Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ağustos '08

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
2351
 

Kuantum Düşünce Antalya'da

19 temmuz 2008 akşamı, çok güzel bir bahçede Kuantum Yaşam Koçluğu Merkezinin açılışını yaptık dostlarımızla. O akşam, farklı düşünsel açılımları yansıtan portakal rengi bir bahçe hazırladık misafirlerimize. Gün ışığının akşama yansımasının, umudun, hayatın akışında yüzümüzü hep ışığa çevirmenin bilgeliğini imgeleyen ayçiçeklerinin rengiyle…

Bahçeye girerken aralarından geçtiğimiz ve bahçenin en uzak köşelerine kadar serpiştirilmiş ayaklı şamdanlarda yanan mumların alevi, her yeni başlangıcın, o insanın içine sığmayan coşkusunu titreştiriyordu içimde. Küçük bir konuşma yaptım dostlarımıza. Onlara Kuantum yaşam koçluğunu anlattım doğaçlama cümlelerle. Anladım ki, birlikte böyle bir akşamı paylaşmaktan herkes keyif almış; gelenler gelemeyenlere “Ne hoş bir akşamdı” diye anlattığına göre…


Hayatımız üzerine hep bir şeyler söylemek isteriz. Geçmişi anmak, geçmiş zaman diliminde, ”o günkü kendimizi yorumlamak bazen hoşumuza gitmese de yine de düşünürüz. Bizi bize anlatacak birine rastlarsak bir de, o zaman daha heyecanla bakarız geçmişimize. İşte bu, değişen dünyanın yeni çağ insanının en belirgin özelliği. Kendimizi anlamak, dış dünya ile etkileşimimizi görmek ve en önemlisi kendini olduğu gibi kabul edip sevebilmek kişisel gelişimin ilk basamağı artık. Ardından sıra, her şeye ve herkese kendi gerçekliği içinden bakabilmeye geliyor.

Sonuçta diyebiliyoruz ki, dünyanın eski değerleri değişiyor. Yerine yeni değerler koymakta gecikiyor insanlık. İnsanın kendini keşfi daha ön planda şimdi. Çünkü evreni anlamak insanı anlamaktan geçiyor. Ucu bucağını algılayamadığımız için sonsuz deyip geçtiğimiz evrenin, küçücük bir parçası olmanın aslında ne kadar da önemli olduğunu anlayıp şaşırıyoruz.

Bir Kuantum Yaşam Koçu ile iletişime başlamak bir kapıyı çalmak gibi. Kendimizi ve kaderimizi tanımak için bu kapıdan giriyoruz ve sonra birçok kapı olduğunu görüyoruz önümüzde. Çünkü bu iletişim Kuantum Düşünce Tekniğini uygulamasını içeriyor. Benim de Kuantum Yaşam Koçluğunu kendime iş olarak seçmemin sebebi Kuantum Düşünce ile tanışmam oldu.

Her şey, aynaya bakar gibi karşıdan kendimize bakmamızla başlıyor.Hayatımıza bakıyoruz böylece. Neler yaşamışız?, karşılaştığımız olaylara nasıl tepkiler vermişiz? ve neden benzer olayları yaşamaya devam ediyoruz.? Çok istediğimiz bir şeyi elde etmek için çok uğraştığımız halde neden olmuyor? Neden hastalanıyoruz? Kader mi bu?

Bu soruların cevabını bulmayı kim istemez? İşte bu noktada “Sürüngen beyin” denilen hayatımız üzerinde çok etkili bir organımız olduğunu öğreniyoruz. Dünyanın oluşumundan sonra yeryüzünde yaşamaya başlayan ilk sürüngen, devasa canlıların beyni olduğu için, adı sürüngen beyin yani ilkel beyin.

Günümüz insanının, duygusal beyin ve neo korteks diye adlandırılan üst beyin kısımlarının altında, yaşamın akışı içinde hala hükmünü en etkin şekilde sürdürebilen alt beynimiz, bu bahsedilen.. Öyle bir hüküm ki “savaş yada öl” mantığını kullanırken, bizim için iyi ve doğru olan mantık ve düşünceden tamamen habersiz. Üstelik biz farkında olmadığımız sürece, hayatımızda hem, istemediğimiz şeyleri yaşamamıza sebep oluyor hem de kısır döngülerimizi devam ettiriyor. Çünkü bildiği tek mantığı kullanıyor : “Varlığını Devam Ettirmek Üzere Güvende Olmak”

Kuantum Yaşam Koçu olarak, danışanımın, kendisiyle bu anlamda yüzleşmenizi sağlamak üzere ilk seansımı yapıyorum. Sürüngen beynin kendi mantığınca almış olduğu karara “ Negatif çekirdek inanç” diyoruz. Bunu bulmakta danışanımla tam bir işbirliği içinde olmamız gerekli. Çünkü insan daralıp, çıkmaz sokağa girdiğini farketmediği sürece değişime direnç gösterir. İşte o nedenle danışanlar bir kuantum yaşam koçuna yalnız ve yalnız kendi iradeleri ile başvururlar. O güne kadar bu negatif çekirdek inancından habersiz oluyorlar. Tek bir cümle ile ifade edilebilen bu çekirdek inancın değişmesi, danışanın kararına bağlı. Bundan böyle hayatında kurban rolüne devam mı edecek; yoksa hayatının kahramanı mı olacak, karar veriyor. Karar kahramanlıktan yana ise, değişim kaçınılmazdır. Böylece, sürüngen beynimizin hayatımız üzerindeki komutasını elinden almış oluruz. Unutmayın yalnız Siz İsterseniz kendi HAYATINIZIN EFENDİSİ olabilirsiniz. Kuantum yaşam koçu olarak ben, değişim yolunuza ışık tutmak üzere Antalya Kaleiçi’nde O bahçedeyim.

Esin ÇAKIROĞLU GÖRMEZ

Endüstri Müh.

Kuantum Yaşam Koçu

BEST MEDİA CENTER

KUANTUM YAŞAM KOÇLUĞU MERKEZİ

Tuzcular mah. Mecit sok.No: 19 Kaleiçi – ANTALYA

Randevu için: 0 242 247 80 39

http://www.antalyakuantum.com/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Qantum yaşam koçluğu tam anlamadım daha çok hangi alanla ilgilidir?

Savaş DÖNEN 
 28.08.2008 12:14
Cevap :
KUANTUM DÜŞÜNCE GEÇMİŞİMİZDEN BUGÜNE TAŞIDIĞIMIZ GEREKSİZ YÜKLERİ VE PROBLEM YARATMIŞ DÜŞÜNCELERDEN ARINMAMIZI SAĞLAR. yAŞAM KOÇLUĞU İSE GELECEĞE İLİŞKİN GERÇEK HEDEFLERİMİZE NASIL ULAŞACAĞIMIZDA YOLUMUZA IŞIK TUTAN KİŞİ KONUMUNDADIR.kUANTUM YAŞAM KOÇU GEÇMİŞİ TEMİZLEYİP YENİ UFUKLARA YELKEN AÇTIRAN BİR HİZMET SUNAR. hANGİ KONUYLA İLGİLİ SORUNUZA BU AÇIKLAMALARIM DOĞRULTUSUNDA RUHUN YENİDEN İNŞASI İÇİN PSİKOTERAPİ GİBİ DİYEBİLİRİM.  01.09.2008 22:09
 

Sevgili Esin; Çağrılı olduğumuz bu yeni işin merkezine gelemedik, biliyorsun gerekçelerimizi. Birde MB'da hayırlı olsun dileklerimizi ileteyim, aile adına. Evet, aynı zamanda Milliyet Blog'a da hoş geldin. İlk blog için de kutlayayım. Vallahi 'o bahçe' yi bir türlü bulamıyorum, ama mutlaka geleceğim. Selamlar, H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 03.08.2008 20:06
Cevap :
Sevgili Hüseyin komşum, arkadaşım; Blog yazılarıma ilk yorum aldığım kişi olmuştun. İki aydır home ofis çalışıyorum biliyorsun. Artık arayıp bulmak zorunda olduğun bir bahçem de yok. Çünkü aynı bahçenin içinde oturuyor ve görüşüyoruz. Ama bir yaşam koçu olarak hayatla ilgili engellerin nasıl kaldırılabileceği konusundaki sorularını bekliyorum doğal olarak. Neden hiç sesin çıkmıyor? Demek ki herşey yolunda... öyle mi?  18.12.2008 13:42
 

Kahraman olmayı kim istemez ki? Sürüngen beynimiz de aslında sürünmek istemiyordur bence. Yaşamımız boyunca peşimizden gelen etik kurallar, elalem ne der kaygıları, benliğimize yapışıp kalmış, illâ ki yapmak zorunda olduğumuzu sandığımız, misyonumuz addettiğimiz bir dolu anlamsız şey. Bunlarla nasıl savaşacağımızı biliyoruz bilmesine de; teoride yaparım dediğimiz şeyi, pratikte yapmak kolay değil. Herkesin de harcı değil. Zaten yapan da kahraman oluyor yazdığınız gibi. Yazılarınızın ışık saçacağını düşünüyorum. Bu nedenle okurunuz olacağım şüphesiz. Kaleiçi'ndeki bahçelerin kokusunu iyi bilirim. Şanslısınız:) Sevgi ve saygımla...

Tülin Aksoy 
 03.08.2008 18:17
Cevap :
Sevgili Tülin hanım; Yorumunuza şimdi cevap verebiliyorum. Demek ki, en uygun zaman şu anmış. Sürüngen beynimiz de sürünmek istemiyordur diyorsunuz. Çok haklısınız, kimse sürünmek istemez. Hayat sürekli, ileri doğru bir akıştır. Ancak sürüngen beynimiz kendisine verilmiş olan; hayat idamesini sürdürmek görevi için bizi güvende olacağımızı sandığı bir kararda tutar. Bunu yapmakla her bir hücremiz gibi o da görevini en doğru şekilde yapmanın bilinci içindedir. Ama bilgi, düşünce ve hislerimizin en güzel harmanlamasını yapmak, bizim düşünen (neokorteks) beynimizin görevidir. Sürüngen beynimizin bizim en güvenli halimizi korumak için uğraştığının bilişiyle; zihnimizi yeniden programlamaya karar vermek te yine onun görevidir. İşte o, "pratikte yapmak zor " dediğiniz duruma gelebilmenin ilk basamağı da, akıl ile gönülün bir olmasına izin verebilmektir. Sevgi ve saygılarımla, geçmiş bayramınızı kutluyorum.  18.12.2008 14:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1311
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Antalya doğumluyum ve Antalya 'da yaşamaktayım. Dokuz Eylül üniversitesi mezunu endüstri mühendisiyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster