Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '10

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
3451
 

Kuantum Kuramı ve Mucizeler

Kuantum Kuramı ve Mucizeler
 

Kuantum ve özgür irade


Bugüne dek sayısız kez bilinçli, sistematik bir çalışma ile dileklerimi gerçek kıldım, yani mucizelere imzamı attım.

İtiraf ediyorum, bütün bu isteklerimi ise kuantum alana müdahale ederek gerçekleştirdim!

Nasıl peki? Bu kadar kolay mı diyenler olacak. Sistemin işleyişini ve mantığını bir kez çözdüğünüz zaman gayet kolay. Ama bu başka bir yazının konusu.

Bu yazıdaki soru şu;

Peki, ben kuantum alana müdahale ederek, Tanrı'ya karşı mı geldim, benim için Tanrı'nın hedeflediği kaderi öteledim veya yok mu ettim?

Bunun yanıtını değerli öğretmen ve araştırmacı Doç. Dr. Haluk Berkmen bakın nasıl yanıtlıyor.

<> <> <> <>

Tanrı'nın mucizeleri gerçekleştirmesinin, doğa yasaları çerçevesinde, kuantum belirsizliklerini belirlemesi ile mümkün olduğunu savunarak, sadece bir olasılığın gerçekleşme ihtimalinin olduğunu iyi bilmek gerekiyor.

Bir şeyin mümkün olması, onun mutlaka meydana geleceği anlamına gelmez.

O halde kuantum fiziğinin ışığı altında, özgür iradeye farklı bir bakışla yaklaşmak mümkün.

Kuantum kuramındaki belirsizliklerin saptanmasıyla, mucizeler de evrendeki ani ve keskin değişimlerde açıklanabilmektedir.

Bu da bize Tanrı'nın etkinliğinin bu şekilde oluştuğu anlamına gelmese de, modern bilim anlayışının, doğa yasaları ihlal edilmeksizin, mucizelerin ve Tanrısal etkinliğin gerçekleşmesine olanak tanıdığını gösteriyor.

Tanrı'nın mucizeleri nasıl gerçekleştirmiş olduğuna dair, bilimsel bir bilgiye sahip değiliz.

Tanrı katındaki yasaların fizik biliminde şu ana kadar gördüğümüz, bildiğimiz doğa yasalarıyla aynı olduğunu savunmak galiba büyük bir saflık olur.

Evrenbilimin derin yasaları arasında çözülmeyen ve henüz kullanmadığımız kim bilir ne kadar çok yasa var.

Tanrısal yasaların fizik yasalarından daha geniş yasalar olduğunu kabul edersek, Tanrı'nın bir eliyle koyduğu yasaları, diğer eliyle bozduğuna dair mucizelere getirilen itiraz geçersiz olur.

Mucizeleri sadece kuantum düzeyde ani bir sıçrama olarak tanımlamak mümkündür.

Mucizeler ile özgür irade çelişmez.

Mucize daha çok Külli İrade'nin, kendi kontrol sistemi içinde Cüzi İrade ile birlikte oluşturduğu bir sıçramadır ve tabi ki tam olarak nerede başlayıp, nerede bittiği hakkında bir sınır koyabilmek de bugünkü bilimin sınırları içinde mümkün değildir.

Tüm nesnelerin hem dalga hem parçacık özelliğine sahip oldukları görüşü Kuantum kuramı tarafından ileri sürülmüş ve deneysel olarak da kanıtlanmıştır. Nesnel parçacıklar olan elektronlarla yapılan deneyler onların da dalgasal bir yapı sergilediklerini açıkça göstermiştir.

Şu halde her varlığın iki farklı fakat tamamlayıcı yönü bulunmaktadır. Bu iki yönden biri dalgasal yapının gereği olan süreklilik ve uzam içinde sınırsızlık, diğeri ise kesiklilik ve parçacık yapısının gereği olan sınırlılık ile sonluluk. Her iki özellik de aynı derecede temel ve önemlidir. İki özelliği ayırmak yerine birleştirmenin önemli ve gerekli olduğu kanısı reel bir kanıdır. Bu iki özellik sadece cansız nesnelere ait olmayıp, tüm var olan canlı ve cansızların temel yapısında bulunmaktadırlar.

Bu bakımdan bu iki özellik insan yapısında da bulunurlar. Süreklilik ve sınırsızlık bizim tin boyutumuzu, sonluluk ve sınırlılık ise bizim beden boyutumuzu oluşturur.

Tin boyutunda, bizim kendi yetimiz olan düşünce boyutu olduğu kadar çevrenin bize vermiş olduğu varsayımlar ve ön-kabuller de bulunur. Düşüncemizde özgür olduğumuzu sansak da çevrenin ve yaşadığımız toplumun kültürel baskıları özgür düşünmemizi engeller veya en azından bazı kısıtlamalar getirir.

Beden boyutunda ise genetik ve kalıtımsal özellikler olduğu kadar, doğuştan itibaren taşıdığımız bazı psikolojik bozukluklar da bulunabilir. Bu bakımdan bedenimiz de bizim özgür irademizi kısıtlar.

Tüm bu baskılar ve yönlendirmeler çerçevesinde insanın özgür iradesi ancak belli bir oranda kendini tam olarak ifade edebilir. Bu durumda yapılacak şey özgür irademizi anlamlı bir yaşam tarzı oluşturmak için yönlendirmektir. Anlamlı yaşam, mümkün olduğunca orta yolu izleyerek ve hem kendisine hem de çevresine yararlı ve hayırlı bir kişi olmayı başarabilmekten geçer.

<> <><> <>

Ben aradığım cevapları buldum ve içim rahat, umarım siz de bulmuşsunuzdur.

Saygılarımla,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yanlış anlaşılmasın lütfen. Benim tasavvufi düşünceye ve içgörüye saygım büyüktür. Ta 24 yaşımda 14 ciltlik mesnevi şerhini okuyup bitirmiştim. Sonra diğer dinlerdeki sufi çizgilerine de baktım ve gördüm ki Mayalar'ın dedikleri ile, Günay Afrikalı ruhanilerin dedikleri sanki aynı kaynaktan çıkmış gibi. Musevi ve Hıristiyan sufizmi de aynı şeyi söyler. Kuantum felsefesinin bunlara yakınlığı veya bizim bu ikisini beynimizde birleştirmemiz doğaldır; ama bence bu ikisini birbirine karıştırmamalı, ayrı disiplinlerin ayrı verileri olarak kendi mecralarında değerlendirmeliyiz. Şöyle ki: CERN'deki bilim insanları Tanrı Parçacığı=God Particle denen şeyi arıyorlar. Hadron çarpıştırıcıda her gün milyarlarca parçacık çarpışıyor ve bunlar inceleniyor. O parçacığı bulurlarsa ve ("Tanrı" dediğiniz şey bu parçacığın ta kendisi, her şeyi var eden zekâ ve her şeyin hammaddesi bu parçacıkmış.) derlerse, o zaman pek çok felsefe çöpe gider. Bilim ve ilahiyat paralel gitsin; ama aynileşmesin. Selamla, sevgi

Mehmet Sağlam 
 01.12.2010 15:52
Cevap :
İkisini birbirine karıştırmadığımdan eminim Mehmet Bey. Lütfen siz de emin olun olur mu ? :) (Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, herşeyi dinle açıklamaya çalışan insanlardan arkama bakmadan kaçarım!) Yazımda bambaşka bir konuydu anlatmak istediğim. Kuantum ile tasavvuf arasında gözüme çarpan paralelliklerdi... Cern'deki bilim adamları sonuçta ne bulurlar bilmem ama, kainatı yaratan ilahi bir gücün varlığı şüphe götürmez... Teşekkürler açıklamalar için.... selam, sevgi ve saygılarımı sunarım efendim.  01.12.2010 16:16
 

Haluk Bey'le yıllar önce yazışmış ve kuantlarla ilgili bilgilerinden yararlanmıştım. Zaten, ODTÜ'de öğretim üyesiydi ve ayrıca, Uluslararası Nükleer Enerji Ajansı (IAEA) Nükleer Tesisler Müfettişliği'nden emeklidir. Yani atomu ve atomik araştırmaları iyi bilir; ama işte SECRET kitabını yazanlar gibi, o da bilimsel gerçeklere kendi kişisel inançlarını ve özellikle Mevlevilerin sema ayinlerindeki dönme hareketi ile elektronun atom çekirdeği etrafında dönmesini aynileştirerek sübjektif görüşlerini katmış, bilimsel kimliğinden uzaklaşmıştır. Bu konuda okuduklarınızın ve uygulamalarınızın size yaramış olmasından gerçekten büyük mutluluk duydum Nilgün Hanım!:-)) Ama bunu bence siz de evrensel bir doğruymuş gibi lanse etmemelisiniz. Zira bunun işe yaramadığını deneyimlemiş on binlerce insan var yeryüzünde (Google Amca'ya İngilizce sorarsanız, yüz binlerce sayfa çıkar karşınıza...) "Kuantum'un ne olduğunu anladım, diyenler, onu anlamamışlardır!" sözüne dikkat lütfen :-)) Selamla, sevgiyle.MS

Mehmet Sağlam 
 30.11.2010 23:22
Cevap :
Sayın Mehmet Bey, Haluk Bey'in sitesinden bazı yazılarını okudum ve kendisini şahsen değil, gıyaben tanımaktayım. Bir hayranı veya onu takip eden biri değilim. Öncelikle bunu belirtmek isterim. Bu yüzden onun yazılarını topluma lanse etmek veya Haluk Bey'in doğrularını benimseyin gibi bir mesaj yok yazımın içinde. Evet, Haluk Bey'in kuantum kuramını tasavvuf felsefesi ile birleştirmiş olması bilimsel kimliğinden uzaklaşması olarak düşünülebilir. Bunu bilimle uğraşmayan biri, mesela ben söyleseydim, eminim bu kadar tepki vermezdiniz. O zaman bana kulak veriniz lütfen. Uzun süredir kuantumla ilgili araştırıyorum ve okuyorum. Okumakta olduğum kitaplardaki tespitlerle İslami tefekkür arasında gördüğüm paralelliği bir süredir fark ediyorum. Bunlar bana ait tespitlerdir ben bilim kadını değilim :) Sadece benim benzetmelerim ve görüşlerimdir. Umarım bu açıklama sizi biraz da olsa rahatlatmıştır. Saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum yorumunuz için.  01.12.2010 9:30
 

Sizi kutluyorum Sayın Aktaş, araştırmalarınıza ara vermeyin "özde birlik" gerçeğini idrak etmişsiniz. Saygılarımla Av.Yenal Ünseli

Yenal Ünseli 
 29.11.2010 21:38
Cevap :
Teşekkür ediyorum Yenal Bey. Umarım yeryüzünde kolektif bilinci geliştirerek "özde birlik" gerçeğini daha hızlı tezahür ettiririz. En derin saygılarımla...  30.11.2010 8:43
 

Kuantum fiziği ile ilgili araştırma ve çalışmalarınızı tebrik ederim. Yazınızın son paragrafı, kendimi bildim bileli, uyguladığım yaşam felsefem: "hem kendime hem de başkalarına yararlı olmak"...Esenlikler dilerim...

Yurdagül Alkan 
 29.11.2010 13:50
Cevap :
Teşekkür ediyorum ilgi ve beğeninize Yurdagül Hanım... Kuantum kuramı ile son 3 yıldır ilgileniyorum. Bu felsefeyi öğrenmeye ve hayatımda uygulamaya çalışıyorum. Kuantum felsefenin yaşamımda çok büyük katkılarını gördüm. Özellikle altını çizdiğiniz gibi "kendime ve başkalarına fayda" bana bol bol "iyilik" kattı her anlamda.. Sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum.  29.11.2010 14:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 563
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8516
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster