Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Aralık '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
72
 

Küçük beyinler

Uzun zaman oldu iki satır yazı yazmayalı.  Ne heveslerle başlamıştım yazmaya. Değinmediğim konu kalmıyordu. Kendi çapımda yazılar yazıyor, blog sayfaları oluşturuyor, çeşitli edebiyat sitelerine kayıt oluyordum. Beni rahatsız eden ya da etmeyen her ne konu varsa dilim döndüğünce, kalemimi oynatabildikçe yazıyordum. İlk yazı yazdığım yıllarda yazmanın ne kadar önemli olduğu gerçeğinin çok da farkında değildim. Özgürce ve rahatça yazdığımı zannediyordum. Eleştirileri can kulağıyla dinliyor yine de kafama göre hareket ediyordum.

İlerleyen zamanlarda benim gibi yazı yazanlara, düşüncelerini ifade eden kişilere yapılan saldırılar, çirkin sözler ve davranışlar hevesimi kırmaya başladı.  Sevdiğim yazarların hapse girmeleri, soruşturma geçirmeleri üzdü, kırdı beni aslında bu kadar güçsüz olmak da zoruma gitmiyor değildi hani…   Sonra sancılı iş günleri girdi devreye. Aslında o zamandan yazmalıydım yaşadıklarımı. Ne çok konu vardı yazılacak. Dile dökülecek rahatsız edici o kadar çok şey vardı ki ben sustum.  Ardından yeni girilen iş, uzun çalışma saati derken bir yılı buldu kalem oynatmayışım. 

Sığ ve küçük beyinlerin arasında kendi kendimi köreltmeye bıraktım. Ne haber izledim doğru düzgün, ne de gazete okudum. Kitap okuma sayısında da baya bir azalma oldu.  Oysa önceden hiç böyle biri değildim. Günde en az yarım saatimi gazete ve köşe yazarlarını okuyarak geçirirdim. Gündemi yakından takip ederdim. Çok meraklı ve araştırmaya yatkın biri değildim ama günümün yarıdan çoğu okumak ve izlemekle geçeri. Bunların yanı sıra sosyaldim de. Arkadaşlarımla ve ailemle daha çok zaman geçirirdim.

Fakat son bir yılımı kendime bir nevi zehir ettim. Türlü bahaneler buldum ve bu bahanelere sımsıkı sarıldım. Ben ben olmaktan çıktım. Tüm bunları kendim yaptım.  Çok da fazla haksızlık etmek istemiyorum kendime. Çünkü bir yanım hep direnmeye devam etti.  Yine gazete okudum ama eskisi gibi her detayına kadar değil. Köşe yazarı seçtim kendime bir iki tane onunla sınırlı kaldı. Kitap okuma sayısı düşse de yine elimdeydi kitaplar. Gündemi sadece son dakika haberlerinden takip ettim. Detaya ve araştırmalara girmedim.  Dedikodudan uzak güzel sohbeti olan dostlarımla görüşmeyi tercih ettim. Gerçekten bir şeyleri paylaşabildiğim.

 

Direnişlerim çaba gösterdi. Üzerimde ki ölü toprağını atmaya başladım.  Silkinip yeniden kendime gelmeye çalışıyorum. 

İşim çok zor biliyorum. Etrafımda küçük beyinleri olan insanlar o kadar çok ki. Sevimsizler, sevgiden ve anlayıştan uzaklar. İki yüzlü ve aşırı derece de riyakarlar. Algılarını kapattıkları içinde dedikodu çerçevesinde küçücük dünyaları var. Başkalarının mutsuzluklarından mutlu olmaları, kişileri ezerek bir yere gelme çabaları ile ne aciz ve zavvallı olduklarını bilmeden yaşamaları beni hep şaşırttı. Üzüldüğüm çok  zamanlar oldu.

 

Fakat geçte olsa anladım. Onların sayıları çok fazla ve ben nereye gidersem gideyim ve ne yaparsam yapayım bu tarz kişilerle hep karşılaşacağım.

Bu yüzden eskisinden olduğundan daha çok okumalı ve daha çok yazmalıyım.  Küçük beyinleri büyük beyinler yapmak adına kendi minik çabalarımla da olsa yapmalıyım. Yazacağım anlatacağım çok şey var. Birikenleri paylaşmalıyım.

Zaman yazma zamanı…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Asuman Hanım..."Milliyet.blog" ailesindeki beyinleri nasıl buluyorsunuz?:))...Selamlar.

cdenizkent 
 06.12.2015 10:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 130
Kayıt tarihi
: 16.05.14
 
 

Yazmak heves, yazmak tutku... Sadece amatör yazar, İçinden geldiği gibi yazar... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster