Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '17

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
78
 

Kuantum kuramı ve kişioğlu

KUANTUM  KURAMI  VE KİŞİOĞLU

Yazan:Uçar Demirkan

Hastanede muayene sıramı beklerken bir bayan doktor cep telefonuyla görüşmek için odasına girdi. Odasının kapısı açık kalmıştı ve kapı camından kadını izleyebiliyordum, görüyordum.

Sonra kalkıp odasının kapısını kapattı ve ben onu göremez oldum. Oysa, o oradaydı ve ben onu göremediğim için yoktu. Ben onu görünce var oluyordu.

Ayni olgu uzay çalışmalarında da gözleniyordu. Bir füze uzaya gönderilirken onu gökyüzünde izleyebiliyoruz. Bir süre sonra ufukta ve gökyüzünde görülmez oluyor. Oysa, o füze orada ve yükselmeyi sürdürüyor.

Uzay istasyonunda çalışan bir astronot  o füzeyi yeryüzünde iken görmemektedir. Oysa, o füze vardır. .  Füze uzay istasyonunun yakınından geçerken astronot  onu görmekte, gözlemlemektedir. Olmayan füze, birden var olmaktadır.

Kuantumlar aleminde olaylar böyle gelişmektedir. Her varlık biz onu gördüğümüz, gözlediğimiz için var olmaktadır.Kuarklar(ato altı parçacıklar) aniden bir yerde görünmekte ve sonra başka yörüngede gözlenmektedir.

Diğer yandan, varlıklar bir yerden yansıdığında onu görüyoruz. Gerçekte, tüm varlıklar yansımalardır. Odasının kapısını kapatan bayan doktor bir başka paralel evrene geçmekte ve ben kapı camında onun yansımasını gözleyip varlığından bilgili olmamaktayım. Çünkü onun aslını gözleyememekteyim.

Dinlerdeki cennet ve cehennem kavramları bu paralel evrenler kavramıyla eşdeğerli olabilir. Oralara geçenleri görememekte ve gözleyememekteyiz.

Gerçekten de günlük yaşamımdaki ben ve tüm varlıklar  aynadaki yansımalarız. Hangi aynada yansımaktayız?  Ünlü şair Ahmet Hamdi Tanpınar bu sorunun yanıtını vermiştir. “Ne içindeyim zamanın-Ne de büsbütün dışında” diyerek kişioğlunun ve tüm varlıkların zamanda yansıdığını anlatmak istemiştir. Nitekim, uyuduğumuzda-Yarı ölüm durumu-  zamanın dışına çıkmakta ve bir başka paralel evrene geçmekteyiz. Üstelik düşlerimizde  zamanda ileriye ve geriye giderek de zamanda başka paralel evrenlere de gidebilmekteyiz. Tıpkı  kuantum kuramındaki kuarklar(atom altı parçacıklar)ın spin atması(sıçraması, otomobil gibi kendi çevresinde dönmesi)gibi zamanda sıçramalar yapabilmekteyiz.

Kimbilir, belki de uzayın devasa büyüklüğü düşünüldüğünde bizler de uzayın kuarkları olabiliriz. Biz de kuarklar gibi, kararsız devinimlerde bulunmakta ve bir yörüngeden diğerine spin atmaktayızdır.

Bazı bilim adamları belki de bunu belirtmek için “gerçek yaşamımız düşlerdir. Günlük yaşamımız ise düştür” demektedirler.   

Eski Yunan düşünürlerine göre tüm varlıklar tanrıların mağara duvarındaki gölgeleridir. Benzer varsayım Bektaşilikte de vardır.  Buna göre varlıklar tanrının aynadaki yansımasıdır. Her iki varsayıma göre “Enelhak-ben tanrıyım” söylemi  doğru olmamaktadır. Çünkü, tanrıyla varlıklar arasında bir ayniyet bağı yoktur. Ancak, varlıklar yansımadır.

Evrenin yaklaşık yüzde onu varlıklardan oluşmaktadır. Geri kalan kesim ise “karanlık madde” denilen boşluktan oluşmaktadır. Big Bang varsayımına göre varlıklar bu karanlık maddeden oluştu. 

Bu karanlık madde ile varlıklar arasındaki ilişki süreklidir. Sürekli olarak karanlık madde varlıklara ve varlıklar da karanlık maddeye dönüşmektedir ve bu olgu sonsuza dek sürecektir.

Dolayısıyla varlıklar için sözü edilen ölüm ve yok olma kavramları yanlış olmaktadır. Hiçbir şey yok olmamakta ve yalnızca “Enerji dönüşümü” ne uğramaktadır. Ben,  tüm varlıklar gibi bir enerji topağıyımdır.  Çünkü, varlıkların temelinde bulunan atomlar ve atom altı paracıklar birer enerji topağıdırlar. Tüm varlıklar da.  Ölünce toprak, kurtlar ve bitkiler olarak dönüşüyorum.

Big Bang de ortaya çıkan enerji durmadan artmakta ve yeni varlıklar ortaya çıkmaktadır. Galaksimiz, yerküremiz ve yerküredeki tüm varlıklar böyle olmuştur.  Karanlık  madde durmaksızın enerjiye dönüşmektedir. Yeni galaksiler, yeni güneşler, yeni yerküreler oluşmaktadır.  Bu sonsuza dek böyle sürecektir.

Çünkü durmaksızın atom altı paracıklar oluşmakta ve bunların nasıl davrandıkları gözlenememektedir. Uzaya yolladığımız bir füzeyi bir süre sonra gözleyememekteyiz. Ancak, onunla kurduğumuz haberleşme sistemleri  ile varlığını ve nerede olduğunu saptayabiliyoruz. Buradan hareketle,  makro  kozmosta kullandığımız yöntemler ile ya da benzerleri yöntemler  ile mikro kozmostaki kuantum varlıkları ile de ilişki kurmamız olanaklı görünmektedir.

Tıpkı Edison’un yaptığı gibi, bu ilişkiyi kurmaya yararlı tüm maddeleri ve yöntemleri denemeli  ve  kuarkları(atom altı parçacıkları) gözlemlemeli ve onlarla ilişkiye girebilmeliyiz.

Uykularımızın bizlere bu alanda önemli olanaklar sunduğu anlaşılmaktadır.  İstediğimiz zaman uyumalı ve düş görebilmeliyiz. Düşlerimizde zamanda ve mekanda yer değiştirebilmeliyiz.  Hatta,  düşlerimizdeki istediğimiz zamana yansıyabilmeliyiz.

Kim bilir, belki de yerküremizin bazı yerlerinde bu alanda deneyler yapılmaktadır.

Bu neye yarayacak diyorsak, kendimizi ve uzayı biraz daha yakından tanımamıza ve bilmemize yarayacağını düşünebiliriz

Nereden gelip nereye gidiyoruz sorusuna yanıt bulabiliriz….

Uzayda araçsız gereçsiz yolculuk bile yapabiliriz. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 440
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster