Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
10469
 

Kucak kucağa türbanlı kızlar

İnsanın bu ne perhiz, bu ne İpekçi diyesi geliyor!
Bir geri dönüş.
Tepki veren tarafın gönlünü alma.
Derken, yaptığını toparlamaya çalışma.
Arkasından, bir çuval inciri berbat etme!

Hey be!
Nedir bu şimdi:

“NTV’de ’Haydi Gel Bizimle Ol’ programına konuk olan tasarımcı Cemil İpekçi; ailesinin baskısıyla türban takan bazı kızların,sokakta çok farklı davrandığına vurgu yaptı. İpekçi’ nin sözleri türbanlı aileleri kızdıracak cinstendi:

Pınar Kür: Bunlar kendi kendilerine karar veren insanlar değil. Aile baskısı. Herkes sizin babanız kadar hoşgörülü mü zannediyorsunuz?

Cemil İpekçi: Hayır değil.

Pınar Kür: Bu çocukların, daha ilkokuldan itibaren başlarını bağlıyorlar. Zorluyorlar.

Cemil İpekçi: O başını bağlayanlar da ne yapıyor? Ortaköy’e gidiyor başı bağlı. Ruju sürmüş, çocuğun kucağına oturuyor. Bu Ramazan’da ben 30 gün boyunca, hemen hemen 15 kere Sultanahmet’e gittim. Ben eğlencesini çok seviyorum. Sultanahmet Meydanı, çocuklar Hyde Park gibiydi. Başlar türbanlı, sevgililerle el ele, dudak dudağa... Hele taksiden bir hanım indi. Ben bu kadar afet i devran Neriman da bir şey görmedim. Yani bu kadar güzel varlık da, görmedim. Muazzam bir yüzü var. Türban takmış, hafif omuzları açık bir tişört, göbeği de meydanda.”

Cemil İpekçi aile baskısı ile türban takan kızların, bunun intikamını bu şekilde aldıklarını öne sürdü. Ardından da ekledi: “Ancak ne amaçla olursa olsun, bir kişi türban takmak istiyorsa; bu onun hakkıdır ve yasaklanamaz."” (televizyon gazetesi)

Ben cesur ve tarafsız bir insanım. Doğruya doğru, gerçeğe gerçek. Her şeyi olduğu gibi gözlemlerim, söylerim ve fikrimi beyan ederim mi?

Ülke gündeminde ses getirecek bazı yorumlarda bulundu İpekçi. Bunun sonucunda yazıldı, çizildi, konuşuldu. Kendiside bununla birlikte, medyada boy gösterdi. Zaten gündem, balonları pek sever ve uçurmak için zemin arar. Akıllıca bir ataktı ama, çekirge öyle bir üçüncü zıplayış yaptı ki, diğer beyanı silip süpürdü, bu beyan:

Rujunu sürmüş başı bağlılar.
Erkek arkadaşıyla kucak kucağa oturan başı bağlılar.
Sevgilisiyle el ele, dudak dudağa olan başı bağlılar.
Afet i devran başı bağlılar.
Omuzları açık, göbeği meydanda başı bağlılar.
Aile baskısından kapanıp, intikamını bu şekilde alan başı bağlılar, şeklindeydi.

Sosyolojik bir saptamada bulunup, altını gayet kalın bir şekilde çizdikten sonra:” Türban takmak isteyen takmalı, bu onun hakkıdır ve yasaklanamaz” demek ne derece doğru?
Kendi ipini, kendi elleriyle boynuna geçirmiyor mu İpekçi?

Peki demezler mi o zaman:
Aile baskısıyla kapanıp, intikam için aşırı hareketlerde bulunan türbanlı kızların; gönüllü kapanmak istemesinden söz edilebilir mi?
Ve de bilinçli, ve de kendi rızasıyla?!
Sorulsa onlara. Korkusuzca cevap verebilseler:
Kaçı kapanmak isteyecek?
Kaçı kapanmak istemeyecek?

Aslında İpekçi’ nin vurguladığı, pekte yabana atılır bir saptama değil. Daha öncede benzer sözleri duymuştuk:

“Arkadaş zor geliyorsa, çıkar kafandaki örtüyü. Sana zorla taktıran mı var? Bir salaşlık, bir derbederlik. Sanki kafasındaki iki kılı kapatınca hatun kişi, bütün vazifelerini tamamlamış gibi vücudunu orta yere saçıveriyor. Acaba Müslüman kadının sadece saçı kıymetli, en mahrem vücut azaları çok mu değersiz? diye düşünmekte insanlar. Göbekler, göğüsler, kalçalar orta yerde.

Kadıncağız, adeta amazon gibi sokağa fırlamış. Bizim cephede bir amazonluk, bir yarı çıplaklık almış başını gidiyor. Arkadaşlar zor geliyorsa takmayıverirsiniz şu örtüyü olur biter. Hem bu konuda sadece kadını suçlamam da yersiz.
En büyük suçlu, erkek cinsi yine.

Geçen gün baktım anlı şanlı delikanlı, kolundaki eşi yarı çıplak. Dapdar bir pantolon, neredeyse bağırsaklarının başlangıç ve bitiş yeri ortada. Üzerinde uzun bir ceket yok. Derisine yapışmış bir mini bluz. Ve bu trajik tabloya arsızca, bir de baş bağlamış. Bu görüntüyü veren kadından çok erkeğe baktım. Acaba oğlan kör mü diye. Aval aval ağzını açmış etrafı seyreden delikanlı, yanındaki kadının yarı çıplaklığını göremeyecek kadar aptaldı.
Tesettürün bozulmasında en büyük suçlu erkekler.”(M. A. Gün)

Böyle olunca, meydana gelen durumun adı: Gönülsüz yapılan işten ortaya çıkan, ucubik karmaşadır.
Temelsiz, eğitimsiz, bilinçsiz bir dini yaşam misyonunu, örtüye endekslemek; “Kapatta ne yaparsan yap” “Nasıl olursan ol” “Açıklardan bir farkım yok” anlayışını taşı gayretlerinin sonucudur.
Gittikçe ilerleyen çağda, modern eksenli dini anlayışı toplum yaşantısına uyarlayabilmek sanıldığı kadar kolay değildir.
Yoksa ortaya çıkarılan, yeni bir din anlayış olur ki; kim, ne yapmaya ve neyi değiştirmeye çalışıyor, düşünmek lazım gelir!
Tabii, derinlemesine düşünmeli mi?
Pek gerek yok aslında, durum ortada:
Yarı çıplak, sevgilileriyle kucak kucağa kapalı kızlar olmaya devam edecek!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çünkü..her geçen gün karşılaştığımız farklı farklı RTE markalı türbanmodası galiba Türkiyede ki farklı çılgınlığın habercisi gibi..çogu kimsenin bilinçsizce,özellikle bazı kesimlerin evlenmek babında sıgındıgı bir mabed gibi görmeye başladım ben..sizce?

Sami Murat 
 28.01.2008 22:01
 

Yazı güzel (diğerleri gibi), üslup güzel (diğerleri gibi), tespitler güzel (diğerleri gibi)... Ama yorumlardan birine verilen bi adet cevap hepsinden güzel!...

hazandagüzeldir 
 08.01.2008 21:31
Cevap :
Sayın Hazan teşekkür ederim. Aslında kişisel olarak tanımadığım insanlarla bu üslupta konuşmak hoşuma gitmeyen durumlardan biri. Fakat bir yıl aşkın bir MB sakini olmaktan ve artık insanların neye nasıl tepki verdiklerini bilmemden dolayı bazen duygularıma söz geçiremiyorum. Ben burada kimseyi hedef alıp, takip edip, taciz etmedim. Fakat bazı insanlar toplum polisliğine soyunup, bunu yapmaya hakları olduğunu düşünüyorlar. Oysa herkes kendi dünyasına baksa, her şey çok daha yolunda gidecek. Fakat ülke insanımızın en büyük hasletlerinden biridir, ilgili olmadığına ilgili davranmak ve müdahale hakkını kendinde görmek.Ne büyük bir yanılgı oysaki. Ya da benim dusturum öyle. Şu aşamadan sonra, beni fazla etkilemiyor bu söylemler. Emin adımlar atmaya devam ediyorum ve ilerisi çok daha güzel olacak; hem benim için, hem MB için, hem MB deki dostlar için. Siz de bu ortam içinde olmaktan mutlu olun, şanslısınız çünkü. Her şey keyfinizce olsun. İyi akşamlar.  08.01.2008 22:40
 

Bizde bir hastalık var.Herkes bilmediği konularda fetva veriyor.Eğer bizim Aydınlarımız yada Aydın geçinenlerimiz istisnalara baş tacı...bu işi bu kadar kaşımasalardı ne türban nede şeriat nede bu geginlik olacaktı.Bırakın kimse ilgilenmesin .Dikkat çekmek bile yanlış rüya görenlerin rüyalarını besleyecektir.Ben Türbanın sorun olduğunu görmüyor ve düşünmüyorum.Sadece bundan malzeme çıkaranların rant elde etmeye çalışanların olduğunu düşünüyorum.

Adem YAKINCI 
 06.01.2008 14:10
Cevap :
Teşekkür ederim. Her şey gönlünüzce olsun. Her halde ilerleyeceğimiz epey yol var. Bekleyelim ve görelim bakalım.  08.01.2008 19:54
 

Yaklasik 7 yildir yurtdisinda yasiyorum ve 7 yildir Turkiye ile ilgili her turlu haberi internet araciligiyla takip ediyorum. Sagolsun milliyet, blog araciligiyla insanlarimizin neler dusunup nelerle ugrastigini asagi yukari guncel olarak takip edebiliyorum. Aslinda benim elestirim, bu yaziyi yazan arkadastan ziyade, milletin, sac bas, kic acma, kapama yahut nasil giyinirsen nasil yasamalisin tartismalarinin ve buna benzer dinle cembere alinmis dusunceleri ve yasami konu eden herkesedir. Yani nasil oldu da koca bir millet, 7 yilda bu tur hikayelerle bu kadar sarhos edilebildi, gercekten inanamiyorum. Gerci hos, zamaninda boru dosemek yerine, yagmur duasina cikan bir basbakan olursa bu millet ne yapsin??!

Saman 
 05.01.2008 23:46
Cevap :
Teşekkür ederim. Her şey istediğinizce olsun.  08.01.2008 19:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 432
Toplam yorum
: 2300
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 6117
Kayıt tarihi
: 08.10.06
 
 

Med cezir içinde kafasına estiği gibi yaşayan bir havva kızı birazcık kağıt kalem aşinalığı olmas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster