Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '11

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
8276
 

Kryon Neden İsrail'le Yakından İlgileniyor?

Kryon Neden İsrail'le Yakından İlgileniyor?
 

Kryon Neden İsrail'le Yakından İlgileniyor?


Uzun süredir Kryon Kitaplarını okuyor ve sizlerle bloğumda paylaşıyorum.

Şu an 5. kitabı bitirmek üzereyim.

Okuduğum 5 kitapta da Kryon'un (Manyetik Melek) İsrail ve Yahudi'liğe ilişkin mesajlarına tanık oldum.

İsrail'in Dünya barışı için için kritik önemine vurgu yapıyor Kryon sık sık.

Milliyet Bloğun değerli yazarlarından Sn. Mehmet Sağlam Bey'in son blog yazısını "Yahudi aydın ve sanatçılar hangi dutu yediler?! okuduktan sonra, spritüel açıdan İsrail gerçeğin araştırmaya karar verdim.

Reikitürk sitesinden, Sn. Süleyman Kara Bey'in konuyla ilgili yazısını sizlerle paylaşıyorum.

<><><>

Kryon Neden İsrail'le Yakından İlgileniyor?

Kryon'un İsrail ile olan yakın ilgisine geçmeden önce onu bilmeyen okuyuculara kısaca Kryon'un kim olduğunu anlatıp, bilenlere ise kısa bir hatırlatma yapalım…

Metafizikle ilgilenen birçok okurun yakından tanıdığı bir isimdir Kryon. Ve Kryon kendisinin bir başka boyuttan, bir başka frekanstan bilgi aktaran hiç bedenlenmemiş bir “Ruhsal” varlık, Dünya İnsanının değer yargılarına göre de bir “Melek”, yani bir haberci olduğunu söyler.1986 yıllarında Amerika Birleşik Devletlerinde yaşayan ve ekonomik durumu oldukça iyi, bir “Ses Mühendisi” olan Lee Carroll ile, onun muhalefetine, kendisinin bir Pozitif bilimci olduğu ve bu tür şeylere inanmadığı itirazlarına rağmen onu, içinden gelen bir ses olarak hiçbir şekilde bırakmayıp onunla ilişki kurar, kendisini ve amacını anlatır. Ne var ki Lee, kendisini bir Pozitif Bilimci olarak tanıyan çevresinden bu olayı, onu “Deli” veya “Şizofren” olarak niteleyecekleri korkusu ile saklar.

Ancak bu saklama en fazla birkaç yıl sürer ve sonunda Lee dayanamayarak pes eder, konuyu metafizikle alakadar olan çok yakın arkadaşlarına açar ve beraber yapılan birkaç celseden sonra Kryonun onlara verdiği birçok çarpıcı, halen tartışılan ve özellikle bir kısmı ilerde gerçekleşecek Bilimsel Bilgiler çerçevesi içinde, kendisini “Kryon” diye isimlendiren bu Ruhsal varlığa inanır ve güvenirler. Sonucunda, Kryon'un isteği ve aynı zamanda Kapak renk ve dizaynına kadar biçimlendirdiği ilk kitabının yayınlanmasına karar verilir (Ki, daha sonradan yayınlanacak diğer bütün kitapları da onun istediği biçimde dizayn edilir ve tarihlenir) ve bu kitabın adı “Bitiş Zamanı” dır. Bu kitap kısa zamanda ABD'de en çok satanlar listesine girer ve Türkiye'de yayınlanan diğer sekiz kitapla birlikte dokuz seri olarak raflardaki yerini alır.

Kryon genel olarak bir “Sevgi” varlığı olduğunu belirtmesine rağmen asal görevinin, üzerinde yaşadığımız Gezegenin “Manyetikleri”ni, yakın bir gelecekte oluşacak olan kaçınılmaz bir Gezegensel değişimin uygun bir şekilde biçimlendirilebilmesi amacıyla düzenlemek olduğunu anlatır mesajlarında ve bununla ilgili birçok çarpıcı bilimsel veriler verir. Yanısıra insan varlığının doğası, yaşamı ve varolan her şeyle ilgisine dair çok önemli evrensel bilgileri aktarır. İnsan DNA'sının 12 iplikçikten oluştuğunu ilk söyleyen odur ve insan genomunun, yani genetik haritasının çok yakın bir gelecekte, ki bu gün % 98 oranında keşfedilmiştir ve bilim artık 12 DNA iplikçiğinden bahsetmektedir, tamamiyle ortaya çıkarılacağını önceden haber veren odur.

Evrendeki yaratılış dengesinin sağlanabilmesi için, bilimin hala gizemi ile teoriler ürettiği, boyutsal bir geçit olduğu ileri sürülen “Kara Delik” kavramının yanında bir “Ak Delik” olarak tabir edilebilecek bir başka denge unsurunun olduğunu ve bununda bilimce çok uzak olmayacak bir süreç içinde keşfedileceğini söyleyen odur. Ayrıca, evrenin bugünkü bilimce hala iddia edildiği gibi hiç de öyle yıldızlar ve galaksiler arası boşluklarla dolu olmadığını, aksine bütün evreni kaplayan, dünya üzerinde mevcut hiçbir araç ve gereçle görüntülenip tanımlanamayacak olan adeta yapışkan sayılabilecek prizmatik bir hücresel manyetik sistem ile dolu olduğunu ve bu sistem üzerindeki en küçük bir değişikliğin aynı anda evrenin diğer ucunda da vuku bulacağını, bu nedenle her şeyin birbiri ile bağlantılı ve alakalı olduğunu, bir “Bütün”ün parçası olduğunu , bunun, ilerde insanoğlunun bilimince de anlaşılacağını söyleyen de odur. Ve bunun gibi, bugün için hala keşfedilecek daha birçok şeyi bildiren ve anlatanlardan biri de odur…

Kuşkusuz bütün bunlar, yine Kryon'un da bahsettiği gibi evrenin “Akaşik” kayıtlarında, yani boyutsal kütüphanesinde başlangıçtan beri vardır. Dünya gezegeninde sadece bedenli olarak yaşayabildiğine inanan insanoğlu , bir gün gerçekte kendisinin ölümsüz bir enerji, bir RUH olduğunu ve gerçek kimliğini anladığında bütün bu kayıtlara ve bilgilere, hiçbir aracı olmadan ulaşabilecek, İsa nebinin dediği gibi olanaksız görünen bir çok şeyi, bedenli iken bile yapabildiğini anlayacaktır…

Kryon, karmik bir kavim olduğunu sık sık vurguladığı İsrail'lilerden bahseder. Eğer Nuh Tufanı'ndan sonra insanoğlunun seceresi iyi takip edilirse, ortadoğuda, tufandan sonra oluşan insan popülasyonunun Nuh'un çocuklarından yeniden oluştuğu anlaşılabilecektir. Bu soyun belirli bir kavimde belirginleşmesi ise M.Ö 2.200'lü yıllara dayanır. Sümer yazıtları deşifre edildiğinde, o zamanda yazıtlarda yer alan Sümerce Anunnakiler yani “gökten gelenler” tanrı olarak bu insanoğulları ile yakın ilişkiler geliştirmiştir. Ki bu olaylar Kryon'a bir celsede sorulduğunda o, Anunnakilerin bir zamanlar dünya gezegeni üzerinde yaptıklarından ötürü hala o karmanın etkilerini yaşadıklarını söylemiştir.

Sonrasında bu Tanrılardan kendisini “Yahveh” olarak tanıtan bir Tanrı, İsrailoğullarının Tanrısı ve yaşayan Tek Tanrı, kendisinden büyük ve başkaca hiçbir Tanrı olmadığını söyleyerek onları kendi kavmi olarak betimlemiş ve İslam Dini'nce de iyi bilinen İbrahim atayı Babil'den çıkararak bu kavmi oluşturmuş, İbrahim soyundan Yakub'a, bir olaydan ötürü “Tanrıyla Güreşen” anlamında “İsrail” adını vermiş ve bundan böyle bu adla çağırılacak olan, sert, inatçı ve zaman zaman Tanrı Yahvehe de karşı gelip, onu inkar ederek başka ilahlara tapıp “Günah” işleyen, sık sık Tanrı Yahveh tarafından sert bir biçimde cezalandırılan, İsrailoğulları diye anılacak ve sonrasında bölgelerinden dört bir yana sürülerek bu “Karma” larının kefaretini yaşayacak kadim bir kavim yaratılmıştır.

İşte Kryon, Dünya üzerinde hiç bir İnsan Topluluğuna nasip edilmemiş böylesi ağır yaşam deneyimleriyle karşılaşmış ve üstelik gerektiğinde çok acımasızca cezalar uygulayabilen, yaşayan Tek Tanrı Yahveh gibi bir Tanrının vesayetinde varlığını sürdüren bir topluluk olan İsrailoğulları için “Karmik” bir kavim demekte ve ”Bu Kavmin, İsrailin işleri nasıl giderse Dünya işleri de öyle gider” diye söylemektedir.

Bu sözü güçlendiren olgu, o zamanlarda yaşanmış olayların, bu günün üç temel Dini inancının da yaratıcısı olmasından gelmektedir. Bu nedenle Kryon, kaynağın aynı olduğunu, her üç dinin de, Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlığın aynı kaynaktan beslenip aynı söylemleri söylemelerine, hatta bu söylemlerin bir çoğunun ”Evrensel Gerçek” olmasına rağmen çatışma içinde olduklarını anlatarak, bunun nedeninin sorgulanıp, işin özünün artık “İdrak” edilmesini istemektedir.

Kryon tarafından İsrailin burada, öncelikli ilgi alanında tutulması onların tarihten gelen o özel “Karmik” özellikleri nedeniyledir. Bu özelliklerin gizi yukarıdaki yazının satır aralarında, kısa bir analatik düşünce yapısı ile bulunabilecektir.

Tarihin derinliklerinden gelen karmik yaşam deneyimlerini “Ticaret” ile geliştirip büyüten bu günün İsrailinin, Dünya Gezegeninin belli başlı bütün üretim kaynaklarının üzerinde hakimiyet kurmuş, adeta inşa ettiği dev uluslarası ailesel şirketler aracılığı ve kuşkusuz paranın yadsınamaz gücü ile tüm Dünya hükümetleri üzerinde, adeta yıkılmaz, gizli bir güç oluşturduğu ifade edilmektedir.

Ne yazık ki Amerika Birleşik Devletlerinin de bu gücün etkisinde olan en güçlü ülkelerden biri olduğu belirtilmektedir. Şimdi ise İsrailoğullarının, bu güçle oluşturdukları İsrail Devletinin, Tarihten gelen ve kendilerine Tanrı Yahveh tarafından söz verildiğini ileri sürdükleri topraklarda hak iddia ettiği ve bu hakkı eninde sonunda almak için elinden geleni yapacağı, bunu da, kamu oyunca “Büyük Orta Doğu” Projesi adıyla bilinen bir Proje vasıtası ile gerçekleştireceği ileri sürülmektedir. Ve bunun önündeki tek engelin ise bölgenin bir diğer tarihsel kavmi olan Müslüman kavimleri ve İslam devletleri olarak görüldüğü belirtilmektedir.Çünki onların da bu tarihi hakkın diğer tarafını temsil ettiği düşünülmektedir.Ama ne var ki İslam Devletleri, İsrailin bu büyük gücü karşısında oldukça çaresizdirler…

Birleşmiş Milletlerin, Dünya Gezegenindeki bütün Nükleer Silahların yasaklanması kararlarına hiçbir zaman İsrail Devletinin katılmadığı çeşitli basın, yayın organlarında yayınlanmıştır. Ve, ayrıca bu yayınlarca, İsrailin, Filistin ve Orta Doğu bölge ülkelerine, kendisince geçerli gördüğü nedenler ile yaptığı saldıralar neticesinde, onu kınayan bütün Birleşmiş Milletler kararlarını tanımadığı da bildirilmiştir.

Ve yine bu gün İsrail Devletinin, tabiri caizse harıl harıl Nükleer silah üretmekte ve alabildiğine stoklamakta olduğu da bildirilmektedir. Peki ne için? Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık tarihi incelendiğinde hangi başkanlarının bu silahlanma ve bölgesel yayılmaya karşı çıkıp dur dediği ve, bundan ötürü öldürüldüğü hiçbir zaman kanıtlanamamış bir söylenti olsa bile, daha bir çok barışçıl söylemlerin akabinde suikaste kurban giderek öldürüldükleri, çeşitli yayınlarda yapılacak küçük bir araştırma ile açıkça görülebileceği ifade edilmektedir.

İsrail Devletinin şu andaki bu Nükleer silahlarının ise sadece Orta Doğu ülkelerini yok edecek boyutta değil, aynı zamanda da bütün Dünya yaşamını tehlikeye sokacak boyutta olduğu söylenmektedir . Ve İsrailin, her türlü karşı çıkışa rağmen, kendisini koruma iç güdüsü ile bir gün, ansızın bölgedeki en güçlü “Nükleer” tehlike olarak gördüğü bir İslam Devleti olan İran'a saldırabileceği ve onu Nükleer silahlarla vurabileceği ve bunun aksinin de olabileceği anlatılmaktadır. Bir gün İran'ın, kendisince haklı sabrı taşıp İsrail'e Nükleer bir saldırı yapabileceğinin de ihtimal dahilinde olduğu bildirilmektedir, ki bu her iki olasılık senaryosu konusunda Kryon'un uyarıları da bilinmektedir. Böylece, bundan sadece Orta Doğu Devletleri değil, bütün Dünya etkilenecektir, bu ise, en kısa ve öz tanımıyla yeni bir “Dünya Savaşı”nın başlaması demektir. Ki, eğer olursa, bu savaşın hiçbir zaman galibi olamayacak ama kaybeden bütün İnsanlık olacaktır…

İşte Kryon'un bilip de söylemediği şeylerin bir kısmının bunlar olduğu düşünülebilir. Onun için, bu savaşı başlatabilecek ve Orta Doğuda, Dünya yaşamını dahi sonlandırabilecek derecede güçlü silahlara sahip tek ülkenin İsrail olduğu iddia edilmiştir.

Onun için Kryon, “İsrail nasıl giderse Dünya da öyle gider “ demiştir. Bundan daha açık bir anlatım olabilirmi? Onun için Kryon, bütün “Işık İşçileri”nin yardımını istemiş ve var güçleri ile bu ülkeye Sevgi, Barış ve Huzurun duygularını, titreşimlerini göndermelerini, bu ülke insanları ile “Kalp” lerini birleştirmelerini istemiştir.

Bununla da yetinmeyip, “Kendinizi oraya demirleyin, zincirlerle bağlayın” demiştir. Onun için bu ülkeyi, sevgi için barış için “Meditasyonları n Odağı”, “Kalpler”in odağı olarak tarif etmiştir…

Sevgili Işık İşçileri, bir kez daha “Kalplerinizi”, sevginizi ve aydınlık farkındalığınızı bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına, liderlerine, barış, sevgi, huzur ve mutluluk dolu bir Dünya için odaklayın… Bir kez daha Meditasyonları nızın odak noktası, bu ülke insanlarının, liderlerinin barış, sevgi ve huzur için “Aydınlık Farkındalığa” kavuşması olsun…

Sevgi, barış ve huzurla…

Kaynak :

http://www.reikiyasam.com

Süleyman Kara

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bende 2.serisini okuyorum bunda anlamayacak bir şey yok ki, en çok pisikopat orada, nüfusun neredeyse tamamı pisikopat, onlarda hiç ışık yok, en çok kaynayan yer orası,israil ile fazlasıyla ilgileniyor o yüzden,israil savaş yanlısı tutum sergilemese böyle olmayacak,her yer değişti onlar değişmedi.

sefa özcan 
 18.04.2012 15:38
Cevap :
Çok haklısınız Sefa Bey. Kryon özellikle dikkat çekiyor İsrail'e, ama anlayan kim ?! Allah hepimizi onların şerlerinden korusun. Tanıştığımıza sevindim, Kryon'a ilginize daha çok sevindim. Sevgiler, selamlar, saygılar sunarım.  18.04.2012 15:53
 

simdi daha uzuldum! Abd orijinli her sey dogrudur mantigi cikar soyleminizden ki uzer!Inanclarin rasyonel olanlari kisiye ozgudur irrasyonelleri sistemin disindadir.Farkli dusunmemiz sizi uzmesin bilime olan inancim ve yonum beni boylesi itiyor. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 12.09.2011 22:39
Cevap :
Sadece bilgi vermek için orijin ABD demiştim, birşeyleri haklı veya haksız çıkartmak için değil elbette. Takdir edersiniz ki inançlar kişiye özeldir. İnancıyla ilgili bir insanla tartışmak, onu haksız çıkartmaya çalışmak ve yargılamak bizlere yakışmaz. Teşekkür ederim yorumunuz için. Sevgiler, saygılar sunarım.  13.09.2011 14:03
 

bugün dünya medyasının İsrail'in tekelinde olduğunu bilmeyen kalmadı. Mel Gibson Yahudilere laf söyledi diye böylesine önlü aktörün nerdeyse hayatını bitireceklerdi. Sonunda adam özür dileyip kurtuldu. Amerikanın en saygın ve 50 yıllık gazetecilerinden Hellen Tomas "Yahudilerin filistinde ne işi var?" dediği için işinden kovuldu. Holywwod ta çevrilen her filmde muhakkak iyi karakterli sevecen bir Yahudi muhakkkak vardır. Ünlü aktörlerin çoğu yahudidir, ya da sempitazanı. Madonnadan tutun Al pacino ya kadar. Hollywood'ta yahudi karşıtı tek film çevirilemez. Gazetelerde Yahudi karşıtı yazı çıkamaz. Bunu sağlamak için Mossad Amerikan derin devletinin içine çöreklenmiştir ve bir çok operasyon yapmaktadır. Operasyonların birinci hedefi Amerikan ve dünya halklarını inançlarından uzaklaştırmaktır. Çünkü bir hristiyana göre Yahudiler Hz.İsa yı öldüren gerçek katillerdir. Gerçek hristiyan böyle düşünür. Bu algıyı değiştirmek Mossad'ın vazifesidir. Bunun için her argumanı kullanırlar.

Fatırcı 
 12.09.2011 18:17
Cevap :
Merhaba, yorumunuz için teşekkür ederim. Sanırm Hz. İsa'nın Yahudi kökenli olduğunu hatırlatmak gerekir bahsettiğiniz Hristiyanlara. Saygılarımla.  13.09.2011 12:05
 

İsrail'e sadece yabancıların verdiği destekle gözümüzü dışarı çevirmemizin yanlış olduğunu düşünüp içimizde yani ülkemizde de bir sürü köstebek olduğunu dile getirmek isterim. Sevgiler...

Esrarengiz.Şehir 
 10.09.2011 20:31
Cevap :
Çok haklısınız. Köstebekler her yanımızda! Biraz dikkatli gözler, analiz eden her beyin bunun farkına varır. Önemli bir konuya dikkat çektiğiniz için teşekkür ederim. Sevgiler, selamlar. Güzel bir haftasonu dilerim.  12.09.2011 9:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 559
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8143
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster