile başlayıp Hıristiyan ve İslam mistisizmi üzerinde etkileri olan düşüncenin temelinde tüm ruhların sonunda yaratıcılarına ulaşma çabaları ve ereği vardır. Yani başlangıçta evren başlangıcı benzeri bir büyük patlama olmuş ve tüm ruhlar büyük ruhtan kopup ayrılmışlar ve türlü eziyetlerden sonra tekamül ederek (ruhsal gelişim) tekrar O'na ulaşma çabasına girmişlerdir. Sizin anlattığınız bu olayın çalışma mekanizması. Tam olarak sorduğum şudur: neden bu ayrılma olmuş, neden sınanarak yaratıcıya dönülme şartı koşulmuş? Geçmiş, bugün ve gelecek zaten Yaratıcı tarafından bilinidiğine göre, canlıların bu eziyeti çekmesine neden izin veriliyor? Tüm bunlar, insanın kendi beşeri ilişkilerine göre dünyayı ve evreni tanıma ve kişileştirme çabasının sonucu olabilir mi? Sevgiler.

Güz Özlemi 
 17.05.2011 14:40
Cevap :
Merhaba, tüm bunlar yaratıcı tarafından elbette BİLİNMİYOR ! Bir önceki cevabımda bunu anlatmaya çalışmıştım sanırım başarılı olamadım. Başımıza gelmiş / gelecek hiç bir şey önceden MUKADDER KILINMAMIŞ ! Dünya özgür seçim gezegeni ve dünya üzerinde yaşayan varlıklar kendi seçimlerini kendileri yapma özgürlüğüne sahipler. Yani yaratıcı eziyet etmiyor insanlara. Tanrı tarafınden herşey mukadder kılınmış olsaydı böyle bir sınava ne gerek vardı ? Tam tersi Tanrı insanlara özgür irade seçeneği sunarak tekamül basamaklarını hızlandırmaları için bir fırsat sunuyor. Teşekkür ve saygılarımla.  17.05.2011 14:51
 

Aslında kitapta yazılanlar yeni şeyler değil. Ruhçuluğun temellerini oluşturan olgular. Kutsal kitaplar, Hinduizm ve bunların light hale getirilmesiyle oluşturulan batı mistisizmi. Bir tür scientology gibi anlatılanlar. Bu üçlü mekanizmanın işleyişi anlatılır daha çok. Ancak bana göre en temel soru şu olmalıdır: neden? Bu kadar eziyete, savaşlara, ölüme ve acıya neden gerek duyulmuş? Tekamül için demeyin ben ondan daha elzem ve önce olanı soruyorum. Varlıklar neden tekamül etmek zorunda mesela? Yani ta en baştaki nedenden bahsediyorum. İnsanlar bu temel soruların yanıtını almadan bu bilgileri benimsemezler. Hayali, masalımsı gelir. “İsteyen inanır istemeyen inanmaz” ya da “onu algılayacak ruhsal tekamül seviyesine gelmemişlerdir” derseniz o da ne derece doğru olur, o ayrı konu. Selam ve saygılarımla.

Güz Özlemi 
 13.05.2011 11:04
Cevap :
Günaydın.. İlk sorunuzla başlayım. Bu kadar eziyete, savaşa ve ölüme acıya neden gerek duyulmuş ?Cevap: gerek duyulmamış. Dünya özgür seçimler gezegeni. Olan hiç bir şey önceden MUKADDER KILINMAMIŞ! Bunu layıkıyla anlarsak, savaşı da, barışı da insanın kendi özgür iradesiyle yarattığı gerçeğini kavrarız. Tekamülde amaç, savaşı yaratan varlıkların, tekamülle barışı da yaratabilmelerini sağlamak içindir... İkinci sorunuz varlıklar neden tekamül etmek zorunda ? Cevap : Dünya hayatının tek bir gerçeği vardır o da canlıların tekamülüdür. Canlıların tekamülü de, dünyanın titreşimini artırmak içindir. Ne kadar tekamül edersek, kolektif bilinci o kadar geliştirir ve dünyanın titreşimini artırarak daha yaşanılası bir yer haline getirebiliriz. Mesela Atlantis kıtası'nın batış nedeni, Atlantislilerin git gide tekamülden uzaklaşıp, dünyanın titreşimini düşürdükleri içindi. Allah'ın bilgisi ve tekamül ortamları sonsuzdur. Evrende her yer varlıkla ve hayatla doludur. Dünya okulundan diploma alana ka  16.05.2011 9:51
 

Ve yazı da hem yoğun hem uzun, doğru dürüst bir irdeleme gerektiriyor... Başka zamana kalacak bunu okumam... Emeğinize sağlık Nilgün Hanım. Selamla, sevgi ve saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 11.05.2011 21:43
Cevap :
Rica ederim Mehmet Bey. Umarım okuduğunuz zaman değerlendirmenizden bana bahsedersiniz. Sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Teşekkür ederim.  12.05.2011 8:36
 

Nilücüm ben teşekkür ediyorum,eğer bir katkım olduysa ne mutlu bana :-)) Ben de burda karga'ma teşekkür ediyorum, o olmasa farkına bile varmayacaktım belki de. Metafizikle hiç ilgisi olmayan birisi olarak, o kadar önyargılı başladım ki okumaya,sonra okudukça elimden düşüremediğim bişey haline geldi Kryon serisi,10.kitabı bitirdikten sonra yıllardır kafamı kemiren sorularımın yanıtlarını aldım ve kendi adıma ruhumda yer alan koca bir boşluğun dolmaya başladığını düşünüyorum. Senin yazını okurken, son aylarda geçirdiğim süreç geçti gözümün önünden..Çok güzel bir tanıtım yazısı olmuş canım,ellerine sağlık..sevgiler..

Suvebeyaz 
 11.05.2011 16:26
Cevap :
Canım Tülaycığım, Karga'ya da buradan sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum, ilet lütfen :) İşin enteresan yanı, Lee Carroll'un da görünmeyene inanması, metafizik konularına hiç ilgi duymaması... Demek bu tip insanların dönüşümleri daha kolay oluyor diye geçti içimden birden :) Öpüyorum tatlım, tekrar çok teşekkürler. Kitapların kattıkları tartışılmaz. Dediğin gibi kafalardaki tüm soru işaretlerine tek tek cevap bulundu. Sevgi benden.  11.05.2011 17:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 507
Toplam yorum
: 1896
Toplam mesaj
: 118
Ort. okunma sayısı
: 4524
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster